T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/140
KARAR NO : 2024/562
...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 19/02/2018
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
K. YAZIM TARİHİ : 08/07/2024
Mahkememizde görülen Menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında 15.09.2017 tarihinde grup konaklama sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin 3.maddesine göre davalı şirket otelinde 01.11.2017—01.04.2018 tarihleri arasında Kamu gruplarına yapılan organizasyonlarda 18.000 kişinin konaklama yapması konusunda müvekkili şirketin tek yetkili acente olması konusunda anlaşıldığını, ayrıca sözleşmenin 13.maddesiyle müşterilerin %20'sinin hijyen, hizmet ve kalite yönünden memnuniyetsizliği durumunda sözleşmenin acente tarafından tek taraflı olarak feshedileceğinin belirtildiğini, böyle bir durumda ise otelin acenteden aldığı çekleri iade etmek zorunda olduğunu, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen organizasyonlara katılan Müşterilerin %20'sinden fazlasının hijyen, hizmet ve yemek kalitesi yönünden son derece ciddi şikayetlerinin olduğunu ve personelin sayıca az olması sebebiyle hizmet yetersiz kalarak yemek kalitesinin düşük olduğu gibi hijyen problemlerinin de yaşandığını, müşteri memnuniyetinin olmadığı bu tesiste müvekkili şirketin satış yapmakta oldukça zorlandığını ve müşterilerin işbu şikayetlerinin otelin internet sayfasına kadar yansıdığını, müvekkili şirketin bugüne kadar sözleşmede belirtilen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen otelden müşteri memnuniyetsizliklerini giderme konusunda aynı yaklaşımın beklendiğini ve Uyarılar yapılmasına rağmen davalı şirketin uyarıları dikkate almadığını, müvekkili şirketçe davalı şirkete gönderilen... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesiyle müvekkili şirketin ihtarını dikkate almayarak no Show (boş kalan oda) için 604.800,00 TL'lik faturayı müvekkil şirkete gönderdiğini, müvekkili şirket tarafından ...yevmiye nolu ihtarnamesiyle davalı şirketin faturasının iade edildiğini, davalı şirket tarafından müvekkilince iade edilen faturanın ikinci kez ...yevmiye nolu ihtarnamesiyle müvekkili şirkete gönderildiğini, davalı şirketle sözleşme kapsamında bugüne kadar gerçekleştirilen toplam iş bedelinin 814.759,13 TL olduğunu ve müvekkilince davalı şirkete 1.600.000,00 TL'lik çek, 50.000,00 TL havale ve 33.546,00 TL iade faturası olmak üzere toplam 1.683.546,00 TL ödeme yapıldığını, bugüne kadar yapılan ödemeler toplamından iş bedelinin tenzilatıyla (1.683.546,00 — 814.759,13)- 868.786,87 TL'lik kısmın bedelsiz kaldığını, davalı şirketçe bedelsiz kalan çeklerin iade edilmediğini, 27.02.2018 tarih 0010790 sıra nolu .... 250.000,00 TL bedelli çek, 31.03.2018 tarih ... sıra nolu .... 250,000,00 TLbedelli çek, 30.04.2018 tarih ...sıra nolu Ziraat ...250.000,00TL bedelli çek, 30.05.2018 tarih 0010793 sıra nolu .... 300.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 1.050.000,00 TL tutarlı çeklerin 868.786,87 TL’lik kısmının bedelsiz kaldığını belirterek müvekkili şirketin davalı şirkete 868.786,87 TL’lik kısmından borçlu olmadığının tespitine, işbu tutarın ödenmek zorunda kalınması halinde davanın istirdat davası olarak devamına ve haksız ve kötü niyetli olan davalının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, davalının adresinin Antalya/kemer olması nedeniyle Kemer mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında uygulama zamanının 01.11.2017 – 01.04.2018 tarihleri arasında olduğunun görüleceğini ve sözleşmenin sonuna gelinmiş olup bu durumda geçmişe dönük sözleşme iptalinin yapılamayacağını, kış sezonu için yapılan anlaşmanın geriye yürütülerek telafisinin mümkün olmadığını ve geçmiş günler için davacı şirketin dolduramadığı boş kalan odaların ücretinin davacı tarafça ödenmesi gerektiğini, yaz sezonu başlamaktayken biten kış sezonu için davacının sözleşme feshini öne sürmesinin müvekkili şirketçe kabul edilemeyeceğini, yapılan Kasım-Aralık-Ocak-Şubat ayları organizasyonları için herhangi bir şikayet alınmadığını ve fesih öncesi kasıtlı olarak Şubat ayı sonu organizasyonunda birden şikayetlerin oluşması ve çoğu şikayetin aynı yazıdan maktu olarak çıkarılmış olmasının itirazlarını haklı gösterdiğini, davacı şirketin dolduramadığı kontenjandaki boş odalara isabet eden bedelleri ödememekten kasıtla hareket ederek altında yatan gerçek sebebi kamufle etmeye çalıştığını, bu şikayetlere ilişkin davacı tarafça müvekkil şirkete bir tek ihtarname/yazılı bildirim yapılmadığını ve görüşme olmayıp, beyan alınmayıp, varsa bir eksiklik tartışılmadığını, düzeltme yönünde iyi niyet kuralları gereği ihtar göndermek yerine direkt sözleşme feshi ihtarnamesi gönderildiğini, kamu kurum ve kuruluşların seminer ve organizasyonlarını alan davacı şirketin sözleşmenin 4.maddesinde görüldüğü üzere 01.11.2017-01.04.2018 tarihleri arası her hafta Pazar-Perşembe (hafta içi) 150 odayı %90 garanti ettiğini, oda fiyatlandırmasının sözleşmenin 4.maddesinde olduğu gibi belirtildiğini ve 5 yıldız şartı bulunmayarak hafta içi 4 gün alkolsüz her şey dahil olduğunu, davacı tarafın Mart ayı organizasyonunun sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi sebebiyle bulunmadığını ve bu nedenle kendilerine Mart ayı rezerve edilen 150 odanın satışının yapılamayarak boş kaldığını, bu durum müvekkili şirketin zararına neden olduğunu, sözleşme süresince toplam 22 hafta bulunduğunu ve 18.000 kişi geceleme yapmak üzere kontenjan ayrılıp rezerve edildiğini, sözleşmenin 3.maddesinde 18.000 kişi geceleme için acentenin anlaşma sağladığını ve bu garantiyi yerine getiremeyerek ve oda sayısını dolduramadığını, günlük 150 odanın %90’ının 135 oda yaptığını ve 2 kişinin konaklamasının 80,00 TL’den 4 günlük konaklama bedelinin; 135 x 2 x 4 x 80 = 86.400,00 TL haftalık yaptığını, kabaca 22 haftalık hesaplamanın da 22 x 86.400,00 = 1.900.800,00 TL olduğunu, davacının kontenjanı dolduramamış olmasının kusurunun müvekkili şirkete ait olmadığını ve sözleşmenin 8.maddesinde oda sayısının %20’sinin kesinti olmadan iptal edilebileceğinin belirtildiğini, 21 gün öncesi iptal edilen grupları bildirme yükümlülüğünün getirildiğini ve davacı tarafça bu hak ve yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, ayrıca davacının dava dilekçesinde bahsettiği müşteri şikayet formlarındaki yazıların ve imzaların, şikayeti yapan müşteri el yazısı ve imzası olup olmadığına dair bilirkişi incelemesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
ÖN İNCELEME: Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, bu yönlerde bir iddia ve itirazda bulunulmadığı gibi Mahkememizin de görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiş; taraflar sulhe ve arabuluculuğa teşvik edilmiş, ön inceleme duruşmasında hazır bulunan taraf vekilleri sulh olmalarının mümkün olmadığını ve arabuluculuğa başvurmak istemediklerini belirtmişlerdir.
DELİLLER: Tarafların delilleri toplanmış, taraf vekillerince sözleşme, çekler, ihtarnameler, faturalar, ödeme belgeleri, müşteri şikayet tutanakları ibraz edilmiş, Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş, bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkememizce davalının ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, iki ... bilirkişi tarafından düzenlenen raporda sonuç olarak; Sözleşmenin 13. Maddesi 1. Fıkrasına istinaden, davacı şirketin sözleşme feshinden önce davalı şirkete sözleşme hükümlerine uyulmadığına dair herhangi bir belge ve bildirim bulunmadığı, 13. Maddenin 4. Fıkrasına dayanarak herhangi bir yazılı uyarı yapılmaksızın sözleşmenin fesih yoluna gidildiği, dava dosyasındaki belgeler, davalı ...Ş.” nin ibraz ettiği 2017 ve 2018 yılları yevmiye defteri üzerinde yapılan incelemede, davalı ...Ş.. ile davacı ... arasında sözleşmeye dayalı konaklama hizmet alımı, avans ödeme yapılması konusunda ticari bir ilişkinin olduğu, davalı ...Ş. nin 2017 ve 2018 yılları yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, sahibi lehine/aleyhine delil vasfina sahip olduğu, davalı ...Ş.” nin kayıtlarında dava konusu çeklerin yasal defterlerinde mevcut olduğu, davalının incelenen 2017 ve 2018 yılları yevmiye defterinde davacı şirketten 2018 yılı sonu itibariyle 443.981,13 TL alacak kaydının olduğunun tespit edildiği, raporda açıklanan hesap sonucunda dava konusu çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığı hususunda görüş bildirmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce davacının ticari defterleri ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM ve otel işletmeciliği uzmanı bilirkişi heyeti düzenlediği raporunda sonuç olarak; Davacı tarafından ... yevmiye nolu, 01.02.2018 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshedilmesini haklı kılacak bir bilgi ve belge olmadığı, tarafların bu sözleşme hükümlerine göre edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmesine engel olan fiziki ve hukuki somut bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının örtüşmediği, davacı defterlerinde 868.786,87 TL alacak, davalı defterlerinde 443.981,13 TL alacak, kaydı mevcut olup aradaki 1.312.768,00 TL farkın esasen; davalı tarafça düzenlenmiş olup davacı defterlerinde bulunmayan toplam 1.313.368,00 TL bedelli 5 adet faturadan kaynaklandığı, (davalı defterinde mevcut olup davacı defterinde bulunmayan 600,00 TL’lik tahsilat kaydı yukarıda davacı lehine elimine edildiğinden 1.313.368,00- 600,00 = 1.312.768,00), teknik yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedilmesini haklı kılacak bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacı talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafça düzenlenen toplam 2.128.127,13 TL bedelli 14 adet faturaya karşılık davacı tarafça yapılan toplam 1.684.146,00 TL’lik ödemenin mahsubu ile davacının bakiye 443.981,13 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.
