T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/133
KARAR NO : 2024/255
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ...
: Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
DAVA:
Davacı vekili 19/03/2024 harç tarihli dava dilekçesiyle: Müvekkili şirketin ... nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun ... kararı ile re'sen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez ... (...) 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b), (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa ... + ... ibaresinin sigorta hizmeti sağladığı ve tüketici nezdinde ayırt edilebilir olduğunu ileri sürerek, ...'nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu marka başvurusunun 36’ncı sınıfta yer alan sigorta hizmetlerinde kullanılmak üzere yapıldığını, başvurunun incelenmesiyle 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5/I(b) ve 5/I(c) maddesi uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, bu kararın incelenmesi talebi neticesinde nihai olarak ... kararı ile başvurunun reddine karar verildiğini ve alınan kararın hukuka uygun olduğunu, zira başvuru konusu "...+..." ibareli markanın sigorta hizmetleri sınıfında mutlak tescil engeli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özü, davacının ... sayılı ve 36. Sınıf mal/hizmetler yönünden yapılan"..." ibareli marka başvurusuna ilşkin, 6769 sayılı SMK'nun 5/1-(b) ve (c) madde ve bentleri anlamında tescil engeli bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
İptali istenen ... kararının davacıya 09/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 19/03/2024 tarihinde açılan davanın 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında: "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b, c) bentleri uyarınca reddi kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1(b) bendi gereğince, ayırt edici olmadığı gerekçesiyle reddedilen işaretler, markanın asli işlevini, yani mal ve hizmetlerin kaynağını işaret etme işlevini yerine getirememektedir. Şöyle ki, mal ve hizmetlerin kaynağını işaret etme işlevi; bir mal veya hizmeti satın alan tüketicilerin, eğer söz konusu mal veya hizmetle ilgili deneyimleri olumluysa bir sonraki sefere bunu tekrarlamalarına, ya da olumsuzsa aynı deneyimden kaçınmalarına imkan vermektedir. (....)Bu doğrultuda, bir markanın ayırt edici karakteri, ilk olarak, tescilin talep edildiği mal veya hizmetler açısından; ikinci olarak ise, ilgili mal veya hizmetlerin tüketicilerinden oluşan hedef halk kesiminin algısı açısından değerlendirilmelidir. (...)
Bir işaretin 5/1(c) maddesi açısından değerlendirilmesinde ise işaretin marka olarak hitap edeceği orta düzeydeki tüketici kitlesi esas alınarak bu tüketicilerin tescili talep edilen işareti tescili talep edilen hizmetlerin menşeine/üreticisine işaret eden ayırt edici bir işaret olarak mı yoksa tescili talep edilen hizmetlerin karakteristik özelliklerini gösteren bir işaret olarak mı algılayacağı sorusunun cevaplandırılması gerekir.
İşaretin ayırt ediciliği, esas olarak farklı işletmeler tarafından üretilerek piyasaya sürülen mal ve hizmetlerin, bu malların ve hizmetlerin tüketicileri tarafından birbirinden ayırt edilebilmesi işlevine işaret eder. Ayırt ediciliğin tespitinde tescilin etkili olacağı coğrafi alan, markanın kullanılacağı mal/hizmet, ilgili tüketici algısı ve başvurunun tüm somut koşulları birlikte değerlendirilir. Anlamsal içeriği bir kelimenin ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığının en temel göstergesidir. Kelime tescili talep edilen malların özelliklerini doğrudan belirtiyorsa ve ilgili tüketici kesimi tarafından malın ticari kaynağını göstermekten ziyade malın niteliklerine yönelik ya da promosyon amaçlı bir bilgilendirme algısı yaratıyorsa ayırt edici değildir.
Birden fazla kelime unsuru içeren markaların ayırt ediciliğinin tespitinde, markayı oluşturan her bir kelime ya da bileşenin tek tek değerlendirilmesi yeterli değildir. Bu tür markalarda, markanın ihtiva ettiği kelimelerin tamamı itibariyle bir bütün olarak ilgili tüketici kesimi üzerinde bıraktığı izlenim dikkate alınır.
Yapılan inceleme neticesinde, "..." ibaresinin redde konu hizmetler için tanımlayıcı olduğu ve asgari ayırt edicilik vasfından yoksun olduğu değerlendirildiğinden, başvuru hakkında ... tarafından verilen ret kararı yerinde görülmüştür.
Belirtilen gerekçeler ile itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın ve başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. ... sayılı ... 7. maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre işaretin tescilinin mümkün olmaması için “kaynak gösterme fonksiyonu”na sahip olmaması gerekmektedir.
