T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/80 Esas - 2024/391
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/80
KARAR NO : 2024/391
....
DAVA : Kayıt- Kabul
DAVA TARİHİ : 01/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
K. YAZIM TARİHİ : 16/0/2024
Mahkememizde görülen Kayıt-Kabul davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle;Davacı ...’nin hissedarları olduğunu, hisselerini .... yevmiye numaralı sözleşme ile devrettiklerini, bu devirden sonra...’un tüm şirketin hissedarı olduğunu, ... Esas sayılı dosyası üzerinden şirkete kayyım atanması talep edildiğini, şirket ortağı ... ile birlikte çift imza işlem kararı verildiğini, daha sonra ... ‘nun denetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiğini, daha sonra ... tarafından ...’ne ortaklıktan çıkarılma davası açıldığını, iflas idaresinin alacak kaydına dayanak işlemleri hayatın olağan akışına aykırı bulduğunu ve akrabalık ilişkisine istinaden muvazaa ve mal kaçırma amacını taşıyan işlemlerin varlığından bahsederek alacak talebini reddettiğini, devredenler ile devralanlar arasındaki hisse devir sözleşmesinin tadili sözleşmesi başlıklı bir sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmeye taraflarınca ulaşılamadığını, ödenmeyen bakiye borcunun tespiti için ve ödeme planını yenilemek için de borç yenileme protokolü akdedildiğini, alacak kaydı yapılırken, sehven ayni borçlar için bir kayıt yapılmadığını, .... Esas sayılı dosyası üzerinden düzenleme tarihleri 26/01/2015 olan 17/12/2016, 17/01/2017 ve 17/02/2017 vadeli bonolar için icra takibi başlatıldığını, bu takiplerin haricen tahsil yoluyla ödendiğini, alacakları için öncelikle iflas tarihine kadar, keza tasfiyeden sonra masada para kalması durumunda iflastan sonra da faiz işlemesine karar verilmesini, bonolar toplamı olan 674.100 USD alacak için iflas tarihine kadar işlemiş 113.933,75 USD faiz ile birlikte toplam 788.033,75 USD olmak üzere işlemiş faiz dahil iflas tarihli kur karşılığı olarak toplam 11.584.096,13 TL üzerinden, ....13 no'lu bağımsız bölüm (fili durumda 24 kapı no'lu taşınmaz) ve bu bağımsız bölüme ilişkin kooperatif hissesi için 8.000.000 TL ile ... ... ... bağımsız bölüm (fili durumda 22 kapı no'lu taşınmaz) ve bu bağımsız bölüme ilişkin kooperatif hissesi için 8.000.000 TL olmak üzere toplam 16.000.0000 TL üzerinden olmak üzere toplam 27.584.096,30 TL alacağın sıra cetveline geçirilmesine, sıra cetvelinin buna göre düzenlenmesine, müvekkilinin alacağının büyüklüğü nazara alınarak müvekkilinin ikinci alacaklılar toplantısına konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesi ile özetle; Zamanaşımı def’ini ileri sürdüklerini, hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın ikame edildiğini bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, müflis şirket masasından haksız menfaat elde etmek amacıyla yazdırılan alacak kaydının muhatabının müflis şirket olmadığını, talep edilen alacağın müflis şirketin herhangi bir ticari faaliyet ve amacı kapsamında yer almadığının aşikar olduğunu, bono üzerinden müflis şirket kaşesinin yer almasının tek başına müflis şirket ortağının şahsi borcuna aval ya da kefil olduğunu göstermeye yeterli olmayacağının hukuki bir gerçeklik olduğunu, iddia olunan şekilde müflis şirketin söz konusu devir borçlarına ilişkin kefilliği, aval vermesi veya bağımsız borç üstlenmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca şirket hisse devir konusunda şirket hissesini devreden davacı ... dahil tüm hissedarların Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinde hisse devrine ilişkin olarak Devir Bedelini Nakden ve Tamamen aldık şeklinde noter huzurunda beyanda bulunduğunu, hal böyleyken davacının iddialarının tamamen hukuksuz ve mesnetsiz talepler olduğunu, yine ayrıca devir sözleşmesindeki bedeller ile davacının alacak kaydı ile talep ettiği rakamlar arasındaki uçurumun bile muvazaanın en açık göstergelerinden birisi olduğunu, şirketin ayrıca tek ortağı ve yetkilisi ...’un 09/03/2022 tarihinde vefat ettiğini, bu sebeple şirkete ait ticari defter ve kayıtlar bakımından ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğünden bilgi istenmesini belirterek davacı tarafın ikame ettiği işbu hukuksuz davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini belirterek davanın reddini savunmuştur.