Heyete bir sözleşme-hesap uzmanı bilirkişi eklenmiş, düzenlenen ek raporda sonuç olarak; Davacı tarafından ... yevmiye nolu, 01.02.2018 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshedilmesini haklı kılacak bir bilgi ve belge olmadığı, tarafların bu sözleşme hükümlerine göre edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmesine engel olan fiziki ve hukuki somut bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının örtüşmediği, davacı defterlerinde 868.786,87 TL alacak, davalı defterlerinde 443.981,13 TL alacak kaydı mevcut olup aradaki 1.312.768,00 TL farkın esasen; davalı tarafça düzenlenmiş olup davacı defterlerinde bulunmayan toplam 1.313.368,00 TL bedelli 5 adet faturadan kaynaklandığı, (davalı defterinde mevcut olup davacı defterinde bulunmayan 600,00 TL’lik tahsilat kaydı yukarıda davacı lehine elimine edildiğinden 1.313.368,00- 600,00 = 1.312.768,00), teknik yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedilmesini haklı kılacak bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacı talebinin (menfi tespit – istirdat talebinin) yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce davacının ticari defterleri ve dosya üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış,..., otel işletmeciliği uzmanı ve sözleşme-hesap uzmanı ikinci bilirkişi heyeti düzenlediği raporunda sonuç olarak; Davaya konu olayda davacı Acente ile davalı Otel İşletmesi arasında 15.09.2017 tarihinde akdedilen grup konuklama sözleşmesiyle 31.10.2017-01.04.2018 tarihleri arasında kamu gruplarında tek yetkili Acente olarak 18.000 kişinin davalı otel işletmesinde geceleme yapmasının kararlaştırıldığı, 21 haftalık sürede haftanın 4 günü geceleme yapılması gerektiğinden 84 günde, günlük geceleme yapması gereken kişi sayısının 214 kişi olacağı, konaklayanın birtakım sebeplerle konaklamayı gerçekleştiremeyeceğini önceden bildirmesinin “iptal” olarak adlandırıldığı, konaklayanın herhangi bir bildirim yapmaksızın konaklama tarihinde konaklama işletmesine gelmemelerinin “no-show” olarak adlandırıldığı, Grup otel sözleşmesinde, Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in (TİBBMİHY)35. maddesinde düzenlenen rezervasyon iptal sürelerine göre, iptal süresi, grupta bulunan ve iptal talep eden kişi sayısının %50’den fazlası rezervasyonunu iptal edecekse iptal süresi en geç konaklayanın konaklama işletmesine giriş tarihinden giriş tarihinden 21 gün öncesi olarak düzenlendiği, davacı acentenin yanlar arasındaki sözleşmeyi 01.02.2018 tarihli ihtar ile sözleşmenin 13. Maddesi uyarınca feshettiği, feshin haklı olup olmadığının sayın Mahkemece takdir edileceği, Sayın Mahkemece yukarda belirtilen feshin haklı olduğunun düşünülmesi halinde; Davacının fesih tarihine kadar geçen 13 haftada haftanın 4 günü geceleme yapılacağından toplam 52 gün gün için toplam 18.000 kişi x 52/84= 11.142 kişi geceleme olacağı, günlük gecelemenin 80 TL olması sebebiyle davacının ödemesi gereken tutarın 11.142 x 80 TL/gün= 891.360 TL olacağı, bu miktarın davalıya yapılan nakit ve çek ödemelerinden indirilmesiyle davacının borçlu olmadığı, davalının istirdadını talep edebileceği tutarın 1.600.000.-TL– 891.360.-TL = 758.640.-TL olacağı, Sayın Mahkemece davacının 01.02.2018 tarihli ihtarı ile gerçekleştirdiği feshin haklı olmadığı kanaatine varıldığı takdirde; 01.02.2018 tarihli ihtarın iptal hakkının kullanılması anlamında davacının iptal hakkını kullanılması anlamında olacağı, TİBBMİHY.nin 35. maddesi uyarınca 21 gün sonrası için iptal hüküm ifade edeceğinden davacının 22.02.2018 tarihine kadar sözleşme hükümlerinin uygulanması rezervasyona rağmen konaklayanın gelmemesi sebebiyle no-show uygulanacağı, bu nedenle davacının 30.10.2017 tarihinden 22.02.2018 tarihi aralığındaki (yeni yıl haftası hariç) 16 hafta ve her hafta 4 günden; toplam (64 gün x 214 kişi=) 13696 geceleme yapması gerekeceğinden, davacının davalıya ödemesi gereken tutarın ( 13.696 x 80TL =) 1.095.680,00TL olacağı, davacının davalıya yaptığı ödeme tutarına göre davacının istirdadını talep edebileceği miktarın (1.650.000 TL – 1.095.680 TL=) 554.320,0TL olacağı belirtilmiştir.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, konaklama sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı vekili yetki itirazında bulunmuş ise de; Taraflar arasındaki sözleşmede Ankara Mahkemeleri yetkili kılınmakla, H.M.K.'nun 17. maddesi dikkate alınarak davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine davalı vekili zamanaşımı def’i ileri sürmüş ise de; Eldeki davada TBK’nun 147.maddesine göre 5 yıllık zamanaşımının geçerli olduğu, sözleşme tarihinin 2017 ve eldeki davanın tarihinin 2018 olduğu dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı savunması yerinde görülmemiştir.
Somut olaydaki taraflar arasındaki anlaşmazlık; Taraflar arasında akdedilen 15/09/2017 tarihli grup konaklama hizmet sözleşmesine dayalı, hizmetin kötü verildiğinden bahisle işveren davacının sözleşmeyi tek taraflı iradesiyle feshinin haklı olup olmadığı, iş bedeli için avans niteliğinde davacı tarafından verilen dava konusu çeklerin bedelsiz olup olmadıkları ve davacının bu çeklere dayalı borcunun bulunup bulunmadığı hususundadır.
