T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/423 Esas - 2024/284
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/423
KARAR NO : 2024/284
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1- ....
2-....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 1- ...
: 2- ...
3-....
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVA : Endüstriyel Tasarıma Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi.
DAVA TARİHİ : 17/04/2020
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2024
TALEP:
Davacılar vekili dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkillerden ... ... A.Ş.'nin ... sayılı tasarım tescilinin sahibi olduğunu, diğer müvekkili ... ... A.Ş.’nin ise tasarıma konu ürünü "..." ismi ile piyasaya sunduğunu ve söz konusu tasarım üzerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan (TTK) doğan hak ve yetkilere sahip olduğunu, davalı yanların kullanımlarına ilişkin olarak, .... D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığını, davalı yanlara ait ... alan adlı web sitelerinde yer alan bir kısım görsellerin müvekkiline ait tescilli tasarımlarla ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiğini, müvekkiline ait tescilli tasarımın, davalı yanca müvekkilinin izni olmaksızın kullanıldığını ve satışa arz edildiğini, müvekkilinin tasarım hakkına vaki tecavüz ve haksız rekabet fiili dolayısıyla oluşan durumun tespiti ile önlenmesi nedeniyle işbu davanın açıldığını, müvekkili firma tasarımlarının birçok ödüle layık görüldüğünü, ürünlerin ilgili sektördekiler tarafından bilindiğini, davalı yanın bu ürünlerden haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, davalı yanın fillerinin ayrıca haksız rekabet fiilini de oluşturduğunu, müvekkili firmanın, özellikle ofis mobilyası sektöründe hem ulusal ve hem de uluslararası alanda tanınan bir firma olduğunu, davaya konu "..." ürünü ile de dünya çapında büyük öneme sahip tasarım ödülleri kazandığını ileri sürerek, davalıların fiillerinin müvekkillerinden ... A.Ş.'ye ait ... numarası ile tescilli tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu fiillerin durdurulmasına ve önlenmesine, tasarımdan doğan haklara tecavüz suretiyle üretilen, ithal veya ihraç edilen ürünlere, bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulmasına, el konulan ürünlerin ve araçların imhasına, tecavüz konusu ürünlerin görsellerinin davalı web sayfasından çıkartılmasına, davalıların fiillerinin, TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Mob.Dek.Taah.San. ve Tic. A.Ş. vekili, tasarım malikinin ... A.Ş. olduğunu, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını, tespit dosyasına sunulan raporda, ürünler arasında benzerlik olmadığının açıklandığını, ürünler arasındaki benzerliklerin de teknik zorunluluklardan kaynaklandığını, müvekkili ürününün davacı ürününden daha farklı, yeni bir tasarım niteliğinde bulunduğunu, haksız rekabete ilişkin davacı taleplerinin Türk Ticaret Kanunundaki haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., "...." adındaki sitenin ve ... San. Tic. Ltd. Şti firmasının sahibi olduğunu, üretici firma olan diğer davalı ... A.Ş.'nin bayisi bulunduğunu, ...’nın bayisi olduğu ... A.Ş. fabrikasında üretilen ürünleri mağazasında ve web sitesinde sattığını, davaya konu olan ofis koltuğunun üretimi veya ithalatının ... San.Tic.Ltd.Şti. tarafından yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkememizin 12/03/2021 tarih ve .... sayılı gerekçeli kararında özetle; davalıya ait ürün ve davacıya ait tasarım arasında bir esinlenmenin olduğu, ancak davalı ... Şirketine ait tespit edilmiş ürün ile davacıya ait ... numaralı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattıkları genel izlenimlerin benzer olmadığı, dolayısıyla anılan davalıya ait tespit edilmiş olan ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma karşı tecavüz teşkil etmediği, diğer davalılar yönünden ise herhangi bir ihlal eyleminin tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
