T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/257
KARAR NO : 2024/328
...
...
DAVA : Çıkma - Fesih
DAVA TARİHİ : 27/07/2020
...
DAVA : Çıkma - Fesih
DAVA TARİHİ : 09/11/2020
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
K. YAZIM TARİHİ : 02/05/2024
Mahkememizde görülen şirket ortaklığından çıkma-fesih, tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; ...sicil kayıtlarından anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin 2000 yılında kurulmuş olup..." unvanı ile bir sağlık kuruluşu olarak taraflar arasında kurulduğunu, davalı ...’ın 10.01.2008 tarihinde müvekkili şirketin %25 hissesini devralarak ortak olduğunu, davalı ...’ın bizzat kendisi 13.01.2014 tarihinde ...'ne yazılı olarak başvurarak, davalının da ortağı olduğu müvekkili şirkete ait ve ... doktor olarak ayrıldığına dair dilekçe verdiğini, davalının ayrılma tarihi olan 13.01.21014 tarihi sonrasında müvekkili şirket ile aynı ticari faaliyet olan kadın hastalıkları ve doğum konusunda ticari faaliyete başladığını, bu bağlamda davalının... adresinde kadın hastalıkları ve doğum konusunda hastalar kabul etmeye başlamış ve faaliyetlerine halihazırda da devam etmekte olduğunu, davalının ticari faaliyetlerine dair tüm reklamlarını... internet adresi üzerinden yapmakta olduğunu, hastalara randevu ve promosyon imkanları sunduğunu, 6102 sayılı TTK'nun 613. Maddesi gereği davalının müvekkili şirket ile aynı ticari faaliyet alanında hasta kabul edip kazanç elde etmesi mümkün olmadığını, bu durumun davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden ve davalıya ait banka hesaplarına dair post cihazlarının ekstrelerinden tespit edilebileceğini, davalının bu faaliyetleri sonrasında müvekkili şirketin 26.02.2019 tarihinde davalının şirket ortaklığından çıkarılması gündem maddesi ile olağan üstü genel kurul toplantısı düzenlemiş davalı da usulüne uygun bir şekilde toplantıya davet edilmiş toplantı sonrasında kanuni nisap ile davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş olduğunu, bunun yanında dava dilekçesinin hukuki deliller kısmında belirttiği dosyalardan ve müvekkili şirkete ait karar defterlerinden de görüleceği üzere şirket sermayesinin artırımı şirket ortağının hisselerinin bir kısmının devri veya yapılan genel kurul toplantısındaki tüm kararları toplantıya katılarak sabote etmiş muhalefet şerhi koymuş ardından hepsini parça parça dava konusu yaptığını, müvekkili şirket ve şirket müdürü davalının açmış olduğu davalardan dolayı artık ticari faaliyetlerini yürütemez hale geldiğini, davalının bu tutum ve tavırlarının ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarstığı gibi ortaklığı da çekilmez hale getirdiğini belirterek, davalının şirket pay değerinin tespiti ve hüküm altına alınacak pay değerinin ödeme yerinin belirlenmesini ve davalarının kabulü ile davalının ortaklıktan çıkarılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ...Esas sayılı dosyasında, davacı vekili dava dilekçesi özetle; Davacının davalı şirketin üç ortağından biri olduğunu, davacı şirketin kuruluşunda şirket ortaklarından ... sayılı dosyası ile haklı nedenlerle müdürlükten azil davası açıldığını,... ... sayılı kararı ile 30.3.2016 tarihinde müdürlükten azledildiğini, ...'nin 2017 yılı mart ayında müdürlük görevinden istifa ettiğini, aynı genel kurulda davacının olumsuz oy kullanmasına karşı sadece kendi oyları ile kendi hisselerinden yapmış olduğu devir ile eşinin şirket ortağı olduğuna dair karar alındığını ve de eşinin müdür olarak seçilmesine karar verildiğini, davalı şirketin...'nin müdürlüğü sırasında sermaye artırımı