T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/87 Esas - 2025/233
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/87
KARAR NO: 2025/233
HAKİM: ....
KATİP ....
DAVACILAR : 1- ....
2- ... - ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/01/2025
KARAR TARİHİ: 09/04/2025
K.YAZIM TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı kurum tarafından .... esas sayılı dosyası ile müvekkiller aleyhinde ilamlı icra takibi başlatıldığını, İcra ve İflas Kanunu madde 72/8′ göre; “Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.” .... nezdinde icra takibi başlatıldığından işbu uyuşmazlığın çözümünde .... Mahkemeleri yetkili ve görevli olduğunu, davalı taraf, her ne kadar müvekkillere karşı icra takibi başlatmışsa da müvekkillerinin davalı kuruma herhangi bir borcu olmadığını, takip konusu borç, müvekkili ...' un noter huzurunda imza altına alınan devir sözleşmesiyle devretmiş olduğu ... Limited Şirketi'nin borcu olduğunu, bu devre ilişkin olarak ticaret sicili gazetesini ve devir sözleşmesini ekte sunduklarını, takip konusu alacağın borçlusu olan şirkette müvekkilinin ortaklığı da söz konusu olmadığını, müvekkili bu şirketteki tüm payları devir sözleşmesinden de görüldüğü üzere devrettiğini, davalı kurum alacağının tahsili için borçlu ... Limited Şirketi'ne gitmeyip müvekkili ...'un iradesini sakatlayarak müvekkili borçlu hale getirmeyi amaçladığını, takip dayanağı olarak sunulan belge müvekkilin iradesi sakatlanarak elde edildiğini, müvekkili ..., davalı kurum temsilcileri tarafından aranarak kuruma gelmesi istenmiş ve kendisine bu borcun şirketin değil kendisinin borcu olduğu, ödemediği takdirde evinin, aracının icraya koyulmadan satılacağı hatta eşinin maaşından bile borçtan dolayı kesinti yapılacağını, bunları yapmaya yetkilerinin olduğunu, kefil bulması gerektiği de söylenerek takibin dayanağı belge imzalattırıldığını, bahse konu belge/senet kamu görevlisinin aldatma ve korkutma fiilleri neticesinde kamu gücünden kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanmasıyla elde edildiğinden geçerliliğinden bahsetmek mümkün olmayacağını, dolayısıyla bahse konu senede dayanarak müvekkili ...'un sorumluluğuna gidilemeyeceği gibi geçerliliği olmayan senet/sözleşmeden kaynaklanan borçtan dolayı kefil sıfatıyla borçlu hale getirilen müvekkili ...'in de sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davalı kurum yetkilileri tarafından müvekkilin iradesinin sakatlandığını, müvekkilinin eski şirketinin 3 yıl önceki borcunu üstlenip takip dayanağı belgeyi imzalaması tek başına ortaya koyduğunu, tüzel kişiliğe haiz şirketin borcu olupta müvekkilinin hiçbir kefaletinin bulunmadığı takip konusu borcu müvekkilinin sağlıklı bir iradeyle üstlenmesinin beklenilmesi yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı yan tarafından takip dayanağı belgenin müvekkillerinin iradesinin sakatlanarak imzalattırıldığına ilişkin görgü tanıkları mevcut olduğunu, iradenin fesada uğratıldığı iddiası yazılı delille ispat zorunluluğunun tek istisnası olarak doktrinde ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarında kabul görerek görgü ve bilgi sahibi tanıklarla ispatlanabildiğini, takip dayanağı olarak sunulan belgenin ekler bölümünde yer alan vergi levhası, imza sirküleri icra dosyasına sunulmadığını, çünkü ne vergi levhası ne de imza sirküleri müvekkiline ait olmadığını, yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden olumlu bir sonuç alınamadığından işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle; Davalarının kabulü ile davalı yan ile müvekkiller arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine ve hacizlerin fekkine, .... Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Huzurdaki davada işbu mahkemenin görevli olmadığını, müvekkili ... 