T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/261
KARAR NO : 2024/291
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
Av. ... - ...
Av. ... - ...
: 2- ... - ...
: Av. ... - ...
Av. ... - ...
Av. ... - ...
: 3- ... - ...
: Av. ... - ...
Av. ... - ...
Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
: 2- ... ...
... - ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 24/05/2023
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
TALEP:
Davacılar vekili 24/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkillerinin ... ( ... ) nezdinde ... sayılı ve "sirkenin ustasından ..." ibareli markayı 29, 30, 32 ve 35. sınıflarda tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlanması üzerine davalının “ ... ” ismi ile eskiye dayalı kullanım hakkı ve kötü niyet iddiasına dayalı olarak itirazda bulunduğunu, davalı itirazlarının SMK 6/3 düzenlemesi sonucunda kısmen kabul edildiğini ve müvekkili başvurusundan “(Sınıf 29:) Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, (Sınıf 30:) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, (Sınıf 32:) Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, (Sınıf 35:) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar", "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar", "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" çıkartılmasına karar verildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı .... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira müvekkillerinin ... Ltd. Şti. isimli işletme ile bir çok marka adı altında sirke ve sos üretimi ve satışı sektöründe faaliyet gösterdiğini, önceye dayalı hak iddiası için markanın tescilsiz olması gerektiğini, davalının önceye dayalı kullanım iddiasının dayanağı olan kullanım döneminin itiraza mesnet markanın kendi adına (veya şirketi adına) tescilli olduğu dönem olduğunu, davalının "..." markası üzerindeki tüm haklarını devrettiğini, dolayısıyla devirden sonra bir hakkının kaldığından da bahsedilemeyeceğini, ... sayılı markanın devir silsilesi ile müvekkiller .... ve ... adına tescilli hale geldiğini, dava konusu “ ...” markasının hali hazırda müvekkilleri adına tescilli olan "..." markasının bir yan markası veya slogan marka olarak tasarlandığını, müvekkillerin ortağı ve yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti. firmasının davalının mesnet markayı devrinden sonra markayı hukuka uygun şekilde kullanımına ilişkin faturalar mevcut olup, bu yönden değerlendirme yapıldığında da davalı ...’in gerçek hak sahibi olmadığını ileri sürerek, ...’in ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı Kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkilinin kardeşi ve davacıların murisi ...'in, “... İht. Mad. Loj. Paz. San. Tic.Ltd.Şti.” nin ortağı iken, şirket müdürlüğüne 13/10/2009 tarihinde “10 yıllık süre için” atandığını ve müdürlüğünün sona ereceği 13 Ekim 2019 tarihinden önce, 05.09.2019 tarihinde ve ... sayılı, 06.09.2019 tarihinde ve ... sayılı markaları müvekkilinden habersiz, ortaklar kurulu kararı olmaksızın, muvazaalı olarak devrettiğini, ... sayılı dava dosyasına konu edilen markaların usule uygun olmadan devrinin yapıldığını, anılan dosyada davanın kabulüne karar verildiğini, davacıların iddialarının aksine ilgili karar neticesinde davacıların tescil üzerindeki haklarının sona erdiğini, davacıların işbu dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahipliği bulunmadığını, davacı iddiaları aksine ... Şirketi ve müvekkilinin dava konusu marka üzerinde üstün hakkı olduğunu, işlem dosyasına yaklaşık 200 adet fatura sunduklarını, bu faturalarda 2007 – 2021 yılları arasında ...’in ticaret ünvanı olarak ürün markası olarak aktif ve yoğun bir şekilde kullanımının sabit olduğunu, müvekkilinin markasını fasılasız bir şekilde kullandığını, davacının sunduğu 2 adet faturanın itibar edilebilir olmayacağını, asıl davacıların tescil taleplerinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin “...” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin eskiye dayalı haklarına halel getireceğini, tescili talep edilen emtiaların müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu emtialar olduğunu, davacıların davaya konu markayı tescil ettirmesi halinde, aynı ve benzer neviden sayılan hizmetler bakımından, aynı sektör içerisinde, orta seviyedeki tüketici tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka ile faaliyet gösteren bir firma daha ortaya çıkacağını, taraflar arasında .... E sayısı ile görülen benzer bir davanın daha olduğunu, "... 1961” ibareli markaya ilişkin olarak görülen davada da Kurum tarafından benzer şekilde verilen ret kararının iptalinin istenildiğini, anılan dosyada bilirkişi raporunun lehlerine geldiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/3'e dayalı, davacılar başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahısların ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/3 maddesine göre gerçek hak sahipliği koşularının oluşup oluşmadığı ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 29/03/2023 olduğu, 24/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ:
