T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/834
KARAR NO : 2024/410
...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 15/12/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
K. YAZIM TARİHİ : 23/05/2024
Mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı ...’nin davacı şirketin % 100 hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olan ve ...'da faaliyet gösteren dava dışı ... tüzel kişiliğinin 03.03.2022 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olduğu, dava dışı ... müvekkili şirketin %100 hissedarı ve Yönetim Kurulu başkanı olup müvekkili şirketi münferit yetkiyle temsile yetkili YK başkanı tüzel kişi temsilcisi de 28.03.2022 tarihine kadar davalı ... olduğu , dava konusu senedin alacaklısı görünen ...’nin, görev süresinin bitmesine az bir süre kala müvekkili şirket adına, ancak kendi lehine 01.03.2022 düzenleme, 15.04.2022 vade tarihli 2.200.000 USD tutarlı bir alacak senedi (bono) düzenlediği, eşdeyişle bonoyu müvekkil şirket adına imzalayanın da, bonodaki lehdarında ... olduğu, ancak davalının gerek huzurdaki dava konusu senet yönünden gerekse başka bir dayanakla müvekkili şirketten herhangi bir şekilde alacağının bulunmadığı , davalının ileri sürdüğü alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği , dava konusu senedin ...’nin temsil görev yetkisini kötüye kullanması suretiyle, müvekkili şirket kaşesi üzerine kendi imzasını atarak, müvekkili şirketi keşideci/borçlu, kendisini ise alacaklı/lehdar olarak gösterdiği bir senet olduğu, bilindiği üzere, genel kurulda açıkça yetki verilmediği sürece vekilin (somut olayda tüzel kişi temsilcinin) şirket adına kendi lehine bono düzenlemesi yasaya (T.T.K. M. 395) açıkça aykırı olduğu, dava konusu senedin geçersiz olmasının yanı sıra ihtiyati tedbir kararı sonrası mahkemenizce müvekkili şirket kayıtları üzerinden yapılacak incelemede, davalının müvekkili şirketten alacaklı olmadığının da görüleceği, bir başka ifadeyle davalının, alacaklı da olmadığı, davalının alacak iddiasının, usulsüz kur değerlemeleri ile sahte ve hileli işlemlere dayandığı, bedelsiz bir senet niteliğini taşıdığı, dava konusu senedin, kötü niyetli olarak takibe konulduğu ve fakat söz konusu takip, icra mahkemesi kararıyla iptal edildiği, davalının yalnızca dava konu senetle değil, haksız ve hukuksuz farklı işlemlerle de davacı şirketi sürekli zarara uğratma çabası içinde olduğu, müvekkili şirket davalının yasaya aykırı düzenlediği senet ve diğer işlemler dolayısıyla konkordato ‘ya başvurmak zorunda kaldığı, davalının bu haksızieşlemlerine örnek vermek gerekirse; Takip konusu bononun düzenlendiği 01.03.2022 tarihinde, davalı tarafından, müvekkili şirkete ait 40 dönümlük arsa üzerinde 16.000 m2 kapalı alanı olan fabrikasını, makine ve teçhizatları ile birlikte yakın arkadaşına muvazaalı olarak kiralayıp, müvekkil şirketin stoklarını düşük bedelle aynı kişiye devretmiş olması, kira sözleşmesini tapuya şerhetmesi, kira bedellerine karşılık aldığı senetleri bankaya vermesi, müvekkili şirketin % 100 hissedarı olan hakim şirketteki Yönetim Kurulu Başkanlığından istifa etmesi gibi davalının müvekkili şirkette suç işleme kastıyla yaptığı başkaca usulsüz ve hileli işlemler hakkındaki mali incelemenin tamamlanmasının ardından, davalı hakkında ayrıca cezai şikayette de bulunacaklarını belirterek dava konusu bonodan ötürü, müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacının, dava dilekçesinin ve özellikle sonuç ve talebinin, belirsiz olduğunu, HMK koşullarını taşımadığını, Senedin, kambiyo senedi niteliğini taşıyıp taşımadığı ile ilgili olarak,... E. sayılı dosya), takibe konu bononun temsil yetkisini kötüye kullanmak suretiyle oluşturulmasının söz konusu olmadığını, zira, borçlu Mesek firmasının yönetim kurulu üyesinin, ... tüzel kişiliği olup, senette lehdarın ... değil, gerçek kişi ... olduğunu, müvekkilinin temsilci olarak düzenlediği senedin, şirketin cari kayıtlarında görülen ve banka yoluyla şirkete borç olarak gönderdiği alacağa ilişkin olduğunu, eş deyişle somut olayda senedin (illetten mücerret) nedenden bağımsız olmadığını, senetteki borçlu şirkete ait kaşe ve üstündeki imzaya yönelik her hangi bir itirazının söz konusu olmadığını, yetkili temsilci sıfatıyla, müvekkilinin, iş bu bonoyu düzenleyerek alacağına karşılık teslim aldığını, üstelik, şirketin muhasebe kayıtlarını da bu bononun, borç senedi olarak işlendiğini, borcun ödendiğine ilişkin bir belge de bulunmadığını, davacının, aslında