T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/230 Esas - 2025/374
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/230
KARAR NO : 2025/374
HAKİM : .....
KATİP : .....
DAVACI : ... - .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 2- ... -.....
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/03/2022
KARAR TARİHİ : 26/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili, 21.08.2021 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı sayılı motosiklet seyir halinde iken ... A.Ş.'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı davalı ...'na ait olan ... plaka sayılı aracı ile çarpıştığını ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili dava konusu kaza sonrasında 21.08.2021 tarihinde giriş yaptığı hastaneden ancak 02.09.2021 tarihinde taburcu edildiğini, ... A.Ş.'ye zararını tazmin etmesi için 18.02.2022 tarihinde başvuru yapılmış ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkiline ait araç perte çıktığını ve araç mahrumiyet zararına uğradığını, aracın sovtaj bedeli ise 55.700,00 TL olup, davalının trafik sigortacısı olan ... A.Ş. tarafından müvekkiline 2021 yılı Z.M.M.S. Trafik Poliçesi Limitleri dahilinde araç başı maddi zarar için 43.000,00 TL olarak belirlenen teminat tutarının tamamı ödendiğini, tüm bu nedenlerle 21.08.2021 tarihinde meydana gelen kazada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili ...'nin; yaralanması sebebiyle uğradığı 400.000,00 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte (davalı sigorta şirketi yalnızca ZMSS poliçesi kapsamındaki teminat limitleri dahilinde sorumludur); kaza nedeniyle müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın tazmini için şimdilik bakiye 100,00 TL'lik hasar bedeli tazminatının, araçtan mahrum kaldığı süre boyunca aracını kullanamadığı için 100,00 TL'lik araç mahrumiyet tazminatının ve kaza nedeniyle müvekkilin manevi dünyasında meydana gelmiş olan zararlarının tazmini için 250.000,00 TL'lik manevi tazminatın yalnızca davalı ...'ndan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılamanın devamı sırasında davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu 04.03.2025 tarihli ıslah dilekçesinde, dava değerinin 35.100,00-TL hasar bedeli, 5.250,00-TL araç mahrumiyet zararı bedeli, 2.003.023,87-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 2.293.373,87-TL olarak kabulünü, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla 35.100,00-TL hasar bedeli, 5.250,00-TL araç mahrumiyet zarar bedeli, 2.003.023,87-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250.000,00-TL olmak üzere toplam 2.293.373,87-TL'nin davalı ...'ndan temerrüt tarihinden (kaza tarihi-21/08/2021) itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkeme KTK 110.madde uyarınca..... Mahkemeleri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kazaya karışan ... plakalı araç 11.11.2020-11.11.2021 dönemine ilişkin olarak ZMMS ile sigortalı olduğunu, ancak poliçede manevi tazminat klozu olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket talep edilen manevi tazminattan hiçbir şekilde sorumlu olmadığını, müvekkili sigorta şirketin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, davacı tarafın araç hasarı karşılandığını, davacının herhangi bir zararı bulunmadığını, müvekkili şirket yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde davacının dayanaktan yoksun maddi tazminat talebininin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ...'na usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen davaya cevap vermediği, 26/05/2025 tarihli duruşma katıldığı ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve cismani zarar nedeniyle, sürekli iş göremezlik tazminatı, araç hasar ve araç mahrumiyet bedeli ve manevi tazminat istemidir.
Mahkememizin davaya bakmaya yetkili ve görevli olduğu, yetki itirazının kaza yeri ve zarar görenin yerleşim yeri gözetilerek HMK'nun 16. maddesi uyarınca yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
..... esas sayılı dosyası UYAP sisteminden dosyamız arasına alınmıştır.
Tarafların gösterdiği delilleri toplanılmış, Arabuluculuk tutanağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmasına ilişkin kolluk tutanağı, davacının kaza nedeniyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin tüm evraklar, davacıya kaza nedeni ile ödeme yapılmasına ilişkin ... yazı cevabı, davalıya ait aracın mülkiyet durumuna ilişkin ..... yazı cevabı, Trafik Tespit Tutanağı örneği, Hasar dosyası örneği, Sigorta Poliçe örneği, Maaş bordroları, ibraname-Makbuz-Feragatname sözleşmesi, ....., ....., ..... yazılan müzekkere cevapları, ..... maluliyet ve ..... kusur raporları, aktüerya bilirkişilerinden hesap raporu aldırılıp dosyamız arasına alınmıştır.
