T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2020/45 Esas - 2024/582
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2020/45 Esas
KARAR NO: 2024/582
HAKİM: ....
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ....
Av. ....
Av. ....
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/12/2017
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN .... SAYILI DOSYASI
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ....
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/10/2020
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin içinde bulunduğu adi ortaklığın yüklenicisi olduğu eser sözleşmesi kapsamında davalıdan 09/06/2017 tarihinde baraj işinde kullanılmak üzere su tutucu bant satın alındığını, ürünlerin teslimi üzerine müvekkillerinin 123.062,00 TL ödeme yaptığını, ancak ...su tutucu bantların ... standartlarına uymadığının tespit edildiğini iddia ederek asıl davada ödenen 123.062,00 TL, 9.789,03 TL kur farkı ücreti, 9.515,84 TL deney ücreti ve 1.652,00 TL nakliye ücretinin temerrüt tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar karar talep ve dava etmiştir.
Birleşen davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı ortağın asıl davaya muvafakat vermesi için ihtarname gönderildiğini ancak muvafakat sunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin asıl davada adi ortaklığı temsil edemediğini ve bu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu, zarardan onun da sorumlu olduğunu iddia ederek şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar karar talep ve dava etmiştir.
Asıl davalı vekili asıl davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; adi ortaklığın husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ürünün ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Asıl davalı vekili 20/09/2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ürünlerin ayıplı olmadığını, tarafların tacir olup davacının süresinde gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının defalarca işlem görmüş ve kullanılmış ürünleri iki ay sonra rapor alarak dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, teklif sözleşmesinde 3 günlük test ve inceleme süresi belirlendiğini, davacı tarafça sunulan deneylerin deneylerin dava dışı ... iş ortaklığı tarafından yaptırılması nedeni ile müvekkili aleyhine bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı ile idare arasındaki nispi sözleşmenin müvekkilini bağlamasının hakkaniyete uygun olmayacağını, davacının kur farkı talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davalı birleşen davaya cevap dilekçesi sunmamış, 13/11/2020 tarihli dilekçesi ile asıl davada davacı yanında müdahale talebinde bulunmuş olup müdahale harcının tamamlanması halinde müdahale talebinin kabulüne karar verildiği, ancak müdahale harcının yatırılmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ihale dosyası, sözleşmeler, ... laboratuvar sonuç evrakı ve yazışmaları, ihtarnameler, banka cevabi yazıları dosya arasına alınmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere HMK'nun 222. ve devamı maddeleri uyarınca ihtarat yapılarak süre verilmiş, sunulan defterler incelenmek üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi, kimya mühendisi ve nitelikli hesap bilirkişisi 06/10/2022 tarihli raporunda özetle, tarafların defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, satıma konu malın bedelinin 123.062,20 TL olup 24/07/2017 tarihinde çekle ödendiği, teslim tarihinin fatura tarihi olan 21/07/2017 olduğu, davacının numuneleri 03/08/2017 tarihinde laboratuvara teslim ettiği, satıma konu .... malzemelerinin ... Su Tutucu Bantlar Standardına uygun olmadığı, kül içeriliği, görünüş, kesit, boyut muayenesi deney kriterlerine göre; görünüş, kesit ve boyut muayenelerinin ... standardı değerlerinin dışında kaldığı, davacı adi ortaklık tarafından dava konusu miktarların 02/11/2017 tarihli ihtarla 3 gün içinde ödenmesi davalıdan talep edildiği ancak tebliğ belgesi sunulmadığı, temerrüdün takdirinin Mahkeme'ye ait olduğu, davacının, kur farkı talebinin dayanağını ve hesaplama usulünü açıklamadığı, munzam zarar olarak talep ediyor ise öncak ödeme tarihi ile hesaplanabileceğini, ancak halihazırda hesaplanamadığını, deney ücreti olan 9.515,84 TL talep edilmiş ise de ödeme belgesinin sunulmadığını, davacı yanca nakliye bedeli olarak 22/07/2017 tarihinde 1.652,00 TL ödendiği belirtilmiştir. Taraf itirazları ile ayıbın niteliğine ilişkin belirleme yapılması için alınan 29/05/2023 tarihli ek raporda, kök rapordaki beyanlarını tekrar ederek deney faturalarının sunulduğu ve davacı yanın ihtarnamesinin davalıya 03/11/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının talebi doğrultusunda yapılan hesaba göre ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki kur farkının 10.084,17 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti 05/04/2024 tarihli ek raporunda, davacı defterlerinde mali yönden yapılan incelemede; dava konusu malzemenin taraflar arasındaki satım sözleşmesi tarihinde başka firmalardan temin edildiğine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı; faturaya konu malzemelerin sevk irsaliyesi aşağıdaki şekilde olduğu, faturadaki ürünler olan “.... Bant malzemelerinin ... Su Tutucu Bantlar” ile deneye tabi tutulan ürünler “.... malzemelerinin ... Su Tutucu Bantlar” aynı ürünler olduğu; ancak bilimsel muayene ile tespit edilebilir nitelikte, insan duyuları ile yapılan muayenede tespit edilemeyecek olan ayıbın bu yönden gizli ayıp olduğu, diğer hususlarda kök ve ek rapordaki beyanlarını tekrar ettiklerini bildirmişlerdir. Rapordaki teknik değerlendirmeler dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmıştır.
