T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/636
KARAR NO : 2024/536
...
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 03/10/2022
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
K.YAZIM TARİHİ : 28/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Belediyelerinin çeşitli tarihlerde katı atık (çöp) toplama, cadde, sokak pazar yerlerinin süpürülmesi ve katı atıkların çöplüğe nakliyesi ile ilgili ihaleler düzenlediğini, bu ihalelerin sonucunda davalılar .... ile Belediyemiz arasında hizmet alım sözleşmelerinin imzalandığını, dava konusu alacaklarla ilgili olarak, ...’nin ve ..., kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ve fazla mesai alacağının tahsili amacıyla Belediye aleyhine ...E., sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, daha sonra dosya ... K. sayılı kararıyla davanın sonuçlandığını ve Mahkeme kararında, davanın kabulü ile davacının brüt 12.737,07 TL kıdem tazminatı alacağının akdiıı feshi tarihi olan 10/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, brüt 3.005,78 TL ihbar tazminatının, 100 TL'sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, brüt 100 TL ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte İdaremizden tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verdiğini, davacı vekili, Mahkeme kararında hükme bağlanan alacaklarının tahsili amacıyla.... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, icra takibi üzerine .... sayılı dosyasına 30/10/2017 tarihinde teminat olarak toplam 26.737,58 TL. ödeme yapıldığını, ayrıca bu ödemelerin dışında ... sayılı dosyası sebebiyle İdaremiz toplam 4.164,73 TL yargılama gideri harcaması yaptığını, müvekkili ... ... K.sayılı kararı ile esastan reddine kesin olarak karar verildiğini, davalılar ile Belediye arasında imzalanan Hizmet Alını Sözleşmesinin 22. maddesinde, yüklenicinin sözleşme konusu işle ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici aynen bunlara uymakla yükümlüdür denildiğini, ayrıca ... Temizlik İşleri Müdürlüğü ile davalılar arasında imzalanan Özel Teknik Şartnamenin şartnamenin hukuki önemi başlıklı 42. maddesinde bu şartname taraflar arasında sözleşme niteliğinde olup, ...nca hazırlanacak program çalışma ve denetimle ilgili tüm hususlar bu sözleşmenin asil hükümleri olduğunu, yüklenici bu şartname altına imza atmakla şartname ve eki özel idari ve teknik şartnameye uymayı kabul ve taahhüt etmiş sayılacağını, aksi taktirde akdi fesli etmiş saydır” denildiğini, diğer hususlar kenar başlıklı kısmın 2. maddesinde,” İş Kanunundan kaynaklanan her türlü kıdem ve tazminatı ile, ihbar, iş kazası v.b. konulardan yüklenici sorumludur. Yüklenici bununla ilgili olarak ...ndan hiçbir hak talep edemez.”, 3. Maddesinde,” yüklenici 506 sayılı ... Kanununun yürürlükte bulunan hükümleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun yürürlükte bulunan hükümlerine uymak zorundadır.” denildiğini, ihale sözleşmesinin eki niteliğinde olan Özel Teknik Şartnamesinin ilgili maddeleri gereğince, Belediye tarafından Mahkeme kararına istinaden şirket işçisine ödenen (gerçekte davalı şirketin ödemesi gereken ) meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Belediyeye ödenmesi gerektiğini, talep ettikleri meblağı ödenmesi için davalı Şirkete yaptıkları ödeme ihtarının da sonuçsuz kaldığından bu davayı açmak zorunlu olduğunu, her ne kadar Mahkeme, 4857 sayılı İş Kanunun 2/6. maddesine dayanarak Belediyelerini davalı şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuşsa da, iş Kanunun söz konusu maddesi işveren karşısında zayıf konumda olan işçinini haklarını güvence altına almak için konulmuş bir madde olduğunu, kanundaki böyle bir maddenin bulunması, ihale sözleşmesi ile yüklenici şirkete yüklenilmiş olan şirket işiçilerinin kanundan doğan tüm alacaklarının müştereken ve müteselsilen Belediyelerince ödeneceği anlamına gelmediğini, İş Kanunun 2/6 maddesi sözleşme hükümlerinin uygulanmasına ve şirket işçisine ödediğimiz paranın tamamının davalı şirketten talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, ekte sunulu Yargıtay Kararı da bu görüşü doğruladığını, .... Sayılı dosyası üzerinden görülen davada zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle dava şartları yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verdiğini, bu defa arabuluculuğa başvurulduğunu, son tutanak dilekçe ekinde sunulduğunu, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalması kayıt ve