Kusur oranının tespiti için rapor tanzimi talep edilmiş, .....'nun 30/01/2023 tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirilmiş, davacı sürücünün kusursuz olduğu, davalının sigortalısının %100 kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirilmiştir. Raporun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkememizce itibar edilmiş, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan; ..... tarafından düzenlenen 09/11/2022 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %18 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 2 ay bakıcı ihtiyacı içerisinde olacağı bildirilmiştir.
Mahkememiz tarafından aldırılan; ... tarafından düzenlenen 02/08/2023 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %8 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 1 ay başkasının yardımına ihtiyacı olabileceği, bildirilmiştir.
..... alınan maluliyet raporları arasında ki çelişkinin giderilmesi için .....'ndan raporlar arasındaki çelişkiyi giderici rapor alınmak üzere müzekkere yazılmış 02/05/2024 tarihli ön rapordaki eksikliklerin giderilmesi için davacı vekiline süre verilmiş ise de; davacı vekili 11/12/2023, 06/06/2024 tarihli dilekçeleri ve 03/06/2024 tarihli celsede beyanları ile ..... ön raporunda bildirdiği eksiklikleri gidermeyeceklerini, dosyanın ..... alınan 02/08/2023 tarihli maluliyet raporu esas alınarak dosyanın aktüer bilirkişisine tevdini talep etmiştir. ..... alınan maluliyet raporları arasında ki çelişki giderilmemiştir.
Trafik kazasından anlan Makine Mühendisi ve Hesap bilirkişi tarafından düzenlenen 12/11/2024 tarihli kök ve 13/02/2025 tarihli ek raporlarında; Yapılan hesaplama sonucunda davacı ...’nin (Sigorta şirketi tarafından yapılan 430.000,00 TL ödemenin indirimi sonrasında); 35.100,00-TL Bakiye (Pert) hasar bedeli, 5.250,00-TL araç mahrum kalma bedeli, 2.003.023,87-TL sürekli iş gücü kaybı talep edebileceği bildirmişlerdir.
Davacı vekili 04.03.2025 tarihli ıslah dilekçesinde, dava değerinin 35.100,00-TL hasar bedeli, 5.250,00-TL araç mahrumiyet zararı bedeli, 2.003.023,87-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250.000,00-TLmanevi tazminat olmak üzere toplam 2.293.373,87-TL'nin davalı ...'ndan temerrüt tarihinden (kaza tarihi-21/08/2021) itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı yan tarafından dosyaya sunulan 11/12/2023 tarihli dilekçe ekinde, davalı ... A.Ş ’ile 30/12/2022 tarihine yapılan "ibraname-makbuz-Feragatname" başlıklı sözleşme dosyaya sunulmuştur.
Davacı yan tarafından dosyaya sunulan 20.01.2023 tarihli dilekçede davalı ... A.Ş ’den ödeme alındığından ... A.Ş.’den davadan feragat edildiği bildirilmiştir.
Davacı vekilinin dosyada mevcut vekaletnamesinde feragat yetkisinin olduğu görülmüştür.
Davacı vekili 11.12.2023 tarihinde mahkememize vermiş olduğu beyan dilekçesinde, Her ne kadar işbu dosya kapsamında ...'nca tanzim edilen 02/08/2023 tarihli rapor ile .....'nca tanzim edilen 09/11/2022 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın .....'na gönderilmesine karar verilmiş ise de yargılamanın sürüncemede kalmaması amacıyla ...'nca tanzim edilen 02/08/2023 tarihli rapor esas alınarak dosyanın aktüer bilirkişiye tevdiini talep etmiştir.
Davacı vekili 03.06.2024 tarihli celsede; ..... alınan rapora göre karar verilmesini, ... alınan rapor ile ... arasında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmeyeceğini, ... de alınan raporda %18, ..... da alınan raporda ise %8 maluliyet olduğu belirlendiğini, ... alınan maluliyetin ..... alınan fazla olan kısmından feragat ettiklerini, müvekkilinin gelişen aşamada yargılama masraflarını karşılayacak mali gücü olmadığını, Yargılanın uzadığını, karşı tarafın itirazı da olmadığını, usuli kazanılmış hak gereği %8 üzerinden aktüerya raporu aldırılmasını, ..... alınan ön raporda belirtilen eksikleri gidermeyeceklerini, bu nedenle mahkeme ya ... alınan maluliyet raporuna göre Aktüerya raporu aldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili 06.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde, dosya kapsamında bulunan ... tarafından düzenlenen 02.08.2023 tarihli rapora ve %8 maluliyet oranına ilişkin taraflarınca ve davalılar tarafından yapılan bir itirazın bulunmaması nedeniyle lehe usuli kazanılmış hakları gereğince maluliyet oranının %8 olduğu dikkate alınarak 03.06.2024 tarihli celsede kurulan ara kararlardan rücu edilerek dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edilmesini istemiştir.
