T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/37 Esas
KARAR NO : 2025/353
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... - ....
VEKİLİ : Av. ... ....
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında özel güvenlik hizmeti sözleşmelerinin bulunduğunu, hizmet ilişkisinin 20/02/2013-31/05/2016 tarihleri arasında devam ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edimlerini ifa ettiğini, davalının ücret ödeme borcunu olması gerektiği gibi ifa etmediğini, geç ve kısmi ödemeler yapıldığını, zamanında ödeme yapılmaması nedeni ile müvekkilinin alacağının doğduğunu iddia ederek şimdilik 283.300,00 TL alacağının her bir faturadan dolayı temerrüdün gerçekleştiği 10. günden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinin usulüne uygun düzenlenmediğini, ödemenin sözleşmeye göre şarta bağlandığını, davacının bordro, prim ve ... ödeme belgelerini ibraz etmesinin gerektiğini, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağı muaccel hale getirmeyeceğini, istenilen belgelere konu ödemelerin bir kısmının müvekkili tarafından yapılmak zorunda kaldığını ve davacı borcundan düşüldüğünü, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, davacının öncelikle edimlerini ifa ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının alacağının müvekkili tarafından ... şirketine devredildiğini, aynı alacağın ... şirketinden .... esas sayılı dosyasında da ... şirketinden talep edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, .... esas sayılı dosyası, sözleşmeler, BA-BS formları, ... kayıtları, .... kayıtları dosya arasına alınmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere HMK'nun 222. ve devamı maddeleri uyarınca ihtarat yapılarak süre verilmiş, sunulan defterler incelenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir.
.... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dosyanın taraflarının aynı olduğu, işin .... işletmelerinde özel güvenlik hizmet alımına ilişkin olduğu, fatura alacaklarının tahsiline karar verildiği, faize ilişkin taleple ilgili değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Talimat Mahkemesi aracılığı ile davalı defterleri üzerinde inceleme yapan mali müşavir bilirkişi 03/09/2024 tarihli raporunda özetle, davalı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, davalı defterlerine göre davacının dava tarihi itibari ile 314.510,79 TL alacağının bulunduğu bildirilmiştir.
Davacı defterleri üzerinde de inceleme yapan mali müşavir, güvenlik uzmanı, nitelikli hesap bilirkişisi 27/03/2024 tarihli raporunda özetle, davacı tarafça hem fatura alacaklarından ötürü alacak olduğundan bahsedilmiş hem de söz konusu faturaların süresinde ödenmemesi nedeniyle aradaki ilişkinin açık hesap / cari hesap ekstresi kapsamında olduğu belirtilerek dava açılmış olmakla; bu anlamda faize hak kazanılıp kazanılmadığı ve temerrüt tarihi hususunda takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafça 422.367,37 TL hak ediş faturası düzenlendiği, karşılık davalı tarafça 139.060,10 TL ödeme yapıldığı, 422.367,67-139.060,10= 283.307,57 TL asıl alacak hesap edildiği, dava tarihinde göre 189.917,42 toplam temerrüt faizi hesap edildiği bildirilmiştir. Davalı defterleri incelendikten sonra alınan 08/11/2024 tarihli ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişlerdir. Davalı yanın temlike ilişkin savunması ile .... esas sayılı dosyası incelenerek mükerrer talep savunmasına ilişkin bilirkişi heyetinden alınan 26/02/2025 tarihli ek raporda, davacı tarafça hem fatura alacaklarından ötürü alacak olduğundan bahsedilmiş hem de söz konusu faturaların süresinde ödenmemesi nedeniyle aradaki ilişkinin açık hesap / cari hesap ekstresi kapsamında olduğu belirtilerek dava açılmış olmakla; bu anlamda faize hak kazanılıp kazanılmadığı ve temerrüt tarihi hususunda takdiri Mahkemeye ait olmak üzere ek ve kök raporda değerlendirme ve hesaplamalarda bulunulduğu, bu kapsamda davacı tarafça 422.367,37 TL hak ediş faturası düzenlendiği, 422.367,37 TL faturaya karşılık davalı tarafça 139.060,10 TL ödeme yapıldığı, 422.367,67-139.060,10 = 283.307,57 TL asıl alacak hesap edildiği; dava tarihine göre 189.917,42 toplam temerrüt faizi hesap edildiği, .... sayılı gerekçeli kararın incelenmesinde de; 31/01/2016 tarihli fatura da dahil olmak üzere o tarihe kadar taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve alacağının talep edildiği; iş bu dosyada da tarafların aynı olduğu, cari hesap ilişkisine göre talepte bulunulduğu anlaşıldığını ve nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Hukuki nitelendirmeye itibar edilmeyerek hesaplamaya ilişkin rapor oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmıştır.