Zira ... ve üye ülkelerin ulusal mevzuatlarına göre bu maddenin yorumunda hareket noktası markanın esaslı fonksiyonu kavramıdır. Bir markanın esaslı/asıl fonksiyonu, mal ve hizmetleri bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt etmekten ibarettir. Dolayısıyla ürünün bir kişi veya firmaya ait olduğunu tanıtmaya imkan vermesi, yani ayırt edici gücünün olması gereklidir. Eğer ki işaret, ürünün aidiyeti hakkında tüketiciye bir bilgi veremiyor ise marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla ayırt edicilik fonksiyonu, işaretlerin genel ve temel bir özelliğidir (...”).
“Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir. (...).”. ...kararlarında da, ayırt ediciliğin markanın temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunun sağlanıp sağlanmadığına bağlı olduğu ifade edilmektedir. Emsal ... . sayılı kararında:
"556 sayılı KHK ile hüküm altına alınan tanım ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ayırt edicilik fonksiyonu markanın en temel unsurudur. Çünkü, ayırt edicilik markanın üzerinde kullanıldığı bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli tescil şartıdır." denilerek ayırt ediciliğin markanın en temel unsuru olduğuna dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen bu görüşler çerçevesine işaretin, tescili talep olunan emtialar yönünden “kaynak gösterme” fonksiyonunun var olup olmadığı incelenmeli ve bu doğrultuda bir kanaate varılmalıdır.
Kanunun 5/1-c maddesi ise “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere işaretin 6769 s. SMK 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında kalıp kalmadığı hususu, başvuru kapsamındaki emtialar ile işaret arasındaki ilişki gözetilerek değerlendirilmesi gereken bir husustur. Zira tescili talep edilen işaretin kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı ya da ilgili mal ya da hizmetin bir özelliğini ifade edip etmediği değerlendirilirken, başvuru kapsamındaki mallar / hizmetler esas alınmalıdır.
Davacının "..." (...) ibareli marka başvurusunu, 36. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden yaptığı anlaşılmıştır.
6769 SMK m. 5/1-b ve 5/1-c Maddesi Yönünden Yapılan Değerlendirme
Uyuşmazlık kapsamında davacının dava konusu "...+ ..." ibareli marka başvurusu, “sigorta hizmetlerinin sunulduğu market/işyeri/platform” anlamını taşımakta olup, ilgili tüketiciler tarafından, redde konu olan 36. sınıftaki “Sigorta hizmetleri” bakımından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu ve bu kapsamda SMK 5/1(b) bendindeki şartın sağlanmadığı değerlendirilmiştir.
Marka, yukarıda da ifade olunduğu üzere, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Ancak anılan ibarenin tescili halinde, markanın emtiaları ferdileştirme ve teşhis edilebilir hale getirme vasfı ortadan kaybolacaktır. Bu nedenle, söz konusu işaret soyut olarak ayırt edici niteliği haiz olsa dahi, somut olarak ayırt edici nitelikten yoksundur. Dava konusu markada olduğu gibi kaynak bildirici bir ibarenin tek bir kişinin tekeline verilmesi halinde, yine aynı alanda faaliyette bulunan bir başka kişi veya şirketler, dava konusu “...” ibaresini tek unsur, esas unsur, hatta yardımcı unsur olarak kullanamayacaklar, kullanmaları halinde ise daha önce tescil etiren kişinin benzerlik iddialarıyla karşılaşabileceklerdir. Bu durum da ticari rekabeti haksız bir şekilde sınırlandıracaktır.
Öte yandan mal veya hizmetin cinsini, çeşidini gösteren sözcük ya da resmin marka olarak tescili, bu işaretin doğrudan doğruya ve özel bir zihni çaba harcamaya gerek duyulmaksızın mal veya hizmetin kendisini ya da türünü ifade ettiği hallerde yasaklanmıştır. Tescili istenen işaret, mal veya hizmetin cinsini, çeşidini, vasfını, kalitesini, miktarını, amacını, değerini veya coğrafi kaynağını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, -mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle- derhal düşündürüyor, akla getiriyorsa, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/I(c) maddesi anlamında “tanımlayıcı (tasviri) işaret” olarak kabul edilir. Bu kapsamda dava konusu "..." ibareli davacı başvurusunun da 36. Sınıftaki sigorta hizmetlerinde tanımlayıcı bir ibare olduğu ve bu nedenle de mutlak tescil engeline tabii olduğu anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olduğu değerlendirilmiş ve davanın reddine karar vermek gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-... ...'nun ... sayılı kararının iptaline,
3-Alınması gereken 427,60 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.