T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/224 Esas - 2024/296
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/224
KARAR NO : 2024/296
HAKİM : .......
KATİP : .......
DAVACI : .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVALILAR : 1- .......
2- .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVALI : 3- .......
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 02/05/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
TALEP:
Davacı vekili 02/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "... ..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalıların bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ....... ilanı üzerine müvekkili tarafından ....... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ....... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira davacının 250’nin üzerinde ürün çeşidinin bulunduğunu, davalıların tescil ettirmek istedikleri ... başvuru sayılı “...” ibareli markanın davacının tescilli ve tanınmış ... sayılı “... ...” ibareli markası ile yakın benzer olduğunu, ayrıca davalıların markasının davacının markasını kullandığı ve tanıttığı 30. Sınıfa giren emtialarda tescil ettirmek istediklerini, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “... ..." markasına ilişkin yoğun kullanımını belgelendiren delilleri sunmuş olmasına rağmen ... 'nın davacının markasının kullanıldığının ispat edilememiş olduğu yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, taraf markalarından “...” ibaresinin ortak olarak geçtiğini, davalıların markasında bu ibarenin başına “ ....... ” harfinin ve sonuna da "..." ibaresinin eklenmiş olmasının işarete markasal hüviyette fazla bir ayırt edicilik katmadığını, davacının markasında geçen “...” ibaresinin de davacının çatı markası olması nedeniyle benzerlik incelemesinde dikkate alınamayacağını, davacı tarafından yıllardır kullanılan “... ...” markasını taşıyan ürünlerin piyasada haklı bir şöhrete sahip olduğunu, davalıların bu haklı şöhretten haksız bir biçimde faydalanmak istediklerini, nitekim davalıların davacının tescilli ve tanınmış markasına bu derecede benzer bir markayı seçmiş olmalarının davalıların bu kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili halinde 30. Sınıfta hükümsüzlüğünü sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs ve şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, markalarda geçen kelime unsurlarının farklı anlamlara gelmeleri nedeniyle de ortalama tüketici nezdinde karıştırılmayacaklarını, ayrıca davacı tarafın davalının ... marka işlem dosyasına sunmuş olduğu karşı görüşlerinde davacının itirazlarına mesnet aldığı markasının kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiş olmasına rağmen marka işlem dosyasına yasal süresi içerisinde herhangi bir delil sunmadığını, dolayısıyla davacının bu markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edemeyeceğini, ayrıca davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek koşulların gerçekleştiğini de somut delillerle ispat edememiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 03/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 02/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ....... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ:
Davalı şahsın ve firmanın, 27.08.2021 tarihinde, müştereken, 30, 35 ve 43. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı "..." görselli marka başvurusunun tescil edilmek üzere ....... ’nde ilanı üzerine davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine ve ... sayılı markasına dayalı olarak, 30. Sınıfa giren emtialar ve 35. Sınıf altında, 29 ila 30. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden, yani kısmen itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin içeriğinde “... ...” markalı “...” ürünlerinin görsellerine yer verdiği, davalıların bu itiraz üzerine davacının itirazına mesnet aldığı markasının tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıldığının ispat edilmesini talep ettiği, davacının bu talep üzerine marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu, davacının itirazını inceleyen ...’nın, 28.10.2022 tarihli ve ... sayılı karar ile, davacının itirazını mesnet alınan tüm gerekçeler yönünden reddettiğini, bu meyanda davacının SMK m. 6/1 hükmüne mesnet aldığı markasının kullanıldığının ispat edilemediğinden dayalı itiraz reddedilmiş olduğundan davacının markalarının kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesine gerek görülmediğini belirttiği, bunun üzerine davacının aynı gerekçelere ilaveten SMK m. 6/4 hükmüne ve aynı markaya dayalı olarak tekrar itiraz ettiği, itiraz dilekçesi içeriğinde yine “... ...” markalı “...” ürünlerinin görsellerine ve bunların e-ticaret platformlarında satıldığına ilişkin ekran görüntülerine yer verdiği, bu itirazın da ...’in ...’nun huzurda dava konusu edilen 02.03.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile bütünüyle ve nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali tanınmış marka ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir.
