T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/287 Esas - 2023/812
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/287
KARAR NO: 2023/812
HAKİM: ....
KATİP: ...
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/04/2023
KARAR TARİHİ: 15/11/2023
K.YAZIM TARİHİ : 1711/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş., .... numara ile kayıtlı yasal bir tüzel kişilik olduğu, faaliyet konusu kapsamında, ...'nda değişiklik yapılan 28.07.2020 tarihine kadar, trafik kazası mağdurlarının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitleri dahilinde alabilecekleri maluliyet ya da destekten yoksun kalma tazminatlarının başvuru ve tahsilat sürecine ilişkin olarak hizmet verdiği, 07.07.2018 tarihli trafik kazasında yaralanan dava dışı ...'ın maluliyet tazminatının tahsili hususunda hizmet verdiğini, dava dışı ... ile 19.07.2018 tarihinde sözleşme imzalandığı, tazminatın tahsili hususunda gerekli işlemlerin yapılabilmesi için vekaletname alındığı ve sözleşmenin "Ücret" başlıklı hükmünde belirtilen %20 oranındaki hizmet bedelinin ifası amacıyla da alacağın temliki sözleşmesinin imzalandığını, davacı şirket, sözleşmenin akdedilmesinin hemen ardından, 17.08.2018 tarihinde, kazaya karışan araç plakasının tespit edilememesi nedeniyle ...'na gerekli müracaatı yaparak, ...'a ilgili mevzuata istinaden maluliyet tazminatının ödenmesini ve dilekçe ekinde sunulan temlikname doğrultusunda tahakkuk edecek tazminatın %20 oranındaki tutarının ise davacı şirkete ödenmesini talep ve ihtar ettiğini; böylece Türk Borçlar Kanunu'nun 186. maddesiyle hüküm altına alınan bildirim yükünün de yerine getirildiği, müracaat neticesinde açılan hasar dosyasında tüm işlemlerin tamamlandığını, ödeme aşamasına gelindiğinde dava dışı ... davacıyı haksız olarak azlettiğini, azil işleminden sonra tazminatın tahsili sürecini devam ettiren bir başka vekil aracılığı ile davalı ... başvurulduğunda, davalı tarafından, hasar dosyasına ihbar edilmiş bir temlik sözleşmesi olduğu gerekçesiyle temlik sözleşmesine tekabül eden kısmın kendilerine ödenemeyeceği yönünde bilgi verilerek kalan tutarın hak sahiplerine ödendiğini, bu sebeple ... vekili tarafından, bahsi geçen temlik sözleşmesinin iptali maksadıyla .... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığıni, ancak davanın reddedilerek işbu davadaki temlik sözleşmesinin geçerliği olduğu tespit edilerek kararın kesinleştiğini, temlik sözleşmesi nedeniyle tasarruf yetkisi davacıya ait olan temlik bedellerinin, müvekkile ödenmesi daha önce birden çok kere davalıdan talep edilmişse de davalının önce, temlik sözleşmesine ilişkin husumet sonuçlanmadan ödeme yapmayı reddettiğini, ardından, temlik sözleşmesine ilişkin davanın sonuçlanması ve kesinleşmesi akabinde yeniden talepte bulunulduğunda, bu kez, gerekçesiz ve keyfi bir biçimde ödeme yapmayı yine reddetmesi sebebi ile alacağın devrediliğinini davalıya bildirildiği 17.08.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte 13.000 TL temlik bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 17.08.2018 tarihinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazası neticesinde ...'ın yaralandığı; 2918 sayılı yasa ile birlikte trafik kazalarından kaynaklanan zararların giderilmesi için dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun yasanın 97. maddesinde açık olarak bu durum ortaya konulduğunu, 17.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak hak sahipleri tarafından yazılı başvuru dilekçesi davalı ... tebliğ edildiğini, yapılan başvuru neticesinde yapılan inceleme ile arabuluculuk görüşmeleri sonrasında iş göremez durumda kaldığı ve sigortasız aracın kusuru dikkate alınarak tazminat ödendiğini, ayrıca vekiline vekalet ücreti ödemesi yapıldığı, davalı tarafından ödeme sorumluluğunun yerine getirildiğini, davacı tarafından, ödeme sonrası temlik alacaklısı olduğu iddiası ile müvekkile başvuruda bulunulduğunu, ... tarafından bu talebin değerlendirilerek ve sigortacılık mevzuatı düzenlemeleri kapsamında reddedildiği, davalının üçüncü bir kimseye tazminat ödeme imkanı bulunmadığını, davacı tarafın temliknamesinin geçerli olup olmamasının da bu dava dosyası ile bir alakasının olmadığını, davacı taraf temliknamenin geçerli olduğu kanaatinde ise hak sahibi ...'dan alacağını talep edebileceğini, yasa koyucu tarafından müvekkilin hak sahibi veya vekili dışındaki üçüncü kişilere tazminat ödemesi önüne engel konulduğu gerekçesi ile red işleminin hukuka uygun olması sebebi ile davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
