T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/354
KARAR NO : 2024/532
...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2022
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
K.YAZIM TARİHİ : 28/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı taraf ticaret yapmakta olup aralarında ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı taraf, müvekkili firmadan imalatı olan 32.500 TL değerinde 4000 litre kazan ve 63.700 TL değerinde baca satın aldığını, müvekkili firma satış sonucu ürünleri teslim ettiğini ve gerekli tüm kurulumları yaptığını, satış sözleşmesinin üzerine yüklediği tüm sorumluluğu gereği gibi ifa ettiğini, buna karşılık davalı tarafça alınan ürünlere karşılık yapılması gereken ödemelerin zamanında yapılmadığını ve eksik bırakıldığını, davalı tarafın müvekkili şirkete karşı borçlu konumunda olduğunu, müvekkili firma haklı olarak ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesapta kayıtlı borcunu ödemeyen davalıya yönelik icra takibi başlattığını, dava konusu olan ... Esas sayılı icra dosyası olduğunu, davalı tarafın gerekçesiz olarak icra takibine haksız olarak itirazda bulunduğunu ve ödeme yapmamak adına takibi haksız bir şekilde durdurduğunu, davalı tarafın takibe yönelik yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, borcun tahsilinin önlenmesine yönelik olduğunu, arabulucuya başvurulduğunu, anlaşamama tutanağının 10/05/2022 tarihinde imzalandığını, ayrıca davacı-alacaklı müvekkili firma belirlenebilir ve sabit olan alacağına kavuşmakta gecikme yaşadığını ve zarara uğratıldığını, ülkede enflasyonun yüzde 65 olduğu düşünüldüğünde müvekkilinin alacağının eridiğini, bilhassa belirli olan bu borca yapılan haksız itiraz sırf borcun ödemesinin geciktirilmesi için kötü niyetli bir şekilde yapıldığını, müvekkilinin bu dönemdeki zararının giderilmesi adına İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, açıklanan ve yargılama sırasında re'sen göz önüne alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; Davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın tespitine ve akabinde iptaliyle birlikte takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiz işletilmesine, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ileri sürmüş olduğu sebepler hukuki mesnetten yoksun olduğunu, iş bu davanın reddi gerektiğini, müvekkili ... davacı taraftan kendi fabrikası için bir baca ve bir kazan sistemi imal etmesini talep ettiğini, bu sebeple 07.02.2022 tarihinde faturalandırılmış olan 32.500 Türk Lirası değerinde 4000 Litre Pasl. Çelik Karıştırıcılı Kazan ve 63.700 Türk Lirası Değerinde BACA alınmış ve davacı tarafça kurulumlarının yapıldığını, yapılmış olan bu imalatlar davacı tarafın iddia ettiği gibi satış sözleşmesinin konusu olmayıp eser sözleşmesinin edimlerini içerdiğini, TBK 470. Madde metninde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, müvekkilinin bu baca sisteminden beklentisi makinalardan çıkan dumanı çekip, dış ortama aktarması olduğunu, çok açıktır ki bir bacanın bütün işlevselliği dumanı dışarı aktarmasıdır ancak davacı tarafça müvekkiline imal edilen baca dumanı çekmediği için, bundan beklenen tek faydayı sağlamadığını, müvekkili objektif anlamda baca sisteminden faydalanamadığı için baca sistemine dair ödemelerin bir kısmı yapılmış bakiye kalan kısım ise baca sisteminin çalışır duruma getirilmesi zamanına bırakıldığını, nitekim müvekkili davacıya defalarca bu konuda bildirim yaptığını, telefonla aradığıdı ve noter marifetiyle ihtar çektiğini, bu bakımdan müvekkilinin bakiye kalan kısmı ödememe sebebi borçtan kaçmak değil davacının yapmış olduğu baca sisteminden faydalanamıyor olması olduğunu, Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği üzere eser sözleşmelerinde yüklenicinin, kararlaştırılan iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve eklerine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayarak teslim etmesi gerektiğini, ancak dava konusu olayda davacının imal ettiği eserde iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıflar bulunmadığını, yapılmış olan eserin gizli ayıplı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafın yapmış olduğu eserden beklentisi bir baca sisteminin gereği olarak makinadan çıkan dumanı fabrika dışına çıkarması olduğunu, ancak yapılmış olan eser hem dumanı içeride bırakarak fabrika çalışanlarının sağlığını olumsuz etkilemekte hem de müvekkilinin ürünlerinin üzerine su damlatarak maddi zarara sebep olduğunu, bu bakımdan eseri sözleşme ve eklerine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayarak teslim etmeyen davacı kararlaştırılan iş bedeline