T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/168 Esas - 2024/464
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/168
KARAR NO : 2024/464
...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/03/2024
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
K.YAZIM TARİHİ : 06.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'ın maliki olarak bulunduğu ... plakalı araç 31.07.2023 tarihinde ... sevk ve idaresinde ... istikametine seyir halinde iken, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kontrolsüz biçimde sağa doğru manevra yapması nedeniyle ... plakalı aracın sol kısmına çarpması neticesinde meydana gelen kazada ... plakalı araç (pert) kullanılamaz hale geldiğini, kazada ... plakalı aracı kullanan ...'nin kusursuz olduğunu, yaptığı kontrolsüz manevra ile kazaya sebebiyet veren ... kazanın meydana gelmesinde tam (%100) kusurlu olduğunu, kaza sonrası yapılan alkol kontrolünde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın normal sınırın (0,50) kat ve kat üstünde 1,83 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkili ...'a ait ... plakalı araç... model ... marka ve modelde kamyonet olup, özel imalatlar ile kurtarıcı (çekici) olarak kullanıma uygun hale getirildiğini, hali hazırda da iş bu kazaya kadar kurtarıcı olarak kullanıldığını, kaza sonrası alkollü biçimde ve tam kusurlu olarak davaya sebebiyet veren ... ile iletişime geçilmiş müvekkilinin uğradığı zararın, yaşadığı mağduriyetin giderilmesi istenmiş ise de görüşmelerden herhangi bir netice alınamadığını, müvekkiline ait aracın ticari bir araç olması ve ticari işte kullanılıyor olması nedeniyle dava açmazdan evvel Arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmeleri de anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkilinin hiçbir kusuru olmaksızın meydana gelen kaza sonrası uğradığı zararın tazmini ve mağduriyetinin giderilmesi için iş bu davanın açılması zorunluluk haline geldiğini, ...'a araç sürücüsü olması, ...'a ise araç maliki olması nedeniyle davalı sıfatı verildiğini, 31.07.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonrası müvekkilinin aracı kullanılamaz hale geldiğinden, yeni araç temin edilene kadar ticari faaliyetini yürütemediğini, Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." mahkemenin de takdirlerinde olduğu üzere kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsü müteselsil olarak sorumlu olduğunu, diğer bir deyişle, kusurlu aracın sahibi ile kaza anındaki sürücüsü birbirinden farklı kişiler ise araç sahibi Türk Borçlar Kanunu’na göre malik sıfatı ile, sürücüsü ise işleten sıfatı ile sorumlu olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da açık biçimde ifade edildiği üzere müvekkilinin yeni araç temini ve aracı ticari faaliyete uygun hale getirmek için yaptırdığı işlemlerin alacağı toplam süre başka bir ifade ile araçtan mahrum kaldığı süre bilirkişi marifetiyle hesaplanmalı ve bu doğrultuda kurulacak hüküm ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, makul süre hesaplaması bilirkişi marifetiyle yapılacağından iş bu alacağa ilişkin taleplerinin belirlenebilir olmadığından belirsiz alacak olarak talep edildiğini, müvekkiline ait olup kazada kullanılamaz hale gelen araç, kurtarıcı (çekici) olarak düzenlenmiş ve ticari olarak kullanılan araç olduğunu, yeni alınacak bir aracın kurtarıcı olarak kullanılabilmesi için kasa ve şasi, vinç, destek ayakları, yükleme rampası, elektrik tesisatı düzenlemesi, tepe lambaları, proje çizimi, ... muayenesi vb. İmalatların yapılması gerektiğini, müvekkilinin yaptırmak zorunda kalacağı bu imalat bedellerinin de davalılardan tahsili ile müvekkile ödenmesi gerektiğini, izah edilen nedenlerle; Davalarının kabulü ile; 31.07.2023 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı ticari aracın pert olması (kullanılamaz hale gelmesi) nedeniyle uğranılan kar, kazanç kaybı bedeline ilişkin olarak 100,00 TL (belirsiz alacak), yeni alınan aracın ticari kurtarıcı olarak kullanıma uygun hale getirilmesi için yapılması gereken ilave masraflara ilişkin olarak 100,00 TL (kısmi dava), olmak üzere toplam 200,00 TL'nin fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile kaza tarihi olan 31.