yapmak amacıyla, genel kurul kararı aldığını ancak aradan yasal süre geçmesine rağmen sermaye artırımını gerçekleştirmediğini, şirketin uzunca bir müddettir genel kurul yapmadığını ve kar dağıtımını gerçekleştirmediğini belirterek, davalı şirketin TTK 636/3 maddesi gereğince feshine karar verilmesini, aynı maddenin dördüncü fıkrası hükmünün dikkate alınarak gereken önlemlerin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ... Esas sayılı dosyasında, davacı vekili dava dilekçesi özetle; Davalı şirketin 14 Ağustos 2020 tarihinde bir genel kurul yaptığını, genel kurul için çağrının müdür sıfatı ile ...tarafından gerçekleştirildiğini, ... 13.3.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında istifa ettiğini ve eşi ... bu genel kurulda hisse devrini gerçekleştirdiğini ve... de katıldığı bu genel kurulda şirket müdürü olarak atandığını, ...şirket müdürü olarak atanmasına rağmen, atama kararını tescil ve ilan edilmediğini, ... atama kararını tescil ve ilan ettirmemesinden yararlanan ... ticaret sicilinde yer alan eski kayda dayanarak şirketi yönetmeye devam ettiğini, genel kurul çağrısını yapmaya kimlerin yetkili olduğu TTK 624/2 maddesi hükmü gereği müdürlere ( varsa müdürler kuruluna ) verildiğini, TTK 411 maddesi azınlığın, 410/1 maddesi ise görevi biten müdürün şirket genel kurulu için çağrı ve toplantı yapabileceğini hükme bağlandığını, toplantı çağrısı için karar alan ve toplantıyı uygulayan ... hiç bir yetkisinin bulunmadığını, toplantı için alınan kararın ve yapılan çağrının, geçerlik koşulu taşımadığını, hukuksal bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, söz konusu toplantıda, sadece şirketin organsız kalmasını engellemek için müdür seçimi maddesi yer alması gerekirken hisse devrine ilişkin bir karar alındığını ve yeni ortağın müdür olarak atandığını, atanan bu kişinin, davalı yanında doktor olarak çalıştığını, davalının yanında çalışan kişinin müdür olarak atanmasının istifa ve azil kararlarını ortadan kaldırmak amacıyla alındığını ve TMK 2 maddesine aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 14/8/2020 günlü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini ve butlan hükümlerinin uygulanmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edildiğini, taraf teşkili sağlanmış olduğunu, asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının, vekil eden aleyhine açmış olduğu ve kesin hükme bağlanan...E sayılı dosyasında da davacı, vekil edenin, şirket dışında doktorluk yaptığını iddia etmiş ve davası reddedildiğini, üstelik bu davada sunulan çalışmalar davalının davacı şirketteki çalışmasının devam ettiği aşamadaki çalışmaları olduğunu, aynı maddi vakalara dayanarak açılmış olan bu davanın da kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacı asıl bir tüzel kişi olduğunu, limited şirketi olması nedeniyle temsil yetkisi ve onun öncesinde karar alma yetkisi, müdüre / müdürler kuruluna ait olduğunu, davacı şirketin, müdürü olan... önce ...E sayılı kararı ile azledildiğini ve daha sonra 2017 mart ayında istifa ettiğini, onun yerine, istifanın yer aldığı genel kurul toplantısında... müdür seçilmiş ise de bu kişinin tescil ve ilan yükümlüğünü yerine getirmediğini, şirketin idaresini istifa ile şirket müdürlüğü görevinden ayrılan eşi... tarafından istifa dönemi öncesi çıkarılan, bir anlamda sahte vekalet ile şirketi yönetmesine olanak verdiğini, bu nedenle de açılan dava sonucunda, ...E. sayılı dosyasında verilen karar ile ...’nin de şirket müdürlüğünden azil edildiğini, toplantı çağrısının, toplantının istifa eden müdür... tarafından yapıldığını ve görülmekte