hak kazanmadığını, yapılmış olan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, izah edilen nedenler ile; müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davadaki uyuşmazlığın: Taraflar arasında 07.02.2022 tarihinde faturalandırılmış olan 32.500 Türk Lirası değerinde 4000 Litre paslı çelik karıştırıcılı kazan ve 63.700 Türk Lirası değerinde baca alındığı ve davacı tarafça kurulumları yapıldığı hususunda uyuşmazlık olmadığı; sözleşmeyi davacının satış sözleşmesi davalının eser sözleşmesi olarak nitelendirdiği davacının yükümlülüklerini yerine getirdiğini iddia ettiği buna karşılık davalı tarafça alınan ürünlere karşılık yapılması gereken ödemelerin zamanında yapılmadığı ve eksik bırakıldığı ve borcunu ödenmemesi nedeniyle davalıya yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, davalının ise davacı tarafın imal ettiği bacanın dumanı çekmediği için, bundan beklenen tek faydayı sağlamadığı ve eserin gizli ayıplı olduğunu davalının baca sisteminden faydalanamadığı için baca sistemine dair ödemelerin bir kısmı yapıldığı ve bakiye kalan kısmın ise baca sistemini çalışır duruma getirilmesi zamanına bırakıldığı davanın reddi ile takibe yönelik kötü niyet tazminat istemine ilişkin olduğu, sözleşmenin niteliğinin eser veya satış sözleşmesi olup olmadığı, ürün veya mal ya da eser de gizli ayıp olup olmadığı, sözleşmede tarafların sorumlulukları ve kusur durumları icra takibinin haklı olup olmadığı, varsa alacak miktarı ve faizin başlangıcı ve niteliğine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ... Esas) sayılı dosyası, belgeler, baca proje uygunluk onay raporu, tanık beyanı, faturalar dosya arasına alınmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere HMK'nun 222. ve devamı maddeleri uyarınca ihtarat yapılarak süre verilmiş, sunulan defterler ve baca incelenmek üzere mali müşavir, nitelikli hesap uzmanı ve bacadan anlar makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi kurulundan alınan 26/04/2024 tarihli raporda:Dava dilekçesinde davaya konu takibin ... sayılı dosyası olduğu belirtilmiş ise de anılan dosya taraflarının dava konusu ile ilgisi tespit edilemediğini, 29.06.2021 tarihli ...düzenlenen fatura 4.720 TL bedelli olduğunu, 07.02.2022 tarihli fatura ise 96.200 TL + KDV= 113.516 TL bedelli olduğunu, ... firmasının 14.07.2021 tarihli proforma fatura 63.700 TL + KDV= 75.166,00 TL bedelli olduğunu, 18.03.2022 tarihli ... yev nolu ihtarı ile ....'ne muhatabın imal ettiği ürünlerin 24-28-30 Eylül ve 1-24 Ekim, 5-24 Kasım 2021 tarihlerinde ve 15.03.2022 tarihinde ayıplı olduğu bildirildiği halde onarım veya ayıpsız misli ile değişimi yapılmadığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunu ihbar ettikleri bildirildiğini, dosyaya sunulan whatsapp mesajlarının birçoğunda saat belli olduğu halde tarihin ne olduğu anlaşılmadığını, 25.12.2021 ila 05.02.2022 tarihlerinde olduğu anlaşılan mesajlarda fanın çalışmadığının belirtildiğinin görüldüğünü, bundan başka ayıpla ilgili bilgiye rastlanmadığını, öte yandan dosya içeriğinde baca performansına dair somut verilere yer verilen yegane belgenin Baca Proje Uygunluk Onay Raporu olduğu ve söz konusu raporda imalatı gerçekleştirildiğini, dava hususu bacanın gerekli asgari çekiş koşullarını sağladığının belirtildiği göz önünde bulundurulduğunda, teknik anlamda baca imalatının sağlaması gereken minimum koşulları sağlayacak şekilde gerçekleştirildiğinin değerlendirildiğini, dava hususu baca proje uygulamasına dair 3. tarafça hazırlanmış Proje Uygunluk Raporu bulunduğu ve dosya içeriğinde baca performansına dair bilgi içeren yegane belge olan söz konusu raporda davacı tarafça uygulaması gerçekleştirilen bacanın gerekli asgari çekiş kriterini sağladığının belirtildiğini, bu noktada baca tasarımında bir kusurun bulunmadığının teknik açıdan değerlendirildiğini, davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenebileceği adres yüksek mahkemeye beyan edilmediğinden, usulünce düzenlenmekle sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu anlaşılan davacı taraf ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; davalı şirkete düzenlemiş olduğu 2 adet satış faturasından doğan toplam 118.236,00.-TL alacak miktarına karşılık, davalı şirketten 70.000,00.-TL tutarındaki tahsilat işlemlerinin mahsubu sonrasında, takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirketten 48.236,00.-TL bakiye alacak kaydının bulunduğu bildirilmiştir. Rapordaki teknik değerlendirmeler dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmıştır.
... karar sayılı ilamına göre Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...." ..
