T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/134 Esas - 2025/281
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/134
KARAR NO: 2025/281
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/02/2025
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
K.YAZIM TARİHİ: 28/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ... aleyhine .... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığı gibi takip konusu yapılan senet hukuki açıdan senet niteliği taşımadığı ve müvekkile hile ile imzalatıldığından müvekkilin davalıya karşı borcu olmadığının tespiti zorunluluğu hasıl olduğunu, menfi tespit talepleri ile alakalı olarak Ticari menfi davalarında dava şartı arabuluculuğa gidildiğini, anlaşamama olarak tutanak düzenlendiğini, somut olayda, müvekkilinin şirketi ve imza yetkilisi olduğu ...İnşaat Ltd. ŞTi.'nin ihtiyacı doğrultusunda bir araç kiralama sözleşmesi yapılmış ve bu sözleşme kapsamında alacaklı tarafından ana sözleşme arasına gizlenmek suretiyle teminat amacıyla bir senet imzalatıldığını, davalı .... soruşturma numaralı dosyada yer alan ifadesinde müvekkili ile aralarında araç kiralama yapıldığını, senedin bu sözleşme ile imzalandığını, kiralama bedellerinin ödendiğini, senedin üzerini kendisinin doldurduğunu, müvekkilin senedi bilinçli olarak imzalamış olduğu ve senedin aradaki başka bir ticari ilişkiye dayandığını belirttiğini, somut olayda müvekkili ortağı olduğu şirketin araç ihtiyacı olması nedeniyle davalıya ulaştığını, davalı ile müvekkilinin eşi görüşmüş ve sonrasında davalı müvekkilinin de ortağı olduğu şirket adresine gelrgelerekek müvekkiline araba kiralama sözleşmesi imzalattığını, her ne kadar davalı savcılık dosyasında verdiği ifadede Senedi aradaki ticari ilişki için imzalandığını belirtmiş olsa da bu ticaretin neye ilişkin olduğunu belirtmediğini, söz konusu aralarında ticaret olduğu iddiası soyut bir iddia olup gerçek olmadığını, müvekkili araç kiralama sözleşmesi imzalanırken sözleşme ile birlikte senet imzaladığını hatırlamadığını, hatta takip konusu senende benzer evrakı sözleşme ile beraber imzalatıldığını bilmediğini ve herhangi bir senet sözleşme evrakı arasında görmediğini ve sözleşme dışında ayrıca iddia edildiği gibi bir senet evrakı da imzalamadığını, sözleşmenin tek nüsha olarak imzalatıldığını, davalı daha sonra sözleşme örneğini vereceğini müvekkiline söylemesine rağmen sonradan müvekkiline herhangi bir sözleşme göndermediğini, takip konusu senet hile ile, yanıltarak ve sözlşeme arasına gizlenmek suretiyle müvekkiline imzalatıldığını, senedin sözleşme ile beraber imzalatıldığı kabul edildiğinde dahi takip konusu senedin teminat senedi olarak kabul edilmesi gerektiğini, somut olayda senedin araç kiralama sözleşmesi arasına gizlenmesi ile irade sakatlanması hali olduğu mevcut olduğunu, hile, gabin hallerinde senetle ispat kuralının istisnası hali mevcut olup tanıkla da ispat yapılabileceğini, dava konusu takibe dayanak senet incelendiğinde ve bononun üst kısmında yer alan tırtıklara, yazı şekline dikkat edildiğinde; bir başka sayfa ile birleşik olduğu ve ayrıca senet evrakı olarak değil; bir başka sayfadan koparılmak, kesilmek veya yırtılmak sureti ile ayrıldığı ve sonrasında işleme konılduğu anlaşılabileceğini, senede karşı ileri sürülen hata hile gabin iddiaları tanıkla ispat edilebileceğini, söz konusu hususların ispatı için sözleşme imzalanması sırasında orada bulunan tanığın mevcut olduğunu, senedin, alacaklı tarafın açık bir kötü niyet ve kasıtla hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını, bu durum, alacaklının hukuk düzenini kendi çıkarları doğrultusunda istismar etmeye çalıştığını açıkça ortaya koyduğunu, arz edilen sebeplerle; İcra takibinin