olan işbu davada, davacı asılın da... tarafından temsil ve ilzam edildiğini dikkate alındığında, davacı tüzel kişiliğin dava açması için hukuken kabul görülebilecek bir iradesinin olmadığını, davacı tüzel kişiliğin temsil ve ilzamı mümkün olmadığını, dava, davacıyı temsil edebilecek bir kişi tarafından açılmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesini talep ettiklerini, davacının 26.02.2019 tarihinde şirket genel kurulunun toplandığını ve davalı vekil edenin ortaklıktan çıkması için, karar alındığını beyan ettiğini, ancak, yapılan toplantının yasalara uygun bir toplantı olup olmadığı konusunda, bir açıklama yapmadığını, yapılan toplantının yasalara aykırı olduğunu, çünkü; Toplantı daveti, toplantıya davete hakkı olmayan... tarafından gerçekleştirildiğini, müdür olarak, şirket ortaklarını Mart 2017 tarihinde, genel kurul toplantısına davet ettiğini, bizzat kendisi tarafından hazırlanan söz konusu genel kurul gündeminde, yeniden müdür seçilmesine ilişkin gündem maddesine yer verdiğini, yapılan genel kurul toplantısında, önce şirketteki hisselerinin büyük bir çoğunluğunu eşine devrettiğini ve daha sonra eşinin müdür seçilmesine, kendisinin ve eşinin vermiş olduğu oylarla karar aldığını, yeni seçilen müdür ...’nin de görevine başlamadığı ve müdür seçimi ile ilgili genel kurul kararını ilan ettirmediğini, istifa etmiş olarak kabul edilmesi gereken eski müdür...'nin ticaret sicilindeki kaydından yararlanarak ve müdürlük döneminde çıkarmış olduğu imza sirkülerini kullandığını, fiilen müdürlük görevini sürdürdüğünü, bu davranışın suç oluşturduğu için hakkından ... suç duyurusunda bulunulduğunu, davetin usulüne uygun olmadığını, ortaklar genel kurul toplantı tutanağının birlikte imzalanması gerektiğini, ancak tek başına toplantı tutanağını imzaladığını, vekil eden davacı şirketteki işten ayrılmasından sonra, daha doğrusu, iş yerinden atılmasından sonra, kendi işini yapmaya başladığını, üstelik yapmış olduğu cerrahi müdahalelerin davacı şirket tarafından yapılması mümkün olmadığını, çünkü, ... tarafından verilen çalışma ruhsatı davacı şirketin bu tür faaliyetlerde bulunmasına olanak vermediğini, ...'nin eş zamanlı olarak, vekil eden dışında kalan şirket ortaklarının hisselerini devir aldığını, şirket ortaklığından çıkarılmasına neden olarak gösterdiği olaylara dayanarak rekabet yasağını ihlalden ... .sayılı dosyası ile dava görüldüğünü, ...’nin haksız rekabete ilişkin bu dava ile vekil edenin ortaklıktan çıkarılması talebi ile ... E sayılı dosya ile görülen dava açmış bu dava reddedildiğini ve kesinleştiğini, ...'nin şirkete zarar veren davranışlarından kaynaklı olarak taraflarınca açılan müdürlükten azil davasının ise ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 524.054.40 TL avans verdiğini, verilen avansın söz konusu şirketin sermaye yapısını aşan boyutta olduğunu, üstelik, dosyada yer alan savunmalarda, bu avansın, şirkete hizmeti geçen ...adlı şirket çalışanını ödüllendirmek için verdiğini beyan ettiğini, bu avansın gene dosyada yer alan bilgilere göre 3 yıllık bir süreç içinde ve her yerde, her zaman bulunan kullanım malzemelerinin, davacı şirkete %20-%80 arası zamlı fiyatlarla satılması ile ödendiğini, verilen bu avans nedeniyle, şirketin zarara uğramış olduğu göz önüne alındığında, hem... sayılı dosyası ile tazminat davası açtıklarını hem de ceza davası için gereken başvurular yapıldığını, davacı şirketin, müdürlük görevini yürüten... bununla da yetinmediğini 13.3.2017 günlü genel kurul toplantısına sunulan bilançoda, asgari ücretle ile şirkette çalışan ...na 507.271.04 TL borç