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesinde " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(1) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" olarak ifade edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamında taraf defterleri ve sunulan belgeler, ihtarnameler, tanık beyanı incelendiğinde ; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi niteliği itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup davacı yüklenici, davalı ise; iş sahibi konumundadır. Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı davalı tarafın, firmadan imalatı olan 32.500 TL değerinde 4.000 litre kazan ve 63.700 TL değerinde baca satın aldığını, davacı firmanın satış sonucu ürünleri teslim ettiğini ve gerekli tüm kurulumları yaptığını, satış sözleşmesinin üzerine yüklediği tüm sorumluluğu gereği gibi ifa ettiğini, buna karşılık davalı tarafça alınan ürünlere karşılık yapılması gereken ödemelerin zamanında yapılmadığını ve eksik bırakıldığını, davalı tarafın davacı şirkete karşı borçlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı yan, davacı taraftan kendi fabrikası için bir baca ve bir kazan sistemi imal etmesini talep ettiğini, bu sebeple 07.02.2022 tarihinde faturalandırılmış olan 32.500 Türk Lirası değerinde 4.000 litre paslanmaz çelik karıştırıcılı kazan ve 63.700 Türk Lirası değerinde baca alındığını ve imalatların satış sözleşmesinin konusu olmayıp eser sözleşmesinin edimlerini içerdiğini, davalının bu baca sisteminden beklentisinin makinalardan çıkan dumanı çekip dış ortama aktarması olduğunu davacı tarafça imal edilen baca dumanı çekmediği için beklenen tek faydanın sağlanamadığını, yüklenici davacının yapmış olduğu eserin beklenen yararı sağlamadığını, eserin ayıplı olduğunu, bacanın çekmesi gereken dumanı içeriye verdiğini ve içeriye su damlattığını, bu sebeple davalı Ottimo ....’nin imalatını yaptığı duvar kağıtlarının zarar gördüğünü ve istenilen kalitede üretilemediğini bu durumu bildirdiklerini ihtar çektiklerini ve davacının kararlaştırılan iş bedeline hak kazanmadığını, icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere; eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise, basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde iş sahibi, 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca, ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır.
Somut olayda davalı davacı tarafça yapılan imalatlardaki gizli ayıplar ortaya çıkar çıkmaz 24-28-30 Eylül, 1-24 Ekim, 5-24 Kasım 2021 tarihlerinde ve 15.03.2022 tarihinde davacı tarafa haricen (whatsapp üzerinden) ürünlerin ayıplı olduğu bilgisinin verildiğini ve onarımının talep edildiğini ancak defaten talep edilmesine ve her talep sonrasında onarımın gerçekleştirileceği veya değişim yapılacağı söylenmesine rağmen imal edilen eserin onarımı veya ayıpsız benzeriyle değişiminin yapılmadığı, ayrıca Ankara 37. Noterliğinden çekilen 18 Mart 2022 tarih ve 005314 yevmiye numaralı ihtarlarının da sonuçsuz kaldığını, davacı tarafın muhtelif tarihlerde yapmış olduğu eserdeki motoru iki kere değiştirdiğini ancak her seferinde imalata uygun olmayan ve makinanın gücü karşısında yetersiz kalan motor kullandığı için yapılmış olan ayıplı eserin onarılmadığını ve ayıbın giderilmediği savunmasında bulunmuş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafın sunduğu whatsapp mesajlarının birçoğunda saat belli olduğu halde tarihin ne olduğu anlaşılmadığı, 25.12.2021 ila 05.02.2022 tarihlerinde olduğu anlaşılan mesajlarda fanın çalışmadığının belirtildiğinin görüldüğü, bundan başka ayıpla ilgili bilgiye rastlanmadığı tespit edilmiştir. Davalı Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Eser sözleşmesi ilişkilerinde... 818 sayılı BK'nın 359. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.
Davalı yan 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlen seçimlik hakları olan sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarını kullanmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından, bu sözleşme kapsamında kalan işlerin tümüyle davacı tarafından ifa edildiği karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini savunan davalının, bu savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir. Mahkememizce davalıya defter ibrazı hususunda "aksi takdirde HMK'nun 222 ve 83 maddeleri gereği defter ibrazından kaçınmış ve defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı, ayrıca karşı tarafın usulüne uygun tutulan kayıtlarına itibar edileceği" yönünde ihtaratlı kesin süre verilmiş, davalı tarafça defterler ibraz edilmemiştir. Davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu da sabittir. Usulünce düzenlenmekle sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı anlaşılan davacıya ait ticari defterlerde yer alan ve kayıt ve işlemlere göre hükme esas alınan bilirkişi raporu ile hesaplanan asıl alacak için icra takibi yapmakta haklı olduğundan yukarıda belirtilen olgular gereği davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup, davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, asıl alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatı verilmesine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davanın -KABULÜ ile;
... Esas) sayılı dosyasındaki davalı itirazının iptali ile takibin devamına,
Alacağın %20 oranında 9.640,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Alınması gereken 3.292,54TL harçtan peşin alınan 823,14TL'nin mahsubu ile bakiye 2.469,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 823,14TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı toplam 7.637,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2024
Katip ...
¸[e-imzalıdır]
Hakim ...
¸[e-imzalıdır]