.... KARARI:
Mahkememizin 12/03/2021 tarih ve .... sayılı davanın reddine dair verilen kararı, .... Dairesi'nin 28/09/2023 tarih ve .... sayılı kararıyla ÖZETLE:
"... Davacı taraf, davacı ... ... AŞ adına tescilli ... sayılı tasarım tescilinin bulunduğunu, diğer davacının ise söz konusu tasarıma konu ürünü "..." ismi ile piyasaya sunduğunu ve bu nedenle ürün üzerinde Türk Ticaret Kanunundan doğan hak ve yetkilere sahip olduğunu ileri sürerek, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ilk derece mahkemesince ise davalı ... Şirketine ait ürün ile davacıya ait ... numaralı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattıkları genel izlenimlerin benzer olmadığı, dolayısıyla anılan davalıya ait tespit edilmiş olan ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma karşı tecavüz teşkil etmediği, diğer davalılar yönünden ise herhangi bir ihlal eyleminin tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı tarafın, ... sayılı tasarıma konu ürünün "..." adıyla piyasaya sunulduğu ve davalıların eylemlerinin, bu ürün yönünden haksız rekabet teşkil ettiği iddiası hakkında herhangi bir delil toplanmadığı gibi olumlu-olumsuz bir değerlendirme de yapılmamıştır. Oysa, hükmün kapsamı başlıklı HMK'nın 297. maddesinde, hükmün çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince davacı tarafın haksız rekabete dayalı iddiaları hakkında herhangi bir delil toplanmaması ve değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
HMK'nın 341. vd. maddelerinde bir kanun yolu olarak düzenlenen istinafın amacı, ilk derece mahkemesince verilen kararın denetlenmesi ve kararın yerinde görülmemesi halinde yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasıdır. Burada, temyizden farklı olarak ilk derece mahkemesi kararı yalnızca hukuka uygunluk yönünden değil maddi yönden de denetlenmektedir. İlk derece mahkemesi kararı yerinde değilse kural olarak istinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırması ve ilk derece mahkemesi yerine gerekirse yeniden yargılama da yaparak karar vermesi gerekir. Ancak, HMK'nın 353/1-a. maddesinde düzenlenen yargılamaya ilişkin bazı temel usul hatalarının bulunması halinde ise istinaf incelemesi sonunda yeniden karar verilmesi söz konusu olmayıp, kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hali de düzenlenmiştir. Gerçekten de ilk derece mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verilmesi ve delillerin ilk defa istinaf aşamasında değerlendirilmesi halinde taraflar, maddi vakıa denetimi yönünden iki dereceli incelemeden mahrum kalacak ve adil yargılanma hakkının unsurlarından olan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilecektir. Somut olaya bu açıdan bakıldığında, davacıların, yukarıda belirtilen iddialarına ilişkin hiçbir delil toplanmamış ve değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, davacıların belirtilen iddiaları üzerinde durulup tüm delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir..
.." şeklindeki gerekçe ile önceki karar kaldırılarak, dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
... ORTADAN KALDIRMA KARARI SONRASI DEĞERLENDİRME
Eldeki davada, davacı ...... A.Ş. ... sayılı tescilli tasarım hakkı sahibi (koruma süresi devam etmektedir), diğer davacı ... .. A.Ş. ise dava konusu ürünü "..." ismi ile piyasaya sunduğu belirtilen kişidir. Tasarım tesciline konu ürün ise sandalye tasarımı olmakla birlikte özellikle işyeri/ofis/makam odası gibi “çalışma hayatı” odaklı olarak tasarlanan tasarımdır.
Mahkememizce öncelikle, eldeki davada 2 davacı bulunduğundan ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu anlaşıldığından, her bir davacı için dava açılırken ayrı ayrı başvurma, peşin karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden ve ...'nin 12/10/2022 tarihli ve ....sayılı ilamı da bu yönde olduğundan; davacı vekiline eksik harcı tamamlaması için 27/06/2024 tarihli celsede 1 hafta kesin süre verilmiş ve verilen sürede davacı vekilince eksik harç tamamlanmıştır.