DEĞERLENDİRME:
Dava, ticari satıma konu malın ayıplı olması nedeni ile bedelinin iadesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce 30/10/2018 tarihli karar ile adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından dolayı davanın usulden reddine karar verildiği, davacının istinafı üzerine .... sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine .... sayılı ilamı ile, "Adi ortaklıkta davanın, tüm ortaklar tarafından birlikte açılması zorunlu olduğundan, mahkemece; temsil ettiği adi ortağın vekâletnamesini sunarak; davada yer almayan adi ortağın davaya muvafakatinin sağlanması için süre verilmesi, muvafakat sağlanamazsa; adı geçen hakkında bu davayla birleştirilmek üzere dava açtırılıp, bu şekilde taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasına girilip, davanın sonuçlandırılması gerektiğinden" bahisle kararımızın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı ... şirketi tarafından davalı ... şirketi aleyhine açılan Mahkememizin .... esas sayılı dosyası birleştirilerek görülmüştür.
Dava dışı asıl işveren ... ile yüklenici ... adi ortaklığının ...'nın yapılması için sözleşme imzaladığı, davacı ile birleşen davalının oluşturduğu adi ortaklığın ise taşeron olduğu, bu kapsamda satıma konu su tutucu bantların alımı hususunda asıl davalı ... şirketinden teklif alındığı ve anlaşma sağlanarak 22/07/2017 tarihli sevk irsaliyesi ile satıma konu malların davacı yana teslim edildiği, 24/07/2017 tarihli 123.062,20 TL bedelli faturanın düzenlendiği ve fatura bedelinin ödendiği, satıma konu malların dava dışı işveren tarafından standarda uygun bulunmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, satıma konu ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbar önellerine uyulup uyulmadığı, zamanaşımı içinde davanın açılıp açılmadığı, davacı yanın kur farkı ile deney ücreti bedelinin tahsili talebinin yerinde olup olmadığı ve miktarı hususunda toplanmaktadır.
Bilirkişi heyetinin değerlendirilmesi dikkate alındığında öncelikle olayda aluid ifa ya da ayıplı ifa bulunup bulunmadığı sorunu çözülmelidir. Bilirkişinin belirlediği üzere davaya konu ve davacıya teslim edilen su tutucu bantların faturada belirtilenle aynı olduğu ve bir başka ürün teslim edildiği iddiası bulunmadığı, hakim görüşe ve yüksek mahkeme uygulamalarına göre çeşit satışlarında nispi çeşit tanımı benimsenmiş ve tarafların sözleşmede belirlediği bu çeşide dahil olmayan bir şeyin teslim edilmesini aluid ifa olarak değerlendirmek gerektiği, olayımızda ise niteliği belirlenen ürünün teslim edildiği, bu hali ile aluid ifadana söz etmenin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir (.... ). Bu hali ile üründeki ayıp hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nun 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi değerlendirilmiş olup ürünlerin çok büyük boyutlu olup deney yapabilecek kurum olarak yine ...'nın belirlenmiş olması, davalı her ne kadar davacı tarafça yaptırılmamış deney sonuçlarının kendilerini bağlamayacağını savunmuş ise de satıma konu ürünlerin vasfı, teklife ilişkin 09/06/2017 tarihli davacı mailinde işin baraj inşaatı için kullanılacağının davalı yana bildirilmesi, davacı yanın taşeronu olduğu iş kapsamında işveren ...'nin çalışanları gözetiminde numune alınarak yüklenici tarafından ... bünyesindeki resmi kurumca ... standartları kapsamında yapılmış olması, davacı defterlerinde işin yapıldığı tarih itibari ile aynı mahiyette başka bir firmadan ürün satın alındığına ilişkin kayıt bulunmaması hususları hep birlikte gözetilerek yeniden deney yapılmasına yer olmadığı değerlendirilmiş ve işveren ... tarafından yaptırılan deney, eldeki dosyada düzenlenen bilirkişi raporu ile birlikte hükme esas alınmıştır.