DEĞERLENDİRME:
Dava, hizmet sözleşmesinin eksik ve geç ödenmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında .... mevkiinde bulunan fabrika ve yollarda güvenlik hizmetinin verilmesine ilişkin 20/02/2013, 01/06/2013, 01/06/2014, 01/06/2015 başlangıç tarihli sözleşmelerin imzalandığı, davalının kısmi ödeme yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmelerde kesin vade bulunup bulunmadığı ve davalının geç ve kısmi olarak yaptığı ödemeler nedeni ile davacının faiz talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Davalı yanın zamanaşmı ve hak düşürücü süre itirazının, uyuşmazlığın hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanıp özel bir düzenleme bulunmaması nedeni ile TBK'nun 146. maddesi gereği yerinde olmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı yan her ne kadar .... esas sayılı dosyasında davacı alacağının ilgili dosya davacısına temlik edildiği gerekçesi ile mükerrer talepte bulunulduğuna ilişkin savunmada bulunmuş ise de, her iki dosyanın davalıların ve uyuşmazlığa konu sözleşmenin farklı olduğu, ilgili dosyada temlik alacağına ilişkin bir iddia ve talep bulunmadığı, eldeki dosyada da temlikname sunulmadığı gibi talebin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin olduğu anlaşılmakla savunmanın yerinde olmadığı değerlendirilmiş, hükme esas alınan raporda bu yöndeki değerlendirmeye itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil edeceği, dava konusu faturaların davalı kayıtlarına işlendiği, davacı kayıtlarına göre davacının dava tarihi itibari ile 283.307,27 TL, davalı kayıtlarına göre davacının 314.510,79 TL alacaklı olduğu, kayıtlar arasındaki farkın davalının fatura bedelini fazla kaydetmesi ve kısmi ödemenin kayda alınmaması olduğu, bu hali ile taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının hizmeti teslim ettiği hususunun karine olarak sübut bulduğu, Jandarma ve Emniyet yazı cevapları da dikkate alındığında aksi yönde davalının ispata elverişli delil sunmadığı ve davacının defter kayıtlarına göre bakiye 283.307,57 TL hakediş alacağının sübut bulduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmelerin 4.3 maddesi ile "Firma tarafından her ayın 30. (otuzuncu) gününde kesilecek olan maliyetlerin Müşteri'ye fatura edileceği, fatura tarihinden sonraki 10. gün fatura hak ediş onay tarihi olarak kabul edileceği" düzenlenmiştir.
TTK'nun 1530/2 uyarınca, tarafların sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırdıkları hallerde, borçlu, alacaklıya herhangi bir ihtarda bulunmasına gerek kalmaksızın temerrüde düşer ve sözleşmede şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. Bu hüküm borçlunun temerrüdüne ilişkin olarak TBK'da yer alan genel düzenleme ile çelişir. TBK m. 117 uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi şarttır. Bu kuralın tek istisnasını, sözleşmede kararlaştırılan vadenin “belirli bir vade” niteliği taşıdığı haller oluşturur.
Taraflar arasındaki sözleşmede ise, kesin vade niteliğini taşıyan bir ödeme günü bulunmamaktadır, yalnız hakediş onay tarihi olarak açık vade niteliğinde belirleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Faturanın düzenlenmesinin, davalı yanın savunmaları ile ödemeye ilişkin sözleşmenin 4.4 maddesi hükümleri de dikkate alındığında davalının temerrütü için tek başına yeterli olmayacağı da dikkate alındığında davalının temerrütü oluştuğundan ve davacının faiz alacağının faturanın düzenlenmesinden 10 gün sonra temerrüt doğduğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılarak dava tarihinden itibaren temerrütün oluştuğu değerlendirilmiş ve davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
DAVANIN KABULÜ İLE,
283.307,57 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Alınması gereken 19.352,74 TL harçtan peşin alınan 4.838,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.514,68 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat KAYDINA,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.329,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı toplam 13.090,00 TL yargılama gideri ile 4.838,06 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/05/2025
Katip ... Hakim ...
¸¸ ¸¸