T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/132 Esas - 2026/332
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/132 Esas
KARAR NO : 2026/332
HAKİM :......
KATİP : ......
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 1- ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 2- ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/02/2026
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 24/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/08/2025 tarihinde müvekkilinin davalı ...'ten satın aldığı araçta bulunan gizli ayıp nedeni ile araçtaki cam şişenin patlaması nedeni ile araçta ağır elektronik hasar meydana geldiğini, zararın tespiti amacıyla ...... d.iş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, gönderilen noter ihtarnamesine rağmen davalı satıcı ve diğer davalı kasko sigortacısı tarafından zararın karşılanmadığını iddia ederek şimdilik ayıplı ifa nedeni ile 1.000,00 TL tazminat, 1.000,00 TL değer kaybı, 1.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli, 1.000,00 TL ek bakım, çekici ve tespit masraflarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, araçta gizli ayıp bulunmadığını, tespit raporundaki belirlemelerin oluşa uygun olmadığını, yokluklarında yapılan ve itiraz ettikleri tespit raporuna göre hüküm kurulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bu hususun ispatının davacı üzerinde olduğunu, davacının taleplerinin fahiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının aracı haklı bir sebep olmadan anlaşmalı servis dışında bir servise bıraktığını, poliçe gereği kloz ve tenzilatların uygulanması gerektiğini, araç mahrumiyet bedelinin teminat kapsamında olmadığını, faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddire karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; satış sözleşmesinin ayıplı ifası nedeni ile tazminat ve kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalının kendi kasko sigortacısı aleyhine açtığı tazminat istemine ilişkindir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l. bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar belirtilmiş olup buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için; kanuni düzenleme ile görevin Ticaret Mahkemesine verilmesi veya TTK'nun 4. maddesinde sayılan unsurları taşıması (TTK'da yer alması veya TTK'nun 4/1 b, c, d, e, f fıkralarındaki davalardan olması) ya da her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan dava olması gerekmektedir.
TTK'nun 5. maddesinde ticari davalara ticaret mahkemelerinde bakılacağı, ticaret mahkemeleri ile diğer mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Görev hususu kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, davacının ayıba dayalı tekeffül hakkına ilişkin davalı gerçek kişi ile birlikte kasko poliçesi kapsamında zararın tazmini istemi ile eldeki davayı açtığı, davacı ve davalı gerçek kişinin tacir olmadığı, şirket ortağı olmasının tacir olduğu anlamına gelmeyeceği, satışın ticari faaliyet kapsamında yapıldığına dair dosya kapsamında bir bilgi ya da delil bulunmadığı, bu hali ile eldeki davanın ticari dava niteliğinde olmadığı, davacıya ait aracın hususi nitelikte olduğu ve kendi kasko sigortacısı aleyhine de açıldığı, her iki davalı yönünden özel görevli mahkemenin bu hali ile tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin ...... Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın görev dava şartı yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ...... NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi halde HMK'nun 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
2- Yargılama giderleri ve harç konusunun görevli ve yetkili Mahkemece karara bağlanmasına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/04/2026
Katip ...... Hakim ......
¸¸ ¸¸
Full & Egal Universal Law Academy