ÖN İNCELEME: Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, Mahkememizin de görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir.
DELİLLER: Davacı vekili tarafından ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi, “Borç Yenileme Protokolü” ibraz edilmiş, delil olarak dayanılan dosyalar, müflis şirketin ticaret sicil kayıtları ile dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların tapu kayıtları getirtilmiştir.
Mahkememizce İflas idaresinden iflas kararı, davacının alacak başvurusuna ilişkin bilgi-belgeler, iflas idaresi kararı ve tebliğine dair tebliğ belgesi, sıra cetveli ve ilanı getirtilmiş, bildirilen iflas idare memurlarına tebligat çıkartılmış, 2.alacaklılar toplantısının 21/02/2023 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ... ve sözleşme-hesap uzmanı bilirkişi heyeti düzenledikleri raporda sonuç olarak; 19.01.2015 tarihinde noterden düzenlenen pay devri sözleşmesinde, davacı ...’un yanı sıra, ...’in paylarını, ...’a, her bir paydaş için 825.000,00 TL’den (Toplam 3.300.000,00 TL) devrettikleri ve devir sözleşmesinde, devir bedelini nakden ve tamamen aldıklarının belirtildiği, davacı Vekilince, “Hisse Devir Sözleşmesinin Tadili Sözleşmesi” adı altında bir sözleşme daha imzalandığını, ancak sözleşmeye ulaşılamadığını belirtmekle, böyle bir belgeye dosyada rastlanılamadığı, dosyada yer alan ve “Borç Yenileme Protokolü” başlıklı belgede, tarihin yer almadığı ve borç vadelerinin ötelendiğinin belirtildiği, yine, sözü edilen 26.01.2015 tarihli hisse devir sözleşmesine dosyada rastlanılamadığı, düzenleme tarihleri 26.01.2015, ödeme tarihleri Mart 2017 / Ağustos 2017 (her ayın 17sinde) olarak belirlenen ve toplam 674.100 USD tutarlı, alacaklısı/hamili davacı ...olan 6 adet bononun düzenlendiği, Noterden düzenlenen 19.01.2015 tarihli Pay Devri Sözleşmesinde, aralarında davacı ...un da bulunduğu devreden 4 ortağın devir bedelini nakden ve tamamen aldıkları bir başka anlatımla, her bir ortak için 825.000,00 TL’den toplam 3.300.000,00 TL’nin devralan ortak Rıza Usul’dan alındığı açıkça belirtilmiş olup bu husus, pay devrinden dolayı, davacı ortak da dahil, devreden ortakların bir alacaklarının pay devri anlamında kalmadığını ortaya koyduğu, ayrıca, davacı yanca değinilen 26.01.2015 tarihli “Hisse Devir Sözleşmesi” ile, yine tarihi hiç açıklanmayan “Hisse Devir Sözleşmesinin Tadili Sözleşmeleri”ne dosyada rastlanılamadığından, bu konuda bir değerlendirme yapılamadığı, bu durumda; pay devrine ilişkin dört sözleşmeden söz edilirken, ikisinin sunulmaması nedeniyle Borç Yenileme Protokolü hakkında bu haliyle sağlıklı bir değerlendirme yapılamayacağı, bir kambiyo senedi olan “bono”dan kaynaklanan borç, taraflar arasındaki borç ilişkisinden bağımsız olarak ileri sürülebilir ise de, gerek bono taraflarının, bir şekilde aynı şirketin ortakları olması, pay devrinin söz konusu olması ve bonoların pay devrinden kaynaklanan alacakla bir ilişkisinin bulunup bulunmadığının özellikle davacı yanca tam olarak açıklanamaması ve belgeleriyle kanıtlanamaması hususunun, keza sunulamayan iki adet sözleşme de göz önüne alındığında bonodan kaynaklanan alacağın pay devrinden kaynaklanan bir alacak olup olmadığının bu haliyle belirlenemeyeceği, dava konusu bonolarda açıkça “aval içindir” veya bu anlama gelecek hiçbir ifade kullanılmadan, yalnızca müflis şirket yetkilisi sıfatıyla ...’a ait bir imza, keza, yine kimin lehine aval verildiği belirtilmeden, hamil (...) ve keşideci (Rıza Usul) dışında, bono üzerinde, 3. bir kişinin (.....)un, imzası yer almakta olup, bu hususun, T.T.K.nun 700/3 maddesi kapsamında,...’un “avalist” olma amacıyla mı imza attığını gündeme getirdiği, dava konusu bonolarda kimin lehine aval verildiğinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle, nihai taktir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, bu haliyle, müflis şirket için aval verildiğinin kabulünün, şekli hukuk açısından zorlama bir yorum olabileceği, keza, gerek 19.01.2015 tarihli pay devri sözleşmesinde, paylarını devredenlerin devir bedellerini tam olarak aldıklarını, noter onaylı belgede kabul etmeleri, gerekse pay devrine ilişkin diğer iki sözleşmenin sunulamaması nedeniyle, bu haliyle davacı eski paydaşın, müflis şirketten alacağı olduğunun, tereddütsüz bir biçimde söylenemeyeceği belirtilmiştir.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, davacının şirket hisse devrine dayalı nakdi ve ayni alacağı olduğu iddiası ile iflas idaresine yapılan başvurunun reddi nedeni ile reddedilen alacağın kayıt kabulüne ilişkindir. Red kararının davacı alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren yasal 15 günlük süresi içerisinde(İİK. madde 235) davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı vekili hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de; Yukarıda belirtildiği gibi red kararının davacıya 19/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 15 günlük yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmakla davalının hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Yine davalı taraf zamanaşımı def’i ileri sürmüş ise de; Eldeki davada TBK’nun 146.maddesine göre 10 yıllık zamanaşımının geçerli olduğu, sözleşme tarihinin 2015 ve senetlerin keşide tarihlerinin 2015-vade tarihlerinin 2017 olduğu dikkate alındığında, iflas tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı savunması yerinde görülmemiştir.
Dava-cevap dilekçesi, alacağa ilişkin bilgi-belgeler, iflas idaresi kararı ve ekleri, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Davalı ....Esas sayılı dosyasına yapılan 27.05.2022 tarihli başvuruyla 674.100 USD tutarlı 6 adet bononun, masaya kaydının istendiği, İflas masasının, 27.05.2022 tarih 6 nolu kararıyla, alacağın masaya kaydı talebinin reddedildiği, daha sonra, iflas masasına yaptıkları 674.100 USD’lik bono alacağının yanı sıra, iki adet 8’er milyon TL’den toplam 16 milyon TL’lik taşınmaz bedellerinin de masaya kaydının yaptırılabilmesi talebiyle eldeki dava kayıt kabul davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce ... ve sözleşme-hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi heyet raporu diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davalı şirketin eski ortağı olan davacının, müflis davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisince düzenlenen bonolara dayalı alacağı olduğu iddiası ile, iflas masasına yapılan alacak kaydı başvurusunun reddi üzerine açılmıştır.
Davacı taraf; müvekkili lehine düzenlenmiş bu bonoların, iflas tarihinden çok önce düzenlendiğini, bu bonolara müflis şirketin aval verdiği, borç doğrucu işlemlerin gerçek olduğunu, ayrıca, alacak kaydı yapılırken, sehven, ayni borçlar için bir kayıt yapılmadığını, bu nedenle, iflas idaresine sunulan 07.10.2022 tarihli ikinci dilekçe ile ayni borçlar içinde alacak kaydettirme gereği doğduğunu, İİK. 198. maddesi uyarınca, konusu para olmayan alacaklar için iflas tarihindeki değerin alacak olarak kaydedilebileceğinden, bonoların yanı sıra, 13 ve 14 nolu bağımsız bölümün her biri için 8 milyon TL’den 16 Milyon TL’nin de sıra cetveline alacak olarak geçirilmesini talep ettiklerini, pay devri uyarınca asıl borçlu ....; hem bonolara aval vermek, hem de sözü edilen iki taşınmazı devretme borcu altına girdiği gibi “Borç Yenileme Sözleşmesi”ne “Borçlu” sıfatıyla imza atmak suretiyle borçlu olduğunu ikrar ettiğini, ayrıca borcunu taksitler halinde ödeyeceğini de belirttiğini iddia etmiştir.