Dosya kapsamında ... D. İş sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda tespit talep edene ait ... tescil no'lu tasarımı dikkate alınarak, karşı yanlara ait web sayfaları için alan sahiplik bilgilerinin tespiti, karşı yanlar arasında talep konusu ürünün üretilmesi ve satılması konusunda işbirliği olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması ve diğer istemler hususlarında "...." üzerinden yapılan incelemeler neticesinde; "..." alan adının ... A.Ş. firmasına ait olduğu, 19.06.2003 tarihi itibariyle tahsis edilmiş olduğu ve adresinin de "... " olduğu; diğer alan adı olan .... adresinin ise "...." adresinde kayıtlı ...'e ait olduğu ve 20.09.2004 tarihi itibariyle tahsis edildiği tespit edilmiştir.
Söz konusu internet siteleri üzerinden "..." kodları ile lanse edilen koltukların tespit talep edene ait ... sayılı tescile konu tasarımla 6769 sayılı SMK hükümlerine göre kıyaslanması neticesinde; tespit edilen ürünlerin, bilgilenmiş kullanıcı gözüyle yapılan değerlendirme neticesinde, tespit talep edene ait tescilli tasarımla genel izlenim itibariyle aynı olmadıkları yani tescilli tasarıma göre yeni ve ayırt edici nitelikte oldukları yönünde kanaate varılmıştır. Dolayısıyla 6769 sayılı SMK kapsamında dava dosyası kapsamında tespit talep edenin haklarına tecavüz oluşturabilecek nitelikte bir eylemden söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; .... D. İş sayılı dosyasında; tespiti talep edilen .... uzantılı internet sitesi üzerinde, tespiti isteyene ait ... sayı ve tescilli endüstriyel tasarımların aynısı veya genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin satış veya herhangi bir şekilde ticarete konu olup olmadığı .... web sayfasının karşı tarafa ait olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. Dosyaya Sunulan Bilirkişi Raporunun Sonuç Kısmında;
"1- .... çoklu tasarım, Çalışma/ofis koltuğu
2-... internet sayfasında sergilenen ürün görseli (fotoğrafı) ile
3- .. internet sayfasında sergilenen ürün görselinin birbirlerinin benzerleri olduğu, endüstriyel tasarıma tecavüz durumunun söz konusu olduğu,
4-Mesnet ürünün..... web adresine Eylül 2018 Perşembe günü 09:17:27 yüklendiği, ilgili sayfanın ... adı ile ... ait olduğu,
5- .... web adresinde sergilenen mesnet ürünün ticarete konu olduğu;" yönünde görüş bildirilmiştir.
Yine dosya kapsamında sunulan .... E sayılı dosyasında; davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün, davalı firmaya ait .... adlı internet sitesinde satışa sunduğu iddiasına bağlı .... D. İş tespit dosyası kapsamında yapılan tespite dayalı davalı taraf eyleminin tasarım hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, buna bağlı olarak ihlal söz konusu olduğunda maddi manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı konularında inceleme yapılıp rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun sonuç kısmında; davalıya ait olan ve .... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... nolu tasarım ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; dolayısıyla dava konusu tasarıma karşı tecavüz teşkil ettiği; dava konusu tasarıma tecavüz sebebiyle maddi tazminat isteminin yerinde olduğu ancak hesaplamaya ait bilgi, belge ve emsal örneklerin dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplamanın yapılamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce yukarıda belirtilen bilirkişi raporları dikkate alınarak, tescilli tasarım hakkına tecavüz iddiaları bakımından şu değerlendirme yapılmıştır:
Davacı adına tescilli ... sayılı tasarım ile davalının ... Dek. Taahhüt San. ve Tic. A.Ş'nin kullandığı tasarımın farklı özellikleri bakımından; davalıya ait üründe kolçak bulunduğu, davalıya ait üründe arkalığa entegre edilen bir askılık bulunduğu, davalı ürününde ayakların zemine göre açılı olduğu, başlık kısmının davacı tasarımında fileli iken, davalı ürününde dolu olduğu, arkalık ve oturma yüzeyini bağlayan L elemanların, davalı ürününde hafif açılı olduğu, davalı ürünün bel kısmında ekstra bir dikdörtgen bir eleman bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi; tasarımlar arasındaki benzerliklerin bir kısmının ergonomik kaygı ve genel kullanım esaslı olduğu görülmektedir. Çerçeve arkalık, arkalık formu, çerçeve kalınlıkları gibi bir kısım benzerliklerin ise benzerlik olarak değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Nitekim, seçenek özgürlüğünün geniş olduğu kısımlarda oluşan benzerliklerin, tasarımların genel görünümlerini çoğu zaman etkilediği görülmektedir. Burada önemli olan, bu benzerliğin, yani tasarım koruması anlamındaki benzerliğin ölçüsüdür. Tasarım hukukunda, esinlenme serbestisi bulunmaktadır. Zira kimi tasarımlar, alanında lokomotif pozisyonunda olmakta ve pek çok firma tarafından takip edilmektedir. Değerlendirme esnasında dikkate alınması gereken nokta, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yaratılan genel izlenimler arasında fark olup olmadığı; bir başka anlatımla bu benzerliğin esinlenme seviyesini aşıp aşmadığıdır.