Mahkememizce SMMM, otel işletmeciliği uzmanı ve sözleşme-hesap uzmanı tarafından düzenlenen ikinci bilirkişi heyeti raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.(Dosya kapsamına uygun düşmeyen birinci bilirkişi heyet raporuna itibar edilmemiştir).
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, sözleşme, fatura ve ödeme belgeleri, ihtarnameler, tanık beyanları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Dava, yanlar arasında akdedilen Grup konaklama sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı dava dilekçesi ile, davalı Otel işletmesinin gereği gibi hizmet vermemesi, otelde konaklayan müşterilerin % 20 sinden fazlasının hijyen, hizmet ve kalite memnuniyetsizliği ve şikayeti nedeniyle 01.02.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 13.maddesine istinaden süresinden önce feshedilen sözleşme uyarınca davalıya başlangıçta verilen 1.050.000,00 TL tutarlı çeklerin 868.786,87-TL’lik kısmına dayalı borçlu bulunulmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile, davacı iddialarının yerinde olmadığını, davacının 1.11.2017-01.04.2018 arasında, sözleşmede belirtilmesine karşın haftanın 4 günü için rezerve ettiği 150 odanın % 90lık kısmının satışını yapamadığı ve boş kaldığını, davacının garanti hükümlerini yerine getirmediğinden boş kalan odaların no-Show ücretinin davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, bu bağlamda davacıya faturaların keşide edildiğini, sözleşme içeriğinde 8.madde ile oda sayısının % 20 sinin kesinti olmadan iptal edilebileceğinin belirtildiğini, davacının 21 gün önceden iptal ettiği grupları bildirmediğini, feshin haksız olduğunu, davalının davacıdan bakiye 443.981,13 TL alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir..
Eldeki davada, davacı Acente ile, davalı Otel İşletmesi arasında 15.09.2017 tarihinde akdedilen grup konuklama sözleşmesiyle 31.10.2017-01.04.2018 tarihleri arasında kamu gruplarında tek yetkili Acente olarak 18.000 kişinin davalı otel işletmesinde geceleme yapmasının kararlaştırıldığı ihtilaf konusu değildir.
Konaklama sözleşmesi, konaklama işletmesi ile konaklayan arasında yapılan konaklama işletmesinin bir bedel karşılığında konaklama ve diğer belirlenen hizmetleri sunma; konaklayanın ise bu hizmetler karşılığında belirli bir bedel ödeme borcu altına girdiği sözleşmedir. Sözleşme uyarınca konaklama işletmesi, seyahat acentesinin müşterilerine bir bedel karşılığında konaklama ve diğer belirlenen hizmetleri sunma borcu altına girmektedir. Seyahat acentesi ise konaklama işletmesine konaklayan getirme ve konaklayanın konaklama bedelini ödeme borcu altına girmektedir. Konaklama bedeli, kural olarak seyahat acentesi tarafından ödenmektedir. Zira Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in (TİBBMİHY) 14. maddesinde “ödemenin bizzat müşteri tarafından yapılacağı konusunda anlaşmaya varılan durumlar dışında, fatura, otel sözleşmesini yapan acente tarafından ödenir.” Denilmiştir. Konaklama işletmeleri, konaklama hizmetleri içerisinde geceleme, yeme içme, ağırlama, eğlenme ve dinlenme gibi birçok farklı hizmet sunmaktadır. Konaklayanlar bu hizmetlerin kimi zaman hepsinden kimi zaman ise bir kısmından faydalanmaktadırlar. Seyahat acenteleri, konaklama işletmelerinde sunulan bu çeşitli hizmetleri bir paket haline dönüştürerek müşterilerine sunmaktadır. Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’ in 31 ilâ 40. maddeleri arasında grup otel sözleşmesi düzenlenmiştir. Yönetmelik’ in 27. maddesinde 10 kişiden fazla konaklayan müşteri için yapılan sözleşmeler grup otel sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Yönetmeliğe göre grup halinde konaklayanlar için seyahat acentesi tekbir rezervasyon talebinde bulunmaktadır. Bu talebe karşın konaklama işletmesi de tek bir konfirmasyon vermektedir.
Otel sözleşmesi uyarınca konaklayanın konaklama işletmesine gelmesi ve konaklamasını gerçekleştirmesi beklenmektedir. Ancak bazen konaklayan birtakım sebeplerle konaklamayı gerçekleştiremeyeceğini önceden bildirebilir. Bu durum “iptal” olarak adlandırılmaktadır. Bazen de konaklayan herhangi bir bildirim yapmaksızın konaklama tarihinde konaklama işletmesine gelmez. Bu durum da “no-show” olarak adlandırılmaktadır. Rezervasyonun iptali esasen bir sözleşmeden dönme halidir. Normal koşullarda, tarafların sözleşmeden dönmelerine çok sık rastlanılmazken, otel sözleşmeleri bakımından bu durum farklıdır. Uygulamada kişilerin konaklama işletmelerine yaptıkları rezervasyonları sıklıkla iptal ettikleri görülmektedir. ... otel sözleşmesinde taraflar sözleşmenin kurulması esnasında rezervasyonun iptaline ilişkin serbestçe düzenleme yapabilirler. Tarafların aralarında bir düzenleme yapmamaları halinde ise, Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in hükümleri uygulanacaktır. Yönetmelik’in 35. maddesinde grup otel sözleşmeleri için rezervasyon iptal süreleri düzenlenmektedir. Anılan hükme göre iptal süresi, grupta bulunan ve iptal talep eden kişi sayısının %50’den az ya da fazla olmasına göre belirlenmektedir. Bu çerçevede, grubun %50’sinden fazlası rezervasyonunu iptal edecekse iptal süresi en geç konaklayanın konaklama işletmesine giriş tarihinden giriş tarihinden 21 gün öncesidir. Eğer grubun %50’si ya da daha azı rezervasyonunu iptal edecekse iptal süresi en geç konaklayanın konaklama işletmesine giriş tarihinden giriş tarihinden 14 gün öncesidir.Rezervasyonun, bildirim süresine uyulmaksızın iptal edilmesi halinde ya da herhangi bir rezervasyon iptali yapmadan konaklama işletmesine gelmeme yani no-show durumunda sözleşmeye aykırılık söz konusu olacaktır.