verdiğini beyan ettiğini, Burcu ise, ... E sayılı dosyası ile derdest olduğunu, bu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda Burcu Emiroğlu'na borç/avans verildiğinin doğrulandığını, davacı şirketin 23.5.2016 tarihinde yapmış olduğu ve konusu sermaye artırımını da içeren genel kurul toplantılarından sonra ... sayılı dosyası ile açılan, genel kurul kararlarının iptali davasından, önce böyle bir toplantının olmadığını, daha sonra tescil ve ilan ettirilmediğini beyan ederek, kötü niyetini ortaya koyduğunu, bu davada, davanın kabulüne karar verildiğini, davacının 13.3.2017 tarihli genel kurulda da sermaye artırımına karar alındığını ancak bunu da uygulamaya koymadığını, bu konuda taraflarından ... ... Esas sayılı dosyası ile görülen davanın kabul ile sonuçlandığını henüz kararın istinaf incelemesinde olduğunu, dava dilekçesinin tamamı, TMK 2 maddesihükmüne aykırı olarak hazırlandığını, her ne kadar dava dilekçesinde, hukuki neden olarak TTK 613 maddesi gösterilmiş ise de, davanın asıl dayanağının TTK 640 maddesi olduğunu, bu maddeye göre, ortağın çıkarılması için öncelikle, bu konuyu hükme bağlayan bir genel kurul kararına gereksinim olduğunu, bunu takiben, ortağın haklı nedenlerle şirketten çıkarılması için dava açılacağını, dava dilekçesi incelendiğinde, davacının toplantının gerçekleşmesi ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadığı gibi, toplantıya ilişkin belge de sunmadığının görüldüğünü, kanılarına göre, davacının bu davranışının TMK 2 ve HMK 29 maddesine aykırı olduğunu, genel kurul kararının ancak, yasaya uygun olarak yapılması ve TTK 621/ 1 g maddesine göre, oluşan karar nisabı ile alınması ve şirket sözleşmesinin değişmesine neden olması gerektiğini, somut olayda şirket genel kurul toplantı defterinde ve ticaret sicil kayıtlarında böylesi bir karar olmadığına göre, ortağın şirkete karşı bir rekabet yasağından söz etmek mümkün olmadığını, rekabet yasağından söz edebilmek için, şirketin rekabete konu işi bizzat yapması gerektiğini, halbuki somut olayda, şirketin ameliyat yapmasına olanak veren bir ruhsatı ve fizik imkanları bulunmadığını, tüm bunların yanı sıra, müvekkili davalının, davacı tarafından kovulduğunu, bu aşamadan sonra da eğitimini almış olduğu doktorluk faaliyetini gerçekleştirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen ... E. Sayılı dosyası kapsamında dava açıldığını, bu davanın davacının aleyhine sonuçlanmış olduğunu, ...'nin müdürlüğünün devam ettiğine dair karar verildiğini belirterek öncelikle bekletici mesele yapılamasının kabulünü ve davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen ... Esas sayılı dosyasında, davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Derdestlik ile kesin hüküm itirazlarının olduğunu, huzurdaki davanın ... Esas sayılı dosyasının huzurdaki dosya ile taraflarının ve konularının aynı olduğunun tespiti ile derdestlik itirazlarının kabulünü talep ettiğini, davacının ortaklığı çekilmez hale getirmesi ve şirket kazançlarını kendi yeddiğine geçirmesi, kendi nam ve hesabına şirket bünyesi altında ticari faaliyetleri yürütmesi, bununla beraber kendi iradesiyle şirkete ait kadın doğum merkezini terk edip şirketin zararına olacak şekilde klinik açıp şirket hastaları üzerinden bu faaliyet çerçevesinde kazanç elde etmesi gerekçeleriyle ... Esas sayılı dosyaları kapsamında ortaklıktan çıkartma davası açıldığını, iş bu davaların sonunda davacının ortaklıktan çıkartılması kuvvetle muhtemel olduğunu bu şekilde huzurdaki davanın konusuz kalacağını, ... Esas sayılı dosyası ile huzurdaki davanın birleştirilmesini talep etmiştir.
