T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/115 Esas - 2022/404
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No: 2022/115
Karar No: 2022/404
Hakim:...
Katip:..
Davacı ...
Vekili: Av......
Davalılar: 1...
Vekili: Av. ..
...
Vekili: Av. ...
Dava: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi: 29/03/2022
Karar Tarihi: 08/12/2022
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 08/12/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalının .... sayısı ile işlem gören ... markalarını tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin anılan markalara... sayılı "fincan şekli .....yeni nesil anne sohbetleri” ibareli markalarını dayanak göstererek itiraz ettiğini, itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, müvekkili markalarının “....” mağazaları içerisinde yiyecek ve içecek satışı yapmak için oluşturulmuş markalar olduğunu, 2016 yılından beri faal olduğunu, “kafe ...” markasının tanınır hale geldiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının 43. Sınıf hizmetleri ortak kapsadığını, dava konusu markaların esas unsurunun “mesto” olduğunu, markalardaki “....” ibareleri, marka vasfı bulunmayan ek sözcükler olduğunu, aynı şekilde müvekkili markalarındaki “kafe” kelimesi ve şekil unsurlarının müvekkili markalarının esas unsurunun “.... olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davaya konu marka başvurularının esas unsuru ...” ibaresinden oluşmaktayken, mesnet gösterilen müvekkili firmaya ait tescilli markaların ise “..” esas unsurunu içeren seri markalardan oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ifade ederek, .... sayılı kararlarının iptaline,.. sayılı ve "mestocafe, mestoaltunizade" ibareli marka başvuruları tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı T... vekili cevaplarında özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; davacının kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini, markaların benzer dahi olmadıklarını, ortak unsurların jenerik kavramlar olduğunu,... " anlamına gelen,...' da anlamı olan "... kelimesini müvekkilinin marka olarak tercih etmesinin nedenin bu kelimeye yönelik bir duyumu olduğunu, ortalama bir tüketicinin taraf markalarını karıştırmayacaklarını, günümüz şartlarında sorgulamaların internet dünyasından yapıldığı gözetildiğinde, Google'dan her iki ismi sorgulandığında, her ikisi için de farklı sonuçlar çıkacağını ve iki isim arasında Google tarafından hiç bir benzerlik bulunmadığını... arasında, herhangi bir benzerlik bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markaları ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararlarının yerinde olup olmadığı, her iki marka yönünden hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...sayılı "mestocafe, mestoaltunizade" ibareli markaların başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu.... sayılı "mestocafe, mestoaltunizade" ibareli marka için davalı tarafından 12/09/2020 tarihinde 43.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun yayınına karar verildiği, ilana karşı davacının .... ibareli birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, .... sayılı kararları ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine veya aynı hedef kitleye hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim...nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; .... sicil kayıtlarından, .... ve ....sayılı her iki markanın da tescil noksan bildirim kararlarının geldiği, bu kararların başvuru sahibi davalı yana tebliğ edilmiş olunduğu ancak tescil ücretlerinin yatırılmadığı;
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 43. Sınıf hizmetlerin tamamı, davacı yanın redde gerekçe her iki markası kapsamında da birebir yer almakta olup taraf markalarının benzer tüketici gruplarına yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, dolayısıyla birbirleri yerine tercih edilebilir ya da ikame edilebilirlikleri bulunan, satış ve pazarlama yöntem ve teknikleri benzer olan türdeki mal ve hizmetleri kapsadıkları anlaşılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınması gerektiği; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği bulunan hizmetlerden 43. Sınıftaki hizmetlerden “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkate düzeyi ile hareket etmeyecekleri ancak sair hizmetler açısından aynı yönde bir değerlendirmenin doğrudan yapılmasının doğru olmayacağı, zira 43. Sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetlerin nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi nispeten daha yüksek kimse olarak değerlendirilebilecekleri; yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması isabetli olmayacaktır.
.... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali"nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Dava konusu her iki markada da “mesto” ön sesinin yer almakta olduğu, bu ibarenin dilimizde bilinen bir kelimeyi işaret etmediği, somut bir anlamada da sahip olmadığı, keza yine yaygın bilinen yabancı dillerde de bir karşılığının olmadığı, markalardaki ikincil sözcük unsurlarından “cafe” ibaresinin 43. Sınıf hizmetlerde tanımlayıcı ve ticaret hayatında yaygın/jenerik kullanımı bulunan bir ibare olduğu, “altunizade” kelimesinin ise İstanbul ilinin Üsküdar ilçesine bağlı bir bilinen/meşhur bir mahalle adı olduğu, bu haliyle bütünsel ayırt ediciliğe katkısının tali nitelikte olacağı, bu ibarelerin “mesto” sözcüğü ile birleşik ve aynı biçimde yazılmış olunmasının, anılan ibarelerin bütüne olan etkisini değiştirmeyeceği, her halükarda dava konusu markalar ile karşı karşıya kalan bir tüketici için markaların her ikisinin de ortak olarak esas unsurunun “mesto” sözcüğü olacağı, tüketicinin markaya dair tecrübelerini bu sözcük üzerinden hatırlayacağı, sair unsurların tali nitelikteki unsurlar oldukları;
Davacı yanın önceki tarihli markalarının ise ... ibaresi başta olmak üzere bu ibarenin çeşitli ek şekil ve sözcük unsurları ile birlikte (yeşil, yeni nesil anne sohbletleri gibi) oluşturulmuş seri markalardan meydana geldiği, “...” ibaresinin de dilimizde bilinen bir kelimeyi işaret etmediği, somut bir anlama da sahip olmadığı, keza yine yaygın bilinen yabancı dillerde de bir karşılığının olmadığı, her bir markadaki hakim unsurun “...” sözcüğü olduğu;
Her iki kelime de toplamda beş harften meydana gelmekte olup kelimelerin başlangıç harfleri olan “m-v” harflerindeki farklılığın dışında devamında yer alan dört harf birebir aynı dizilimde yer almaktadır. Davacı markaları ...” şeklinde iki hecede telaffuz edilirken, dava konusu markalar ise yine iki hecede “mes-to” şeklinde telaffuz edilmektedir. Taraf markalarının kavramsal olarak bilinen bir sözcüğe işaret etmedikleri, bu nedenle her iki marka arasında tüketicinin, kavramsal bir kıyasta bulunma eğilimi taşımayacakları; ancak kavramsal karşılığı bilinmeyen/bulunmayan ve fakat akılda kalıcılığı yüksek nitelikteki sözcük markaları ile karşılaşmış bir tüketicinin, daha sonra bu sözcük markası ile benzer şekilde uydurulmuş/yaratılmış sonraki bir markayı aynı, aynı tür ya da benzer emtialar üzerinde gördüğünde zihninde önceki bildiği markanın canlanma ihtimali kuvvetli olacaktır. Dolayısıyla burada kavramsal köken itibariyle bir karşılaştırma yapılması mümkün değil ise de her iki markanın birbirini çağrıştırması mümkün olacaktır.
Bununla birlikte karşılaştırılan markaların görsel anlamda ise benzer unsurlar taşımadıkları, kaldı ki dava konusu markaların şekil unsuru içermedikleri, bu nedenle davacı yanın şekli unsur taşıyan markaları ile kıyaslanmalarının doğru olmayacağı, ancak davacı yanın da "kafe ..." şeklinde şekil unsurundan bağımsız tescilinin de bulunduğu, yine ...sayılı dava konusu marka ile de davacı markalarının “cafe” jenerik unsurunu ortak olarak taşıdıkları anlaşılmıştır.
Taraf markaları beş harften oluşan kısa sözcük markaları olup kelimeler arasındaki farklılık esasen ilk harfte ve yine genel görsel algıda meydana gelmiştir....’nin yazıldığı gibi ve soldan sağa doğru okunması nedeniyle ilk harflerde meydana gelen farklılıklar genellikle bütünsel algının değişiminde ciddi önem taşımaktadır. Ancak bu mutlak bir kural olmayıp özellikle anlamsız sözcüklerde devam harf dizilimlerinin benzerliği kimi durumlarda işaretlerin karıştırılmaları sonucunu doğurabileceği gibi telaffuz esnasında da ilk harflerin, çekinik yapıda benzer sesler çıkarma ihtimali bulunduğu hallerde bu ilişki daha kuvvetli olabilecektir.
Bu çerçevede taraf markalarının her ne kadar başlangıç sesleri tek bir harf itibariyle farklılaşmış ise de kalan harflerin birebir aynı dizilimdeki sesli ve sessiz harflerinden oluşmasından kaynaklı olarak işaretler arasında yüksek düzeyli bir işitsel benzerlik bulunduğu gibi yine görsel anlamda da harf dizilimsel bir benzerliğin mevcut olduğu, işaretler arasındaki tek bir harf farkının taraf markalarını farklı ve somut anlamlar içeren kelimelere dönüştürmedikleri, dolayısıyla tüketicilerin taraf markaları ile farklı zamanlarda ve fakat aynı hizmetlerde, karşı karşıya kaldığında, duyduğunda ya da markaları algıladığında veyahut markalar ile aynı zamanda, aynı tür ürünler üzerinde, mevcut marka görselleri ile karşı karşıya kaldıklarında, satın almak isteyecekleri markanın hangisi olduğu konusunda tereddüt yaşayabilecekleri veyahut dava konusu markayı, daha evvelden bildiği davalı yanın markası zannıyla tercih etme yanılgısı yaşayabileceği;
Nitekim tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği;
Özellikle dava konusu her iki ibarenin de günlük dilde yaygın kullanımı olmaması, başka bir ifadeyle aynı, aynı tür emtialarda, yeni bir marka yaratımında, marka sahibinin aklına ilk gelebilecek/tercih edilebilecek sözcüklerden olmadıkları göz önüne alındığında, her iki kelimenin de ...” ortak sesiyle bitmeleri ve aynı hizmetlerde tescil edilmek istenilmeleri de işaretler arasında yoğun bir benzerlik oluşumuna neden olmaktadır. Kaldı ki “altunizade” ibaresinin İstanbul'un bilinen semtlerinden birinin adı oluşu gözetildiğinde, davacı yanın “... altunizade” adı altında bir şube açarak, “...” esas unsurlu markalarını genişletme, türetme, seri niteliğini sürdürme gayesinde hareket edeceği bir durumda, dava konusu markanın “altunizade” ibaresini içerir şekilde tescilli halinin de iltibas ihtimalini daha da yükselteceği; zira karıştırılma ihtimali, gerek doktrin gerekse de yargı kararlarında “muhtemel bir durumun olasılığını” gözeterek incelenmesi gereken bir husus olarak kabul edilmektedir.