teminatsız olarak veya mahkemenin takdir edeceği bir teminat karşılığında durdurulmasına, müvekkilinin, .... E. sayılı icra takip dosyasına konu edilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli icra takibi başlattığının tespitine, söz konusu icra takibinin iptaline, alacağın tahsil edilmesi halinde istirdatına, haksız takip nedeniyle alacaklının, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İşbu davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğundan ötürü reddi gerektiğini, davacı taraf dava dilekçesi ile takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, hile ile imzalatıldığını, kambiyo senedinin usulsüz olduğu gibi birden fazla itiraz sebebi ile işbu davayı ikame ettiğini, davacı tarafın iddialarının vadesi dolmuş olan ve usule uygun düzenlenen kambiyo senedindeki borçtan kurtulmaya yönelik olduğu sebeplerin çeşitliliğinden dahi görüldüğünü, nitekim, davacı tarafça bir sebep olmaz ise diğer sebepten iptal edilmesi gerekmektedir şeklinde bir dava dilekçesi sunulduğunu, ispat külfeti altında olan taraf iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, HMK’da yazılı delile karşı yazılı delille ispat kuralı bulunduğunu, teminat senetlerine ilişkin iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiğine ilişkin doktrinde ve Yargıtay kararlarında görüş birliği bulunduğunu, icra takibine konu olan evrakın bono vasfında olduğunu, bononun ödendiğine dair herhangi bir yazılı belge sunulmadığı hususları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından takibe konu senede atıf yapılarak tarafımıza yapılmış bir ödeme bulunmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, dolayısıyla borçlunun takibe konu borcun olmadığı itirazını iik'nın 169/a maddesindeki belgelerle ispatlayamadığı hususları birlikte gözetilerek borca itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının imzaladığı kambiyo senedinin, kendisine hile ile imzalatıldığı iddiası gerçek dışı olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde iradesinin sakatlandığını, kambiyo senedinin kendisine hile ile imzalatıldığını iddia etmişse de bu iddia tamamen gerçek dışı olduğunu, takip konusu senedin davacıya hile ile, yanıltılarak, sözleşme arasına gizlenmek suretiyle imzalatıldığı iddiası hayatın olağan akışına da açıkça aykırı olduğunu, söz konusu iddia gerçek olmamakla birlikte davacının imza atarken sözleşme arasından bu senedi fark etmeyerek imza atmış olması hususu davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu kanıtladığını, davacının dilekçesindeki çelişkili ifadelerden dahi iddialarının mesnetsiz olduğu anlaşıldığını, zira davacı, dilekçesinde öncelikle böyle bir senet imzaladığını hatırlamadığını belirtmiş sonrasında herhangi bir senet görmediğini iddia ettiğini, anılan nedenlerden kaynaklı davacı tarafın tedbir talebinin de kötü niyetli olduğu aşikar olup; hiçbir sebebe dayanmayan tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddialarının borcun ödenmesini ertelemeye yönelik haksız ve kötü niyetli olduğu da açık olduğundan işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın kötü niyetli tedbir talebinin reddine, davacı tarafın haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız itirazı nedeniyle müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafından ödenmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık hususlarının, kambiyo senedinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibi kapsamında davacının borçlu olmadığının tespiti için almış olduğu menfi tespit davası olduğu, davacının borçlu olup olmadığı, senedin teminat senedi olup olmadığı, araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilip verilmediği hususlarına ilişkin olduğu anlaşıldı.
