T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/986 Esas - 2025/953
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/986 Esas
KARAR NO: 2025/953
BAŞKAN:......
ÜYE: ......
ÜYE: ......
KATİP: ......
DAVACI : ......
VEKİLİ: Av. ......
DAVALILAR : 1- ... - ......
2- ...
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 18/12/2025
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
K. YAZIM TARİHİ: 24/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... ticaret sicil numarası ile faaliyet gösteren bir limited şirket iken 29/09/2025 tarihinde ... tarafından ticaret siciliden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan 13/01/2023 tarihli ... nolu tedarik sözleşmesine istinaden 18/01/2023 tarihinde ...... ve 22/12/2022 tarihinde ...... ön ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin ... nolu tedarik sözleşmesine istinaden ödeme yapmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından sözleşmeye konu mal gönderiminin gerçekleşmediğini, dolayısıyla ön ödemeye konu 13/01/2023 tarihli ...... nolu tedarik sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin ödeme günündeki kur bedeli üzerinden ödenmesi ödenmesi gerektiği .... Noterliği 20/12/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirkete bildirildiğini, söz konusu ihtarname ile müvekkili tarafından gönderilen toplam 217.430,00 EURO tutarındaki ön ödemenin iadesi talep edildiğini ve davalı şirketin alacaktan resmen haberdar edilerek temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirket ve tasfiye memurunun noter kanalıyla tebliğ edilen bu alacak miktarından ve borcun varlığından haberdar olmasına rağmen; borcu tasfiye masasına kaydetmediğini, müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını ve alacaklarının zarara uğratma kastıyla şirketin terkininin gerçekleştirdiğini, bu durumun, tasfiyenin usulüne uygun tamamlanmadığının ve kötü niyetli bir terkin işleminin yapıldığının en açık kanıtı olduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu şirketin tasfiye sürecinde olduğunu öğrendiğini ve alacağını tasfiye masasına bildirmek amacıyla gerekli girişimlerde bulunduğunu, bu kapsamda, şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilen resmi tasfiye adresi olan '...... ' adresine fiilen gidildiğini, ancak söz konusu adresin bir 'sanal ofis' olduğu ve ... ile sanal ofis arasındaki sözleşmenin de sona ermiş olduğu tespit edildiğini buna rağmen müvekkilinin, hak kaybına uğramamak adına 23.07.2025 tarihinde ilgili adrese kargo yoluyla yazılı alacak bildirimi gönderildiğini ancak 25.07.2025 tarihinde adresten ayrılmış/taşınmış olarak iade gerçekleştiğini, sanal ofis sözleşmesinin bitmiş olması ve adreste kimsenin bulunmaması durumu, şirketin tasfiye sürecinde "tebligat adresini işlevsiz bırakarak alacaklılardan mal kaçırma kastı" taşıdığına karine teşkil ettiğini, şirketin tescilli adresinde bulunmaması, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğunu, tasfiye memurunun ulaşılabilir bir adres sağlamamasının alacaklıları yanıltmaya yönelik bir "taktik" olduğunun ortada olduğunu, tasfiye memurunun "özen yükümlülüğünü" ihlal etmiş olup bu durumun müvekkilinin hak arama hürriyetini engellediğini, tasfiye memurunun alacaklıların alacaklarını bildirmesi için gereken ilanları usulüne uygun yapmış olsa dahi kendisine ulaşan ihtarname/fiziki/kargo bildirimlerini görmezden gelerek terkini gerçekleştirmesinin ağır kusur gerçekleşirtirdiğini, davalı şirket ile davaya konu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlık uyarınca yapmış olduğumuz 13.02.2025-21.03.2025 tarihleri arasındaki ...... arabuluculuk sürecinde şirketin halen faal olduğu yönünde yanıltıcı beyanlarda bulunulduğunu, şirket malvarlığının tasfiye sürecinde usulüne uygun tasfiye edilmediği, borçlarımızın ödenmemesine rağmen şirket varlıklarının yakın kişilere devredildiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmakta olduğunu, Tasfiye Memuru hakkında ...... sor. Sayılı dosya ile görevi kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, belirterek davalı ...... Limited Şirketi'nin ek tasfiye işlemleri yapılmak üzere ihya edilerek tüzel kişiliğinin yeniden kazandırılmasına, şirketin ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere, davalı tasfiye memurunun yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına, bu mümkün olmazsa veya yetersiz kalırsa mahkemenizce resen yeni bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Usul ekonomisi gereğince davalı tarafa tebligat yapılmamıştır.
DELİLLER
-Ticaret Sicil Gazetesi
-Alacağı gösterir belgeler(fatura, sözleşme, mahkeme kararı, banka dekontları, yazışmalar vs.)
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, şirketin ihyası talebine ilişkindir.
Şirket ihya davası, tamamlanmamış tasfiyelerin tamamlanmasını sağlayan bir müessese olup, şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin edilmesi ile sona ermektedir.
Tüzel kişiliği sona ermiş şirketin hak ehliyetinin ve bu kapsamda davada taraf ehliyetinin varlığından söz edilemeyecek olup, tüzel kişiliği sona eren şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulacağından, münfesih tüzel kişiliğin, gerek yargıda gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Dolayısıyla, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren münfesih şirketin davanın tarafı olma ehliyeti de bulunmamaktadır.
Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirket hakkında takip işlemlerine başlanması ve yürütülmesi, tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkün olup, taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece bu hususun resen de göz önünde bulundurması zorunludur.
Dosya kapsamına göre;
Davacı vekilince açılan dava ile ; davacının ticaret sicilinden terkin edilen şirketten alacaklı olduğu ileri sürülerek sicilden terkin edildiği belirtilen şirketin davalı olarak gösterilmek suretiyle dava açıldığı anlaşılmakta ise de, şirketin ihyası talepli davalarda davanın ... hasım gösterilmek suretiyle açılması gerektiği buna göre eldeki davanın taraf ehliyeti bulunmayan ve sicilden terkin edilmekle taraf ehliyeti de kalmayan şirkete yöneltilmek suretiyle açıldığı, yalnızca tasfiye memuruna davanın yöneltilmesinin de olanaklı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın; Davalı ... Şirketi bakımından taraf ehliyeti yokluğu ile REDDİNE,
Davalı Tasfiye Memuru ... bakımından taraf sıfatı yokluğu (Pasif Husumet) nedeni ile REDDİNE,
2-Alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 24/12/2025
Başkan ......
¸[e-imza]
Üye ......
¸[e-imza]
Üye ......
¸[e-imza]
Katip ......
¸[e-imza]