... kayıtları
Sözleşme, alacağın temliki sözleşmesi, davalıya başvuru belgeleri, E-mail yazışmaları
.... E. Sayılı dosyası
.... sayılı kararında davacının ..., davalının ... A.Ş., "Dava konusu temliknamenin incelenmesinde; ... Sigorta A.Ş nezdin de 07/07/2018 tarihli olay ile ilgili hasar dosyasından temlik edenler adına tahakkuk etmiş olan alacağın %20 si orandaki miktarını devir ve temlik ettiklerine ilişkin .... tarafından imzalandığı görülmüştür. 6098 sayılı TBK nun 183. maddesinde" Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez." 184. Maddesinde "Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir." denilmiştir. İptali istenen 07/07/2018 tarihli temlikname başlıklı belge 183. Maddeye göre verilmiş ve yasanın aradığı şartlara uygun alacağın devrine ilişkin belgedir. Davacı taraf söz konusu belgenin iradesinin sakatlığa uğratılarak haksız ve hukuka aykırı olarak alındığını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davacının davasının reddine" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişiden alınan 28/09/2023 tarihli raporda; Davacı ... A.Ş. İle maddi tazminat alacaklısı arasında geçerli bir temlikname ilişkisi mevcut olduğunu, maddi tazminatların ödenmesi için davalı Sigorta'ya başvuru, önce temlikname sunulmak sureti ile ...'na yapılmış, ancak maddi tazminat asıl alacaklılarının vekilleri Av. .... ile .... ikinci bir başvuru yaparak diğer temsilcileri azlettiklerine dair bilgi verilerek ödeme talep ettikleri görüldüğünü, yetkili kişilerin başvurusu ve hasar dosyası tespitlerine dayanılarak ... tarafından Av... 'a ödeme yapması hukuka uygun olduğunu, davacı Vekili Av. .... tarafından ... yetkilisine e-posta ile bildirim yaparak geçerli temliknameye dayanılarak ödeme yapılması gerektiği ancak ekte gerekçeli karar henüz yazılmadığı için .... Nın sunulamadığı başvuru görüldüğünü, temliknamenin irade sakatlığı sebebi ile geçerliliğinin bu halde ... tarafından bilinebilmesi mümkün olmadığı gibi, bilinse bile 5684 sayılı ... m. 57/ek 6. Madde açık olup, ödeme yapılabilecekler sayılmış olup, "...(2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez." hükmü gereğince temlik yasağı yasa ile belirlendiğini, davacı şirket sadece takip yetkisine sahip olup, maddi tazminatları talep yetkisine temlikname ile de olsa talep edebilme yetkisine sahip olmadığını, alacaklıların Av. .... ile yapmış olduğu ikinci başvuru ile davacı ... A.Ş. Vasıtası ile yapılan başvuruda azil sebebi ile ... yetkilileri tarafından uyuşmazlık olduğu tespit edilerek ödememe yapılması yerinde olduğunu, temliknamenin geçerli olması ...'nın öncelikli tespit etmesi gereken hususu ortadan kaldırmadığından, geçerli temliknameye dayanılarak yetkiden azledilmiş ve kanun ile yetkisi alınmış tüzel kişiye ödeme yapması beklenemeyeceğini, bu halde hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere, sigorta mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkta yukarıdaki tespitler yapıldığını, mahkemece davacı ... A.Ş.'nin talebinin haklı olduğu kanaatinde ise; ödeme yapılan bedelin %20 si olan 13.000 TL temlik bedelinin davalıdan tahsilinin yerinde olabileceği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRLİMESİ VE GEREKÇE;
Davadaki uyuşmazlığın; Dava, trafik kazasında cismani zarara uğrayan dava dışı ... 3. Kişiye ödeyen davacının ödediği bedelin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88/2. maddesi ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62. maddesi gereği ve davacı ile dava dışı zarar gören arasındaki temlik sözleşmesi gereği davalılardan rücuen tazmini istemine ve Dava dışı ile davacı arasında temlik sözleşmesi olup olmadığı, temlik sözleşmesinin hükümleri, davalının temlik sözleşmesine göre sorumluluğu olup olmadığı, davalının dava konusu alacağa ilişkin sorumluluğu olup olmadığına ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 62. maddesine göre,"Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur"
6098 sayılı TBK'nın 183. maddesine göre, -"Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez. ".
