T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/339
KARAR NO : 2024/289
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... ...
... - ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
TALEP:
Davacı vekili 15/09/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... (...) nezdinde ... sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı "... ..." ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı ... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira müvekkiline ait marka başvurusunun salt “...” ve “...” ibarelerinden oluşuyormuşçasına bir değerlendirme yapıldığını, halbuki müvekkili markasında “...” ibaresinin yer aldığını, “...” markasının bir ... markası olduğunu, 25’i aşkın tescillerinin bulunduğunu, tanınmış marka vasıflarını haiz “...” markasının benzerlik değerlendirmesi yapılırken göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını, ...’ın coğrafi bir yer adı olduğunu, aynı zamanda doğal içme suyu kaynakları açısından yurdumuzun en zengin dağlarından biri olduğunu, ... kaynaklarını kullanan ... dağıtım şirketlerinin “...” ibaresini kullanmalarının engellenemeyeceğini, müvekkiline ait ... sayılı “... ... ...” ibareli markanın, “...” ibareli markalar ile benzer olmadığına dair ... Sayılı kararın, işbu dava bakımından güçlü bir delil niteliğinde olduğunu, yine ....- 15.04.2019 T. Sayılı ilamında da “...” ibaresinin turistik bir dağ ismi olduğunun vurgulandığını, kaldı ki ... sayılı “... ...” markasının müvekkili adına 43. Sınıf hizmetlerde zaten tescilli olduğunu, anılan markanın varlığı karşısında dava konusu başvurudan 43. Sınıf hizmetlerin çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Davacı yanın dayanaksız iddiaları aksine ... markasının müvekkilinin de ortağı olduğu şirkete ait restorant ve işletmelerde kullanılmakta olup nezdinde çok itibarlı ve tanınır bir marka olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunduğunu, dava konusu markada birebir “...” ibaresinin kullanıldığını, davacı markasında “...” ibaresinin yer almasının markalar arasındaki benzerliği yok etmediğini, Kurum tarafından daha evvel de “...” ibaresi içerir birçok markanın itirazlar sonucunda reddedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 21/07/2023 tarihinde tebliğ olduğu, 15/09/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Bu çerçevede yapılan incelemede başvurunun kısmi ret gerekçesi markanın esas unsuru konumundaki "..." ibaresini bağımsız ayırt edici unsur olarak içermesi dikkate alınarak, başvuru ile ... sayılı "... ..." ibareli itiraz gerekçesi markanın görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Takiben başvuru ile kısmi ret gerekçesi markanın kapsamında aynı/aynı tür hizmetlerin bulunduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde redde konu hizmetler üzerinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiş ve başvuru hakkında ... tarafından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gereğince verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür.
KARAR
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Başvuru Markası Davalı Markaları
"... ..." "... ..."
(...) (...)
43. Sınıflar 43. sınıflar
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 03/06/2024 havale tarihli raporda özetle;
"- Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamı yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı oldukları,
- Bununla birlikte ayrıntıları rapor kapsamında izah edildiği üzere taraf markalarında yer alan ortak unsurun niteliği ve işaretlerin bütünsel algıları itibariyle markaların hitap ettiği ilgili tüketicilerin işaretler arasında iltibas tehlikesi yaşamayacağı," ifade edilmiştir.
Davalı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Mal/Hizmet Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "... ... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 43. sınıftaki:
"43.sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalı markalarının ise ... sayılı markaların koruma kapsamında 43. Sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu gözlenmektedir. Bu doğrultuda, başvuru kapsamında reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamının doğrudan ret gerekçesi davalı markası kapsamında da yer almakta olup, ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç olmaksızın markaların aynı hedef tüketici gruplarına hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan hizmetleri kapsadıkları değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu başvurunun "... ... ..." şeklinde üç ayrı sözcüğün bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir marka olduğu, herhangi bir figüratif unsur taşımadığı, “...” ibaresinin, Türkçe’deki “...” ve “...” kelimelerinin bir araya getirilmesi oluşturulmuş bir sözcük olarak, davacı adına 2010 tarihinden bu yana 20 üzeri marka başvurusuna konu edilmiş bir ibare olduğu, dolayısıyla anılan ibarenin davacı taraf açısından bir çatı marka olarak yorumlanabileceği, davacının bu markaya eklediği ek unsurlar ile seri markalarını yarattığı, somut uyuşmazlıkta da bu ek unsurların dilimize de İngilizce’den birebir yerleşmiş “elit” kelimesinin İngilizce yazımı olan “...” sözcüğü ve “...” kelimeleri olduğu görülmüştür. “...” kelimesinin uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı bir anlamda kullanımı bulunmadığı, sahip olduğu anlamdan kaynaklı ayırt ediciliğinin özgün ya da yaratım ibareler gibi yüksek olması beklenebilir değil ise de tüketicinin asgari düzeyde bir ayırt ediciliği bu ibareye yükleyeceği düşünülmektedir. Bilindiği üzere, “...”, Bursa ili sınırları içinde, 2.543 m yüksekliği ile Türkiye'nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağın adı olup ülkemizdeki hemen herkes tarafından bilinen bir bölgenin ismidir. Anılan ibarenin dava konusu marka içerisindeki kullanım sıralaması ve yine önceki sözcüklerin varlığı gözetildiğinde sahip olduğu bu coğrafi yer adı algısını tüketiciye yansıtmak amacıyla kullanıldığı yorumunun yapılması mümkün görülmektedir. Çatı marka olarak da kabul edilen firmaların öncül markaları (...) işaretlerin kaynak bildirme fonksiyonuna katkı yapan unsurlar olmakla birlikte bu şekilde yapılan başvurularda genel olarak marka ile koruma altına alınmak istenilen unsurun “çatı” marka değil bu markanın yanına eklenen ayırt edici sözcük ya da şekil unsurlarını olduğu, bu bakımdan çatı markanın ve bu marka yanında yer alan işaretin, bütün içerisindeki konumu, ek ibarenin ayırt edici olup olmadığı gibi unsurların her somut olayda ayrı ayrı ele alınarak değerlendirmede bulunulması gerektiği aşikardır. Zira kimi zaman çatı markaların bütün içerisindeki konumları veya nitelikleri nedeniyle arka planda kalıp benzerlik değerlendirmesinde ikincil önem gösterdiği, kimi zaman ise diğer tüm unsurlarla aynı öneme sahip oldukları yönünde değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu anlamda çatı marka ile birlikte yapılan başvurularda, başvuruda yer alan çatı markanın haricinde kalan unsurların ayırt edici niteliğinin bulunması durumunda markada aslen korunmak istenilen ibarelerin çatı marka değil bu ek unsurlar olacağı aşikardır.