ödenmiş ve kapatılmış cari borçlarını, banka kredilerini, satıcılara ait eski borçları vb. eski borç kalemlerini, şirketin mevcut borcu gibi sunarak, konkordato geçici mühlet kararı aldığını, ancak, mahkemece geçici mühletten kesin mühlete geçilmediğini, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, Mesek firmasının, kendi % 100 paydaşı ... firması ile ...’ye borçlu olduğunu, borçlarını ödemek aczi veya iflası olasılığının olmadığının gözeterek, davacının kesin mühlet talebini kabul etmediğini, davacının, sözü edilen konkordato davasında, müvekkile borçlu olduğunu konkordato ön projesinde de kabul ettiğini, müvekkilinin alacaklarının tamamının, şirket yöneticisi olduğu dönemde banka yoluyla borçlu şirkete gönderdiği borçlardan oluştuğunu, müvekkilinin senedin düzenlendiği tarih ve sonrasında davacı Mesek şirketinin yönetimi kurulu üyesi olmadığını, yönetim kurulu üyesi tüzel kişi olan ...’nın temsilcisi olduğunu, durum böyle olunca, TTK.nun 395.maddesinden (Y.K. üyesi genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi birişlem yapamaz…) söz edilemeyeceğini, 05.09.2019 tarihli ... Gazetesinin de bu beyanlarını onayladığını, müvekkilinin istifa ettikten sonra, şirketlerden olan kişisel alacaklarını talep ettiğini, ancak bu talebinin yerine getirilmediğini, bu arada ... firmasında çift imza ile temsil ve ilzamı sağlayan şirket yöneticileri ... kendi kişisel hesaplarına ve aile bireylerinin hesaplarına, bankalara verdikleri talimatlarla sistematik olarak 22 milyon TL’nın üzerinde para transferleri yaptıklarını anlayan müvekkilinin, TTK. 531 maddesine göre ... firmasına dava açtığını, yönetim kayyımı talep ettiğini, Mahkemece, belirli bir dönem için yönetim kayyımı atandığını, müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu, İcra Mahkemesi kararıyla usulsüz tebliğden ötürü ödeme emrinin iptal edilmesi ya da takip talebindeki eksiklik nedeniyle takibin iptal edilmesinin, müvekkili, davacı şirketten alacaklı olduğu gerçeğini değiştiremeyeceğini, davacı şirkete ait taşınmazın, müvekkili tarafından şirket zararına kiraya verildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
ÖN İNCELEME: Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, Mahkememizin de görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiş; taraflar sulhe ve arabuluculuğa teşvik edilmiş, ön inceleme duruşmasında hazır bulunan taraf vekilleri sulh olmalarının mümkün olmadığını ve arabuluculuğa başvurmak istemediklerini belirtmişlerdir.
DELİLLER: Tarafların delilleri toplanmış, icra dosyası ve delil olarak dayanılan dosyalar getirtilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.
Getirtilen ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; ... tarafından, davacı .... aleyhine, bonoya dayanılarak, 27.05.2022 tarihinde, 2.200.000,00 USD --- > Bono bedeli (fiili ödeme tarihi asıl alacak) 7.413,69 USD --- > Fiili ödeme tarihi işlemiş faiz 2.207.413,69 USD --- > Fiili ödeme tarihi toplam alacak 107.717,28 USD --- > Komisyon ücreti 107.717,28 USD --- > toplam alacak üzerinden icra takibine geçilmiş olup tahsil tarihine kadar % 3 faizi ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce ...ve şirketler hukuku-hesap uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, düzenlenen raporda sonuç olarak; Dava konusu edilen uyuşmazlıkla ilgili defterlerde her hangi bir bilgi yada kaydın bulunup bulunmadığı hususu, Dava konusu bononun; 01.03.2022 düzenleme tarihli olup yasal defterlere 01.03.2022 tarihinde kaydedildiğini, 2.2 milyon Dolar karşılığı 30.422.920 TL olarak alacaklandırıldığı, iki dönem kur değerlemesi yapıldıktan sonra 29.927,70 TL tutarındaki bakiyenin Rüstem Ekmeçi’nin 421.01.01.01.001 numaralı hesaba virman yapıldığı, Ticari defterlerin usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı hususu; Ticari defterlerin, (Envanter, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Karar Defterleri) açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, Aralık ayı beratlarının kapanış tasdiki olarak kabul edildiği, beratların zamanında gönderildiği, Dolayısıyla, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmasının yanı sıra, ticari defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak düzenlenmesi nedeniyle, sahibi lehine HMUK 222/2 maddesi gereğince delil olarak kullanılabileceği, Davaya konu senedin yetkisiz temsilci tarafından düzenlenip düzenlenmediği hususu; Dava konusu bononun 01.03.2022 tanzim tarihli, 2.200.000 