Bilgilenmiş kullanıcı, işbu davaya konu tasarımlar açısından, tasarımın uygulandığı ürünü ve piyasadaki çeşitleri bilen, piyasayı çeşitli sebeplerle takip eden/etmiş deneyimli bir kullanıcı; örneğin bu tür ürünlerin satın alımını yapan bir kimse veyahut satın almak için piyasayı takip etmiş deneyimli bir kullanıcı olarak kabul edilmiştir. Bu gözle değerlendirme yapıldığında, bir esinlenmenin olduğu; ancak tespit edilen farklılıkların, tasarımların, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattıkları genel izlenimleri farklılaştırdığı görüşüne varılmıştır.
Sonuç olarak davalıya ait ürün ve davacıya ait tasarım arasında bir esinlenmenin olduğu, ancak, davalı ... ve Tic A.Ş ye ait tespit edilmiş olan ürün ile davacıya ait ... numaralı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattıkları genel izlenimlerin benzer olmadığı, dolayısıyla, davalıya ait, tespit edilmiş olan ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma karşı tecavüz eder nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır.
Haksız Rekabet İddiaları Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Mahkememizce 26/12/2023 tarihli celsede, dosya kapsamındaki ... ortadan kaldırma kararında da işaret edildiği üzere, davacı taraftan iddialarına konu "..." isimli ürünü fiziki olarak mahkememize sunması için ara karar kurulmuş ve belirtilen ürün mahkememize fiziken sunulmuştur.
Mahkememizce alınan 29/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda sunulan ürün incelenmiş ve özetle;
"...- Dosya kapsamında kullanım örnekleri yer alan davalılar ürünlerinin, davacı yana ait “...” isimli ürün ile tasarımsal açıdan sahip olduğu benzerlik düzeyi itibariyle haksız rekabete sebebiyet verebilecek sonuçlar doğurabileceği,.." ifade edilmiştir.
Bu bağlamda tescil tasarımına konu ürün değil, satışa sunulan "..." isimli ürün inceleme konusu yapılmıştır. Fiziki ürün ile önceki raporlarda incelenen linklerde sergilenen davalı ürünleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, davalılar vekilince rapora beyan dilekçesinde, davacının fiilen kullandığı ürünün tescilli üründen farklı olduğu da kabul edilmiştir. Dolayısıyla, haksız rekabet iddiaları bakımından, mahkememizce fiziki ürün üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi yerindedir.
... tarafından verilen ortadan kaldırma kararı doğrultusunda davalılarca ticari faaliyetlere konu edildiği belirtilen tasarımlar ile davacı yanın "..." ismiyle satışa konu ettiği belirtilen ve davaya dayanak yaptığı tescilli tasarımdan ayrıntısal birtakım unsurlarda farklılık gösterdiği anlaşılan (kolçaklı olması, arkalık yüzeyindeki bağlantı elemanlarını köşeli/kavisli yapıları gibi) tasarımın, haksız rekabet hükümleri çerçevesinde karşılaştırılması gerekecektir.