Toplanan delillere göre; Davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve cismani zarar nedeniyle, sürekli iş göremezlik tazminatı, araç hasar ve araç mahrumiyet bedeli ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... aleyhine açılan sürekli iş göremezlik zararından kaynaklı tazminat davasında; davacının vaki feragati ve 30/12/2022 tarihine yapılan "ibraname -makbuz- Feragatname" başlıklı sözleşme birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nun 307. maddesi uyarınca davadan feragat; davacının, talep sonucundan kısmen ve tamamen vazgeçmesi olup aynı yasanın 311. maddesi gereği kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu nedenlerle, HMK 307 ve devamı maddeleri gereğince davanın ... yönünden feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı ... aleyhine açılan sürekli iş göremezlik zararından kaynaklı tazminat davasında; davalıların sigortacı ve sürücüsü ve işleteni olduğu aracın da karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığı,..... tarafından tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının belirlendiği, mahkememizce de belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğunun değerlendirildiği, davacının maluliyet durumunun ise usulüne uygun raporla belirlenemediği, dosya içerisinde bulunan ... ve ... alınan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacı vekiline süre verildiği, ancak davacı vekilinin daha düşük maluliyet oranı belirleyen ..... raporunu kabul ettiklerini beyan edip, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeyeceklerini beyan etmesi üzerine dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi mümkün olmamıştır.
Davacı tarafça, davalı tarafın alınan maluliyet raporuna itiraz etmemesinin lehine kazanılmış hak oluşturduğunu iddia etmektedir.
Emsal ..... 15/03/2023 gün ve ..... sayılı ilamında belirtildiği üzere; "...Karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hakimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz, Bilirkişi raporu hükme esas olmaya uygun değilse hakim davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek açık yasal düzenlemeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hakimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz..." şeklindeki kararları, (..... sayılı ilamı, ..... sayılı ilamı,
Emsal ..... sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiş olan usuli kazanılmış hak kavramı; anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve yine içtihatlarla geliştirilen istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrasında bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanundaki bu anlatımdan da hareketle bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (.....).
Aynı Kanun’un 281 inci maddesinde;“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda da değinildiği üzere hâkim, 6100 sayılı Kanun'un 282 nci maddesinin açık hükmünün de bir gereği olarak bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi incelemesi sonucu alınan görüş bir takdiri delil olduğundan hâkim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir (.....). Hâkimin bu konudaki takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanması yeterlidir (.....).
Bununla birlikte, bu anlatımda kullanılan "kesinleşme" sözcüğü, tarafların benimsediği olgularla ilgilidir ve hüküm sonucunun da bu şekilde tesis edilmesi gerekliliği doğuran, mahkemeyi bağlayıcı bir kesinleşme anlamını taşımaz. Davayı kabul, sulh ve feragat gibi bir sonuç da doğuramaz. Hukuki değerlendirmenin hâkime ait olması ve hâkimin de bilirkişi delilini takdirde serbetçe hareket edebilmesi asıldır ve böyle bir durumun varlığı hâlinde dahi hâkim rapordaki teknik incelemenin dosya kapsamında subüt bulan vakıalara, hukuk kuralları ve emsal içtihatlara uygun olmadığı düşüncesindeyse yeni rapor alabileceği gibi gerekçelerini ortaya koymak suretiyle raporun aksine de karar verebilir.
Karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddî gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz..." Şeklinde kararlar da dikkate alındığında davacının itiraz edilmeyen malulliyet raporunun kendi lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu yönündeki itirazlarına itibar edilmemiştir.