Dava konusu ... sayılı marka başvurusu, ... nezdinde 29, 30, 32, ve 35. sınıfları kapsar mal/hizmetler yönünden yapılmış, başvurunun ...'de ilânı üzerine davalı yanca itirazda bulunulmuş, itiraz üzerine ...'ca itiraz haklı görülmeyerek reddedilmiş, söz konusu karara karşı davalı tarafça bir kez daha itiraz edilerek başvurunun bir kez daha reddi talebiyle itirazda bulunulduğu, davalı itirazlarını inceleyen ...’nun 28.03.2023 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle;
“... başvuru numaralı "sirkenin ustasından ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 (3), (6) ve (9) uncu bentleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede ... sayılı ... kararında da belirtildiği üzere, eskiye dayalı kullanım iddiasını ispatlamak için sunulan bir bölüm fatura üzerinde başvuruya konu "sirkenin ustasından ..." ibarelerinin markasal olarak kullanımının bulunmadığı görülmekle birlikte 2007 yılından başlamak üzere günümüze kadar itiraz sahibi "..." tarafından düzenlenmiş faturaların bulunduğu, bu faturaların "..." markalı üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke ürünlerinin çeşitli şirketler adına satışına yönelik olduğu görülmüş, işbu başvurunun başvuru tarihinden önce "..." ibaresinin itiraz sahibi tarafından "üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke ürünleri" üzerinde 2007 yılından itibaren kesintisiz ve yoğun şekilde markasal kullanımının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda itiraz sahibinin üzerinde kullanımını ispatladığı "..." ibaresi ile güçlü bir benzerlik arz eden başvurunun tescil kapsamından "üzüm sirkesi, limon sosu, elma sirkesi, nar ekşili sos, beyaz sirke ürünleri" ile aynı/benzer/ilişkili malların 6769 s. SMK'nın 6 (3) bendi uyarınca çıkartılması gerekmiştir. 6769 s. SMK'nın 6 (6) bendi "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir" hükmünü amirdir. Belirtilen kapsamda yapılan incelemede başvurunun, "..." isimli itiraz sahibinin isminin bir bölüm olduğu hususu dikkate alındığında başvurunun 6(6) bendi kapsamında reddi gerektiği iddiası da isabetli görülmemiştir. 6769 s. SMK'nın 6 (9) bendi " Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir" hükmünü amirdir. Belirtilen bent kapsamında yapılan incelemede dosya kapsamı ve başvuru sahibi ile itiraz sahibi arasında devam eden hukuki süreçlerin varlığı da dikkate alındığında başvurunun kötü niyetli yapıldığı yönünde kesin bir kanaate ulaşılamadığından bu gerekçenin kabulü mümkün olmamıştır.
Öte yandan başvuru sahibi tarafından sunulan karşı görüş dilekçesinde başvuru sahibinin mevcut tescilli "..." markalarının varlığına dayanılarak başvuru sahibinin kazanılmış hakkı bulunduğu ileri sürülmekle birlikte bu markaların devir işlemiyle ilgili olarak hukuki süreç yürütüldüğü, bu markaların çekişme konusu olmaktan çıkmadığı tespit edilmiş ve başvuru sahibi iddiası haklı bulunmamıştır. Belirtilen nedenlerle işbu itirazın "(Sınıf 29:) Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, (Sınıf 30:) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, (Sınıf 32:) Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, (Sınıf 35:) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar", "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar", "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından kısmen kabulü gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davalı taraf itirazlarının kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 28/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"- Davalı yanın, uyuşmazlık konusu markanın da esas unsuru olan “...” ibaresi üzerinde 2007 yılına uzanan markasal kullanımlarından kaynaklı üstün ve gerçek hak sahibi olduğu,
- Davalının üstün hak sahipliğinin “üzüm sirkesi, limon sosu, turşu kur, elma sirkesi, nar ekşisi/nar ekşili sos” ürünleri ve bu ürünlerin satışı hizmetlerinde olduğu,
- Dava konusu marka ile davalının üstün hak sahibi olduğu marka arasındaki yüksek düzeyli benzerlik ile birlikte başvuru kapsamında reddine karar verilen mal ve hizmetler ile davalı yanın üstün hak sahipliği bulunduğuna kanaat getirilen mal ve hizmetler arasındaki benzerlik bütün olarak incelendiğinde, redde konu emtiaların tamamı açısından davalı yanın üstün hakkından kaynaklı tescil engelinin mevcut olacağı" ifade edilmiştir.