6098 sayılı TBK'nın 183. maddesine göre, Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.
Kural olarak haksız fiil sonucu oluşan zarardan aynı ya da farklı sebeplerle sorumlu olan müteselsil sorumlulardan birinin, ödediği bedel oranında alacaklının haklarına halef olur ve diğer müteselsil sorumlulara rücu isteminde bulunabilir. Zira, haksız fiil sonucu zarar görene karşı zarar görenin işvereni, sürücüsü, trafik sigortacısı gibi farklı sebeplerle sorumlu olanlar arasındaki ilişkide müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasındaki içe rücu imkânı T BK m. 51 hükmünde yer almaktadır.
.... sayılı kararında da belirtildiği üzere, kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Böylece hâlen iktisap edilmiş (kazanılmış) bir alacak kadar ileride iktisap olunacak bir alacak da; keza muaccel bir alacak kadar bir vadeye veya şarta bağlanmış olan alacaklar da temlik olunabilir. Alacağın hukukî muameleden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya doğrudan doğruya kanundan doğmuş olmasının da bir önemi yoktur. Nitekim aynı hususlar, .... sayılı kararında da açıklanmıştır. Ancak, BK’nın 162. maddesinde bazı alacakların temlikine izin verilmemiştir. Devri caiz olmayan alacaklar kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden doğmaktadır. Devri, sözleşme ile menedilmiş alacaklarda; alacaklı ve borçlu anlaşarak, kısmen veya tamamen belli kişilere karşı veya belli bir süre ile sınırlı olarak alacağın devrini menedebilir. Bu sözleşme, şekle bağlı değildir. Ancak üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebilmesi için, devir yasağının yazılı olması ve bu şartın borç senedinde belirtilmiş olması gerekir (....). Devri caiz olmayan bir alacak hakkında yapılan temlik işlemi ilke olarak geçersiz olup böyle bir devir sadece borçlu karşısında değil, temlik edenle temlik alan arasında da hüküm ve sonuç doğurmaz. Sözleşmede temlik yasağı bulunması ya da borçlunun rızasına bağlanmış olup, borçlunun rızasının bulunmaması hâlinde alacağın temliki borçluya karşı ileri sürülemez.
Kural olarak haksız fiil sonucu oluşan zarardan aynı ya da farklı sebeplerle sorumlu olan müteselsil sorumlulardan birinin, ödediği bedel oranında alacaklının haklarına halef olur ve diğer müteselsil sorumlulara rücu isteminde bulunabilir. Zira, haksız fiil sonucu zarar görene karşı zarar görenin işvereni, sürücüsü, trafik sigortacısı gibi farklı sebeplerle sorumlu olanlar arasındaki ilişkide müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasındaki içe rücu imkânı TBK m. 51 hükmünde yer almaktadır.