Neticede; taraf markalarının, uyuşmazlık konusu 43. Sınıf hizmetleri birebir kapsadıkları bir durumda, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi için karşılaştırılan markaların somut ve belirgin olarak birbirlerinden uzaklaşmaları gerektiği, halbuki somut olayda işaretlerin ilk harflerinde yer alan farklılığa rağmen “....” – “...” seslerinin bütünsel algılarının güçlü bir sesçil benzerlik ilişkisinde olmalarının yanı sıra harf dizilimsel olarak da görsel algılarının benzer olduğu, davacı yanın önceki tarihli markalarını görmüş ya da deneyimlemiş bir tüketicinin, zihninde kalan deneyiminde, önceki markanın silik mahiyette izinin kaldığı bir durumda, dava konusu markaları, davacı yanın önceki markası zannederek tercih edebileceği, bu markaları gördüğünde ya da bu markalara yönelik araştırmalarında, esasen davacı markası zannıyla bu eylemleri gerçekleştirebileceği, somut olayda işaretlerin esas unsurları bakımından tek bir harf farkından ibaret farklılıklarının, markaların birbirlerinden ayrıştırılmaları için yeterli olmadığı, sair nitelikteki unsurların ise (altunizade – cafe) bütünsel algıyı somut bir biçimde uzaklaştırmadığı, davacı yanın özellikle ...sayılı "kafe ..." markası başta olmak üzere .... sayılı kafe "..." markaları ile dava konusu markaların güçlü bir benzerlik ilişkisinde oldukları, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul orandaki ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında bir sebeple bir bağlantı kurmasının yer aldığı, taraf markaları arasındaki benzerliğin tüketicinin bu bağlantıyı kurmasına neden olacak düzeyde oluşu nedeniyle somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalinin mevcut olduğu;
Davacı yanca dosya kapsamına sunulan delillerin, davacı markalarının tanınırlığını göstermeye elverişli deliller olmadıkları, davacı yanın ... tanınmış markası olması ve bu markalar altında faaliyet gösteren mağazalarda, davacı yanın “...” markasının kullanılıyor oluşunun “...” markalarının tanınırlığını sonucunu kendiliğinden doğurmayacağı, nihai olarak SMK m. 6/5 kapsamındaki hiçbir koşulun somut olayda meydana geldiğinden/gelme ihtimali bulunduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Davacı yanın kötü niyet iddialarının temelini taraf markaları arsaındaki benzerlik iddiası oluşturmakta olup anılan iddia dışında dava konusu markanın kötü niyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğuna delalet delillerin dosya içerisinde mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Neticede, dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Davaya konu davalının... ... sayılı her iki marka kapsamında ortak olarak 43. Sınıf hizmetlerin yer aldığı, bu hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamındaki 43. Sınıf hizmetler ile birebir aynı olduğu, davacı yanın “...” şeklinde esas unsura haiz markaları ile davalı yanın esas unsuru ...” olan markaları arasında görsel, işitsel ve bütünsel algılar itibariyle güçlü bir benzerlik bulunduğu, markalardaki sair unsurların bu algıyı değiştirmeye yeterli olmadığı, bu durumun ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, davacı yanın markalarının tanınırlığı hususunda ve SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riski bulunduğu konusunda bir kanaate varılamadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, davaya konu her iki marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
D a v a n ı n K a b u l ü n e,
.... sayılı kararlarınını tescile konu 43. Sınıf hizmetlerin tamamı bakımından ayrı ayrı iptaline,
Davaya konu .... sayılı markalar tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.894,40.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde...Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.12.2022
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 172,90.-TL
Bilirkişi Ücreti: 2.600,00.-TL
P.P: 121,50.-TL
TOPLAM: 2.894,40.-TL