Kural olarak borçlunun sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için önce alacaklıya bir ek süre tanıması gerekmektedir. Ancak otel sözleşmesi kesin vadeli bir sözleşme olduğundan, borçlunun alacaklıya ek süre tanımaksızın sözleşmeden dönmesi mümkündür.
Sözleşmeden dönme halinde; seyahat acentesinin sözleşmeden dönmesi haksız ise otel sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle konaklama işletmesinin uğrayacağı zararları tazmin etmesi gerekecektir. Nitekim 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinin üçüncü fıkrasında “Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.” denilmiştir. Konaklama sözleşmesinde konaklayan, birtakım sebeplerle konaklamayı gerçekleştiremeyeceğini önceden bildirebilir. Bu durum “iptal” olarak adlandırılmaktadır. İptal bildiriminin yazılı olarak yapılması gerekmektedir. Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in 25. maddesinde iptalin şekli özel olarak düzenlenmektedir. Hükme göre “Otel sözleşmelerinin tümüyle veya kısmen iptali, yazılı olarak yapılmalı ve tarih konmalıdır. Acente tarafından şifahi veya telefonla yapılan tüm iptaller yazılı olarak teyit edilmelidir.” hükmü mevcuttur. Sözleşmenin tarafları tacir olan konaklama işletmesi ve seyahat acentesi olup, bu nedenle konaklama sözleşmesine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun18. maddesi uyarınca tacirler arasında, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekli ise de; Yönetmelikte belirtildiği üzere bildirimin yazılı olarak yapılması yeterli kabul edilmesi gerekecektir..
Tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan Konaklama sözleşmelerinde sözleşmenin tarafları karşılıklı edim yükümlülüğü altına girmektedirler. Ayrıca bu sözleşmelerde edimler arasında tam bir karşılıklılık ilişkisi bulunmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi uyarınca “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Hükmü düzenlenmiştir. Bu bağlamda sözleşmeye -borca- aykırı davranan taraf diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür
Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in (TİBBMİHY’nin)36. maddesinde rezervasyonun iptali halinde tazminat düzenlenmektedir. Anılan Hüküm uyarınca taraflar otel sözleşmesinde tazminata ilişkin özel düzenlemeler yapabilmesi mümkündür. Ancak tarafların böyle bir düzenleme yapmamaları halinde Yönetmelik’te yer alan hükümler uygulanacaktır. Yukarıda belirtildiği gibi, Yönetmelik’te rezervasyonun iptal süreleri her bir sözleşme türü için açıkça düzenlemektedir. Bu sürelere uyulmaksızın rezervasyonun iptal edilmesi halinde ya da no-show durumunda sözleşmeye aykırılık söz konusu olacağından, konaklama işletmesinin zararının tazmin edilmesi gerekmektedir. Yönetmelik’in 36. maddesinde “rezervasyonu iptal edilen her bir müşteri ile ilgili tazminat, otel sözleşmesinde ayrı bir miktar tespit edilmemiş ise, sözleşmede yer alan koşullar ve özel fiyat üzerinden ısmarlanmış olan hizmetlerin toplamının üçte ikisidir.” denilmiştir.
TİBBMİHY’nin ‘Müşterinin hakları’ başlıklı 47. Maddesinde ise; “Sözleşme üzerine müşteri, otelde kendisine ayrılan yere yerleşme ve kabul edilen süre içinde kendisine ait bölümdeki olanakları kullanma, bunlardan tam olarak yararlanma ve ayrıca otelin diğer normal hizmetlerinden de yararlanabilme hakkını kazanır” denilmektedir. Hükmün başında da belirtildiği üzere otel konaklama sözleşmesinin akdedilmesini takiben otel, konaklayana odasına yerleşme ve odanın imkanlarından faydalanma hakkını sağlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda otelin, konaklayana sözleşmede belirlenen nitelikte konaklama ve yeme-içme, eğlence gibi buna bağlı ek hizmetleri sağlaması ve söz konusu hizmetlerin ifası için odaları, restoranı, eğlence yerleri ile havuz ve plajlarını kullanıma hazır bulundurması gerekmektedir. Ancak otel ile konaklayan arasında akdedilen sözleşmede bunlara ilişkin bir düzenlemeye yer verilmese dahi otel, sınıfına uygun olarak sağlamakla yükümlü olduğu standartlara uygun hizmet vermekle sorumlu olacaktır. İşbu yükümlülük kapsamında otelin, sınıfına uygun tür, nitelik ve kalitede konaklama, yeme-içme, animasyon gibi hizmetleri vermesi beklenecektir.