İtirazlarını karşılar nitelikte alınan 25/04/2024 havale tarihli ek raporda özetle;
"Sayın Mahkemece heyetimize verilen görevlendirme ile sınırlı olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda kök rapor neticesinde ulaşılan kanaatlerin aynı şekilde korunmakta olduğu görüş ve kanaatlerine takdiri mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
Yukarıda izah edildiği gibi işbu davanın konusunu; dava konusu marka başvurusunun "(Sınıf 29:) Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, (Sınıf 30:) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, (Sınıf 32:) Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, (Sınıf 35:) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar", "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar", "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri yönünden SMK m. 6/3 düzenlemesi kapsamında kısmen reddi yönündeki ... kararının isabetli olup olmadığı yönünden yapılacak inceleme oluşturmaktadır.
... KARARININ GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilmekte veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınabilmektedir.
Burada söz konusu olan; tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ayırt edici nitelikteki herhangi bir işarettir. Dolayısıyla bu kullanıma dayalı üstün bir hakkın varlığı, işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasına bağlıdır. Ticaret sırasında kullanma, marka hukukuna özgü kullanma suretiyle gerçekleşir.
Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nispi ret nedenine konu teşkil eden durum, işaretin itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işaret ile kaynağı arasında nispeten bir aidiyet kazandırılmış olmasıdır. Yani, bir markanın tescil başvurusundan önce, bu işaret bir başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanma neticesi ayırt edici nitelik kazandırılmışsa, bu hakka dayanarak sonraki tescil engellenebilir.
Bu nedenle tescilsiz kullanım ile kast edilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek değildir. Başka bir ifadeyle mevzuat anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için sonuç doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada en azından belli bir oranda bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılmalıdır.
Ancak buradaki bilinir/maruf olma durumu ile tanınmışlık olgusu karıştırılmamalıdır. İlk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle markasal etki doğuracak şekilde bir bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi biçiminde anlaşılmalıdır ( ... 23.01.2013 tarihli ilam).
Bir diğer ifadeyle, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli görülmelidir.
Bunun yanı sıra bu kapsamda sağlanacak koruma sadece tanıtımın yapıldığı mal veya hizmetler ve bu mal veya hizmetlerle yüksek düzeyde benzerlik gösteren mal veya hizmetler ile sınırlı olacaktır. Aksi halde, yani başka mal ve hizmetler yönünden de üstün hak sağlanması halinde, marka tescilinin bir anlam ve önemi kalmayacak, bir nevi tescilsiz bir işarete çok tanınmış bir marka statüsü sağlanması söz konusu olacaktır.
Bununla birlikte tescilsiz kullanımın son derece sınırlı olduğu veyahut kullanımların somut deliller ile ortaya konulamadığı hallerde önceye dayalı hak sahipliğinin ispatlanamamış olduğu yorumunda bulunulması gerekecektir. Başka bir ifadeyle markanın münferit kullanımları ile marka tescil kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar önceye dayalı hak sahipliğinin ispatı açısından yeterli görülmeyebilecektir.