6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı "... ..." ibareli marka görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da tüm gerekçeleriyle birlikte reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası Davacı Markaları
" ....... " " ....... "
(...) (...)
30, 35, 43. sınıflar. 05, 29, 30. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 18/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1. Markanın Kullanımına İlişkin Değerlendirme: Dosya kapsamındaki bilgilerden davacının markasını 27.08.2016 ila 27.08.2021 tarihleri arasındaki kesintisiz olarak “ ....... " için kullandığı görülse dahi söz konusu ürünlerin “Şekerlemeler, lokumlar, helvalar, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme)”ler içinde kullanması sıklıkla karşılaşılan bir durum olması ve davacıdan tüm olası kullanımları kanıtlamasının ticari hayatın gerçekleri ile örtüşmeyeceği ve beklenilmesi makul olmayan bir durum olduğu için davacının markasını “ ....... ” bakımından kullandığı değerlendirmekle birlikte bu hususta takdir Sayın Mahkemenindir.
2. SMK m. 6/1 Kapsamında Değerlendirme: Davacı ve davalı markalarının kapsadığı mal ve hizmetler, ayniyeti/benzerliği/türdeşlik arz etmektedir. Ayrıca davacı ve davalı markası görsel, işitsel ve kavramsal olarak büyük ölçüde benzerlik arz etmektedir. Sayın Mahkemenin davacı markasının bütün sınıflar bakımından kullanıldığını takdir etmesi durumunda davacı ve davalı markası arasında tüm sınıflar bakımından ilişkilendirme de dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere değerlendirilmektedir.
Sayın Mahkemenin davacı markasının “ ....... ” bakımından kullanıldığını takdir etmesi durumunda davacı ve davalı markası “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” bakımından ilişkilendirme de dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere değerlendirilmektedir.
Sayın Mahkemenin davacı markasının bütün sınıflar bakımından kullanılmadığını takdir etmesi durumunda SMK m. 19/2’ye göre itirazın reddine karar verilip verilmeyeceği hususunda takdir Sayın Mahkeme’nindir.
3. SMK m. 6/3 Kapsamında Değerlendirme: SMK m. 6/3 hükmü açık olup, bu hüküm “tescilsiz bir markanın/işaretin ticarette kullanılmasından doğan bir öncelik hakkı”nı korumaktadır. Davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı markaları ise tescillidir ve korunması SMK m. 6/3 hükmüne göre değil, m. 6/1 hükmüne göre istenebilir. Ancak SMK m. 6/3’e göre bir değerlendirme yapılacak olursa:
Somut olayda davacının davalı markasından önce “ ....... ” bakımından markasını kullandığı görülmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında kullanıma ilişkin yapılan açıklamalardaki bilgilere göre Sayın Mahkeme’nin yeterli bir markasal kullanımın varlığını takdir etmesi durumunda davacı söz konusu ürünler için SMK m. 6/3 hükmüne dayanabilecektir. Ancak bu durumda dahi SMK m. 6/1’de ulaşılanla aynı sonuca ulaşılacaktır.
Bu sebeple burada SMK m. 6/1’deki değerlendirmemize atıfta bulunmaktayız. 4. SMK m. 6/5 Kapsamında Değerlendirme: SMK m. 6/5’teki şartların somut olayda gerçekleşmediği ve bu sebeple SMK m. 6/5 hükmünde dayanılamayacağı takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere değerlendirilmektedir.
5. SMK m. 6/9 Kapsamında Değerlendirme: SMK m. 6/9 anlamında bir kötüniyetin bulunup bulunulmadığının tespiti hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği," ifade edilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazlarını karşılar nitelikte 12/03/2024 havale tarihli ek rapordan özetle;
"1. Tarafların yapmış oldukları itirazlar kapsamında kök rapordaki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere yapılmış olan değerlendirmelerimizde bir değişiklik söz konusu olmayıp kök rapordaki değerlendirmelerimize atıfta bulunmaktayız.
2. Yukarıdaki tabloda koyu harflerle gösterilen davacı markası kapsamındaki mal/hizmetleri ile davalı markası kapsamındaki mal/hizmetler benzerlik arz ettiği değerlendirilmektedir:
30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez
35 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için… Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez
Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller… mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" şeklinde bildirilmiştir.
