T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/386 Esas - 2024/278
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/386
KARAR NO : 2024/278
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1- ....
2- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
: Av. ...
: 2- ...
: Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/07/2024
BİRLEŞTİRİLEN ..... SAYILI DOSYASI
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
DAVA : Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 16/10/2023
KARAR TARİHİ : 25/10/2023
TALEP:
Davacı vekili 13/10/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, ayrıca birebir aynı emtialarda kullanılacaklarını, dolayısıyla ortalama tüketiciler nezdinde bu derecede benzer markaların karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabulünün gerektiğini, davacıların faaliyet gösterdiği sektörde tanınmış ve iyi bilinir firmalar olduğunu, davalı şahsın basiretli bir tacir olarak davacıların tescilli markalarından haberdar olması gerektiğini, hal bu iken davalının davacıların tescilli ve tanınmış markalarına bu derecede benzer bir markayı kendi adına tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davacıların tanınmışlığı ve sektöründe kalite sembolü olması nedeniyle davalı şahsın dava konusu edilen markanın tescilinden ve kullanımından haksız bir kazanç sağlayacağını ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıların ... nezdinde davalı şahsın ileri sürdüğü kullanım ispatı talebine rağmen, itirazlarına mesnet aldıkları markalarının ciddi biçimde kullanıldıklarını ispat edemediklerini, zira davacıların sunmuş olduğu faturaların ve fotoğrafların hiçbirinin kullanımın ispatı gereken 26/07/2016 -25/07/2021 tarihleri arasındaki döneme denk gelmediğini, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan bir benzerlik bulunmadığını, tarafların faaliyet gösterdiği sektörlerin farklı olduğundan davacılarının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da yerinde ve doğru olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 14/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 13/10/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli markalar gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir
...
Yapılan inceleme sonucunda, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet ... sayılı markaların kapsamlarındaki malların/hizmetlerin mahiyeti ve başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerliği bir arada değerlendirildiğinde başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
"
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"..."
(...)
07, 12. Sınıflar. (Dava konusu edilen markanın kapsamından, davacılardan ... Gayrimenkul’un itirazları neticesinde 35. Sınıftaki emtialar çıkarılmıştır.)
Davacı Markaları
"... "
(...)
19, 35, 36, 37, 41, 42, 43, 44. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/04/2024 havale tarihli raporda özetle;
"1)... kararının iptali talepli dava yönünden; davacıların ... sayılı markalarının SMK m. 6/1 hükmü kapsamında korunmasının talep edilemeyeceği,
2)Davacıların .... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
3)Dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği,
4)Dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin, bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı,
5)(3) ve (4) nolu bentlerdeki değerlendirmelerden dolayı, (2) nolu bentteki tespite rağmen; karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
6)Hükümsüzlük talepli dava özelinde52; davacıların “tanınmışlık” iddialarının dava konusu edilen markanın hükmüne bir etkisinin olamayacağı,
7)Hükümsüzlük talepli dava özelinde53; davacıların “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
8)Dava konusu edilen ... kararlarının, (5) nolu bentteki değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
9)Davacıların hükümsüzlük taleplerinin, (5) ve (6) nolu bentlerdeki değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
KULLANIM İSPATI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME
Davalı şahıs, ... nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde davacıların itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markalarının, tescilli oldukları emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir.
