T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/389 Esas - 2023/840
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/389
KARAR NO: 2023/840
HAKİM: ...
KATİP: ....
DAVACI : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/06/2022
KARAR TARİHİ: 20/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı sayın vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ticari ve mesleki olarak işlettiği biçerdöverinde kullanmak üzere, davacı şirketten taraflar arasındaki 03.06.2003 tarihli satış sözleşmesine dayanarak 05.09.2003 vade tarihli 450,00-€ (EURO) ve 30.11.2003 vade tarihli 450,00-€ bedelli olmak üzere toplam 900,00-€’luk Hektametre (Arazi Ölçüm Cihazı) satın aldığını, ancak davalı tarafından borcun vadesi geldiği halde ödemediğini, davalının her ne kadar sözleşme ve senetlerde imzası olmadığını iddia etse de bu durumun uzman kişilerce yapılacak inceleme sonucunda ortaya çıkacağını, 13.01.2021 tarihinde davacı şirket ile ... arasında alacağın kısmi devir sözleşmesi yapıldığını ve yapılan 500,00 TL’lik temlik miktarını 19.05.2022 tarihinde davacı şirket lehine feragat ederek herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, satış sözleşmesine dayanarak davalı aleyhine ... E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, işbu takip dosyasının.... sayılı dosya ile derdest olduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptaline ve davalının en az %20 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen süresi içerisinde davaya cevap vermemiş ancak davalı vekili 15.04.2023 tarihli beyan dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporlarında faiz hesaplaması aylık %15 oranına göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı taraf tacir olmakla birlikte müvekkili davalı tacir olmadığını, çiftçi olduğunu, taraflar arasında yazılı ve fahiş yüksek ve kanuna aykırı bulunan faiz oranının davalı için bir bağlayıcılığı bulunmadığını, yine sözleşmede yazılı %45 fahiş ve kanuna aykırı cezai şart oranının davalı yönünden bir bağlayıcılığının bulunmadığını, bu sebeple bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, faiz ve cezai şart miktarının kanuni faiz olarak yeniden hesaplanması gerektiğini, müvekkili davalıya gönderilen .... esas sayılı takip dosyasının takip talebi ve ödeme emrinde herhangi bir cezai şart talebi bulunmadığından itirazın iptali davasında davacının itirazın iptalini istediği takip talebinin dışına çıkarak cezai şart istemesi mümkün olmadığını, takibe konu sözleşme ve bonolar altındaki imzalara süresi içerisinde itirazda bulunulduğunu ve kabul edilmediğinden imza incelemesi yapılması gerektiğini, alacaklı taraf alacağın varlığını ispat etmekle mükellef olduğunu, alacaklı tarafın defter kayıtlarında alacak ile ilgili kayıt bulunmadığından defterleri mahkemeye ibraz etmekten kaçındığını, ancak alacağın varlığını alacaklı taraf ispat etmek ile mükellef olduğunu, bu hususta dava dosyasına herhangi bir delil de bildirmediğini, icra takibinden sonra takip konusu alacağın 500,00-TL lık kısmı üçüncü şahsa temlik edildiğini, daha sonra üçüncü şahıs icra dosyasında yazılı temlik alacağından davacı yararına vazgeçmiş ise de temlik olunan bu alacak için üçüncü şahıs takip dosyasında bir işlem yapmadığı gibi temliki geri alan davacının temlike konu alacak için faiz ve tazminat talebinde bulunması da mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle açılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
-31/05/2022 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Sonu tutanağı,
-03/06/2003 tarihli Satış Sözleşmesi,
- .... sayılı takip dosyası,
-.... yazıları,
-Davacı tarafın ticari defter ve bağlı kağıtları,
-23/03/2023 tarihli SMMM bilirkişisinden alınan rapor,
MAHKEMENİN GEREKÇESİ:
Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davacı, davalıdan olan alacağı nedeniyle, davalı aleyhine 1.521,90-TL asıl alacak, 943,57-işlemiş faiz, 684,85-TL Cezai Şart olmak üzere toplam 3.150,33-TL alacağının tahsili için .... E. sayılı dosyasında ilamsız haciz yolu ile icra takibine geçildiği, takip borçlusuna ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinin 29/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 04/04/2022 tarihinde borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği sonrasında eldeki davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava, takip talebine itiraz edilen alacaklının alacağının varlığını genel hükümlere dayanarak ispat suretiyle itirazın iptali istemine ilişkindir. (İİK m.67)
Davalı vekili, müvekkili aleyhine yürütülen icra takibine süresinde verdiği dilekçe ile “ Müvekkil şirketin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu borcu ve ferilerini kabul etmediklerini, alacağın zamanaşımına uğradığını, yetkili icra dairesinin İskilip İcra daireleri olduğunu, ” bildirmiştir.
Mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalıdan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından taraflara ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak -23/03/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
6102 Sayılı TTK'nun 5/3. maddesine göre; Asliye Ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir.
6102 sayılı TTK'nun 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut uyuşmazlık; Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacak, cezai şart ve işlemiş faizi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davalı taraf sözleşme ve sözleşme içeriğinde belirtilen iki adet bono altındaki imzalarını inkar etmiş, davaya konu malları almadığını iddia etmiştir.
Davacı tacir ise de davalı tacir değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu iş davalı yönünden ticari bir iş olmadığı gibi, her iki tarafın ticari işletmesi ile de ilgili değildir. Ortada genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir satım sözlşemesi söz konusudur. Dolayısıyla davaya Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde değil, genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde bakılması gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair; Davacı şirket yetkilisinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı. 20.11.2023
Katip ....
¸[e-imzalıdır]
Hakim ....
¸[e-imzalıdır]