şartı ile yukarıda açıklanan ve mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenlerle; Davalıların sorumlu oldukları miktarların tespiti ile 30.902,31TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek belediyelerine ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle:Dava dilekçesinde belirtilen iddia ve taleplerin taraflarınca kabulü mümkün olmamakla birlikte, haksız ve mesnetsiz davanın hem usulden hem esastan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde de beyan etmiş olduğu gibi ...E. Sayılı dosyası dava şartı eksikliği sonucu reddedildiğini, davacı vekili bu hususu takiben arabuluculuğa başvurup işbu davayı ikame ettiğini, dava, sözleşmenin taşıma edimi içerdiği iddia edilerek... Ticaret Mahkemesi'nde ikame edildiğini, ancak davacı ... ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme gereğince; aradaki asli ilişki hizmet ilişkisine dayandığından; görevli mahkeme ... Hukuk Mahkemesi olduğunu, işbu dava mükerrer tahsilat talepli olup, davacının bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, dava dosyasına sunulan 18.11.2019 tarihli muhasebe işlem fişinde de görüleceği üzere; ...Belediyesi tarafından açılan rücu davası kesinleşmeden, işçi alacakları gerekçe gösterilerek müvekkilin hakedişinden 523.896,93TL kesinti yapıldığını, bu kesintiden 35,196,20 TL'si ... sayılı dosya kapsamında Metin Türk adına yapıldığını, yönetim hakkı tamamen kendisinde olan Mamak Belediyesi, dava dışı işçi ...ün asıl işvereni olduğunu, dolayısıyla davacı ... tüm ödemelerden sorumlu olup, işçisine ödediği tazminatın müvekkilinden rücuen tahsilini istemesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede işçi alacaklarının müvekkili tarafından ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, müvekkili şirket davadışı işçinin alacaklarından kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere en fazla asıl işverenle birlikte yarı yarıya sorumlu olması gerektiğini, yargılama giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı belediyenin rucuen alacak talebi kanunen zamanaşımına uğradığını, Bu bilgiler ve emsal kararlar doğrultusunda; davacının işçinin çalışma koşullarını ve işyeri güvenliğini sağladığı, işçinin çalıştığı yerin davacı ... tarafından tahsil edildiğini, Mamak Belediyesi ile yapılan hizmet sözleşmesi dışında müvekkiline ait şirketin, ...'da merkezi olmadığı gibi başka bir çalışma koluda bulunmadığı yalnızca ... Belediyesi'nde işçi çalıştırdığını, belediye dışında işçilerin çalışabileceği işyeri olmadığı gerekçesiyle davacının gerçek ve fiili işvereninin davacı idare olduğunun kabul edilmesiyle, haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan işbu davanın reddi gerektiğini, izah edilen ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Öncelikle derdestlik ve görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden itirazlarımız doğrultusunda hukuki mesnetten uzak işbu davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ne usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı süresinde cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davadaki uyuşmazlığın: Dava dışı işçi ...ün davacı ... ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan davalı şirketlerde 13/09/2006-10/08/2014 tarihleri arasında çalıştığı ileri sürülerek bir kısım işçilik alacakları bakımından davacı hakkında .... sayılı dosyası ilişkin olarak dava dışı işçiye yapılan ödemelerden davalıların sorumluluğu olduğundan bahisle rücuan alacak istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi olup olmadığı, dava dışı işçinin hangi şirketin işçisi olduğu, dava dışı işçi hakkında hükmolunan alacaklarda tarafların sorumluluğu, varsa alacağın miktarı ve işlemiş faizin niteliği ve tutarı noktalarında toplanmaktadır.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişiden alınan 26.07.2023 tarihli raporda:Dosya içerisinde bulunan ve davacı ... vekilince dasyaya 08.02.2023 tarihinde ibraz olunduğu anlaşılan dosya içerisindeki ... 