... kararı iptali talepli davada kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacıların itirazlarına mesnet aldığı markalarının davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihi itibariyle en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacıların kullanmama def’ine muhatap ... sayılı markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, bu tarihlerin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 26.07.2021 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 26.07.2016 tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, davalının kullanım ispatı talebinin, bu talebe muhatap markalar yönünden süre açısından dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir. Bütün bunlara göre;
Somut olayda, incelenmesi gereken hususlar, davacıların .... sayılı markalarının;
✓Davacılar tarafından,
✓Tescilli oldukları emtialarda,
✓Türkiye sınırları içerisinde,
✓Ciddi bir şekilde,
✓Markasal hüviyette,
✓26.07.2016-26.07.2021 tarihleri aralığında ve
✓Tescillerine uygun olarak,
kullandıklarının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır. Davacıların marka işlem dosyasına sunmuş olduğu fatura örneklerinden, ... sayılı markanın, gayrimenkul satışına ve kiralanmasına ilişkin hizmetlerde 2017-2021 tarihleri aralığında, yoğun ve ciddi bir biçimde markasal hüviyette kullandığı anlaşılabilmekte ise de, ... sayılı markanın tescili kapsamına bu hizmetlerin girmediği görüldüğünden, davacıların kullanmama def’ine muhatap diğer markalarının da kullanıldığına dair marka işlem dosyasına hiçbir delil sunulmamış olduğundan, ... kararının iptali talepli dava yönünden davacıların .... sayılı markalarının SMK m. 6/1 hükmü kapsamında korunmasının talep edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 07, 12'inci sınıflardaki:
"07: Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar. İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar, içecek yapım ve işleme makineleri. Kara taşıtları için olanlar hariç motorlar, elektrikli motorlar, bunların parçaları ve tertibatları: hidrolik, pnömatik kontroller, kara taşıtları için olanlar hariç frenler, balatalar, krank milleri, dişliler, silindirler, pistonlar, türbinler, filtreler; kara taşıtlarında kullanılan ve bu sınıfta yer alan parçalar: taşıtlar için yağ, yakıt ve hava filtreleri, egzozlar, egzoz manifoldları, silindirler, silindir başları, pistonlar, karbüratörler, yakıt dönüşüm cihazları, enjektörler, yakıt tasarruf cihazları, pompalar, valfler, marşlar, dinamolar, bujiler Rulmanlar, bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, elektrikli, hidrolik ve pnömatik zımbalama makineleri ve tabancaları, elektrikli yapıştırıcı tabancalar, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, elektrikli el matkapları, motorlu el testereleri, dekupaj makineleri, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Elektrikli ve gazlı kaynak makineleri, elektrikli ark kaynak cihazları, elektrikli lehim cihazları, elektrikli ark kesme cihazları, elektrikli kaynak makine elektrotları ve bunlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Ambalajlama makineleri, doldurma-tapalama ve kapatma makineleri, etiketleme makineleri, tasnifleme makineleri ve yukarıda sayılan makinelerle aynı işleve sahip robotlar ve robotik mekanizmalar (elektrikli plastik kapama/mühürleme cihazları [paketleme] dahil). Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil). Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır/bulaşık yıkama makineleri, ısıtmalı olmayan santrifüjlü çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları. Otomatik satış makineleri. Galvanizle kaplama ve elektroliz (akımla kaplama) makineleri. Elektrikli açma kapama mekanizmaları. Makine ve motorlar için silindir contaları.
12: Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "... " ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 19, 35, 36, 37, 41, 42, 43, 44. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Davacıların markaları, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden tescilli değildir ve korunmamaktadır. Ancak; davacı tarafın bir kısım markaları, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 07 ila 12. sınıflara giren emtiaların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden de tescillidir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve ... içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Ancak; ...’ın yeni tarihli kararlarında (... Dairesi’nin 23.01.2019 tarihli ve ... sayılı kararı ve bu kararda atıf yapılan 06.03.2018 tarihli ve .... . sayılı kararlar.); 35/5. Sınıfta genel mağazacılık hizmeti açısından tescilli olma durumunda markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi esnasında, marka işlem dosyasındaki kayıtlara göre söz konusu markaların fiilen satışa sunulan alt ürün grupları dikkate alınarak sınıfsal benzerliğin değerlendirilmesi ve söz konusu mağazacılık hizmeti bakımından “çoğun içinde az da vardır” uygulaması dikkate alınmaksızın fiilen satışa sunulan ürünler gözetilerek bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırılması yapılması gerektiği içtihat olunmuştur. Buna göre; davacıların dava/marka işlem dosyasına sunduğu görsel ve delillerden, davacıların 35. Sınıf altında genel mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olan markalarının, 07 ila 12. Sınıflara giren emtiaların satışı hizmetlerinde fiilen kullanıldığı anlaşılamadığından, zaten de davacı tarafın bu yönde bir iddiası da bulunmadığından, davacıların 35. Sınıf kapsamında genel mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olan markalarının, 07 ila 12. Sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden korunamayacağı, bu nedenle de somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmemiş olduğu kanaatine varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamında kalmış olan 07 ila 12. Sınıflara giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/ seçicilik seviyesi incelendiğinde; bunların tüketicinin gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan emtialar olmadığı, hatta bir kısmının da tüketiciler/alıcılar tarafından profesyonel işleri kapsamında satın alındığı fiili gerçekleri gözetildiğinde, tüketicilerin bu emtiaları satın aldığı anda seçicilik/bilinç/ dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacıların markaları, ... görselli olan hariç, kelime markası hüviyeti ağır basan markalardır; işaretlerde “...” ibaresi, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, tasviri/tanımlayıcı cins isimlerle veya davacılar tarafından kurgulanmış, orijinal ibarelerle birlikte birer tamlama oluşturacak şekilde, aynı yazım karakterinde ve puntolarla yazılmıştır. Öncelikle; davacı tarafın ... görselli karma markasında, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi geçmediği gibi, işaretin genel görünümü ve kompozisyonu içerisinde de, “...” kelimesinin tek başına ön plana çıktığı ve baskın olarak, yani markanın esas unsuru olarak algılandığının söylenmesi mümkün görülmemiştir. Aynı şekilde; davacı tarafın “...” ibaresini tek unsur olarak ihtiva eden ... görselli markasının da, hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın, “...” şeklinde algılandığı söylenememektedir. Davacı tarafın, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi yanında, “....” gibi, davacı tarafça kurgulanmış, yani; dilimize yerleşmiş bilinen herhangi bir anlamı olmayan, orijinal kelimelere yer verilen markalarında da, bu ibarelerin markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek olduğundan, zaten de davacı tarafın çatı markası olan “...” ibaresinin tek başına ön plana çıktığı ve işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katkısı en yüksek olan unsur olduğunun söylenmesi mümkün görülmemektedir. Ancak; davacı tarafın diğer markalarında, “...” ibaresi, “....” gibi cins isimlerle/anlamlı kısaltmalarla veya “bahçelievler” gibi coğrafi yer adlarıyla birlikte, birer tamlama oluşturacak şekilde kullanılmış olduğundan, davacı tarafın çatı markası olmasına rağmen, bu işaretlere markasal hüviyette ayırt edicilik katan esaslı unsurun “...” ibresi olduğu değerlendirilmiştir. Bundan sonra; Dava konusu edilen marka da, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette “...” ibaresi, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle yazılmış halde tek unsur hüviyetinde kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Buna göre; Davacıların bir kısım markası özelinde, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılmış “...” ve “...” kelimelerinin başlangıç kısımlarından itibaren dört harfinin dizinleri de dahil olmak üzere aynı olduğu, diğer bir ifadeyle, “...” ibaresinin “...” ibaresini, başlangıç kısmında, olduğu gibi ihtiva ettiği görülmekle; davacının “...” esas unsurlu markaları özelinde, taraf markalarının benzer olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen markanın sonuna eklenmiş olan “-sa” hecesinin mevcudiyetinin, markalarda esas/tek unsur olan bu ibarelerde geçen diğer ortak harflerin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani esas unsurları itibariyle karşılaştırılan markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte değildir. Bu iki harf farklılığı, markaları/markaların esas unsuru olan ibareleri “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında “ayırt edilemeyecek derecede benzer” olma durumundan kurtaramamaktadır. Aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle benzer sözcükler sayıldığına dair ...’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte ise, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacıların “...” esas unsurlu markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, aynı sonucu vermektedir. Dava konusu edilen markanın başlangıç kısmında, davacıların bir kısım markasında esas unsur olan “...” ibaresinin aynen geçmesi, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan yakınlaştırmaktadır.
Kavramsal açıdan da; “...” ve “...” ibarelerinin Türkçe’de veya yerleşik olarak bilinen dillerde herhangi bir anlamı yoktur; bu ibareler daha ziyade birer soy isim algısı uyandırmaktadır. Dolayısıyla; karşılaştırılan işaretlerin kavramsal açıdan tüketici zihninde bıraktıkları ilk algının da farklı olmadığı değerlendirilmiştir.
Sonuçta; davacıların “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden .... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; her ne kadar davacıların yukarıda belirtilen markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu değerlendirilmiş ise de, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartı gerçekleşmemiş olduğundan, ayrıca da bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı/seçicilik seviyesi de düşük olmadığından, söz konusu hizmetlerde “.../...” ibarelerini ihtiva eden işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar/kişiler tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları ve her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünme ihtimallerinin olmadığı, davalının markasının, davacıların hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratmayacağı değerlendirilmiştir.
2. TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarında emtia benzerliği şartının gerçekleşmemiş olması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Asıl ve Birleşen Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.