TK’ nın 54 ve devamında düzenlenen haksız rekabete ilişkin maddeler, haksız rekabet oluşturan eylemleri genel olarak belirleyen hüküm, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturan hallere örnekler ve haksız rekabette bulunmaya bağlanan hukukî ve cezaî yaptırımlardan oluşmaktadır.
Nitekim TTK' nın 54. maddesi haksız rekabeti: "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar” olarak tanımlamaktadır.
Doktrindeki görüşe göre de haksız rekabet, olağan yarışın normal rekabetin kötü ve onaylanmayan biçimde, hukuka aykırı olarak yapılması şeklinde tanımlanması mümkün bir kavramdır. Haksız rekabet hukukuna ilişkin hükümlerin konuluş amacında piyasada rekabetin, doğruluk ve dürüstlük kuralları çerçevesinde, haklı yöntemlerle gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bu kurallarla önlenmek istenen, rekabetin sınırlanması değil, tam tersi rekabet hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilmesidir. Bu davranış kuralları, haksız rekabet hükümlerinin uygulama alanına sınır çizen kurallar olup, bunların belirlenmesinde hangi kriterlere dayanılacağı sorusu, haksız rekabet hukukunun özünü oluşturmaktadır. Dolayısıyla tekelci hakları korumaya yönelik kuralların aksine haksız rekabet hukukunun özünü oluşturan soru, rekabet hakkının nasıl kullanıldığıdır. Elbet burada da marka hukukunda olduğu şekilde bir benzerlik şartı esas olmakla birlikte, benzerlik yaratmaya neden olacak eylemlerde bulunulması yasaklanmaktadır. Öğretideki ağırlıklı görüş de haksız rekabetin oluşması bakımından iltibas şartı aranması gerektiği yönündedir. Buradaki iltibas kavramı kavramsal açıdan marka hukukunda kullanılan kavram ile aynı olduğundan karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde marka hukukunda uygulanan ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Genel kabul gören görüşe göre, serbest piyasa ekonomisinin özünü rekabet serbestisi oluşturduğu için esas olan, özel olarak koruma altına alınmış bir ürün söz konusu olmadığı sürece önceki ürünlerden yararlanma ve bunlara benzetme özgürlüğüdür. Buradaki istisna hal “dürüstlük kuralına aykırı” olmama halidir. ... de bu ilkeyi benimsediğini 28/12/1999 tarihli ve .... . Sayılı ilamında açıkça belli etmiştir; " “… Serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar suren yatırımını ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır. Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşuluyla herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkına sahiptir. Ancak dürüstlük kuralının ihlal edildiği noktada koruma başlar…”.
Dolayısıyla rekabet özgürlüğün tanınması, serbest rekabet düzeninin gelişmesine katkıda bulunmakta ve piyasada tekelleşmeyi önlemektedir. Bu ilke gereği, ürünün patent, marka veya tasarım gibi özel olarak düzenlenmiş ve sahibine tekelci hak sağlayan hükümlerden yararlanma olanağı varsa, bu hükümler gereği korunmalı - ki bu haklara tecavüz aynı zamanda ve her şartta haksız rekabet sayılacaktır-, bu alan dışındaki ürünlere ise sadece haksız rekabet hukukunun gerektirdiği şartların varlığı oranında koruma sağlanmalıdır
Bununla birlikte TTK m. 55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Uyuşmazlık ile ilgili olan düzenleme ise 55/1-a bendinin dördüncü alt bendi olup, hüküm: "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilini haksız rekabet olarak düzenlemiştir
Haksız rekabet iddiaları ile ilgili olarak aşağıdaki belirtilen başlıklar doğrultusunda inceleme yapılmıştır:
Benzeme olgusunun sebebi teknik bir zorunluluktan mı ileri gelmektedir?
Ürünlerin benzer olup olmadığı incelemesinde esas alınacak olan kullanıcı grubu kimdir?