USD bedelli, 15.04.2022 vade tarihli, senet borçlusunun davacı ..., senet lehdarının davalı ... olduğu görülmektedir., ... ’nin de dava konusu bononun tanzim tarihinde davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan tüzel kişiliğin temsilcisi olduğu ve davacı şirketi münferit imza ile temsile yetkili olduğu, Davalı ... Vekili, davaya cevap ve 2.cevap dilekçesinde her ne kadar, davacı şirketin müvekkiline borçlu olduğu, bir başka söyleyişle, müvekkili ...’nin müvekkilinden alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de, ... tarafından, temsil ettiği davacı şirketin borçlu (keşideci) gösterilmek suretiyle kendisinin alacaklı/lehdar/hamil olarak gösterilen bir bonoyu düzenlemesi eylemiyle, davalı ...’nin davacı şirketten alacağının bulunduğu hususunun ayrı bir dava konusunu oluşturabilmesi nedeniyle bir arada değerlendirilemeyeceği, Takibe ve davaya konu bononun, şirket genel kurulunun izni alınmadan, davalı ... tarafından doğrudan düzenlenmesi, gerek TTK.nun 395/1 maddesi hükmü ve Yargıtay kararı, gerekse öğretideki görüşler nazara alındığında nihai taktir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı ...’nin yetki/izin almadan düzenlediği, böyle davalının yetkisiz temsilci durumuna düştüğü, Davacı şirketin, senede dayalı olarak borcunun olup olmadığı, varsa dava tarihi itibariyle borç miktarının tespiti hususu; Davacı şirketin, dava tarihi itibariyle ...’ye 29.927.700,00 TL borcunun, buna karşılık aynı tarih itibariyle ...’den 25.213.965,76 TL alacağının bulunduğu, bu durumda; Davacı şirketin, davalı ...’ye 29.927.700,00 – ... 4.713.734,74 TL borcu bulunduğu, Ancak, yukarıda da ayrıntılarıyla değinildiği üzere; Gerek, ...’nin, gerekse gerçek kişi olarak, tüzel kişi davacı Mestek A.Ş.’den alacaklarının tespit, tahsil ve mahsubunun başka bir davanın konusu olabileceği, gerekse TTK.nun 395/1 maddesi gereği, genel kuruldan izi almadan, temsil ettiği şirketi borç altına sokacak ve kendisinin hamil olduğu bir senedi düzenlemesinin, ...’yi yetkisiz temsilci konumuna düşürmesi nedeniyle, nihai taktir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davaya konu bonoya dayanılarak borç/alacak mahsubunun yapılmasının uygun olmayabileceği, keza nihai taktir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davaya konu bononun da belirtilen nedenlerle iptalinin uygun olacağı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, bonoya dayalı yapılan ilamsız icra takibinden sonra İ.İ.K.nun 72/3.maddesine dayalı olarak borçlu tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davaya konu senedin yetkisiz temsilci tarafından düzenlenip düzenlenmediği, davacı şirketin senede dayalı borcunun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce ... ve şirketler hukuku-hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan değerlendirme sonucunda; Davacı; dava konusu bononun genel kurulda açıkça yetki verilmediği için yetkisiz temsil nedeniyle geçersiz bir senet olduğunu, dolayısıyla takibe konulamayacağını iddia etmeiş; Davalı ... ise; senette borçlu Mesek firmasının yönetim kurulu üyesi ... tüzel kişiliği olup, senetteki hamilin, ... firması değil, gerçek kişi ... olduğunu, ayrıca ... alacaklı olduğunu, dolayısıyla, temsil yetkisinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını savunmuştur.
Dava konusu bononun incelenmesinde; Keşidecisinin davacı ...., hamilinin davalı ... olup, 15.04.2022 vadeli, 01.03.2022 düzenleme tarihli, 2.200.000 USD tutarlı olduğu görülmüştür.
Davacı ....nin yetkilisi sıfatıyla ... tarafından, kendisinin hamil (alacaklı) olarak gösterildiği, dava konusu 15.04.2022 vade tarihli 2.200.000,00 USD bedelli bononun düzenlendiği; Davalı ...’nin 03.03.2022 tarihli dava dışı ....Ş.ne gönderdiği noter ihtarnade, halen ... firmasının (Yön. Kur) Yönetim Kurulu Başkanı ve en büyük paydaşı olduğunu belirttikten sonra, kendisinin yokluğunda ...tarafından yapılan 2021/05 nolu Yönetim Kurulu kararıyla, Aile Anayasası ve Hissedarlar Sözleşmesine aykırı biçimde temsil ve ilzamda değişikliğe gidilmesi suretiyle yetkilerinin (kısmen) kaldırıldığını beyanla, Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyeliğinden isti-fa ettiğini bildirdiği; Bu ihtarname sonrası,... 09.03.2022 tarihli ve davalı ...’ye gönderdiği noter ih-tarnamesinde ise, şirketlerince alınan 09.03.2022 tarih 2022/5 sayılı Yönetim Kurulu kararı ger-eğince, ...’nin şirketlerini temsil etme yetkisinin kaldırıldığının bildirildiği tespit edilmiştir.
Davalı ... tarafından, 27.05.2022 tarihinde, davacı .... aleyhine 2.200.000 USD’lik bonoya dayanarak, genel haciz yoluyla ... Esas sayılı dosyası ile, davacı ... aleyhine takip yaptığı, borçlu firma tarafından, takibe itiraz ve şikayet yoluyla,...başvurulduğu, ... Karar sayılı ilamıyla takip talebi ve ödeme emri nedeniyle takibin iptaline karar verildiği; .... sayılı ilam ile süresinde olmayan istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
....nin borca batık olmadığı tespit edildiğinden, iflasına karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı şirkete ait ticari defterlerin açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı ve ticari defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak düzenlenmesi nedeniyle, sahibi lehine HMUK 222/2 maddesi gereğince delil olarak kullanılabileceği, dava konusu bononun 01.03.2022 düzen-leme tarihli olup yasal defterlere 01.03.2022 tarihinde kaydedildiği, 2.2 milyon Dolar karşılığı 30.422.920 TL olarak alacaklandırıldığı, iki dönem kur değerlemesi yapıldıktan sonra 29.927,70 TL tutarındaki bakiyenin Rüstem Ekmeçi’nin 421.01.01.01.001 numaralı hesabına virman yapıldığı, aynı tarih itibariyle davacı şirketin ...’den 25.213.965,76 TL alacağının bulunduğu, bu durumda; davacı şirketin, davalı ...’ye 29.927.700,00 – 25.213.965,76= 4.713.734,74 TL borcu bulunduğu görülmüştür.
Dava konusu bononun borçlusunun davacı ..., senet lehdarının davalı ... olduğu, ... ’nin de dava konusu bono-nun tanzim tarihinde davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan tüzel kişiliğin temsilcisi olduğu ve davacı şirketi münferit imza ile temsile yetkili olduğu tespit edilmiştir.
TTK’nun 395/1.maddesine göre; “(1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.”
Görüldüğü gibi, A.Ş. Yönetim Kurulu üyelerinin(aynı zamanda Anonim şirketi temsile yetkili olan murahhas müdürler de yasak kapsamındadır. Söz konusu maddenin öngörülme amacı muhtemel menfaat çatışmalarını engellemek olduğundan, murahhas müdürün de anonim şirketle muhtemel menfaat çatışması yaşayabileceği kabul edilmektedir); TTK. 395/1 maddesi gereğince, genel kurulun izni olmadan, hem kendi adına hem de başkasını temsilen şirketle işlem yapması yasaktır.
Eldeki davada, davalı tarafından TT’nun 395/1.maddesine göre alınmış bir genel kurul kararı bulunmamaktadır. Takibe ve davaya konu bononun, şirket genel kurulunun izni alınmadan, davalı ... tarafından doğrudan düzenlenmesi nedeniyle; gerek TTK.nun 395/1 maddesi hükmü ve ... ilamlarında da belirtildiği gibi, davalıyı yetkisiz temsilci durumuna düşürdüğü, bu nedenle bononun geçersiz olup iptali gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davalı ... vekili, davaya cevap ve ikinci cevap dilekçesinde, her ne kadar müvekkili ...’nin davacı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmiş ve defterlerde de alacak kaydı var ise de, bononun iptali gerektiği tespit edilmekle, davalının alacak iddiasının eldeki davada değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Davanın kabulü ile, davacının davaya konu, 01/03/2022 düzenleme-15/04/2022 vade tarihli, keşidecisi ...-lehdarı ... olan, 2.200.000 USD bedelli bonoya dayalı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline; Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
Davanın KABULÜ İLE,
Davacının davaya konu, 01/03/2022 düzenleme-15/04/2022 vade tarihli, keşidecisi ...-lehdarı ... olan, 2.200.000 USD bedelli bonoya dayalı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline,
Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine,
Alınması gereken 4.846.339,02 TL harçtan peşin alınan 702.076,18 TL harcın mahsubu ile eksik 4.144.262,84 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından peşin yatırılan 702.168,38 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 10.181,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 713.462,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/05/2024
Başkan ...
¸[e-imza]
Üye ...
¸[e-imza]
Üye ...
¸[e-imza]
Katip ...
¸[e-imza]