Belirtilen mevzuat ve açıklamalara göre, somut olayda; Davacı seyahat acentesinin sözleşmenin 13. Maddesine dayanarak sözleşmeyi 01.02.2018 tarihli ihtarıyla feshettiği (sözleşmeden döndüğü) belirgindir. Davacı seyahat acentesi 01.02.2018 tarihli ihtarında “…organizasyona katılan müşterilerin %20’isinden fazlasının hijyen, hizmet ve yemek kalitesi yönünden son derece ciddi şikayetlerinin olduğunun anlaşıldığı, personelin sayıca az olması sebebiyle hizmet yetersiz kalarak yemek kalitesinin düşük olduğu gibi hijyen problemlerinin de yaşandığı, müşteri memnuniyetinin olmadığı bu tesiste müvekkil şirketin satış yapmakta oldukça zorlandığı, …memnuniyetsiz grupların isimlerinin; ... 28.02.2018 – 03.03.2018 ve 04.03.2018 – 10.03.2018 tarihlerindeki işlerinin müşteri memnuniyetsizliğinden dolayı iptal edildiği ve (acentenin) şirketin maddi zarara uğradığı,…şirketin bugüne kadar sözleşmede belirtilen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen otelden müşteri memnuniyetsizliklerini giderme konusunda aynı yaklaşımın beklendiği ve uyarılar yapılmasına rağmen herhangi bir düzelme olmadığı, belirtilen sebeplerden dolayı sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği, belirterek 3 gün içinde geri kalan miktar kadar çeklerin iadesi..” talep edilmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmede davacı yan davalıya ait otelde kamu gruplarında acentenin tek yetkili olarak 01.11.2017 tarihi ile 01.04.2018 tarihleri arasında (22 haftada-ki yeni yıl haftası indirildiğinde ) Pazar-Perşembe hafta içinde (ki her haftada 4 gün) toplam 18.000 kişi geceleme yapmayı üstlenmiş olup, sözleşmede acentenin hafta içi 150 oda backtoback % 90 garanti ettiği yazılıdır. Bu belirlemelere göre toplam 18.000 kişi gecelemeyi 22 haftada ve haftanın 4 gününde gerçekleştirilecektir. Bundan yeni yıl haftası ( fiilen de davalının no-show uygulamasında yer almadığı için) indirildiğinde toplam 21 haftada toplam (21x4=) 84 gün yapılacak konaklamada, geceleme yapılacak her gün için asgari (18.000 / 84 =) 214 kişinin geceleme yapması gerekecektir. 150 odanın arka arkaya % 90 garanti edilmesi sebebiyle garanti edilen (150 x0.90=) 135 odanın geceleme yapacak 214 kişiye verilmesinin gerekli ise de, her iki kişiye bir oda verileceği dikkate alındığında 107 odanın verilmesi gereklidir.
Dosyaya sunulan belgeler ve tanık beyanları, şikayetler ve tanıkların beyanları özellikle 25.01.2018- 1.02.2018 tarihleri arasındaki dönemde yoğunlaşmıştır. Dosyaya mevcut ... isimli 4 kişi otelde, temizliğin yeterince yapılmadığı, hijyene dikkat edilmediği tuvaletlere sabun bile konulmadığı, havuzda hijyene dikkat edilmeyen, dışarıdan temiz kirli demeden insanların havuza girdiği, yemeklerin yetersiz olduğunu belirtilmişlerdir. Bunlardan üç kişinin Türkiye Satranç Federasyonu ile birlikte 26.01.2018-1.02.2018 tarihleri arasında otelde konakladıkları anlaşılmaktadır. Davacı acente tarafından konaklayanlara dağıtılan ve konaklayanlarca adları oda numaraları ve telefon numaraları da el yazıları ile belirtilip 54 konaklayan tarafından imzalanan şikayet formlarına ilişkin belgeler, ayrıca bu belgelerin altına konaklayanlar tarafından el yazıları ile 19 konaklayan tarafından imzalanan belgeler ile şikayetlerini formlarda değil el yazılarıyla belirten 7 adet konaklayana at belgeler ki toplam 80 konaklayanın otelde, yemeklerin yetersiz olduğu, yemeklerde kırmızı et bulunmadığı, temizliğin yeterince yapılmadığı, hijyene dikkat edilmediği, çalışanların kaba ve uygunsuz davranışları, WİFİ-internet bağlantısının sağlanamaması nedeniyle şikayetçi olduklarını ve memnuniyetsizliklerini belirtmişlerdir. Dosyada dinlenilen tanıkların da aynı dönemde ( 25.01.2018-01.02.2018 aralığında) Türkiye Satranç Federasyonunun düzenlediği Türkiye Satranç Kupası turnuvası sebebiyle otele geldiklerini, yemekler konusunda büyük sıkıntı şikayet yaşadıklarını, yemek düzenlerinin yeterli olmadığını, başka bir grup konaklayanların daha önce yemek yediklerinden kendilerine yemek kalmadığını, tavuk etinin çok az, kırmızı etin hiç olmadığını, yanık yemekler geldiğini, dışarıdan yemek zorunda kaldıklarını, personelin yetersiz olduğunu, masaların temizlenmediğini, oda temizliklerinin günlük olarak yapılmadığını, bir kısım odalarda klimaların arızalı olduğunu, hijyen konusunda da sıkıntı olduğunu, ortamın dumanlı olduğu ve koku sebebiyle sporcuların oturamadıklarını, bir sporcunun yemeğinden böcek çıktığını, otel çalışanları ile bir grup konaklayan arasında silahlı kavga çıktığını silah atıldığını, güvenliklerinden endişe duyduklarını, bu nedenle bir sonraki organizasyonu yapmaktan vazgeçtiklerini beyan etmişlerdir.