Davalı ve davacının ürünleri hangi noktalarda benzerlik ve farklılıklar taşımakta olup bu duruma ilişkin tespitler sonrasında ürünler arasında bir benzerlik var ise bu benzerlik ürünün müşterilerinde/kullanıcılarında bir yanılgıya sebep olabilecek mahiyette midir?
Sorunun temelinde yer alan ihtilaf esasen tasarımın seçenek özgürlüğünün mevcut olup olmadığıdır. Seçenek özgürlüğü kavramı ile kastedilen, tasarımcıya tasarımına ayırt edicilik vermesi için bir serbest hareket alanının bırakılmış olmasıdır. Bunun değerlendirilmesi nesnel olup kişiden kişiye değişmez. Bazı biçimler (=görünümler) nesnenin işlevine sıkı surette bağımlıdırlar. Böyle tasarımlarda, tasarımcının hareket alanı geniş olmayacaktır. Mesela, bir otomobilin, ütünün veya şişenin şekli bu duruma örnek verilebilir olup her otomobil, ütü ve şişe temel yapıları itibariyle birbirine benzerdir. Dolayısıyla ayırt edicilik için tasarımcının muhakkak nesnenin işlevine ters düşen tasarımlar geliştirmesi beklenemez. Bu anlamda, tasarım konusunun sahip olduğu yerine getirilebilmesi için zorunlu olan alan dışında yapılabilecek olan tasarımların korunması mümkün olabilecektir. Seçenek özgürlüğünün hiç bulunmadığı hâllerde ise tasarım zaten korunamaz.
Bu çerçevede öncelikle karşılaştırılan tasarımlar yönünden seçenek özgürlüğü kapsamında, tasarımcının hangi ölçüde bir özgürlük içerisinde hareket ettiğinin tespiti gerekmektedir.
Dava konusu tasarımlar sandalye tasarımları olmakla birlikte özellikle işyeri/ofis/makam odası gibi “çalışma hayatı” odaklı olarak tasarlanan tasarımlardır. Bu tasarımların genel sandalye formuna haiz olmalarının yanı sıra işlevsel özellikleri ile de ön plana çıktığı bilinmekte ise de somut uyuşmazlık açısından bu durumun herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Sandalye tasarımlarında bir oturma yüzey ve bir sırtlık bölümünün bulunması, yine hareket kabiliyeti olan (tekerlekli) veyahut sabit nitelikte ayaklarla desteklenmiş olması dışında, bu ana iskelet üzerindeki yapılanmada minder, sırtlık, kolçak, arkalık, başlık, minder yapısı, renk vs. özelliklerde geniş bir özgürlük bulunduğu değerlendirilmiştir.
Benzerlik bakımından esas alınacak kullanıcı grubu tespiti:
6769 s. Kanun kapsamında ayırt edici nitelik değerlendirmesinin bilgilenmiş kullanıcı gözüyle yapılması gerekliliği belirtilmiş ve tanımlamada bilgilenmiş kullanıcı olarak tespit edilen kişilerin kesinlikle bir uzman olmadıkları aksine daha önce ilgili tasarımla karşılaşmış olağan bir kullanıcı olması gerektiğine değinmiştir. Dolayısıyla bu kimseler birer uzman olmayacakları için tasarımın detaylarındaki küçük farklılıklara dikkat etmeyecek ancak alım tercihlerini etkileyecek hususlarda yapılan değişiklikleri fark edebilecek kişiler olduklarından ilgili pazara yönelik geniş bilgi veya şahsi tecrübesine dayalı özel bir dikkat ve görece yüksek bir özene sahip kişidir. 6769 s. Kanunda benimsenen bu değerlendirmenin, TTK haksız rekabet hükümleri açısından yapılacak inceleme yönünden de esas alınması uygun olacaktır.