Bu genel ilkeler doğrultusunda uyuşmazlık kapsamında işlem dosyasına sunulan delilleri incelenmesi gerekmektedir. Davalı tarafın yayıma itiraz aşamasında gerçek hak sahipliği iddialarına dayanak tuttuğu deliller aşağıdaki gibidir:
- “ ... ” ibarelerinin markasal nitelikteki kullanımlarını ihtiva eden en eskisi 2007 tarihli olmak üzere “üzüm sirkesi, limon sosu, turşu kur, elma sirkesi, nar ekşisi/nar ekşili sos” ürünlerine yönelik 2007-2021 tarihleri aralığında çok sayıda örnek satış faturaları,
- 2010 - 2020 yılları arasına ait ... markalı ürünlerin ambalaj/etiket satın alım faturaları, etiket basım sözleşme örnekleri,
- 2010-2020 yılları arasına ait ... markaları ürünlere ait ambalaj görselleri, somut ürün numune görselleri,
- Davalı yanın 2012 yılı vergi levha örneği,
- ..., ... sayılı markaların davalı adına tescilli olduğunu gösterir tescil kayıtları
- Taraflar arasında ... nezdinde ... E sayı ile görülen davaya ilişkin bilgiler
- Taraflar arasında ... nezdinde ... E sayı ile görülen davaya ilişkin bilgiler,
Davacı taraflar ise dava dilekçelerinde de yer alan beyanları ile uyumlu şekilde ..., ... sayılı “...” ibaresini taşıyan markalar üzerinde tescil sahibi olduklarını, davalı yanın ... sayılı markalarının mahkeme kararları ile iptal edildiğini beyan ettiği, yine işlem dosyasına ... Tüketim Maddeleri…. Ltd. Şti. tarafından kesildiği görülen 2013 - 2022 tarihleri aralığına ait ... markalarını taşıyan sirke, limon sosu gibi ürünlerin satışının yapıldığına yönelik satış faturaları sunduğu görülmektedir.
Davacı taraflar, davalı yanın 28.09.2010 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye nolu marka devir sözleşmesi ile ... sayılı ve "..." ibareli, 30. Sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, nar sosu, üzüm sirkesi, elma sirkesi, limon suyu... Mayalar, kabartma tozları; unlu mamullerin formunu, rengini iyileştirici, bayatlama süresini geciktirici doğal maddeler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) ve mamülleri.” emtialarını kapsayan markasını dava dışı ... Ltd. Şti firmasına devrettiği, devirden sonra bir hakkı kalmadığını, markanın devir silsilesi ile kendilerine geçtiğini iddia etmektedir.
... sayılı markanın devir işlemin “... Ltd. Şti.” firmasına yapıldığı dönemde anılan şirketin ortaklarından birinin davalı ... olduğu, bu durumun ticaret sicil kayıtlarından gözlenebildiği, dolayısıyla davalı yanın kendi adına tescilli markasını kendi ortağı olduğu şirkete devrettiği, daha sonra şirket unvanının değiştiği ve 01.07.2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilan ile unvanın “... Şirketi” ne dönüştüğü, davalının bu şirketteki ortaklıktan çıkmadığı, başka bir ifadeyle davalının, “...” markası üzerindeki tescil hakkını şirketine devretmekle birlikte haklarından tamamen feragat ettiği yorumunun yapılamayacağı gibi davalı tarafça işlem dosyasına sunulan ve 2007-2021 yıllarına ait satış faturalar başta olmak üzere tüm deliller bir bütün olarak incelendiğinde, esasen davalı yanın “Kükrer Kardeşler Pazarlama ...”, “... ...” gibi unvanlar altında “...” markasını fiili olarak zaten kullandığı, bu kullanımın yapılan devir işleminden öncesinde ve sonrasında da devam ettiği anlaşılmıştır.
Bununla birlikte davacı taraflarca “... Tüketim Maddeleri ve Temizlik Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” üzerinden yapılan satışlara yönelik faturalar incelendiğinde ise bu şirketin 22.01.2013 tarihli ticaret Sicil gazetesinde kuruluş ilanının yapıldığı, kurucu ortağının işbu dava davacılarından ... olduğunun görüldüğü, şirket kuruluş tarihi ve şirket tarafından “...” markalı ürün satışlarına yönelik sunulan faturaların, davalı ...’in markasal nitelikteki kullanımların başlangıç döneminden belirgin bir şekilde daha sonraki tarihli olduğu aşikardır. Keza taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi ve önceki iş ortaklık süreçleri de gözetildiğinde, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından satılan ürünlerin de esasen davalı yanın gerçek hak sahipliğinin mevcut olduğu orijinal ürünlere yönelik olduğu değerlendirilebilir. Başka bir ifadeyle bahsi geçen dava dışı şirket üzerinden yapılan satışların da esasen davalı tarafa ait ürünler olduğunun değerlendirilebileceği, ancak bu durumun davacıların “...” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu yönünde bir yoruma yol açmayacağı gibi tarafların, barışçıl bir birliktelikle birbirlerinden bağımsız iki ayrı marka kullandıkları sonucunu da doğurmayacağı değerlendirilmiştir. ... sicil kayıtlarında yer alan markaların, dava dışı ... firmasının ilgili dönemde davalı ile birlikte ortağı olan ...’in bu markaları kendi üzerine devralması sonrasındaki vefatından sonra işbu dosya davacılarına veraset yoluyla geçtiğinin anlaşıldığı, ...’in, bahsi geçen markaları kendi üzerine devir işleminin usule uygun olmayan bir şekilde, şirket ortaklar kararı alınmaksızın gerçekleştirildiği ile ilgili olarak ...’in vefatı sonrasında, işbu dosya davalısı tarafından, davacılar aleyhine ... nezdinde açıldığı anlaşılan ... E. sayılı bir uyuşmazlığın mevcut olduğu da gözetildiğinde, esasen işbu dosya davacılarının, dava konusu “...” markası üzerinde ne gerçek hak sahipliği ne de önceki tescillerden kaynaklı müktesep bir hakkının bulunduğundan bahsedilemeyeceği, zira ... nezdinde görüldüğü anlaşılan ... E. sayılı dosyasında da yapılan devir işleminin usule uygun olmadığı gerekçesiyle iptali yönünde verilmiş bir kararın olduğu anlaşılmılştır.