Davacı acente tarafından davalı otel işletmesine 4 Aralık 2017 ve devamı günlerinde yazılan maillerde de; yemek konusunda ve teknik konularda sıkıntı yaşadıklarını, sürekli tavuk, karnabahar soslu börek görmekten sıkıldıklarını, soğuk büfenin yok derecede, tavuk büfesinin tek büfe olması sebebiyle sıra olduğu, teknik salonlarla ilgilenmediği, sürekli cızırtılar olduğu belirtilerek büfenin revize edilmesi, çeşit artırılması, et konulması ve hizmet standardının yükseltilmesi, eleman sayısının artırılması vb. konularda hassasiyet gösterilmesini bu ve diğer grupların hizmet ve yemek konusunda riske atılamayacağı belirtilerek konular hakkında acil dönüş yapılması istenilmiş, 7 Aralık 2017 tarihli mail ile, Funda Hanım, Sözleşmemiz gereği ana bina 150 oda verme zorunluluğunuz vardır. Sizin harici ve bizim onay vermediğimiz grubunuzun konaklamasından siz sorumlusunuz. Diğer grubunuzun odalamasını Villalarda birleştirme yaparak, İŞKUR odalarının hepsini ana bina olarak hazırlanması gerekmektedir.. şeklindeki mailler üzerine (yetkili Funda Özdem’in yazdığı)7 Aralık 2017 tarihli cevabi mailde “ geçen gün yolladığınız mail ve bu gün attığınız mailler çok fazla dikte edici, tek taraflı ve fazlaca ağır yazışmalar, anlaşma gereği yazıp duruyorsunuz işinize öyle geliyor çünkü bende anlaşma gereği yapılaması gerekenleri fazlaca yaparım hiç merak etmeyin o tarafını … Lütfen bana bir daha bu tarz mail yazmayınız… “ denilmiştir.
Bu bağlamda; özellikle 25.01.2018- 01.02.2018 aralığında davacı acente vasıtasıyla otelde konuklayanlar ile aynı dönemde konaklayan diğer misafirlerde temizliğin yetersiz olduğu, hijyene dikkat edilmediği, yemeklerin yetersizliği, çalışanların uygunsuz ve kaba davranışları nedeniyle memnuniyetsizliklerini belirtilen konaklayan sayısı ( 54+19+7 =) 80 kişiye, otel sayfasında şikayetlerini dile getiren 4 kişi ve tanık olarak dinlenilen 4 kişinin ilavesiyle 88 kişi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı acentenin 4 Aralık 2017 tarihli maili ile davalıya uyarıda bulunarak büfenin revize edilmesi çeşit artırılması, et konulması hizmet standardının artırılması eleman sayısının yükseltilmesi konularında acil hassasiyet gösterilmesini yönündeki yazılı başvuruya rağmen, davalı otel işletmesinin özellikle 25 Ocak 2019- 1 Şubat 2018 tarihleri aralığındaki grup konaklamalarındaki konaklayanların 88 kişinin yemek, hijyen, hizmet kalitesi temizlik ile ilgili memnuniyetsizliklerini ve şikayetlerini bildirmeleri karşısında, davalının sözleşme koşullarına tam olarak uyum göstermediği, eksik ve şikayet konularını gidermediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda ifade edildiği gibi; sözleşme gereği yeni yıl haftası indirildiğinde 21 haftada 84 günde 18.000 geceleme için sözleşme akdedilmesi sebebiyle, günlük geceleyen gruplardaki kişi sayısının yaklaşık 214 kişi olacaktır. 214 adet konaklayanın % 20’nin memnuniyetsizliğinin oluşması için yaklaşık 43 kişinin memnuniyetsizliğini dile getirmesi gerektiği, oysa 25.01.2018-01.02.2018 aralığında konaklayan yaklaşık 214 kişiden oluşan grubun 88 kişisinin memnuniyetsizliklerini belirtmiş olması karşısında davacı acentenin 01.02.2018 tarihli ihtarı ile sözleşmeden dönmesinin haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, Sözleşmenin 13. Maddesi uyarınca davalının aldığı çekleri davacıya iade etmesi gerektiği ve buna bağlı olarak 04.02.2018 tarihi ve sonrasında otelde konaklama yapılmamasından kaynaklı no-show uygulaması ile keşide edilen faturalarla ilgili davacıdan bir bedel talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
Anılan fesih tarihine ve feshin geçerli olduğu tarihe kadar yapılan konaklamalar dikkate alınarak taraflar arasındaki alacak borç münasebetinin akdedilen sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi gerekecektir. Şubat ve Mart aylarında toplam 8 hafta mevcut olup, haftanın 4 günü konaklama yapılacağından 32 gün konaklama yapılması gerektiğinden, sözleşmeye göre toplam 21 haftada 84 gün yapılması gereken gecelemeden, ileriye etkili olması gereken fesih gereği 8 haftada 32 gün geceleme indirildiğinde 13 haftada 52 gün yapılması gereken gecelemeye göre bedel ödenmesi gerekli olacaktır. 52 günde yapılması gereken geceleme; 18.000 kişi x 52/84= 11.142 kişi geceleme olmalıdır. Davalı otel kayıtlarına ve sunduğu belgeye göre bu süre içinde yapılan geceleme 5.181 kişidir. Yani davacı ( 11.142-5181=) 5961 gecelemeyi eksik gerçekleştirmiştir. Bu süre içinde iptal hakkı kullanılmamış olduğundan davacının davalıya ödemesi gereken toplam tutar (günlük gecelemeye KDV dahil olduğundan) 11.142 x 80 TL/gün= 891.360 TL olacaktır. Bu miktarın davalıya yapılan nakit ve çek ödemelerinden indirilmesiyle 1.650.000 – 891.360TL = 758.640.-TL davacının borçlu olmadığı, istirdadını talep edebileceği tutar olarak hesaplanmıştır.