Somut uyuşmazlık açısından bu ürünler açısından benzerlik karşılaştırmasında esas alınması gereken kişiler, söz konusu ürünlerin satışının yapıldığı bir mağazada çalışan satış görevlileri veyahut ürünlerin nihai alıcıları olarak belirlenmesi mümkün olan kimselerdir. Zira AB hukukuna göre de bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğuna karar verecek doğru kişi tasarımcı değil, dikkatli bir kullanıcıdır. Yine bilgilenmiş kullanıcı ortalama bir kullanıcıdan daha çok bilgili ve ilgili ürün sektöründe yeterli deneyime sahip olan kişi olmalı ya da en azından o sektörden ve benzer mevcut tasarımlardan haberdar olan kişi olmalıdır. AB komisyonu ise bilgilenmiş kullanıcının zihninde o ürün hakkında kesin bilgi ve farkındalığa sahip olan kişi olarak belirlemiştir. Nitekim .... ’nun 2007 tarihli bir Temyiz Kurulu kararında, bir masa tasarımının hükümsüzlüğü talebiyle görülen davada bilgilenmiş kullanıcıyı “Bilgilenmiş kullanıcı bir masayı almak için birkaç dükkan ziyaret eden, ilgili dergileri okuyan veya internette ilgili siteyi ziyaret eden kişidir. Bizatihi masanın tasarımcısı değildir” şeklinde tanımlamıştır (....).
Bu noktaya kadar yapılan tespitler sonrasında uyuşmazlık konusu tasarımlar birbirleri ile karşılaştırılırken sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren unsurların dikkate alınması mümkün olmayıp, karşılaştırmanın, bilgilenmiş kullanıcı gözetilerek tasarımlar arasındaki ortak ve farklı özellikler tespit edilmek ve farklılıkların tasarımların ayrıştırılmaları hususunda yeterlilik arz edip etmediğinin belirlenmesi suretiyle bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.
KARŞILAŞTIRMALAR:
Davacı yanın “...” ismiyle piyasa faaliyetlerine konu ettiği tasarım görseli ile ihlale konu kullanımlardaki tasarım görselleri incelenmiştir.
Her iki taraf ürününün de ana iskelet yapısının neredeyse ayniyet düzeyinde her benzerlik taşıdığı ancak bu ana iskeletin esasen mutat nitelikte bir form olduğu, yine tasarımların mutat siyah renkte tasarlandığı, her iki tasarımın da üst gövde bölümü incelendiğinde, her iki tasarımda da köşeleri kavisli yapıda mutat bir dolgu minder kullanımına yer verildiği, davacı taraf ürününde bu minderin ön kısmının aşağı doğru eğik bir şekilde sonlandığı görülürken, davalılar ürününde minder orta kısmının iç bükey bir yapıda olduğu ve ön tarafında ise davacı ürünündeki gibi belirgin bir eğiminin bulunmadığı, her iki tasarımın da beş kollu tekerlekli ayak yapısına sahip olduğu ve ayakların üst gövdeye silindirik bir boru ile bağlandığı, her iki tasarımda da minder alt yan bölümlerinde bu boruyu hareket ettirerek sandalyenin yükselip alçalmasını sağlayan kontrol kollarının bulunduğu, beş kollu ayak yapısı mutat olmakla birlikte ayak formlarında kullanılan yapının görsel olarak aynı algıyı verdiği, her iki tasarımda da delikli/ağ yapılı yaslanma bölümüne sahip, kalın çerçeveli dikdörtgen yapıda bir arkalık/sırt dayama bölümünün bulunduğu, her iki tasarımda da bu sırt dayama bölümünün düz bir şekilde inmediği, bel kısmında neredeyse aynı olarak kabul edilebilecek bir açıyla kıvrıma sahip olduğu, her iki tasarımda da bu sırt dayama bölümünün üst kısmında kafa başlığının yer aldığı, kafa başlıklarının benzer şekilde dış bükey minderli yapıda olduğu ancak kafa başlık bağlantılarının her iki tasarımda birbirinden farklı olduğu, davacı ürününde bağlantının çift kollu bir destekle sağlandığı, davalılar ürününde ise tek kollu bir destek ve yatay kavisli bir kol ile sağlandığı, her iki tasarımda da arkalık/sırt dayama bölümü ile oturma yüzeyini bağlayan kolların neredeyse birebir aynı yapıda olarak değerlendirilebilecek şekilde bir forma sahip olduğu, kolların kıvrım ve bağlantı noktalarının aynı şekilde arkalık çerçevesinin orta/alt bölümünden başlayarak önce iç kısmı yatay, sonra oturma minderine doğru aşağı şekilde dikey ve en sonda da oturma minderinin alt bölümüne entegre olacak şekilde yine yatay formda bir bağlantının kullanıldığı, her iki üründe de neredeyse aynı görünüme haiz kısa yapılı kolçak kullanıldığı, kolçak olunun hafif öne eğik şekilde yükseldiği, kolçak üst yüzeyinin kenarları yumuşatılmış kısa bir dikdörtgen formda olduğu, yine her iki taraf ürününde de sırtlık bölümünün arka kısmındaki bağlantı aparatı bölümü içerisinde kalacak şekilde yatay dikdörtgen şeklinde bir sırt desteği aparatına yer verildiği, bu nedenle her iki tasarımın da önden görünümünde sırtlık bölümünde benzer yapıda merkezinde sırt desteği aparatı olan çok kollu bir algının oluştuğu görülmektedir.