20.11.2019 tarih Sayı: 31010717-641 sayılı yazısında; davalı ....nin belediyedeki alacaklarından mahkeme dosyalarına istinaden 523.896,93TL kesildiğinin belirtilmiş olduğunu, yazı ekindeki 19.11.2019 tarihli Muhasebe İşlem Fişi başlıklı belgede şirketin alacaklarından yapılan mahsubun nedenleri arasında Metin Türk tarafından belediyeye karşı açılan .... dosyası için yapılan ödemelerin de belirtilmiş olduğunun görüldüğünü, davacı ... tarafından 19.11.2019 tarihinde davalı ....' nin alacaklarından yapılan kesintinin değerlendirmesinin mahkeme takdirinde olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 30.11.2023 tarihli ek raporda:Davacı vekili tarafından verilen tarihsiz dilekçe ile; dava konusu alacağın tamamının müvekkili belediyeye ödenmesi gerektiğini belirtilerek, ihtimallere dayalı hesaplama yapılmasına itiraz ettiğini, dava konusu alacakla ilgili olarak davalıların sorumluluğun tam sorumluluk mu yoksa yarı yarıya sorumluluk mu olacağına dair hukuki değerlendirme tamamen mahkemenin takdirinde olan bir husus olduğundan, 25.07.2023 tarihli "bilirkişi Raporu'nda her iki ihtimale göre hesaplamalar yapıldığını, davalı ... vekili tarafından 06.09.2023 tarihli dilekçe ile; davacı belediyenin yaptığı hakkediş kesintilerinin dikkate alınmadan hesaplama yapıldığından bahisle rapora itiraz edildiğini, 25.07.2023 tarihli Bilirkişi Raporu'nda; davacı ... tarafından gönderilen 20.11.2019 tarihli yazıda davalı ...'nin hakkedişlerinden yapılan 523.896,93 TLlik kesintinin nedenleri arasında Ankara 36.İş Mahkemesi kararına istinaden...e yapılan ödemelerin de bulunduğunun belirtildiği be bu kesintisinin değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğunun açıkça belirtildiğini, (Kaldı ki, belediye yazısında 36.İş Mahkemesi kararı için ne miktar kesinti yapıldığı hususunda açıklık bulunmadığından hesaplamalarda mahsup yapılması mümkün olmadığını) davalı .... vekili tarafından davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığından bahisle de rapora itiraz edildiğini, zamanaşımı definin değerlendirmesi tamamen Mahkemeye ait hukuki bir değerlendirme olduğundan, bu hususta tarafımca görüş bildirilmesi mümkün bulunmadığını, davalı ... Ltd.Şti. vekili tarafından 06.09.2023 tarihli dilekçe ile ayrıca davadışı işçinin yönetim hakkının davacı ... tarafından kullanıldığını, bu suretle davacı belediyenin asıl işveren sıfatında olduğu belirtilerek de rapora itiraz edildiğini, tanzim olunan 25.07.2023 tarihli Bilirkişi Raporu mahkemece verilen görevlendirme çerçevesinde dava konusu edilen alacaklara dair “hesaplama”ya ilişkin olup, hesaplamalar güncel ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda yapıldığı bildirilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
.... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır.
Somut olaya bakıldığında; dava, asıl işveren ve alt işveren arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan sayılan bir sözleşme ilişkisi olup olmadığının incelenmesine gelince;
Dava konusu sözleşmenin "çöp toplama ve taşıma" hizmetinden dolayı uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı ve taşıma sözleşmesinin de TTK'nun 4. kitabında yer aldığı, olayda asliye ticaret mahkemesi görevli ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, "katı atıkların toplanması, nakli, cadde ve sokakların el ve makine ile süpürülmesi ve yıkanması işi" olup, asıl edimin, davalı kurumun, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince görevi kapsamında olan (ve yine aynı Kanun gereğince ihale ve sözleşme yoluyla üçüncü şahıslara da yaptırabileceği) temizlik hizmeti olduğu anlaşılmaktadır. Temizlik hizmetinin ifası sırasında toplanan çöp ve atıkların başka yere taşınması, temizlik işinin gereği olup, sadece bu durum sözleşmenin "taşıma" sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Nitekim benzer bir olayda .... karar sayılı kararında, "taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğunu" belirterek, sözleşmenin "taşıma" değil, "hizmet sözleşmesi" olduğunu kabul etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede, "çöplerin nakli" konusunda bir taşıma edimi olsa da, baskın olan edim, Belediyenin asli işi olan temizlik hizmet alımına ilişkin olmakla, somut olayda, TTK'nın 4. maddesinde sayılan sözleşme türlerinden olan "taşıma" değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki "hizmet sözleşmesi" bulunduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaati ile Mahkememizin görevsiz olduğunun tespiti ile davanın görev dava şartı yönünden reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin ... olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili... Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin (e duruşma yoluyla) ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ... Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/06/2024
Katip ...
¸[e-imzalıdır]
Hakim ...
¸[e-imzalıdır]