3624 Sayılı Kanunla, “Ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında ... işletmelerin payını ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmek amacıyla..” kurulduğunu, ... ile ilgili, S018 sayılı Kanuna ekli(II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli bir kamu kuruluşu olup teşkilata ilişkin hükümleri hali hazırda 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlendiğini, müvekkil kurum, kuruluş amacı doğrultusunda ... ( ...) işletmelere destek verdiğini, müvekkili kurumun faaliyeti ... işletmelerin desteklenmesi olup söz konusu faaliyet ticari bir faaliyet olmadığını, davacının davasının konusunu da müvekkili ... tarafından verilen destek oluşturmakta olup bu yönüyle ticari bir niteliği bulunmadığını, ne aradaki ilişkinin ticari olması ne de müvekkili kurumun tacir olması gibi bir durum söz konusu olmadığından dolayı huzurdaki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın bu nedenle öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, müvekkili ..., kuruluş amacı doğrultusunda işletmelere çeşitli destekler vermekte olup bu desteklerden biri de davacılardan ...'un sahip olduğu ... Ltd. Şti' nin yararlandığı ve COVID-19 salgını etkilerinin nispeten yüksek olduğu sektörlerdeki mikro ve küçük işletmelerin faaliyetlerini sürdürmeleri, istihdam seviyelerini korumaları ve yeni istihdam oluşturmalarını sağlamak amacıyla 2 yıl ödemesiz 6 taksitte geri ödemeli sıfır faizli verilen mikro ve küçük işletmelere hızlı dest destek programı olduğunu, davacılardan ...'un sahip olduğu ... Ltd. Şti.'nin ... 3. Dönem 1. Bileşen kapsamında yapmış olduğu başvuru kabul edilerek 200.000,00TL destek ödemesine uygunluk verilmiş ve destek ödemeleri yapıldığını, desteğin geri ödemesi ilk taksit vade tarihi 31.05. 2024 olup taksit ödenmediği için davacılardan ...'a ait ... Ltd. Şti ne 07.06.2024 tarih ve .... sayılı yazı ile bildirim yapılmış ve 7 gün içinde ilk taksit ödenmez ise alacağın tamamının muaccel hale geleceği bildirildiğini, bu yazıya rağmen ödeme yapılmayınca 200.000,00 TL destek alacağının tamamının ödenmesi ya da sulh sözleşmesi yapılabilmesi için 22.07.2024 tarih ve 442665 sayılı yazı ile bildirim yapıldığını, davacılardan ..., ... Ltd. Şti borcu için kendisine yapılan tebliğe istinaden 21.10.2024 tarihinde 72.014,61 TL, 20.11.2024 tarihinde 73.373,52 TL, 20.12.2024 tarihinde 74.688,58 TL olmak üzere 3 taksitte desteği geri ödemek üzere 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 18.10.2024 tarihli Kamu Alacağı Borç Senedi, kefaletname, ve taksit tablosunu imzalamış, davacılardan ... Şahismailoğlu'da bu evrakı müteselsil Kefil olarak imzaladığını, davacı ..., geçmişte kendisine ait olaa .... Ltd. Şti tarafından kullanılan kamu desteğini 659 sayılı KHK kapsamında taksitlendirmiş ve ilk taksit olan 72.014,61 TL yi ödemiş sonraki taksitleri ise ödemediğini, davacılar her ne kadar irade fesadına dayanarak huzurdaki davayı açmış iseler de takibin dayanağı ilam hükmünde bir belge olup müvekkil ...'in bir kamu kuruluşu olması hususu göz önünde bulundurulduğunda davacıların iradelerinin fesada uğratıldığını kabule olanak bulunmadığını, ilam hükmünde bir belgenin geçersizliği ancak eşdeğer nitelikte bir belge ile mümkün olduğunu, davacının haksız ve hukuki mesnetten uzak davasının reddine karar verilmesini, izah edilen nedenlerle; Öncelikle Davanın Görev Yönünden Reddine, davacının .... Esas sayılı dosyası alacağın bulunmadığı hususundaki menfi tespit davasının reddine, dosyaya davalı ... vekili olarak kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, aldatmaya ve korkutmaya dayalı olarak iradenin fesata uğraması nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı borcun bulunmadığına ilişkin açılan menfi tespit davası olduğu anlaşıldı.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Somut olayda; davalı kurum davacılar hakkında .... karar sayılı 18/10/2024 karar tarihli ilamına dayanarak icra takibi başlatmış, davacılar kurum alacağının tahsili için borçlu ... limited şirketine gidilmeyip kendilerine takip yapıldığını, takip dayanağı olarak sunulan belgenin davacı ...'un iradesi sakatlanarak elde edildiğini ve borcun noter huzurunda imza altına alınan devir sözleşmesiyle devretmiş oldukları ... limited şirketinin borcu olduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davalı kurum tarafından yapılan takibin dayanağı mikro ve küçük işletmelere geri ödemeli hızlı destek programı kapsamında kullanılan geri ödemeli desteğin ödenmemesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar tacir olmadığından, taraflar arasında ticari ilişki olmadığından aradaki ilişki kamu desteğinin ödenmesi ve tahsiline ilişkin olduğundan ve uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından, genel hükümler dikkate alınarak davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin .... Mahkemesi olduğuna,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili .... Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/04/2025
Katip ....
¸[e-imzalıdır]
Hakim ....
¸[e-imzalıdır]