Bu tespitler çerçevesinde her iki ürün arasındaki ortak özelliklerin, mutat unsurlardan bağımsız, birçok noktada mevcut olduğu, tasarımların farklılaşan özelliklerinin (minder yapısı, başlık bağlantısı vs) bütünsel algısında farklılık yaratmayacak detaylarda kaldığı, özellikle bu nitelikteki sandalye ürünleri açısından seçenek özgürlüğünün mevcut olduğu açık olup baş dayanağı, kolçak, sırtlık görünümü ve sırtlık yapısını oluşturan iskeletin kıvrımlı/kavisli/açılı olup olmaması, sırtlık ve minder bağlantıları gibi bütünsel algıyı etkileyecek çok sayıda noktada farklılaşma ihtimali varken, birbirine bu denli yakınlaşan tasarımların, nihai kullanıcılar tarafından ürünlerin aynı kaynağa/aynı tasarımcıya/aynı firmaya ait ürünler olduğunu düşünmesine yol açacak bir benzerlik taşıdığı, buradaki benzerlik düzeyinin haksız rekabetin varlığı için aranılan şartları sağlar nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalıların tümü bakımından, .... D. İş sayılı dosyasında yapılan delil tespitinde alınan raporda satışa konu linklerden sorumlu oldukları belirtildiğinden (yukarıda açıklanmıştır), tüm davalıların haksız rekabet hükümleri kapsamında sorumlu bulundukları değerlendirilmiştir.
Davacılar vekilinin sair taleplerinin tasarım hakkından kaynaklı olarak talep edildiği değerlendirildiğinden ve tasarım hakkına tecavüz konulu dava da reddedildiğinden, fazlaya dair istem kapsamında reddedilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup; yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacının tescilli tasarım hakkına tecavüz iddiaları yönünden davanın reddine; haksız rekabet iddiaları bakımından fiili kullanıma dair ürün incelenmek suretiyle yapılan değerlendirme neticesinde davanın kabulüne ve davalılar eylemlerinin TTK 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin teşkiline ve haksız rekabetin önlenmesine ve fazlaya dair istemlerin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Tescilli tasarım hakkına tecavüz ve buna bağlı iddialar yönünden davanın reddine,
2-Haksız rekabet yönünden davanın kabulüne,
3-Davalılar eylemlerinin TTK 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin önlenmesine,
4-Fazlaya dair istemlerin reddine, ,
5-Alınması gereken 855,20 TL harçtan peşin alınan 482,00 TL harcın düşümü ile 373,20 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca kabul edilen kısım yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca reddedilen kısım yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Kabul oranının takdiren davacı lehine 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 10.446,70 TL yargılama giderinden payına düşen 5.223,35 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 116,60-TL
Tamamlattırılan Harç 427,60-TL
Posta Masrafı 981,00-TL
Bilirkişi Masrafı 8.800,00-TL
İstinaf kan. Yoluna 162, 20TL
İstinaf karar harcı 59,30 TL
Toplam 10.446,70-TL