Davalı müflis şirket adına iflas idaresi ise; davacı yanca talep edilen alacakların, müflis şirket yetkilisi ve ortağı olan Rıza Usul’den talep edilen ve diğerlerine ait müflis şirket ortaklık paylarının devri karşılığındaki kişisel borçlarından kaynaklandığını, bu nedenle, müflis şirketin iflas masasından haksız çıkar sağlamak amacıyla yazdırılan alacak kaydının muhatabının, müflis şirket olmadığını, ayrıca, talep edilen alacağın, müflis şirketin her hangi bir ticari faaliyet ve amacı kapsamında yer almadığını, diğer yandan, bono üzerinde müflis şirket kaşesinin yer almasının, tek başına müflis şirket ortağının kişisel borcuna aval ya da kefil olduğunu göstermeye hukuken yeterli olamayacağını, keza, borç yenileme protokolü suretlerinde de görüleceği üzere, müflis şirket vekili olarak imzaya açılmasının müflis şirketi her hangi bir borç altına sokmayacağını, adi yazılı bu belgenin hukuken geçersiz olduğunu, ayrıca, iflas idaresince, İİK. 208 – 210 maddeleri gereğince müflis şirkete ait adreste yapılan malvarlığı tespit tutanağında müflis şirkete ait hiçbir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının tespit edildiğini, şirkete ait ticari defter ve kayıtların “iflas idaresi” olarak ellerinde olmadığını, keza şirketin tek ortağı ve yetkilisi Rıza Usul’un da 09.03.2022 tarihinde öldüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
Somut olayda; Noterden düzenlenen 19.01.2015 tarihli Pay Devri Sözleşmesinde, aralarında davacı ...’un da bulunduğu devreden 4 ortağın devir bedelini nakden ve tamamen aldıkları bir başka anlatımla, her bir ortak için 825.000,00 TL’den toplam 3.300.000,00 TL’nin devralan ortak ...’dan alındığı açıkça belirtilmiş olup bu husus, pay devrinden dolayı, davacı ortak da dahil, devreden ortakların bir alacaklarının pay devri anlamında kalmadığını ortaya koymaktadır.
Davacı taraf, “Hisse Devir Sözleşmesinin Tadili Sözleşmesi” adı altında bir sözleşme daha imzalandığını belirtmiş, ancak sözleşmeyi ibraz etmemiştir. Yine, sözü edilen 26.01.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi de ibraz edilmemiştir.
Dosyaya ibraz edilen “Borç Yenileme Protokolü” başlıklı belgede, tarihin yer almadığı ve borç vadelerinin ötelendiğinin belirtildiği görülmüştür. Pay devrine ilişkin dört sözleşmeden söz edilirken, ikisinin sunulmaması nedeniyle Borç Yenileme Protokolü ile sonuca varmak mümkün görülmemiştir.
Yine; Düzenleme tarihleri 26.01.2015, ödeme tarihleri Mart 2017 / Ağustos 2017 (her ayın 17sinde) olarak belirlenen ve toplam 674.100 USD tutarlı, alacaklısı/hamili davacı ... olan 6 adet bononun düzenlendiği belirlenmiştir. Bono taraflarının, aynı şirketin ortakları olduğu, davacının bonoların pay devrinden kaynaklanan alacağa ilişkin düzenlendiğini iddia ettiği görülmüş, ancak sunulamayan iki adet sözleşme de göz önüne alındığında bonodan kaynaklanan alacağın pay devrinden kaynaklanan bir alacak olup olmadığı bu haliyle belirlenmesi mümkün görülmemiştir.
Bununla birlikte; dava konusu bonolar üzerinde, açıkça “aval içindir” veya bu anlama gelecek hiçbir ifade kullanılmadan, yalnızca müflis şirket yetkilisi sıfatıyla ...’a ait bir imza, keza, yine kimin lehine aval verildiği belirtilmeden, hamil (... dışında, 3. bir kişinin (...)un, imzası yer almakta olup, dava konusu bonolarda kimin lehine aval verildiğinin açıkça belirtilmemesi, bonolarda iki imza var ise de ikisi de düzenleyici ... a ait olup, aval açıklaması olmadan avalin düzenleyici lehine (kendi kendine aval verilmesi) verildiği göz önüne alındığında, TTK’nun 700/3.maddesi kapsamında müflis şirket için aval verildiğinin kabulü mümkün görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Gerek 19.01.2015 tarihli pay devri sözleşmesinde, paylarını devredenlerin devir bedellerini tam olarak aldıklarını, noter onaylı belgede kabul etmeleri, gerekse pay devrine ilişkin diğer iki sözleşmenin sunulamaması dikkate alındığında, davacı eski paydaşın, müflis şirketten alacağı olduğunu ispat edemediği, bonolarda müflis şirketin aval verdiğinin de kabul edilemeyeceği, kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere ... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2024
...