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine; Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında görevli mahkeme, ... Mahkemesi olduğunu, nitekim HMK madde 2’ de de “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” denildiğini, haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında yetkili mahkeme ise HMK’da belirtildiğini, davacıya seçimlik haklar tanındığını, buna göre; Davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir. (HMK m. 6/1). davacı, kanunda sayılan yetkili mahkemelerin herhangi birinde dava açma hakkına sahip olduğunu, derdest olan dosyada davalının yerleşim yeri ... yetki alanına girmediğini, eldeki davanın derdest bulunduğu mahkemenin işbu dava bakımından görevli ve yetkili olmadığını, davacı taraf, işbu davayı, hiçbirine dahil olmayan bir mahkemede açtığını, bu nedenle, yetki ve görev ilk itirazında bulunmak zorunluluğu doğduğunu, 31.07.2023 tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ... istikametine seyir halinde iken dava konusu trafik kazası meydana geldiğini, davacı ..., aracının perte çıktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davacıya ait araçta oluşan zararlar ve işleyecek ticari faizleri ile birlikte müvekkilinden tahsilini talep ettiğini, kaza sonrası davacı ve müvekkilleri arasında görüşmeler yapılmış ancak davacı taraf kötü niyetli olarak uğramadığı bir zararın giderilmesini talep etmesinden ötürü arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, açılan dava haksız ve hukuka aykırı talepler içerdiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmelerinde zaruret hasıl olduğunu, yaşanan trafik kazası sonucunda araç sürücüsü berat efe'nin yanına giden müvekkili herhangi bir problemin olup olmadığını sormuş karşı taraf ise bir problemin olmadığını beyan ederek aynı araçla yoluna devam ettiğini, kaza sonrasında tekrar müvekkili ile iletişime geçilmemiş müvekkili durumu arabulucunun iletişime geçmesi ile öğrendiğini, davalı taraf bu davayı açmakta tamamen kötü niyetli olduğunu, davacı taraf iddialarını ve davasını ispatla mükellef olup HMK'nın emredici hükümleri uyarınca dava dilekçesi ile birlikte bu konudaki delillerini sunmamış olduğundan ispatlanamayan iddialar yönünden de davanın reddi gerektiğini, yeni aracın ticari aracın kullanıma uygun biçimde kurtarıcı haline getirilmesi için yapılan masrafların müvekkili tarafından karşılanmak durumunda olmadığını, davacı aracını perte çıkartarak aracın pert değerini sigorta şirketinden almış olup yeni araç alıp bu aracı çekici özelliğine getirmek kendi inisiyatifinde bir durum olduğunu, ortaya çıkan bu masraflardan müvekkilinin sorumlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, öncelikle trafik kazalarından kaynaklanan tazminatlar için, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 97. Maddesinde 26/04/2016 tarihinde yapılan değişiklikle zarar görenlerin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, sigorta kurulunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya ... sayılı kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceğini, müvekkilinin 23/11/2023 tarihinde T... Hasar Dosya numaralı dosyasına yapılan görüşmeler neticesinde 105.000 TL ödeme yaptığını, müvekkili 04/03/2024 tarihinde U... Nolu dosyaya rücu Hasar bedeli olarak 35.000 TL ödeme yaptığını, davacının dilekçesinde yer verdiği iddialarının kabulü tarafımızca mümkün olmadığı gibi dikkat edilir ise dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delil bulunmadığını, HMK 190 gereği ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, davacı yan iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacı her ne kadar davalı ...'nin sevk ve idaresindeki aracın kusuru nedeniyle zararının doğduğunu ileri sürmüş ise de, bu konuda herhangi bir delil dosya kapsamında yer almadığını, davacı tarafından dilekçesinde belirtilen beyanlar taraflarınca kabul edilmediğini, davacının yapmış olduğu harcamaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını, yaptırılan hasarların söz konusu kazaya ait olup olmadığının sabit olmadığını, izah edilen nedenlerle; Davanın öncelikle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü ve hayvan sürüsü sahibinin kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, kusur raporu ve beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava,Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, maddi trafik kazasından kaynaklı kazanç kaybı ve hasar bedeline ilişkin dava olduğu anlaşıldı.
...yazılan yazı cevapları dosya arasına alınmıştır.
HMK.nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. Dilekçelerin teatisi aşamasında da mahkemenin bu incelemeyi yapabileceği açıktır.
HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Olayımızda davacı tacir olmadığından nispi ticari dava söz konusu değildir.
Somut olayda; davalıların tacir sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişki 6102 ve 6502 sayılı kanunların kapsamı dışında kalmaktadır.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında istek olmaksızın re'sen gözetileceğinden uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre ... görülüp sonuçlandırılması gerektiği değerlendirildiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin ... olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ... Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/06/2024
...