T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/52 Esas - 2025/267
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/52
KARAR NO: 2025/267
HAKİM: ......
KATİP:......
DAVACI : ......
VEKİLİ: Av. ......
DAVALI : ......
VEKİLİ: Av. ......
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/11/2018
KARAR TARİHİ: 21/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurumdan olan alacağının tahsili için 21.09.2018 tarihinde ...... esas sayılı dosya ile takibe başlatıldığını, ödeme emri davalıya 28.09.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ve davalı da süresi içinde ödeme emrine haksız olarak itirazda bulunarak takibi durdurulduğunu, borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti., ...... 49.841,49 TL tutarında ... satışı gerçekleştirdiğini, daha sonrasında borç ödenmediği için müvekkili tarafından ihtar çekildiğini, ihtar üzerine ...... alımı ihalesinde ihaleyi gerçekleştiren ... olduğu için ihaleyle ilgili iş ve işlemleri gerçekleştirmeye ...... yetkili olduğuna dair yazı gönderdiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, Kalorifer yakıt satışını gösterir fatura sureti, ...'ne çekilen ihtar, ...'nün ...'ne yazısı, işletme defterleri, maliye kayıtları, bilirkişi incelemesi de takip dosyasının dosya içerisine alınması halinde borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız olduğunun görüleceğini, bu nedenle davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptalini sağlamak için dava açıldığını, davalı ... tarafından söz konusu icra takibine itirazda bulunulması sonucunda ilamsız takip durduğunu, tüm bu nedenlerle davalı kurum tarafından ...... E. sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın iptaline, alacağın ticari faizi ile birlikte ödenmesini, Haksız itiraz nedeniyle İİK da yer alan açık hüküm ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...... San ve Tic.Ltd.Şti tarafından kurumları aleyhine 49.841,49 asıl alacağın tahsili için ...... Esasına kayden açılan iş bu itirazın iptali daası haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ...... bağlı ...... doğrudan temin yoluyla ...... "..." almak için davacı ile ... arasında 29.01.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca davacı 29.01.2018 tarihinde 18.660 Kg. Kömür teslim edildiğini, teslim edilen yakıttan alınan numuneler sözleşmenin 15. Maddesi uyarınca ...... tahlil için analize gönderildiğini, ancak analiz sonucunda kinematik vizkozite değeri yüksek çıktığını, Şahit numuneler 01.03.2018 tarihinde hakem laboratuvar olan ...... gönderildiğini, 09.03.2018 tarihinde müvekkili ......'ne ulaşan ve dilekçe ekinde sundukları analiz raporunda kinematik vizkozite oranı ...... standartlarının üzerinde çıktığını, yakıtın olması gereken değerden yüksek olması sebebiyle kabule uygun olmadığı ve niteliklerine uygun olmadığının tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaksız iş bu davanın öncelikle usulden, bilahar esastan reddine, davacı tarafından kötü niyetli icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ:
Dava, satım sözleşmesini konu alan faturadan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, taraflar arasında imzalanan sözleşme, teknik şartname, mal alım faturaları, analiz raporları, muhasebe işlem fişleri, icra takip dosyası vs. celbedilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde davanın reddine ilişkin olarak verilen 12/04/2021 tarih ve ...... sayılı kararı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine ...... Dairesinin 13/12/2024 tarih ve......, sayılı ilamında belirtilen; "... Uyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olup olmamalarına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır.
Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise ... tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ... çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, ...’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ...... sayılı ... Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen ... kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden ... kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
TTK'nın 3. Maddesinde ise "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Ticaret hayatının temel süjesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir" deneceği TTK'nın 12/1. maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1.maddesinde düzenlenmiştir.
Ticari davalar ise mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1.maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. TTK'nın 4-(1).maddesi hükmünde "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a-f bentleri arasında sayılan hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı" belirtilmiştir. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, tacir tarafların, ticari işletmeleri ile ilgili uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olmasına bağlıdır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalının tacir olmadığı gözetilerek somut olayda Asliye Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilerek, dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizce bam kaldırma kararı sonra yargılamaya devam olunmuştur.
Somut olayda;Dava, satım sözleşmesini konu alan faturadan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı tacir olsa da, davalı ...'nın ise tacir olmadığı, davanın özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı ...... Dairesince karar verildiği, görev husunun kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, bu nedenlerle HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.21.04.2025
Katip ...... Hakim......
¸[e-imzalıdır] ¸[e-imzalıdır]