T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/247
KARAR NO : 2025/83
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALILAR : 1- ... -... - ...
2- ... - ....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 27/05/2024
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2025
TALEP:
Davacı vekili 27/05/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin 28/01/2016 tarihinden itibaren kendine ait tescilli ... markası ile mobilya üretimi yaptığını, müvekkilinin davalı ...'ne herhangi bir onay izin vermemiş olmasına rağmen davalı şirketin müvekkiline ait "patentli bir ürün olan ... markasını" online alış-veriş sitelerinde kullandığını, davalı gerçek kişinin davalı şirketin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin marka hakkına yönelik ihlalin sonlandırılması ve uğranılan zararın tazmini için 17/04/2024 tarihinde davalı şirket ve yetkililerine ihtarname gönderildiğini, davalı tarafa gönderilen ihtarnameye rağmen marka hakkının ihlaline devam ettiğini, davalının dava konusu kullanımlarına müvekkilinin muvafakati bulunmadığını, davalı tarafın söz konusu kullanımlarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin her geçen gün zarara uğradığını ileri sürerek; davalının müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, müvekkilin marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı yan her ne kadar ... markasının kendisine ait olduğunu ve davalı müvekkiller tarafından yetkisiz ve izinsiz olarak kendi ticaretlerinde kullanıldığını iddia etmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davacı vekilinin marka ve patenti birbirine karıştırdığını, ortada tescilli bir patent bulunmadığını, davacının bizzat kendisi tarafından ... markasının kullanımı için müvekkiline yetki verdiğini ve rıza gösterdiğini, buna ilişkin sözleşmeyi cevap dilekçeleri ekinde sunduklarını, davacının markasını ticari faaliyetlerinde kullanmadığını ve kullanmama def'inde bulunduklarını, davacı ile müvekkillerinin ticari faaliyet alanının da birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafça sunulan 10/06/2022 tarihine kadar izin verilen belgenin "..." unvanlı internet sitesine verilen belge olduğunu, kendilerinin sunduğu belgenin ise davacı tarafından müvekkiline teslim edilen belge olduğunu, bu belge dışında taraflar arsında taraflar arasında başkaca hiçbir yazılı anlaşma olmadığı gibi davacının komisyon bedeli talep etmesine dair de herhangi bir anlaşma ya da adi yazılı belge bulunmadığını, davacının müvekkiline verdiği markayı kullanma iznini tacirler arasında yapılması gereken uygun bir fesh-i ihbar ile sonlandırmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı gerçek kişi, davalı şirketin temsile yetkili müdürüdür.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ve maddi manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerinden ibarettir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin irdelenmesi ile davalı eylemlerinin eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz edip etmediği, tecavüz var ise bu tecavüzün tespiti, önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, öncelikle taraflar arasında geçerli bir marka kullanma izin belgesi bulunup bulunmadığı ve var ise de bu sözleşmenin usulüne uygun olarak sona erdirilip erdirilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarında, davacı yan tarafından müvekkiline dava konusu "..." ibareli markanın kullanımı için izin verildiğini savunmuştur.
Davacı adına .... sayı ile 20. sınıfta tescilli "..." ibareli markanın bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesi ekinde 01/01/2021 tarihli "Sözleşme" başlıklı bir belge sunmuştur. Belirtilen belgede sözleşmenin konusunun "1)... marka kullanım izni, 2)... marka ürünlere ait görsellerin kullanım izni" olduğu, taraflarının ise "Marka kullanım hakkı veren: ..." (davacı) "Marka kullanım izni alan: .... Tic. Ltd.Şti" (davalı şirket) olduğu görülmüştür. Bu sözleşmeye göre; "..." markasına ait üretilen tüm mobilyalarda marka ve görsel kullanım izni, davalı şirkete verilmiştir. Sözleşme kapsamında tek taraflı fesih hakkının davacı ...'a ait olduğu görülmüştür. Belirtilen sözleşme davacı vekilince 16/01/2025 tarihli celsede, sözlü beyanla kabul edilmiştir. Ancak, davacı vekili bu sözleşmeyi feshettiklerini beyan etmiştir.
Davacı vekili belirtilen fesih sözleşmeyi beyanlarının; replik dilekçeleri ekinde sundukları 11/06/2022 tarihli e-posta ile yapıldığını belirtmiştir. Söz konusu e-postanın incelenmesinden "..." adresinden davalıların olduğu düşünülen e-posta adresine ileti yazıldığı ve marka hakkı kullanım faturası ve markayı kullanımın takip edileceği gibi hususların yazılı olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18. maddesinin 3. fıkrası "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmünü haizdir. Replik dilekçesi ekindeki e-postalardan 11/06/2022 tarihli olanının TTK'nın belirtilen maddesine uygun bir fesh-i ihbar olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca e-postada %2 komisyon talep edilmiş olup, açık bir fesih beyanı da bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava dilekçesi ekinde 03609 sayılı noter ihtarnamesi bulunup, belirtilen ihtarnamenin incelenmesinden; üzerinde tarih bulunmadığı, muhatabına ulaştığına dair bilgi-belge bulunmadığı ve keşidecisinin eldeki davanın davacısı olduğu, muhataplarının arasında davalıların bulunduğu, ihtarname içeriğinin ise davacıdan izinsiz şekilde "..." markası ile satışlar yapılması hususu üzerinde durularak, haksız kazanç elde edildiği, haksız rekabet niteliği taşıyan fiilin derhal sona erdirilmesi ve davacının uğradığı zararın tazmini istemi ile aksi halde yasal yollara başvurulacağı yazılı olduğu görülmüştür. Davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan 26/04/2024 tarihli "Cevab-i İhtarname" başlıklı ve 10429 sayılı belgede ise müvekkili eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacı tarafça verilen yazılı ve sözlü izinle markanın kullanıldığı, ihtarnamede zarara ilişkin açıklamanın olmadığı yazılıdır. Yukarıda açıklanan 03609 sayılı ihtarnamede açıkça bir fesih beyanı bulunmamakta olduğundan, usulüne uygun fesih iradesini içerir belge olarak kabulü mümkün görülmemiştir.
Tüm dosya kapsamından; taraflar arasında imzalanan 01/01/2021 tarihli markayı kullanma izin sözleşmesinin, TTK 18/3 hükmü uyarınca tacirler arasında usulüne uygun ve geçerli bir fesih irade beyanı ile sona erdirildiğine dair belge dosyaya sunulmadığından, davalıların hukuka aykırı faaliyetinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır