T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/459 Esas - 2024/317
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/459
KARAR NO : 2024/317
HAKİM : ..
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/11/2022
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024
TALEP:
Davacı vekili 11/11/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin seri marka oluşturacak şekilde çok sayıda "... ...", "...", "..." vs. ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... (...) ilanı üzerine müvekkili tarafından ... (...) itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, bu markanın tanınmış bir marka olarak tüm sınıflarda korunması gerektiğini, müvekkilinin “...” ibaresi ve “... ...” şeklinde markalarının da bulunduğunu, ülkemizdeki satış rakamlarının milyonlarca adet olduğunu, davalı yanın marka başvurusunun “...” ibaresinden oluştuğunu ve başvurunun 14, 16, 18, 25 ve 28. sınıf malları kapsadığını, taraf markalarında kullanılan logonun birebir aynı olduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde iltibas yaratacağını, “...” harfi ile yapılabilecek yüzlerce farklı kombinasyon / tasarım varken birebir müvekkili markasının kullanıldığını, dava konusu markanın kullanılacağı emtialar üzerindeki görünümünde tüketicilerin işaretleri birbirlerinden ayırt etmelerinin neredeyse imkansız olacağını ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin spor ayakkabı, spor giyim eşyaları, tasarım eşyaları, saatler, figürinler, cüzdanlar vb. gibi çeşitli malların satıcılarını ve alıcılarını bir araya getiren çevrimiçi bir market olduğunu, 2015 yılından beri var olduğunu, 3.8 milyar dolarlık bir değere sahip olduğunu, Türkiye’ye de satış yaptıklarını, müvekkilinin hali hazırda ... sayılı markaların sahibi olduğunu, müvekkilleri tescilleri kapsamında 35. Sınıftaki 14, 16, 18, 25 ve 28. sınıfa ait olan malların müşterilere sunumu hizmetlerinin yer aldığını, müvekkilinin “...” markasının dünya çapında tanınır hale geldiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki Kurum kararının yerinde olduğunu, davacı yanın markalarının kullanılmadığını, SMK m. 19/2 kapsamında kullanım ispatı taleplerinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin eski logolarının modernleştirilmiş bir versiyonu olduğunu, inceleme konusu markaların tasarım ve stilizasyon olarak birbirinden oldukça farklı
olduklarını, müvekkili başvurusu ile davacı markaları hiçbir ortak tasarımsal veya stilistik unsura sahip olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının da birbirinden farklı olduklarını, davacı markalarının tanınır olmadığını, ... markası tanınmış marka statüsünü haizse de, “...” harfini içerir markalarının tanınmış olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacı yanın kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK 6/1 ve 6/5'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 13/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 11/11/2022 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ:
Dava konusu "..." ibaresinin 14 / 16 / 18 / 25 / 28 / sayısı ile 14/04/2021 .... rüçhan kaydı ile birlikte 15.04.2021 tarih ve ... sayısı ile ... kaydı yapılmış bir başvuru olduğunu, başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.06.2021 tarih ve 374 sayılı ... 'de ilana çıktığı görülmüştür. Davacı yanın söz konusu ilana karşı “...” ibaresi içerir çok sayıda markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davalı başvuru sahibinin söz konusu itiraza dayanak birçok marka yönünden SMK m. 19/2 uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacı yanca işlem dosyasına sunulan ve kullanıma yönelik deliller ihtiva eden dilekçesi ekinde bir takım logo kullanımlarının bulunduğu, bu kullanımların ayakkabılar, giysiler, şapkalar, spor ürünleri (toplar) emtialarına yönelik olduğunun görülebildiği, bununla birlikte ...’nin 11.03.2022 tarihli kararı ile “6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiş ve itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Kararda "SMK md. 6/1 gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir" şeklindeki gerekçeler ile davacı itirazlarının doğrudan reddine karar verildiği görülmüştür.
... ...'in ... sayılı kararında:
"... başvuru numaralı ve "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı ve "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve sair gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların benzerlik düzeyi, başvuru kapsamındaki itiraza konu mallar/hizmetler ve bunların nitelikleri dikkate alındığında, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/IV maddesi ...hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/IV ve 6/V maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Kötü niyet kavramı, ....
.... Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır.
Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında:
Davalı Başvuru Markası
"... "
(...)
14, 16, 18, 25, 28. sınıflar.
Davacı Markaları
.... "...."
14, 16, 18, 25, 28. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 17/07/2024 havale tarihli raporda özetle:
"- Davacı yanın kullanım ispatı talebine tabi markalarından sadece bir kısmı açısından, kullanımı ortaya konulan marka örnekleri gözetilerek varılan kanaat neticesinde ise bu markaların “Ayakkabılar, giysiler, şapkalar, spor ürünleri (toplar)” emtialarında kullanıldığı kanaatine varıldığı,
- Bununla birlikte dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli ve kullanım ispatı talebine konu olmayan markaları kapsamındaki emtialar ile aynı tür olduğu,
- Gerek kullanım ispatı talebine konu olan ve kullanımı ispatlanan gerekse de kullanım ispatı talebi kapsamında kalmayan davacı markaları ile dava konusu marka başvuru örneği karşılaştırıldığında, “...” harfi/şekli/figürü temelli türetilen markalar arasında, salt bu nedenle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,
- Dosya kapsamında mevcut delillerden, davacı yanın, “...” harfinden ibaret markalarının tanınmışlığı yönünde bir kanaate varılması mümkün olmadığı gibi dava konusu markanın tescilinin de SMK m. 6/5 şartlarının meydana gelmesine yol açacak sonuçlar doğurma ihtimali bulunmadığı,." ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 14, 16, 18, 25, 28'inci sınıflardaki:
"14.sınıf: Kıymetli metaller ve bunların alaşımları; mücevherat, kıymetli ve yarı kıymetli taşlar; saatler ve zaman ölçme cihazları; kuyumculuk eşyaları; kol saatleri; kıymetli metalden mamul kol saatleri; saatler için kutular; kuyumculuk eşyaları için kutular.
16.sınıf: Değiş tokuş edilip biriktirilen kartlar; çizgi romanlar; değiş tokuş edilip biriktirilen spor kartları.
18.sınıf: Deri ve deri taklitleri; hayvan derileri ve postlar; bagajlar/bavullar ve taşıma çantaları; şemsiyeler ve güneş şemsiyeleri; bagajlar/bavullar; valizler; seyahat çantaları; çantalar; el çantaları; kemerler; cüzdanlar; para çantaları; evrak çantaları; sırt çantaları.
25.sınıf: Giysiler; ayak giysileri; baş giysileri; ayakkabılar; gömlekler; süveterler; şapkalar; tişörtler.
28.sınıf: Oyunlar, oyuncaklar ve oyun eşyaları; jimnastik ve spor eşyaları; oyun kartları; peluş oyuncaklar; model oyuncaklar; oyuncak figürler; oyunlar için değiş tokuş edilip biriktirilen kartlar; kaykay tahtaları; kaykaylar." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ... sayılı ""..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 14, 16, 18, 25, 28.. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davacı yanın kullanım ispatı talebine tabi olmayan markalarının tamamı kapsamında ... sayılı "..."...., " ..." uyuşmazlık konusu başvuru kapsamında yer alan emtialar ile aynı – aynı tür mallar doğrudan yer almaktadır. Bu halde taraf markalarının kapsamlı bir karşılaştırmaya tabi tutulmalarına gerek olmaksızın doğrudan benzer tüketici gruplarına hitap ettikleri, benzer ihtiyaçlara yönelik oldukları, benzer satış ve sunum biçimlerine sahip oldukları, birbirleri ile rekabet ilişkisi içerisinde oldukları, birbirleri yerine tercih edilebilirlikleri bulunduğu değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan malların tamamı yönünden tek tip bir tüketici profili tespiti yapılması mümkün olmamakla birlikte bu ürünlerin spesifik tüketici gruplarına hitap etmediği, dolayısıyla hemen her kesimden tüketiciye hitap eden nitelikte moda, giyim, aksesuar ve spor ürünleri oldukları, bu halde makul düzeyde dikkatli ve özenli herhangi bir tüketicinin ilgili tüketici olarak tespitinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markaları incelendiklerinde; dava konusu "..." şeklindeki başvurunun “...” harfi görseline haiz ve fakat sol çapraz çizgisinin, iki küçük bölümlü olarak gösterimi ile tasarlanmış bir ... markası olduğu görülmüştür. Davacı yanın dava konusu marka ile aynı tür emtiaları içerir “...” harfini şekli bir unsur olarak ihtiva eden markaları ise (kullanım ispatına konu olmayan ve olanlar dahil) temelde ... ..., ... görsellerindeki markalar olup (nitekim davacı yanca kullanıma ilişkin olarak dosya kapsamına sunulan delillerinin de bu görselin versiyonlarını ihtiva eden deliller ağırlıklı olduğu görülmüştür) ayrıca ... kullanım biçimlerinin de mevcut olduğu , söz konusu markalarda münhasıran veyahut “..., ...,” gibi markalar ile birlikte “...” harfi/şeklinin çeşitli biçimlerde tasarlanmış türevlerinden meydana gelen çok sayıda alternatif görselin kullanıldığı, bu markaların yanı sıra davacı yanın salt sözcük unsurundan oluşan “...+kelime” şeklinde düz sözcük şeklinde markalarının da mevcut olduğu görülebilmektedir.
Bu bağlamda tartışılması gereken husus taraf markaları kapsamında çeşitli stilizasyonlarda kullanıldığı görülen “...” harfinden kaynaklı olarak, markaların, bütünsel algılarında, birbirleri ile benzer etkiler oluşturup oluşturmadıklarıdır. Davacı yanın markalarında şekli unsur olarak kullandığı “...” harfi alfabemizde yer alan 29 harften biri olmamakla birlikte İngilizce ’de kullanımı bulunan ve ülkemiz tüketicisinin de aşina olduğu ... alfabesindeki ek harfler olan “...” harflerinden biridir. Bu noktada ortalama tüketicinin İngilizce bilip bilmediği tartışması, anılan harflerin en temel İngilizce eğitiminde bile öğretilen harfler arasında yer alıyor olması, ülkemizde yaygın kullanımı bulunan bilgisayar klavyelerinde dahi yer alıyor olması nedeniyle doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bu şekilde uyuşmazlığın temel anlamda tek bir harfin, bir kimsenin tekeline alınıp alınamayacağı hususundan kaynaklı olduğu hallerde, markalar arasında özellikle görsel anlamdaki değerlendirmeler tüketici açısından ön plana çıkacaktır. Zira alfabede sınırlı sayıda harf alıyor oluşu açısından harf markaları, ayırt ediciliği düşük, zayıf markalardır. Buna göre ayırt ediciliği düşük harf veya harf öbeğinden oluşan markaları seçen marka sahiplerinin başka kişilerin küçük farklarla aynı harflerin benzerlerini seçip kullanabileceklerini kabul etmeleri, daha açık bir ifade ile bu duruma katlanmaları gerekmektedir.
Bununla birlikte pek tabii harf markalarının da uzun yıllara dayalı kullanımlar, yapılan yatırımlar, markanın tanıtım kampanyaları, reklam ve promosyonlar, markaların ulaştıkları kitlenin genişliği, sektörde bulundukları sürenin uzunluğu gibi pek çok etken sebebiyle ayırt ediciliğinin artabileceği şüphesizdir. Ancak burada dahi tanınmışlığa rağmen bütünsel kompozisyonlardaki benzerliğin düzeyi önem teşkil etmektedir. Kaldı ki dava konusu markadaki ... unsuru, davacı markalarındaki stilizasyonlara biçim ve renk olarak da yanaşma göstermemektedir. Farklı bir ifadeyle, karşılaştırılan işaretlerde salt “...” şeklinde ... alfabesinde kullanımı bulunan bir harfin alelade / farklı stilizasyonlarda kullanımına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin var olduğunun her hal ve koşulda kabulü mümkün olmaması gerekmekte olup tekrar vurgulamak gerekir ise harf markalarının ayırt edicilikleri, harfin kendisinden kaynaklı olmayıp koruma çerçevesini genel mizanpajları belirlemektedir.
Somut olayda da davacı yanın markalarına konu “...” harfinin kullanım biçimlerinde özellikle fiili kullanımın da yoğunlaştığı görülen ... şeklindeki markalarında “...” görümünün katmanlı/iki parçalı bir yapıda bir tarafı daha keskin hatlı, diğer tarafı daha köşeli yapılı bir şekilde tasarlandığı, keza yine yekpare görünümdeki "..." gibi marka örneğin içerir markalarda “...” harfinin bu defa çok daha belirgin bir şekilde doğrudan harfin kendi görünümü ile kullanıldığı, ... ... ve ... ... şeklindeki kullanımlarda ise yine gerek renk gerekse de görünüm itibariyle yine spesifik özellikle ihtiva ettiği, tabloda gösterilen marka örneklerinin hiçbirinin dava konusu ... marka örneği ile “...” temel formuna haiz olmasının ötesinde bir benzerlik taşımadığı, markaların bütünsel imajları ve tüketicide yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinin serisi, devamı olarak algılanmayacakalrı, taraf markaları ile oluşturulan kurumsal kimlikler arasında belirgin bir farklılıklar bulunduğu, her iki taraf markasının da “...” harf/şekli temelinden oluşturulduğu yorumu yapılsa dahi oluşturulan şekillerin nihai algılarının birbirlerinden yeterli düzeyde farklı olduğu, dolayısıyla dikkat/bilgi/özen/seçicilik düzeyi daha düşük olan tüketicilerin bile, her iki marka arasında, salt “...” harfi/figüründen dolayı bir yanılgı yaşamayacağı, bu nedenle de işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3.HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve SMK’nın 6/5 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile 346,90 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.