T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/98 Esas - 2023/269
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/98
KARAR NO: 2023/269
HAKİM: ....
KATİP:...
DAVACI : ....
VEKİLLERİ: Av. ....
Av. ....
DAVALILAR : 1-...
2- ...
Av. ....
DAVA: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/02/2023
KARAR TARİHİ: 21/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2023
TALEP:
Davacı vekili 23/02/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: müvekkili şirketin .... Sayılı ve "...." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...'na başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan davalı şahıs başvurusunun, ...'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın .... itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak... (...) tarafından reddedildiğini, davacının “yüksek indirim (...)” modelinin ...’deki ilk temsilcisi olarak yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren binlerce mağazası ile ...’nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, “...” markasının perakende sektöründe ...’nin en değerli markası olarak seçildiğini, bu markanın davalı ... nezdinde ... kod numarası ile tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, dava konusu edilen markada geçen “...” ve “...” ibarelerinin yerleşik olarak bilinen anlamları itibariyle işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katmadıklarını, dolayısıyla markadaki öne çıkan unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini ve bu yüzden de taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, bu benzerlik nedeniyle taraf markalarının aynı firmaya ait seri markalar olduğu izlenimi yarattığını ve davalı şahsın markasının davacının markalarını akla getirdiğini, bununla birlikte taraf markaların kapsamlarındaki 03 ve 05. Sınıflara giren emtiaların da birebir aynı olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, aynı zamanda bu markanın davalı tarafından tercih edilmiş olmasının davacı ile haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek; ... ...'in ... sayılı kararı ile dava konusu ... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli markanın 03. Sınıftaki "Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks” emtiaları hariç diğer tüm emtialar ile 05. Sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden iptaline ve marka tescil işlemleri tamamlanmış ise bu mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs davanın esasına cevap dilekçelerinde ÖZETLE: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, davacının markalarının diş macunu ürünlerinde kullanıldığını ve sadece davacının ... marketlerinde satıldığını, dava konusu edilen markayı ise davalı şahsın oto bakım ürünlerinde kullandığını ve bu ürünlerini e-ticaret sitelerinde sattığını, yani taraf markalarının farklı olduğu gibi bu markaların alakasız ürünlerde kullanıldığını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının davacı ile haksız rekabet yapmasının veya davacının markalarının tanınmışlığından faydalanmasının söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ...'in ... sayılı ... kararı ile davalı markasının 03. Sınıftaki "Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks" emtiaları hariç diğer tüm emtialar ile 05. Sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden iptaline ve marka tescil işlemleri tamamlanmış ise bu mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... karar tarihinin 26/12/2022 olduğu, 23/02/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu, 6769 sayılı SMK 156 ncı maddesine göre görevli ve yetkili mahkemeye dava açıldığı anlaşılmıştır ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ... ...", "... ... ...", "...", "... ...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s.SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
.........
Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların her ne kadar "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri tespit edilse de, "..." ibaresinin tescili istenen sınıflar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve başvurunun "... ..." ibaresinden oluşması sebebiyle ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle aynı yöndeki ... kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR:
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası
"... ... ..."
(...)
03. sınıf
05. sınıf
Davacı Markaları
"... ... ...", "... ... ...", "...", "... ...", "...", "..."
(....)
03. sınıf
05.sınıf
21.sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 12/06/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; davacının ... sayılı markası özelinde, konusu olan tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartı gerçekleşmiş olsa ve davacının diğer markaları özelinde ... sayılı markası özelinde, konusu edilmiş olan tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartı gerçekleşmiş olsa ve davacının diğer markaları özelinde, bu şartın sadece “diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” yönünden gerçekleşmiş olsa da; karşılaştırılan işaretler/markalar görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığından, karşılaştırılan işaretlerde ortak olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük/zayıf bir ibare olduğundan, davacının bu ibareye markasal anlamda korunması gereken ekonomik bir değer kattığının yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil ile ispat edilemediğinden ve dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığından; "karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının “haksız rekabet” iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen 23.12.2022 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, davacının kısmi hükümsüzlük talebinin, bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı..." şeklinde görüş ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
Yukarıdaki tabloda da ifade edildiği gibi, dava konusu "... ... ..." ibareli marka başvurusunun 03, 05 inci sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 03, 21, 25. Sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden tescilli ".... ... ...", "... ...", "...", "... ...", "...", "..." markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmıştır ve bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
6769 Sayılı SMK 6/1 Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme
Dava konusu "... ... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, 03, 05 inci sınıflardaki:
"03. Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar.
05. Sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markasının ise .... ve "...." ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 03, 21, 25.sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Mal- Hizmet Değerlendirmesi Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Bilirkişi heyetinden alınan 12/06/2023 havale tarihli raporda da ifade edildiği ve yukarıda değinildiği gibi; dava konusu taraf markaları arasında davacı adına tescilli ... sayılı marka özelinde 03 ve 05. sınıflardaki emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği şartının, davacının dava konusu diğer markaları yönünden ise bu şartın sadece “diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” yönünden gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Hitap Eden Tüketici Kitlesi Bakımından Değerlendirme:
Davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen 03. Sınıflara giren emtiaların (beyazlatma, temzizlik amaçlı maddeler) hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bunların tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılan ürünler olmasına rağmen, tüketicilerin, “hijyen”, “kişisel bakım” ve “koku” ile ilintili bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak kötü/kalitesiz bir ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği ve seçici davrandığı gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu tüketici kitlesinin bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Aynı husus, 05. sınıfa giren emtialar yönünden de (insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar vs.) söylenebilecektir. Büyük bir kısmı insan sağlığı ve hijyen ile ilintili olan bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin düşük olmaması beklenir.
Dava kapsamındaki emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olmadığı gözetilerek aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.
İşaretlerin Benzerliği ve Göresel/İşitsel Benzerlik Yönünden Değerlendirme:
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Somut olayda dava konusu edilen davalı markası "... ...+..." markası renk, kelime ve ... unsurlarını haiz "karma" nitelikte bir marka olup, işarette siyah renkli zemin üzerinde beyaz renkli kalın harflerle ve büyük puntolarla "..." ve altında daha küçük puntolarla ve daha ince harflerle "..." ibaresinin yer aldığı, bu kelime öbeklerinin üst kısmına ise basit bir taç şekli konularak altının çizildiği, markanın tamamının ise "arma" şekline benzer şekilde tasarlandığı anlaşılmıştır.
Davacının davasında dayandığı "..." ibareli 6 adet markasından 2 tanesinin karma nitelikte olduğu yani renk, kelime ve ... unsurlarını barındırdığı, bu işaretlerde uyuşmazlık konusu "..." ibaresinin birden fazla renkli görsel ve zemin şekliyle bütünleşik kompozisyon olarak kullanıldığı ve işaretlerin görsel açıdan belli bir karakteristik oluşturdukları, bir "bütün" olarak algılandıkları; davacının kalan 4 adet markasının ise renk ve ... unsurlarından oluşan "kelime markası" olduğu, bu işaretlerin 3 tanesinde "..." ibaresinin işaretin tek unsuru olarak kullanıldığı, bunlardan ikisinin yazılışı küçük harf şeklinde olduğundan ve ...'de "I" harfi küçük harf olarak yazıldığında noktalı olarak yani "i" harfi şeklinde yazıldığından "..." ibaresi biçiminde olduğu ve tek başına markanın esas unsuru olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının son olarak "... ..." görselli markası bulunmakta olup, söz konusu markada her iki kelime de aynı yazı stilinde ve aynı karakterde, aynı büyüklükte yazıldığından her iki ibarenin de esas unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Taraf markalarına dair bu açıklamalardan sonra; dava konusu olan davalı başvurusuna esas markada, işaretin genel kompozisyonunun ve tümüne hakim olan görünüşün geri planda kalmadığı, işarette uyuşmazlık konusu "..." ibaresinin "..." şeklinde bir kelime öbeğinin içeriğinde bulunuyor olmasının işaretin kelime unsurunun bir bütün olarak "..." şeklinde algılandığı değerlendirilmiştir.
Taraf markalarında geçen, davacının kelime markalarında esas unsur olan “...” ibaresinin ortaklığından hareketle, taraf markalarının benzediğinin söylenip söylenemeyeceği hususu uyuşmazlığın esasını oluşturmaktadır. Zira; ... kökenli “...” ibaresi, Türkçe’de “parlaklık, parlamak, cila” anlamlarına gelen ve bu anlamları itibariyle de herkes tarafından markasal hüviyette kullanılabilecek ya da kullanımına açık olması gereken, yani markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük olan bir kelime olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar bu kelimenin kökeni ... de olsa, kelimenin bu anlamlarını bilmek için ...’ye hâkim olmanın gerekmediği değerlendirilmektedir; zira bu kelime ülkemizde de, pazarlama sloganları çerçevesinde sıklıkla kullanılan, konuşma diline yerleşmiş bir ibaredir. Bu şekilde ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin, bunun sonuçlarına katlanmak, yani işaretin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde yerleşik Yargıtay Kararlarında ve doktrinde görüş birliği bulunmaktadır. Bilindiği üzere, zayıf markaların korunma alanları güçlü markalara göre daha dardır. Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların zayıflığı başlangıçta söz konusu olabileceği gibi, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Bazı durumlarda her ne kadar
marka zayıf bir unsur içermekteyse de herhangi bir zayıf markanın aksine koruma kapsamının genişlediği kabul edilmektedir. Zira; tanımlayıcılığı veya bilgilendirme işlevi güçlü olan ibarelerin marka olarak kullanımla ayırt edicilik kazanmaları mümkündür. Öte yandan, herkesin çok sık kullanımına açık, vasıf bildirici ibarelerde bu dönüşüme izin verilmemiştir. “...” kelimesinin, böyle dönüşümü hak ettiğinin kabul edilebilmesi için, ülkedeki alıcı/tüketici çevresinin çok büyük bir kısmının bu işareti, davacının işletmesi ile bağlantı içinde algılaması gerekir. Bunun için aranacak ölçünün, hiçbir şekilde bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken belirlenen ölçüden daha hafif olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü; herkesin kullanımına açık ve olumlu bir anlamı çağrıştıran/algılatan ve bu yönüyle markasal hüviyette herkes tarafından tercih edilebilecek bir kelimenin tek bir kişinin tekeline bırakılması, bir markanın tanınmış sayılmasının sonuçlarından daha önemlidir. Dosya kapsamına göre; “...” ibaresi itibariyle bu tür bir bağımsızlaşmanın sağlandığından bahsedilmesinin söz konusu olamayacağı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelime unsurlarının başlangıç kısımlarındaki ayniyetin, daha doğru bir ifadeyle, davalının markasının kelime unsurunun davacının markalarında geçen “...” ibaresiyle başlıyor olmasının, karşılaştırılan markaları görsel açıdan benzer kılmaya yetmediği, işaretlerin genel görünümlerinin ve tümüne hakim olan görünüşlerinin markaları yeterli derecede farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, yerleşik Yargıtay uygulamasındaki ifade ile “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü görülmüştür. Bu sebeple; taraf markalarındaki “...” ibaresinin ortaklığının, markaları görsel ve kavramsal olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı değerlendirilmiştir. Görsel ve kavramsal açılardan ortaya çıkan bu farklılık, işitsel/fonetik açıdan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalar birbirinden çok farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin mevcudiyeti, markaları işitsel açıdan yaklaştırmaya yetmemektedir. Markaların bütün olarak okunuşları esnasında kulakta bıraktıkları tını, fonetik algı birbirinden farklıdır. Bütün bunlara göre; taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin yer almasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetmediği değerlendirilmiştir.
Davacının Haksız Rekabet İddiasının Davalının ... Başvuru Sayılı Markasının Tesciline/hükmüne Engeli/etkisi Yönünden Değerlendirme:
Davalının markasal kullanımının tek başına "..." ibaresi olmayıp, bir kompozisyon içinde ve ticari dürüstlük kuralına uygun olarak kullandığı dosya kapsamında sunulan davalı delillerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı markasının davacının tescilli markaları ile görsel/işitsel ve anlamsal açıdan benzemediği, tarafların markaları arasında benzerlik/karıştırılma ihtimalinin olmadığına Mahkememizce kanaat getirildiğinden, benzemeyen markaları kullanmak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 55 vd. maddelerinde düzenlenen "haksız rekabet" hukuki müessesesini oluşturmayacaktır. Öte yandan; tarafların fiili markasal kullanımlarının "diş macunu ve oto bakım ürünleri" olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, davacının haksız rekabet iddiası, davalının markasını tesciline engel oluşturmayacaktır.
Hükümsüzlük Talebi Yönünden Yapılan Değerlendirme
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiği AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı gerçek kişinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/09/2023
Katip ....
¸
Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.