Mahkememizce yukarıda belirtilen bilirkişi kök ve ek raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin yeni heyetten rapor talebinin kabulü ile alınan 24/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"1) ... kararının iptali talepli dava özelinde; davalı tarafın kullanım ispatı talebine cevaben davacının marka işlem dosyasına delil sunmadığı görüldüğünden, davacının ... sayılı tescilli markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edemeyeceği,
2) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
3) Dava konusu edilen tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu,
4) Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat/özen/bilinç seviyesinin yüksek olmadığı,
5) (2), (3) ve (4) nolu bentlerde yer verilen değerlendirmelere göre, hükümsüzlük talepli dava özelinde, taraf markaları arasında, dava konusu edilen tüm emtialar açısından karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,
6) Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalıların markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
7) Davacının “kötü niyet” iddiasının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
8) Dava konusu edilen 02.03.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (1) ve (6) nolu bentlerdeki değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
9) Davacının kısmi49 hükümsüzlük talebinin, (5) nolu bentteki değerlendirme ile uyumlu olduğu," ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Mal/Hizmet Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30, 35, 43.'üncü sınıflardaki:
"30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.
35 Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yukarıda sayılan ve 30. Sınıfa giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf, dava konusu edilen markayı, sadece bir kısım emtialar yönünden dava konusu etmiş olduğundan, yukarıda sadece bu emtialar yansıtılmış ve inceleme ve değerlendirmeler de sadece bu emtialar esas alınarak yapılmıştır (30.sınıf).
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ... sayılı "... ..." ibareli meydana geldiği kapsamında 05, 29, 30. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davalıların markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen, 30. Sınıftaki emtiaların tamamı, davacının markasının tescili kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş emtialardır; zira bunlar, benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, son kullanıcıları, hedeflenen alıcı profilleri ve satış kanalları aynıdır, birbirleri yerine ikame imkanları ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri vardır ve benzer markaları bu emtialarda kullanılırken gören alıcıların markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurması mümkündür. Ayrıca; her ne kadar davacının markası, 35. Sınıfa giren satış hizmetleri yönünden tescilli değil ise de, 30. Sınıfa giren emtialar yönünden tescillidir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve ... içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir. Dolayısıyla, somut uyuşmazlıkta; dava konusu edilen emtiaların tamamı açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu sonucuna varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu edilen gıda emtialarının hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olayımıza bakıldığında; bu gıda ürünleri nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin -ki aralarında çocuklar da bulunmaktadırmarkaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markaları, renk ve şekil unsurlarının kullanılmadığı sırf kelime markalarıdır; davacının markasında düz yazım karakterindeki siyah renkli kalın ve büyük harflerle ayrı olarak yazılmış “... ...” kelime öbeği işaretin tek unsurudur. Bu öbeği oluşturan kelimelerden “...” ibaresinin davacının çatı markası ve ticaret unvanının ayırıcı unsuru olduğu, davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu beyan ve delillerden anlaşılabilmektedir. Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası veya bir firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Dolayısıyla; davacının markasında markasal hüviyette esas korunma altına alınmış olan esas unsurun “...” ibaresi olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, dava konusu edilen markada da el yazısı karakterindeki harflerle, büyük puntolarla yazılmış olan “...” ibaresinin, işaretin alt kısmına, daha küçük puntolarla yazılmış olan “...” ibaresine nispeten görsel açıdan ön planda olduğu ve markanın esas unsuru olduğu değerlendirilmektedir.
Dava konusu edilen markada esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ibaresi, davacının markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin başına “D’” takısının getirilmesiyle oluşturulmuştur. Diğer bir ifadeyle; davacının markasının esas unsuru olan ibare, dava konusu edilen markanın esas unsurunun içerisinde aynen geçmektedir. Taraf markalarının esas unsurları içerisindeki bu harf ve dizin ortaklığından hareketle karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği düşünülmektedir. Aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda ...’ın artık iyice yerleşmiş bir içtihadı vardır. Taraf markaları arasındaki bu ortaklığın; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “... ...”li markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” esas unsurlu markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir.
Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında ortak olan ve aynı biçimde okunan, dizinleri de aynı olan harflerin varlığının, markaları kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelimelerinin, sırayla, İngilizce’de “yönlendirme” ve Fransızca’da “oryantal, doğu medeniyetiyle ilgili” şeklindeki yerleşik anlamlarının (.....), ülkemizdeki konuşma diline ve ticari hayata yerleşmemiş olmaları nedeniyle, ortalama tüketici tarafından bu yerleşik anlamlarının bilinemeyeceği, bu yüzden de markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştırmadığı, tüketicilerin işaretleri “anlamı bilinmeyen yabancı dilde birer sözcük” olarak algılayacakları düşünülmektedir. Bütün bunlara göre; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal/kavramsal açılardan benzerlik olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İlave olarak, dava konusu edilen emtialar yönünden aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağı ve dahi bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin özen/dikkat/bilinç seviyesinin düşüklüğü de gözetildiğinde, davacının “... ...”li markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalıların “...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu emtialarda “.../ ...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin bulunduğu, alıcıların/ tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalıların markasının, davacının markasının markalarının kapsamına giren ve dava konusu edilen emtialar açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği sonucuna varılmıştır.
Ancak; davalıların marka işlem dosyasına sunduğu kullanmama def’i nedeniyle, davacının tescilli markasını yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığının marka işlem dosyası kapsamında yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatlanamadığı fiili gerçeği gözetildiğinde, ... kararının iptali talepli dava özelinde, SMK m. 6/1 hükmünün uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak ... kararının iptali talepli dava yönünden; davacının SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir korumadan yararlanamayacağı, hükümsüzlük talepli dava yönünden ise; dava konusu edilen emtiaların tamamı yönünden, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Markanın tescil öncesinde kullanılması yoluyla ilgili piyasada bilinir hale getirilmesi durumunda, söz konusu marka üzerinde tescil öncesinde hak sahipliği ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda tescil öncesinde işaret üzerinde markasal kullanım yoluyla elde edilen bir hak söz konusudur. Kişiye gerçek hak sahibi sıfatı atfedilmektedir. Diğer bir ifadeyle marka üzerindeki hakkın kazanılması ve korunması açısından önceliğin tescilden önce elde edilmesi de mümkündür. Buna göre bir işareti seçip, kendine mal eden ve markasal kullanım yoluyla ilgili ürün pazarında bilinir hale getiren kişi gerçek hak sahibi konumuna gelmektedir. Gerçek hak sahipliği tespit edilirken işaretin ilgili ürünlerde ilk defa kim tarafından kullanıldığına veya tescil edildiğine bakılmaktadır. Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir.
SMK m.6/3 gereği öncelik hakkına konu edilebilecek kullanım tescilsiz bir marka aracılığıyla olabileceği gibi tescilsiz ticaret unvanı, tescilsiz işletme adı gibi ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. SMK m. 6/3 hükümleri önceki ticaret unvanı ve işletme adını veya tescilsiz olup önceden ticaret hayatında fiilen ayırt edici bir işaret olarak kullanılan markayı sonraki marka başvurularına/tescillerine karşı korumaktadır. Bu doğrultuda marka tescil başvurusunda bir başkasına ait işletme adı/ ticaret unvanı/tescilsiz marka bulunuyorsa bu marka tescilinde bir nispi ret nedeni ve SMK m. 25 atfı doğrultusunda tescil edilmiş bir marka için hükümsüzlük gerekçesi teşkil edebilir.
Davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, dava konusu edilen emtialarda, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının davalıların markasının dava konusu edilen emtialarda tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
3. SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalıların başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalılar tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, hükme esas alınan 24/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, ... iptal talepli davanın reddine, hükümsüzlük talepli davanın kabulüne şeklinde karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
I.... iptal talepli davanın REDDİNE,
II. Hükümsüzlük talepli davanın KABULÜNE ve dava konusu ....... sayılı markanın 30. Sınıfa giren mal/hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Kabul edilen dava yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı şirket ve şahıstan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen dava yönünden davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 6.016,60 TL yargılama giderlerinin yarısının (3.008,3 TL) davalı şirket ve şahıstan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ....... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ....... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/07/2024
Katip .......
e-imzalıdır.
Hakim .......
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 902,00.-TL
Bilirkişi Masrafı 5.5,00.-TL
Toplam 6.016,60.-TL