HMK 190. maddesi uyarınca sigortalanan araç sürücüsünün kusurunu, uğranılan zararın ispat yükümlülüğü davacı taraftadır. Bu çerçevede kaza nedeniyle davacının çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekmektedir. ... ve ... alınan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmış bu amaçla ... müzekkere yazılmış, 02/05/2024 tarihli ön raporda belirlenen eksiklikler 03/06/2024 tarihli celsede bir kez daha davacı yana iletilmiş, ancak bu eksiklikler davacı yan tarafından tamamlanmamıştır. Davacı taraf çelişkili maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi istememiş dosyada mevcut ... alınan (daha düşük bir maluliyet oranı belirlenen) rapora göre dosyanın aktüer bilirkişisine tevdini ve rapor aldırılmasını talep edip, Çalışma gücü kaybı oranı konusunda tetkik, muayene ve bilirkişi raporu aldırılmasından kaçınmıştır. Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre; rapor arasında açıkça ve büyük oranda mübayenet bulunduğu anlaşılmakla maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması mümkün olmadığından, çelişkili maluliyet raporlarından düşük oranlı rapor davacı tarafça kabul edilse dahi bu rapor hükme esas alınıp karar verilemeyeceği değerlendirdiğinden, ispatlanmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı ... aleyhine açılan araç hasarı ve araç mahrumiyet bedelinden kaynaklı tazminat davasında; davalının sigortalısı araç ile davacıya ait aracın karıştığı trafik kazasında davacıya ait aracın hasar gördüğü, bilirkişi tarafından tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının belirlendiği, mahkememizce de belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğunun değerlendirildiği, davacının aracında meydana gelen zararın hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlendiği, TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca kusurlu yanca zararın tazmininin gerektiği, araçtan mahrum kalma bedeli ve bakiye hasar bedeline ilişkin talebin yerinde olduğu ve davacının bilirkişi raporuna göre talebini 04/03/2025 tarihli dilekçe ile artırdığı, davacı aracı hususi nitelikte olmakla yasal faize hükmedilmesi gerektiği, açıklanan gerekçelerle davalının zarardan sorumlu olduğu ve davacının davasının sübut bulduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Manevi tazminata ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise, TBK'nun 56. maddesi gözetildiğinde davaya konu kazanın davacının manevi acı ve ızdırap duymasına neden olduğu, bu hali ile davacının manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek ve var olan durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktarının her olayın şartlarına göre değerlendirilmesinin gerekeceği; davacının trafik kazası sebebiyle yaralanıp hastanede uzun süre kaldığı, olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, ekonomik ve sosyal olgular ile olaydaki kusur durumu dikkate alındığında davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
A-MADDİ TAZMİNAT DAVASI BAKIMINDAN;
1-Davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davalı ... aleyhine açılan sürekli iş göremezlik zararına ilişkin DAVANIN REDDİNE;
3-35.100,00-TL araç hasar bedeli, 5.250,00-TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere TOPLAM 40.350,00-TL'sının davalı ...'ndan olay tarihi olan 21/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine,
B-MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davacı lehine 100.000,00-TL, manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 9.587,30 TL harçtan peşin alınan 2.220,76 TL harç ile tamamlanan 5.612,30 TL harcın mahsubu ile eksik 1.754,24 TL harcın davalı ...'ndan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan harçlar dahil ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen ve aşağıda dökümü yapılan 17.679,26 TL yargılama giderinin kabul ve redde göre yapılan oranlamada takdiren (kabul %6.11- red %93,89) 1.080,00-TL yargılama giderinin davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına,
6-Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden manevi tazminat yönünden hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden maddi tazminat yönünden hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı sigorta şirketi vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ..... bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) kabul ve redde göre yapılan oranlamada takdiren 95,31-TL' sı davalılardan bakiyesi olan 1.464,69-TL'sı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-HMK 333. Maddesi uyarınca Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; Davacı vekili ile davalı asilin yüzlerine karşı davalı ... A.Ş.'nin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26.05.2025
Katip.....
¸[e-imzalıdır]
Hakim .....
¸[e-imzalıdır]
DAVACI YARGILAMA GİDERLERİ
Vekalet Harcı 11,50 TL
Islah Harcı 5.612,30 TL
Başvurma Harcı 80,70 TL
Peşin Harç 2.220,76 TL
Tebligat ve müzekkere 1.754,00 TL
Bilirkişi Ücreti 8.000,00 TL
TOPLAM 17.679,26 TL