Her ne kadar davacı vekili, bilirkişi raporundaki hesaplamanın doğru olmadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de; Taraflar arasındaki 15.09.2017 tarihli Grup Konaklama Sözleşmesinin 3, 4, 8, 12 ve 13. maddelerindeki hükümlerine göre; 18.000 gecelemenin % 20 sininin iptali değil, garanti edilen oda sayısı (150x0.90=) 135 odanın % 20 si oranında kesintili olmadan iptal edilmesi söz konusudur. Bu nedenle 136 x 0.20= 27 odanın iptal hakkı mevcuttur. Yani 18.000 gecelemenin % 20 sinin iptal hakkının bulunduğu yönündeki davacı itirazı sözleşmeye uymamaktadır. Öte yandan yanlar arasındaki sözleşmede acentenin iptal hakkının hangi sürede kullanılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle bu konuda yönetmelik hükümlerinin uygulanması gereklidir. Keza sözleşmede % 20 iptal hakkı için herhangi bir bildirim şartının olmadığı yönünde de bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle bu konuda yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Yönetmelik’in 35. maddesinde grup otel sözleşmeleri için rezervasyon iptal süreleri düzenlenmektedir. Anılan hükme göre iptal süresi, grupta bulunan ve iptal talep eden kişi sayısının %50’den az ya da fazla olmasına göre belirlenmektedir. Bu çerçevede, grubun %50’sinden fazlası rezervasyonunu iptal edecekse iptal süresi en geç konaklayanın konaklama işletmesine giriş tarihinden giriş tarihinden 21 gün öncesidir. Eğer grubun %50’si ya da daha azı rezervasyonunu iptal edecekse iptal süresi en geç konaklayanın konaklama işletmesine giriş tarihinden giriş tarihinden 14 gün öncesidir. Rezervasyonun, bildirim süresine uyulmaksızın iptal edilmesi halinde ya da herhangi bir rezervasyon iptali yapmadan konaklama işletmesine gelmeme yani no-show durumunda sözleşmeye aykırılık söz konusu olacaktır. Yönetmelik hükümlerine göre grup konaklama sözleşmelerinde konaklayanların %50 sinden fazlası rezervasyonu iptal edecekse 21 gün önce, % 50 den daha azı rezervasyonu iptal edecekse 14 gün öncesi iptal hakkının otele bildirilmesi gereklidir. Olayımızda davacı tarafından fesih tarihine değin, konaklayanlar için ne 14 gün ne 21 gün öncesinden konaklamanın gerçekleştirilemeyeceğini bildiren iptal hakkı kullanılmamıştır. Kullanılmış olsaydı, en çok garanti edilen 135 odanın % 20 si oranında yani 27 oda için iptal hakkı (birtakım sebeplerle konaklamayı gerçekleştiremeyeceğini önceden bildirilmesi halinde ) söz konusu olabilirdi. Her odanın 2 kişiye verileceği düşünüldüğünde toplam 54 kişi için İptal hakkı söz konusu olacak, bundan fazla iptal halinde her iptal oda için otel acenteye 1 gece full no-show uygulama hakkı (sözleşmenin 8. Maddesine) olacaktı. Ancak süresi içinde birtakım sebeplerle konaklamanın gerçekleştiremeyeceği yönünde hiçbir konaklayan için iptal hakkı kullanılmadığı bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı da belirgindir. Hal böyle olunca fesih tarihinden öncesine ilişkin (21-8=) 13 haftada toplam 52 gün için iptal hakkı kullanılmadığından davalının no-show uygulaması söz konusu olacaktır. Bu bağlamda bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın doğru olduğu anlaşılmıştır. 18.000 konaklayanın 84 gündü konaklama yapması gerektiğinden 1 Şubat-1 Nisan (süre sonu) 8 haftaya isabet eden ve her hafta 4 gün konaklama yapılması gerektiği için 32 günlük konuklama hariç bakiye 52 gün konaklama yapılması gerekeceğinden bu süreye isabet eden kişi sayısı 18.000 x 52/84= 11.142 kişi olacaktır. Oysa bu süre içinde otel kayıtlarına göre konaklayan sayısı 5181 olmuştur. Bu nedenle eksik gerçekleştirilen 5.961 geceleme için no-show uygulanması gereklidir. Ayrıca davacı yan toplam 9775 gecelemeyi gerçekleştirdiğini belirtmiş ise de bu hususu kanıtlayıcı herhangi bir belge dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacı vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Davanın kısmen kabulü ile, Davacının 27.02.2018 tarih ...sıra nolu ... 250.000,00 TL bedelli çek, 31.03.2018 tarih ... sıra nolu .... 250,000,00 TL bedelli çek, 30.04.2018 tarih ... sıra nolu ... sıra nolu .... 300.000,00 TL bedelli çeklerin toplam 758.640,00 TL'lik kısmından davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, şartları oluşmayan davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Davacının 27.02.2018 tarih... sıra nolu .... 250.000,00 TL bedelli çek, 31.03.2018 tarih .... 250,000,00 TL bedelli çek, 30.04.2018 tarih... sıra nolu .... 250.000,00 TL bedelli çek, 30.05.2018 tarih ... sıra nolu .... 300.000,00 TL bedelli çeklerin toplam 758.640,00 TL'lik kısmından davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Şartları oluşmayan davacının tazminat talebinin reddine,
Alınması gereken 51.822,69 TL harçtan peşin alınan 14.872,61 TL harcın mahsubu ile eksik 36.950,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından peşin yatırılan 14.877,81 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 27.757,70 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 24.149,20 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 70,50 TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 9,16 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 112.209,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Başkan ...
¸[e-imza]
Üye ...
¸[e-imza]
Üye ...
¸[e-imza]
Katip ...
¸[e-imza]