ÖN İNCELEME: Dava ve birleşen davalarda; Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, Mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir.
DELİLLER: Tarafların delilleri toplanmış, delil olarak dayanılan dosyalar ile davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, genel kurul kararı ve İl Sağlık Müd. kayıtları getirtilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizce alınan SMMM, sektör uzmanı ve şirketler hukuku uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyeti raporunda ve iki adet ek raporunda sonuç olarak; Asıl davada; Davalı hakkında 26/02/2019 tarihli Genel Kurul’da alınan çıkarma kararının 6102 sayılı TTK’nun 616/1-h ve 621/1-h maddesinde düzenlenen “önemli kararlar” niteliğinde olması nedeniyle, temsil edilen oyların 2/3’ü ile sermayesinin salt çoğunluğunun kabul oyunu gerektirdiğini, iki ortaklı limited şirket olan davacı şirkette “temsil edilen oyların 2/3’ü” şartının sağlanmadığını, bu nedenle dava şartının oluşmadığı hususunun Sn. Mahkemenin takdirinde olduğunu, birleşen ... dosyasında; Şirketin Rayiç Değer Bilançosuna borca batık olmadığı, amaç ve faaliyetlerine devam edebilecek durumda olduğu, bu nedenle davalı şirketin feshi koşullarının oluşmadığının Sn. Mahkemenin takdirinde olduğunu, şirketin fesih koşullarının oluşmadığının belirlenmesi halinde; dinlenen tanıklar ve tarafların beyanından ortaklar arasındaki anlaşmazlığın çekilmez hale geldiği nazara alınarak, TTK 636/3. maddesi uyarınca davacı ortağın payının karar tarihine en yakın gerçek değerinin belirlenerek limited şirketten çıkma talebi olarak değerlendirilmesinin mümkün olabileceğinin değerlendirildiğini, bu durumda davacının çıkma payının 249.392,51.-TL. olarak hesaplandığını, birleşen ... dosyasında; Dava dışı ...’nin şirket müdürlüğünden azline ilişkin ... E. sayılı dosyasının kesinleşmediği görülmekle birlikte, TTK’nun 410. maddesi uyarınca toplantıya daveti gerçekleştiren...’nin son yetkili müdür olduğu ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanın “şirket müdürü” sıfatıyla verildiği nazara alındığında, davacının “butlan” iddiasının yerinde olmadığının, Sn. Mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava; asıl davada, haklı sebeple davalının ortaklıktan çıkarılması istemine; birleşen ... Esas sayılı dosyada, haklı sebeple şirketin feshi istemine; birleşen... Esas sayılı dosyada, 14/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine yöneliktir.
Her ne kadar asıl davada davalı vekili aktif dava ehliyeti yönünden itirazda bulunmuş ise de;Asıl davanın konusu ve taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi dikkate alındığında, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava ve birleşen davalar dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, getirtilen bilgi-belgeler, bilirkişi raporu-ek raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Asıl davada; Davacı taraf, müvekkili şirketin 2000 yılında ... unvanı ile kurulduğunu, davalı ...’ın 10.01.2008 tarihinde %25 hissesini devralarak ortak olduğunu, davalının bizzat 13.01.2014 tarihinde .. Müdürlüğü'ne yazılı olarak başvurarak, davalının da ortağı olduğu müvekkili şirkete ait ve ... doktor olarak ayrıldığına dair dilekçe verdiğini, 13.01.21014 tarihi sonrasında müvekkili şirket ile aynı ticari faaliyet olan kadın hastalıkları ve doğum konusunda ticari faaliyete başladığını, ... adresinde kadın hastalıkları ve doğum konusunda hastalar kabul etmeye başladığını, faaliyetlerine devam ettiğini, TTK 613. uyarınca aynı alanda faaliyet göstererek ticari kazanç elde etmesinin kabul edilebilir olmadığını, davalının bu faaliyetleri sonrasında müvekkili şirketin 26.02.2019 tarihinde davalının şirket ortaklığından çıkarılması gündem maddesi ile olağan üstü genel kurul toplantısı düzenlediğini, toplantı sonrasında kanuni nisap ile davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, ayrıca şirket sermayesinin artırımı şirket ortağının hisselerinin bir kısmının devri veya yapılan genel kurul toplantısındaki tüm kararları toplantıya katılarak sabote ettiğini, muhalefet şerhi koymuş ardından hepsini parça parça dava konusu yaptığını, müvekkili şirket ve şirket müdürü davalının açmış olduğu davalardan dolayı artık ticari faaliyetlerini yürütemez hale geldiğini iddia ederek, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmiştir.