Davacı ...'ın .... alınan ifadesinde "Sahibi olduğum ...İNŞ. LTD. ŞTİ. İçin zaman zaman araç kiralaması yaparım. Eşim ... yine araç kiralamamız için ... isimli şahsı benim bulunduğumuz firmamıza yönlendirmiş. Hatırladığım kadarıyla 2024 yılı Temmuz ayı içerisinden ... ... plakalı aracı bize kiralamak için geldi. Pazarlığı ... ile eşim yapmıştı. Ben sadece sözleşmeye imza attım. Sözleşme imzalanırken firmamızın muhasebecisi ...'a yanımızda bulunuyordu. ... isimli şahsın bana araç kiralama için imzalattığı evraklar arasında herhangi bir senet yoktu. Ben sadece sözleşeme imza attım. ... bu sözleşmenin bir örneğini daha sonra bize gönderecekti ancak göndermedi. Sonraki günlerde bu aracın kira bedellerini aylık periyotta ödedik ve kendisin de bize faturalar kesti. Bu araç ile kuzenim ... 07.11.2024 günü maddi hazarlı kaza yaptı. Kaza Tespit Raporunda görüleceği üzere kusur oranı tamamen karşı araca verilmiştir. Kaza sonrası araçla alakalı olarak ... ile eşim görüştü. Yaklaşık 2 hafta kadar önce 24.07.2024 düzenleme ve 01.12.2024 ödeme tarihli, 174.000TL bedelli, alıcı ... ve borçlu benim bilgilerim olan senedin icraya konulduğunu öğrendim. Söz konusu senede bakıldığında benim adres bilgim ve TC bilgimin olduğu ancak soyadımın kızlık soyadımın yazılmış olduğunu görülmektedir. ...'ın araç kiralama sözleşmesi esnasında kendisine belgemin fotoğrafını eşim kendisine göndermişti. Sanırım bu senedi daha sonra kendisi bu bilgileri kullanarak doldurdu. Ayrıca söz konusu senede bakıldığında yazanın bana ait olmadığı ve yazılar ile benim atmış olduğum imzanın renk farkı bulunduğu ve farklı kalemlerin kullanılmış olduğu görülecektir. Her ne kadar bu senetteki atılmış iki adet imza bana ait olsa da bu imzaları ben sözleşme esnasında sözleşme evrakları arasında konularak benim bilgim ve rızam olmadan attırılmış olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle ... isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı ...'ın .... alınan ifadesinde "... plakalı aracımı kiralamak için benimle ... iletişime geçti. Sözlü anlaşmayı ben kendisi ile yaptım ve sözleşmeyi ise eşi imzalayacaktı. Tam tarihini hatırlamıyorum ancak sözleşme için ben onların ... firmasının .... Mahallesinde bulanan ofislerine gittim. ...'ın eşi ... ile araç kiralama için protokol yaptık ve aracı orada kendisine teslim ettim. Kiralama süresini hatırlamıyorum ancak peyder pey bu süreyi uzattılar. Ödemelerini yaptılar bende bu ödemelerine ilişkin onlara fatura kestim. Ancak 2024 yılı sonuna doğru bu araç maddi hasarlı kaza yaptı. Bu nedenle araç tamirhaneye çekildi. Bu aracın yerine başka bir araç talepleri olmadı. Bana göstermiş olduğunuz 24/07/2024 tanzim, 01/12/2024 ödeme günü, alacaklısı ben ve borçlu ... olan 174.000TL tutarlı senedi ben düzenledim. Üzerinde yazılar bana aittir. ... ile yaptığım whatsapp yazışmalarında bana eşinin sürücü belgesinin fotoğrafını göndermişti. Bende sürücü belgesindeki bilgilere göre senedi doldurdum. Yukarıda belirttiğim araç kiralama sözleşmesini imzalattırmaya götürdüğüm de bu senedi de yanımda götürdüm Araç kiralamasına ilişkin Protokol, Sözleşme ve taahhütname imzalattırdıktan sonra bu senedi ... imzaladı. Ben gerek senet gerekse araç kiralama konusu ... Hanımın eşi ... ile görüştüm. ... ise beni evrakların imzalanması için eşine yönlendirmişti. Bende araç teslimi için babamla birlikte gitmiştim. Senet ve diğer araç kiralama evraklarını ... kendisi görerek imzaladı. Bunları imzalarken herhangi bir soru sormadı. Söz konusu senedin konusu ... Hanımla yapmış olduğum ticarete ilişkin bir alacağa yöneliktir. Bana yönelik iddiaları kabul etmiyorum. dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
6100 sayılı HMK'nun 4/a maddesinde "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,...görürler." hükmü öngörülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, taraflar arasında taraflar arasındaki senedin kiralama sözleşmesi kapsamında verildiği ve .... soruşturma sayılı dosyasında senedin araç kiralama ilişkisi kapsamında düzenlendiğinin belirlendiği davacının iddiasının bu yönde olduğu davalının savcılık dosyasında beyanın bu yönde olduğu anlaşılmakla kira sözleşmelerinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu değerlendirilerek HMK 114/1-c, 115/2. maddesi gereğince davanın görev dava şartı yönünden reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin .... Mahkemesi olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili .... Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı25/04/2025
Katip ....
¸[e-imzalıdır]
Hakim ....
¸[e-imzalıdır]