Somut uyuşmazlık açısından ise ... ... ... şeklindeki markadaki kullanım itibariyle “...” ibaresinin hakim unsur olarak algılanacağı, başka bir ifadeyle ilgili tüketici açısından dava konusu bütündeki öncül markasal unsur olarak algılanacağı yönünde bir yorum yapılması mümkün olmamıştır. Davalı yanın redde gerekçe markası "... ..." şeklinde olup anılan markanın da herhangi bir şekil unsuru olmaksızın “...” ve “...” ibarelerini içerdiği, “...” kelimesinin 43. Sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden doğrudan jenerik bir sözcük olduğu, sair hizmetler yönünde bu bağlamda bir karşılığı bulunmasa da “sözcük + ...” şeklindeki kullanımlarla ticaret hayatında yaygın bir şekilde karşı karşıya kalan tüketici için “...” ibaresinin somut markadaki gibi kullanımında, markasal bir algıyı karşı tarafa yansıtmayacağı, davalı markasının asli unsurunun “...” sözcüğü olacağı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak dava konusu başvuru, davalıya ait tescilli markanın esas unsuru olarak tercih edilen “...” ibaresini birebir taşımakta ise de “... ...” ön sözcükleri ile birlikte tercih edilen bu kullanımda, “...” ibaresinin ortalama zekadaki bir tüketici nezdinde yaratacağı algının, kelimenin coğrafi yer adı olan anlamı ile olacağı, taraf markaları arasında salt “...” sözcüğünden kaynaklı iltibas riskinin ancak bütünsel algıda kurumsal kimlikleri yakınlaştıracak ek unsurların varlığı halinde veyahut önceki markanın kullanım sonucunda elde ettiği ayırt edicilik var ise bu ayırt ediciliği tehdit edecek, zedeleyecek düzeyde bir yakınlaşma halinde ortaya çıkabileceği, başka bir ifadeyle coğrafi yer adı üzerinde yoğun kullanım ile elde edilmiş bir ayırt edicilik dahi olsa bu durumda bile bütünsel algıdaki nihai imajların ön planda olacağı, oysaki somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan işaretler arasında bu çerçevede değerlendirilebilecek bir benzerlik halinin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
Netice olarak taraf markalarının 43. Sınıf hizmetleri birebir kapsadıkları görülmekle birlikte ortak unsurun kimsenin tekeline bırakılabilir nitelikte olmaması ve ayırt edici ek unsurların varlığı, ilgili tüketicilerin, taraf markalarının somut, derhal ve tereddütsüz bir biçimde birbirlerinden farklı markalar olduklarını algılamaları açısından yeterli görülebileceği, “...” ibaresini taşıyan tüm markaların aynı iktisadi kaynağa, başka bir ifadeyle davalı yana ait olabileceği, davalı markasının serisi veyahut devamı olduğunu düşünebileceği yönünde bir sonuca varılmasının mümkün olmaması gerektiği, bunun makul bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, coğrafi yer adlarından oluşan markalarda sair unsurların (görsel, ek sözcük, bütünsel imaj) ayırt edici olmamaları halinde veyahut önceki markanın yoğun kullanımları sonucunda elde ettiği bir ayırt ediciliğin tespiti halinde, kimi durumlarda iltibas tehlikesi oluşması mümkün ise de normal şartlarda tek başına bu ibarelerin ortaklığının iltibasa yol açmayacağı, somut olayda da gerek ek unsurların varlığı gerekse de davacı yanca emsal olarak gösterilen .... sayılı kararında doğrudan “...” ibaresi ile ilgili kurulduğu görülen karar karşısında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup; yukarıda açıklanan gerekçelerle, dava konusu ... kararının yerinde olmadığına kanaat getirilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-... ...'nun ... sayılı kararının iptaline,
3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın düşümü ile 157,75 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 8.449,10 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 578,10-TL
Posta Masrafı 371,00-TL
Bilirkişi Ücreti 7.500,00-TL
Toplam 8.449,10-TL