Davalı taraf ise, davacı şirketin, müdürü olan...’nin ...E sayılı kararı ile azledildiğini, daha sonra 2017 Mart ayında istifa ettiğini, onun yerine, istifanın yer aldığı genel kurul toplantısında ...müdür seçilmiş ise de bu kişinin, tescil ve ilan yükümlüğünü yerine getirmediğini, şirketin idaresini istifa ile şirket müdürlüğü görevinden ayrılan eşi... tarafından istifa dönemi öncesi çıkarılan vekalet ile şirketi yönetmesine olanak verdiğini, bu nedenle de açılan dava sonucunda, ... E sayılı dosyasında verilen karar ile...de şirket müdürlüğünden azledildiğini, toplantı çağrısının, toplantının istifa eden müdür... tarafından yapıldığını, diğer bir anlatımla, dava, davacıyı temsil edebilecek bir kişi tarafından açılmadığını, Genel kurula davetin usulüne uygun olmadığını, noter aracılığı ile toplantı öncesinde ve toplantı aşamasında kendilerine açıklanmış olmasına rağmen toplantıyı gerçekleştirdiğini, vekil eden davacı şirketteki işten ayrılmasından sonra, kendi işini yapmaya başladığını, yapmış olduğu cerrahi müdahalelerin davacı şirket tarafından yapılması mümkün olmadığını, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen çalışma ruhsatı davacı şirketin bu tür faaliyetlerde bulunmasına olanak vermediğini, Şirket tarafından üçüncü kişilere avans verilmesi nedeniyle, şirketin zarara uğramış olduğu göz önüne alınarak, hem ...E. sayılı dosyası ve ... E. sayılı dosyası ile tazminat davaları açıldığını, 2019 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılmaksızın olağanüstü bir genel kurul toplantısı ile ortaklıktan çıkarma kararı alınmasının anlaşılamadığını, TTK 613. Maddesine göre limitet şirket ortaklarının, şirkete karşı rekabet yasağı olamayacağını, böylesi bir yasağın oluşabilmesi için, şirket sözleşmesinde bu konuda bir hükmün şart olduğunu, rekabet yasağından söz edebilmek için, şirketin rekabete konu işi bizzat yapması gerektiğini, halbuki davacı şirketin ameliyat yapmasına olanak veren bir ruhsatı ve fizik imkanları bulunmadığını belirterek, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen.... E. sayılı dosyasında; Davacı taraf, davalı şirketin uzunca bir müddettir genel kurul yapmamakta ve kar dağıtımını gerçekleştirmediğini iddia ederek, davalı şirketin TTK 636/3 maddesi gereğince feshine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davanın reddini istemiştir.
Birleşen...E. sayılı dosyasında; Davacı taraf, davalı şirketin 14 Ağustos 2020 tarihinde yaptığı Genel Kurula çağrının müdür sıfatı ile... tarafından gerçekleştirildiğini, ... 13.3.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında istifa etmesi nedeniyle Genel Kurul’a çağrı yapmaya yetkisinin olmadığını iddia ederek, davalı şirketin 14/8/2020 günlü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini ve butlan hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir. Davalı taraf ise, davanın reddini istemiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki anlaşmazlık; asıl davada, davalı şirket ortağının faaliyetlerinin rekabet yasağı kapsamında olup olmadığı ve şirketten çıkarma talebinin koşullarının oluşup olmadığı; birleşen... dosyasında şirketin feshi koşulları oluşup oluşmadığı ve birleşen ..., dava konusu 14/08/2020 tarihli Genel Kurulun iptali talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce alınan davacı firma ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme sonucunda düzenlenen SMMM, makine mühendisi, kadın has. ve doğ. uzmanı ve şirketler hukuku-hesap uzmanı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor-ek raporların usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.
