T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/91 Esas - 2024/482
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/91 Esas
KARAR NO : 2024/482
....
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 06/02/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 05/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; hizmet alım işini ihale yasalarının ilgili maddeleri gereğince davalının üstlendiğini, davalı bünyesinde çalışan işçilerden Sedat Başar'ın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı .... esas sayılı dosyasına dayalı başlatılan .... esas sayılı icra takibi kapsamında dava dışı işçiye 19.705,80 TL ödeme yapıldığını, ....'ın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı ... esas sayılı dosyasına dayalı başlatılan ... esas sayılı icra takibi kapsamında dava dışı işçiye 19.650,19 TL ödeme yapıldığını,...ın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı ... esas sayılı icra takibi kapsamında dava dışı işçiye 19.663,38 TL ödeme yapıldığını, ...'ın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı ... esas sayılı icra takibi kapsamında dava dışı işçiye 19.663,38 TL ödeme yapıldığını, ihale evrakı ve sözleşmeler gereğince davalı şirketlerin çalıştırdıkları dönemlere ilişkin işçi alacaklarından sorumlu oldukları iddiası ile kurum alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, iş sözleşmelerinin davacının iradesiyle tek taraflı feshedildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının hakedişlerden kesinti yaparak mükerrer tahsilat yapmak istediğini, kararların kesinleşmediğini, alacağın muaccel olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkiline rücu edilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameler, dava dışı işçiye ait ... kayıtları ve işçiye yapılan ödemelere ilişkin evrak, .... esas sayılı dosyaları dosya arasına konulmuştur.
Hesap uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından verilen 03/11/2023 tarihli raporda; Teknik Şartname' nin 14.6 maddesinde, "Yüklenici yürürlükteki İş Kanunu ve Sosyal Güvenlik mevzuatı hükümlerine göre çalıştıracağı elamanların her türlü özlük haklarını karşılamak zorundadır." hükmünün yer aldığı, 03.08.2015 tarihli sözleşmede ise bu konuda bir düzenleme getirilmediği, Mahkemece davalının işçilere ödenen tutarlardan davalı yüklenicinin sorumluluğu olduğuna kanaat getirilmesi halinde İş Mahkemesi kararlarının tamamı kesinleşmiş ise; davacı alacağının dava tarihi 06.02.2023 itibariyle 79.000,63 TL olarak hesap edildiği, İş Mahkemesi kararlarından yalnız.... kararın kesinleştiği göz önüne alındığında davacı alacağının dava tarihi 06.02.2023 itibariyle 19.981,26 TL olarak hesap edildiği, dosya kapsamında ...' nin işçilere ödenen paraları davalının nakit teminat ve hak edişlerinden kesinti yaparak ödediğine dair belgeler bulunmadığından mükerrer tahsilat olup olmayacağının tespitinin yapılamadığı, sözleşmenin 26. maddesinde davalı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimini yapmadığı ya da yasak fiil ve davranışlarda bulunduğuna dair iddia ya da belge bulunmadığı, fesih aşamalarına bakıldığında feshin karşılıklı mutabakat ile yapılmakla birlikte yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmiş olması, yasak fiil ve davranışlarının da tespit edilmediği halde sözleşmenin 26. maddesine uymayan bir sebeple idarenin fesih iradesi göstermesi hususlarının hukuki değerlendirmesinin Mahkemece yapılarak davacının mütarafik kusurunun olup olmadığı sonucuna varılabileceği bildirilmiştir. Taraf itirazları üzerine bilirkişi heyetinden alınan 02/04/2024 tarihli ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişler, davalının hakedişlerinden yapılan kesintiye rastlanmadığını bildirmişlerdir. Rapor oluşa ve dosya içeriğine uygun bulunarak hesaplamalar yönünden hükme esas alınmıştır.
DEĞERLENDİRME:
Dava; işçilik alacaklarının rucuen tahsili istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı kurum ile davalı arasında hizmet alım sözleşmelerinin imzalandığı, sözleşme gereğince davalı şirketlerin belirlenen süre içerisinde işe başlayıp işçi çalıştırdıkları, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği, davacı kurumun da davalı şirketlerle yapmış olduğu sözleşme gereğince davalı şirket çalışanına ödeme yaptığı, eldeki dava ile ödemenin rücuen tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Davacı idare ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde belirtildiği şekilde, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, ancak bu sorumluluğun dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumluk niteliğinde olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukukunun değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır,” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ve ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğinin açıkça belirtildiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği anlaşılmıştır.
Davalı her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin feshi nedeni ile işçilik alacaklarından sorumlu olmadığını savunmuş ise de, işçilerin sözleşmenin yürürlükte bulnduğu süre içinde çalıştırılmış olmaları gözetilerek bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.
Yine davalı işçilere yapılan ödemelerin hakedişlerinden kesilmesi nedeni ile eldeki davanın mükerrer tahsile neden olabileceğini savunmuş ise de bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde bu yönde bir belirleme yapılamadığından ve davalı tarafça bu yönde somut ve ispata elverişli delil sunulamadığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.
İşçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İhbar tazminatından da son işveren sorumludur (Yargıtay 6. HD 2021/1763 esas 2021/2455 karar sayılı ilamı).
İşçilik alacakları ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceğinden (Yargıtay 6. HD 2021/876 esas 2021/1507 karar sayılı ilamı) ve taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, davalının işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekeceğinden bilirkişinin davalının sorumlu olmayabileceğine dair görüşüne itibar edilmemiştir....
Yukarıda açıklandığı üzere hükme esas alınan hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor uyarınca dava dışı işçilerin davalı nezdinde çalıştığı dönem itibari ile hesaplanan bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, ödeme tarihi itibari ile .... karar sayılı ilamı) davalıdan avans faizi ile tahsiline karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,
79.000,63 TL'nin 30/11/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Alınması gereken 5.396,53 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 1.462,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.934,21 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat KAYDINA,
3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre belirlenen 2.878,52 TL'sinin davalıdan, bakiye kısmın davacıdan alınarak Hazineye irat KAYDINA,
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 6.627,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı toplam 7.383,75 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 6.812,27 TL'si ile davacı tarafça peşin yatırılan 1.462,32 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
....