... tarafından düzenlenen 12/09/2017 tarihli raporlarda satıma konu ürünlerin ... standartları kapsamında olmadığı ve baraj işinde kullanılmasının mümkün olmadığının belirlendiği, bu hususun dosyada rapor düzenleyen bilirkişi tarafından da uygun bulunduğu değerlendirilerek ürünlerde gizli ayıp bulunduğu kanaatine varılmıştır.
TTK'nun 23/1-c maddesi ile TBK'nun 223/2 maddesi uyarınca ayıbın niteliği ile davacı tarafça 13/09/2017 tarihli mail ile deney sonuçlarının davalıya bildirildiği, bu hali ile ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığı, eldeki davanın da 19/12/2017 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı dönme iradesini bildirerek ürün bedelinin iadesi, kur farkı ve ürün nakliye bedelinin iadesi talebinde bulunmuştur.
TBK'nun 229 maddesinde "Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi. 2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi. 3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür," hükmü düzenlenmiştir.
Satılan malın baraj inşaatında kullanılmasının mümkün olmaması ve gizli ayıplı olması nedeni ile davacının sözleşmeden dönme iradesinin haklı olduğu ve davacının ödediği bedelin iadesi, nakliye masrafları ve davadan önce yapılan deney ücretine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak kur farkına ilişkin iddiasının taraflar arasında kur farkına ilişkin anlaşma bulunmadığı ve aksi yönde delil de bulunmadığı, davacının ödediği bedele ilişkin faiz talebinde bulunmuş olması da gözetilerek bu yöndeki talebinin reddi gerektiği değerlendirilmekle asıl davanın kısmen kabulü ile 123.062,00 TL ürün bedeli, 9.515,84 TL deney ücreti ve 1.652,00 TL nakliye ücretinin davacı talep ettiği faiz türünü bildirmediğinden yasal faizi ile birlikte davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü tarih itibari ile adi ortaklığa ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davaya ilişkin olarak ise, .... sayılı ilamı sonrasında birleşen davalıya asıl davaya muvafakat verilmesi hususunda .... Noterliği'nin 18/02/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, muvafakat verilmemesi üzerine 26/10/2020 tarihinde birleşen davanın açıldığı ve birleşen davalının asıl davaya asli müdahale dilekçesi sunarak muvafakat ettiği ancak müdahale harcının yatırılması için verilen kesin sürede harcın tamamlanmaması karşısında birleşen davalının asıl davaya muvafakat ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacının davasının sübut bulduğu ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,
123.062,00 TL, 9.515,84 TL deney ücreti ve 1.652,00 TL nakliye ücretinin 09/11/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adi ortaklığa verilmesine,
Satıma konu .... Bant ve OL Tipi 35/10 ...Su Tutucu Bant malzemelerinin ... Su Tutucu Bantların davalıya iadesine,
BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ İLE,
10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine,
Asıl davada alınması gereken 9.169,24 TL harçtan peşin alınan 2.479,49 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.689,75 TL harcın asıl davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
Asıl davada karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 21.476,77 TL nisbi vekalet ücretinin asıl davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Asıl davada karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 9.789,23 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak asıl davalıya verilmesine,
Asıl davada davacı tarafından yapılan UYAP sisteminde kayıtlı toplam 7.640,85 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 7.121,49 TL'si ile davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.479,49 TL harcın asıl davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Birleşen davada alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 512,32 TL harcın birleşen davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin birleşen davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Birleşen davada karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 10.000,00 TL nisbi vekalet ücretinin birleşen davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen davada davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; hazır bulunan tarafların yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip .... Hakim ....
¸¸ ¸¸