Asıl davaya yönelik yapılan değerlendirmede; TTK’nun 613. maddesinde; “(1)Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz. (2)Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir.
(3)Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır.
(4)Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, maddenin 2. fıkrası ile ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyecek davranışlarda bulunamayacakları ve kendilerine özel bir menfaat sağlayacak işlemler yapamayacakları hükme bağlanmıştır. Böylece, şirketin esas sözleşmesiyle, şirket ortakları yönünden “rekabet yasağı” öngörülmemiş olsa dahi, kişisel menfaat sağlamak amacıyla şirketi zararlandırıcı işlemler yapamayacakları, 613. maddede açıkça hükme bağlanmıştır.
Yine, TTK’nun 616/1-h maddesinde; “Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması”, Şirket Genel Kurulunun devir ve terk edilemez yetkileri arasında sayılmış olup, TTK’nun 621/1-h maddesinde; “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.” Limited şirket Genel Kurulunun alacağı “önemli kararlar”dan sayılarak, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde çıkarma kararının alınabileceği hükme bağlanmıştır.
Davacı-birleşen dosyalarda davalı şirket 26/02/2019 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının incelenmesinde; toplam 200 paylı şirketin, 150 payını haiz Mine Sıdıka Kermallı ile 50 payını temsilen Hasan Basri Çakmak’ın katılımıyla toplantının gerçekleştirildi, davalı ...’ın şirket ortaklığından çıkarılmasının oya sunulduğu, %75 sermaye oranına sahip Mine Sıdıka Kermallı’nın kabul oyu kullandığı ve oyçokluğu ile kabul edildiği tutanağa derç edildiği anlaşılmıştır. Böylece, davalının şirket ortaklığından çıkarılması kararı, iki ortaklı şirkette, %75 paya sahip 1 ortağın oyuyla alındığı görülmekte, TTK’nun 621. Maddesinde yer alan “temsil edilen oyların en az üçte ikisinin” kabul oyu şartını taşımadığı belirlenmiştir.
Belirtildiği gibi; davacı şirketin iki ortaklı bir limited şirket olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 616/1-h ve 621/1-h bentleri çerçevesinde iki ortaklı limited şirkette davalı ortağın haklı nedenlerle şirketten çıkarılması talebiyle açılan davada, şirkette temsil edilen oyların 2/3’ü şartının gerçekleşmemesi nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen ... dosyasına yönelik yapılan değerlendirmede; Davacı ortak tarafından davalı şirketin feshine karar verilmesi talep edilmiş olup, 6012 Sayılı TTK’nun 636/3. Maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” Hükmü düzenlenmiştir.
Gerek TTK’nun 636/3. maddesinde, gerekse kökleşmiş Yargıtay kararlarında; feshin son çare olduğu, şirketten çıkarılma da dâhil olmak üzere, uygun olduğu takdirde öncelikle başka çözümlere hükmedilmesi gerektiği karara bağlanmıştır.