Bu tespitler ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde davalı yanın “...” – “...” şeklindeki ibareler üzerinde 2007 yılından süre gelen fiili markasal kullanıma dayalı olarak, davacılara nazaran üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, davalı yanın bu faaliyetlerini “sirke, limon sosu, nar ekşisi/nar ekşili sos, turşu kur” gibi ürünler aracılığıyla gerçekleştirdiği gözetildiğinde dava konusu şeklindeki bir marka ile ilgili pazarda karşı karşıya kalması muhtemel bir tüketicinin, evvelden beri aynı pazarda faaliyet gösteren davalı yanın “...” markası varken, dava konusu işbu markayı da davalı taraf markası ile ilişkilendireceği, markada “...” isminin bütün olarak yer almasının yanı sıra “sirkenin üstadı” şeklinde kullanılan tamlamanın da doğrudan doğruya davalı tarafın fiili kullanımlarına konu mallara yönelik bir algı yaratmasının da bu intibaı kuvvetlendireceği, neticesinde dava konusu marka ile davalı tarafın üstün hakkına konu marka arasında, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketici grubu olan ortalama tüketiciler nezdinde mutlak şekilde bir iltibas riskinin ortaya çıkmasına yol açacak düzeyde güçlü bir benzerliğin var olduğu değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte başvuru kapsamında reddedilen "(Sınıf 29:) Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, (Sınıf 30:) Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, (Sınıf 32:) Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, (Sınıf 35:) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar", "Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar", "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetlerin, davalı yanın üstün ve gerçek hak sahipliği tespit olunan mallar ile aynı tür ya da benzer benzerlik ilişkisi içerisinde olan mal ve hizmetleri kapsadığı gibi daha dolaylı bir benzerlik ilişkisi olan örneğin “salçalar, meşrubatlar, sebze ve meyve suları” gibi emtiaları da kapsadığı görülmekle birlikte bu noktada özellikle taraf markalarında birebir “...” ibaresinin ortak olarak yer alıyor oluşu, bu ismin bütün olarak ayırt edici ve akılda kalıcı bir niteliğe haiz olması, bu isim altında gerçekleştirilen markasal faaliyetlerin 2007 yılından beri gıda sektöründe süregelmesi ve bunun neticesinde ilgili pazarda belli bir iktisadi aidiyet yaratmış olması, özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin zaman içerisinde bir üst marka yaratarak (somut olay özelinde ...) ürün gamlarında çeşitlenmeye gitmelerinin olağan bir ticari strateji oluşu, başka bir ifadeyle tüketicinin davalı ismini taşıyan markasının fiili kullanımlarına konu “üzüm sirkesi, limon sosu, turşu kur, elma sirkesi, nar ekşisi/nar ekşili sos” ürünleri ve bu ürünlerin satışı hizmetlerinde dava konusu markayı bildiği bir durumda, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde de “...” markasını gördüğünde, bu mal ve malların satışına yönelik hizmetlerin de yine davalı taraf iktisadi kimliği ile ilişkilendirilebileceği, bu durumun davalı lehine üstün hak sağlayacak olduğu, bu nedenle davalı yanın bu hakkının, redde konu mal ve hizmetlerin tamamı yönünden dava konusu markanın tesciline engel olacağı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davalı şahıs ve davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.