.... sayılı kararında da belirtildiği üzere, kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Böylece hâlen iktisap edilmiş (kazanılmış) bir alacak kadar ileride iktisap olunacak bir alacak da; keza muaccel bir alacak kadar bir vadeye veya şarta bağlanmış olan alacaklar da temlik olunabilir. Alacağın hukukî muameleden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya doğrudan doğruya kanundan doğmuş olmasının da bir önemi yoktur. Nitekim aynı hususlar, ... sayılı kararında da açıklanmıştır. Ancak, BK’nın 162. maddesinde bazı alacakların temlikine izin verilmemiştir. Devri caiz olmayan alacaklar kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden doğmaktadır. Devri, sözleşme ile menedilmiş alacaklarda; alacaklı ve borçlu anlaşarak, kısmen veya tamamen belli kişilere karşı veya belli bir süre ile sınırlı olarak alacağın devrini menedebilir. Bu sözleşme, şekle bağlı değildir. Ancak üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebilmesi için, devir yasağının yazılı olması ve bu şartın borç senedinde belirtilmiş olması gerekir (....). Devri caiz olmayan bir alacak hakkında yapılan temlik işlemi ilke olarak geçersiz olup böyle bir devir sadece borçlu karşısında değil, temlik edenle temlik alan arasında da hüküm ve sonuç doğurmaz. Sözleşmede temlik yasağı bulunması ya da borçlunun rızasına bağlanmış olup, borçlunun rızasının bulunmaması hâlinde alacağın temliki borçluya karşı ileri sürülemez.
5684 sayılı ...'nun 22/07/2020 tarih ve m. 57/ek 6. Maddesine göre ,1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ..... belirlenir.”
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, temlikname bildirimi, temlikname örneği, ... Hakem Heyeti Kararı, .... sayılı kararı ve tüm dosya kapsamına göre 07.07.2018 tarihli trafik kazasında yaralanan dava dışı ...'ın maluliyet tazminatının tahsili hususunda hizmet verdiği, dava dışı ... ile 19/07/2018 tarihinde "Ücret" başlıklı hükmünde belirtilen %20 oranındaki hizmet bedelinin ifası amacıyla da alacağın temliki sözleşmesinin imzalandığı, davacı şirketin sözleşmenin akdedilmesinin 17/08/2018 tarihinde, kazaya karışan araç plakasının tespit edememesi nedeniyle ...'na başvurduğu, ... temlik sözleşmesinin iptali maksadıyla .... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı dava dışı ... ta söz konusu belgenin iradesinin sakatlığa uğratılarak haksız ve hukuka aykırı olarak alındığını kanıtlayamaması nedeniyle davasının reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
5684 sayılı ...'nun ek 6. maddesinin 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 57. maddesi ile eklendiği ve yürürlük tarihinin dava konusu temlik sözleşmesinden sonra olduğu ve temlik sözleşmesin geçerli olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğu 07/08/2018 tarihli temlikname başlıklı belgenin 183. maddeye göre verilmiş ve yasanın aradığı şartlara uygun alacağın devrine ilişkin belge olduğu, 19/07/2018 tarihli temlik sözleşmesini yapıp bu kişinin kazadan doğan tüm alacak hakları ile açılmış ve açılacak davalardaki tüm talep haklarını devraldığı, somut olayda TBK’nın 183. maddesi hükmüne aykırı bir durum olmadığı ve rücu başvurusunda bulunma hakkının temlik sözleşmesine göre tasarruf yetkisi bulunan davacıda olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile 13.000 TL temlik alacağının temerrüt tarihi olan 08/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1-DAVANIN KABULÜ ile 13.000 TL temlik alacağının temerrüt tarihi olan 08/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 888,03TL harçtan peşin alınan 222,01TL'nin düşümü ile eksik 666,02TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6102 sayılı TTK 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11, 13, 14. maddleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri Uyarınca Hesaplanan .... bütçesinden ödenen 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan Başvurma harcı: 179,90TL, Peşin harç: 222,01TL ve Vekalet harcı: 25,60TL olmak üzere toplam 427,51TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan 13.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sisteminde gösterildiği üzere bilirkişi ücreti: 1.250,00TL, davetiye ve müzekkere tebligat gideri 126,00TL olmak üzere toplam 1.376,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/11/2023
Katip ...
¸[e-imzalıdır]
Hakim ...
¸[e-imzalıdır]