Davacı yanca, genel kurul yapılmamış olmasının şirketin feshini gerektirdiği ifade edilmiş ise de; Şirketin 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2018, 2019 ve 2020 yılarına ilişkin genel kurullarının yapıldığı, 2017 yılına ilişkin Genel Kurulun ise yapılmadığı belirlenmiş olup, davacının TTK’nun 411. ve 412. maddesi uyarınca azlık oyu hakkına sahip ortak olarak, genel kurul yapılması talebiyle mahkemeye başvurabileceği nazara alındığında, davacının bu dayanağının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mali yönden; Şirketin Rayiç Değer Bilançosuna borca batık olmadığı, amaç ve faaliyetlerine devam edebilecek durumda olduğu, bu nedenle davalı şirketin feshi koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda; Dinlenen tanıklar, davalı – birleşen davacı ...’ın bazı tedavi gelirlerini hastalardan tahsil ettiği halde şirkete vermediğini, 2014 yılında şirketten ayrıldığını, ayrılırken hasta dosyaları ve kayıtlarını beraberinde götürdüğünü, daha sonra davacı şirketin hastalarına mesaj göndererek, yeni adresinde faaliyet gösterdiğini bildirerek, kendi muayenehanesine yönlendirdiğini, ifade etmişlerdir. Bu durumda, gerek asıl gerekse karşı davada tarafların ve tanıkların beyanlarından, gerekse taraflar arasında anlaşmazlıklara dayalı görülen davalardan, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, bu sebeple şirketin halihazırdaki ortaklık yapısı ile devamının taraflar yönünden çekilmez hâle geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; TTK 636/3. maddesi uyarınca davacı ortağın payının karar tarihine en yakın gerçek değerinin belirlenerek, limited şirketten çıkmasının uygun bir çözüm olduğu, davacının karar tarihine en yakın tarihte yapılan hesaplama sonucunda düzenlenen bilirkişi heyeti ek raporuna göre davacının talep edebileceği çıkma payı alacağının payı 249.392,51 TL olduğu, çıkma payı alacaklarına hükmün kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, alacağın ticari olduğu dikkate alındığında avans faizine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen ... dosyasına yönelik yapılan değerlendirmede; Davacı tarafça, davalı şirketin 14 Ağustos 2020 tarihinde yaptığı Genel Kurula çağrının müdür sıfatı ile... tarafından gerçekleştirildiği, ...’nin 13.3.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında istifa etmesi nedeniyle Genel Kurul’a çağrı yapmaya yetkisinin olmadığı iddiası ile, genel kurulda alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespitini talep etmiştir.
.... sayılı kararıyla reddedildiği görülmekle, İlk Derece Mahkemesinde verilen ve ...’nin müdürlükten azline ilişkin kararın kesinleştiği görülmüştür.
Her ne kadar davacı yanca “...’nin ...’ye vekaleten Genel Kurul Toplantısına davet işlemlerini gerçekleştirdiği…” ifade edilmiş ise de, çağrının “Şirket Müdürü – ...” sıfatıyla ilan edildiği belirlenmiştir.
Davalı şirketin 24/12/2019 tarihli ... Gazetesi’nde ilan edildiği üzere, şirketin, azledilen ...’den önceki müdürü de... olup, TTK’nun 410. Maddesinde belirtilen; “(1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler.” Hükmü uyarınca, 14/08/2020 tarihli Genel Kurul Toplantısına yapılan davetin son yetkili müdür tarafından yapılmış olması nedeniyle, geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Böylece; Dava dışı ... şirket müdürlüğünden azline ilişkin ... E. sayılı dosyasının kesinleştiği görülmekle birlikte, TTK’nun 410. maddesi uyarınca toplantıya daveti gerçekleştiren...’nin son yetkili müdür olduğu ve ...’nde ilanın “şirket müdürü” sıfatıyla verildiği nazara alındığında, davacının “butlan” iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle;...Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile; fesih istemi yerinde görülmediğinden, davacının haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, 249.392,51 TL çıkma payı alacağının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; 3-Birleşen ... Esas sayılı dosyasında; Davanın reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1-Mahkememizin ... Esas sayılı asıl dosyasında; Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile eksik 383,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Birleşen ... Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile; fesih istemi yerinde görülmediğinden, davacının haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına,
249.392,51 TL çıkma payı alacağının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Alınması gereken 17.036,00 TL harçtan peşin alınan TL 54,40 harcın mahsubu ile eksik 16.981,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere .. merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından peşin yatırılan 116,60 TL harç ve davacılar tarafından yapılan ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 20.551,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 39.408,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Birleşen ... Esas sayılı dosyasında; Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 54,40 TL harçtan mahsubu ile fazla 373,20 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; Davalı- Birleşen dosya davalar davacı vekilinin yüzüne karşı, davacı- birleşen dosyalar davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/05/2024
...]