T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/430
KARAR NO : 2024/235
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 13/11/2023
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 13/11/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin davalı Kurum nezdinde 10, 18, 25, 35, 39, 41 ve 44. Sınıflarda tescil talebiyle ... kod numarası ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun .... 'nde ilanı üzerine dava dışı üçüncü kişilerce ileri sürülen itirazlar sonucunda ilk olarak sınıf kodu 25 ve sınıf kodu 35’in çıkarılmasına ve tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devam ettirilmesine karar verildiğini, bu karara karşı davalı tarafça yeniden itiraz edilerek başvurunun bir
kez daha reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davalı itirazlarını inceleyen ...’nun (...) ... sayılı kararı ile davalı taraf itirazlarının SMK m. 6/9 ret gerekçesi çerçevesinde isabetli gördüğünü ve başvurunun kül halinde reddine karar verdiğini, ancak anılan kararın hatalı olduğunu, zira müvekkilinin ... ilinde estetik ve plastik cerrahi uzmanı olarak çalıştığını, davalı yanın ise sağlık sektörü ile bir ilgisi dahi olmadığını, “...” isminin çokça kullanıldığını, davalı yanın müvekkilinin şikayetleri neticesinde ceza aldığını, davalının kötü niyetle hareket ettiğini, davalı muterizin yukarıda değinildiği üzere, hekim olmadığı ve hatta sağlık personeli olmadığı halde sağlık sektörünü kapsayan sınıflarda tesciller almaya çalıştığını, davalının eskiden beri bir kullanımı olmadığını, davalı muterizin eskiye dayalı kullanım iddiasının doğru olmadığı gibi, ... adresine girildiğinde, siteye erişim engeli olduğunu, davalı muterizin itirazına dayanak kıldığı sitenin hukuki geçerliliği bulunmamakta olup, sitenin zaten 30.01.2019’dan itibaren kullanıma kapalı olduğunu ileri sürerek, ... ...'in ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili dilekçe ve beyanında özetle: Taraflar arasında uzun yıllara dayalı bir husumet olduğunu, tarafların daha evvel birlikte çalıştıklarını, müvekkilinin hastanede ... kaydı olan ve davacı ile aynı bölümde çalışan ve davacının ameliyat ettiği hastalar ile ilgili olarak, hasta ilişkilerinden sorumlu personel olduğunu, müvekkilin oldukça geniş bir çevresi olduğunu, instagram sayfasında 70 bin civarında takipçisi olduğunu, youtube’da tanınmış kişilerin programlarına konuk olarak davet edildiğini, trans bireylere cinsel ilişkiyi sağlayabilmeleri için özel olarak tasarlanan yapay organ üretimi yaptığını, davacı yanın müvekkilinin çevresinden yararlanırken müvekkilinin başka bir doktorla çalışmaya başlaması üzerine taraflar arasındaki ilişkinin bozulduğunu, “...” markasının müvekkiline ait olduğunu, davacının bu ismi almaya çalıştığını, davacının aktif çalışan bir doktor olarak, bu şekilde bir üretim veyahut herhangi bir kliniği vs olmaksızın, müvekkilin yaptığı iş ile ilgili olan ve kendisi ile hiçbir ilgisi olmayan kelimeler üzerinden marka başvurusu yaptığını, hatta davacının müvekkilinin adı ve soyadını dahi kullanarak başvuru yaptığını, müvekkilinin '...'' markasını tescilsiz olarak uzun yıllar kendisi kullandığını, 2018 yılından beri kullanımlarını gösterir paylaşımları olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, markayı tesadüfen seçmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK 6/9'a dayalı, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak, davacı başvurusunun kötü niyetli olmadığı yönünde iddia ile ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının ... başvuru sayılı markasına ilişkin olarak, SMK 6/9 maddesine göre davacı başvurusunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 25/09/2023 tarihinde tebliğ olduğu, 13/11/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı " ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Belirtilen hususlar çerçevesinde, başvuru sahibi ile muterizin daha önce iş ilişkilerinin bulunduğu, başvuru sahibinin ... sayılı "..." ibareli muterizin ad soyadından oluşan markayı tescil aldığı, "..." markasının muteriz tarafından halihazırda kullanıldığı, başvuru sahibi adına yapılmış diğer başvurular incelendiğinde muterizin ad soyadı da dahil olmak üzere kullandığı markaları içeren sistematik başvuru yapıldığının anlaşılması hususları bir arada değerlendirildiğinde sözkonusu başvurunun itiraz gerekçesi markadan haberdar olmaksızın tesadüfen yapmış olmasının beklenebilir olmadığı, aksi yönde bir kabulün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği; başvuru sahibinin basiretli bir tacir olarak sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü varken başkası tarafından kullanıldığını bildiği bir işaretin çok yüksek düzeyde benzeri bir işareti, itiraz sahibinin faaliyet alanı ile ilintili mal ve hizmetleri de kapsayacak şekilde ve herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış; açıklanan gerekçelerle itirazın kabulü gerekmiştir.
KARAR
İtirazın kabulüne ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Başvuru Markası
" ..." "..."
(...) (...)
10, 18, 25, 35, 39, 41, 44. sınıflar 03, 05, 10, 35, 44. sınıflar
Bilirkişi heyetinden alınan 05/06/2024 havale tarihli raporda özetle;
" Rapor kapsamında ayrıntılarına yer verilen tespitler çerçevesinde kötü niyetin varlığına delalet teşkil edebilecek hususlar rapora yansıtılmış olmakla birlikte bu anlamda nihai kararın hukuki bir yorum gerektirmesi nedeniyle Mahkemeye ait olacağı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
İşbu davanın konusu, davacı taraf marka başvurusunun SMK m. 6/9 düzenlemesi kapsamında reddi yönünde verilen ... kararının iptali talebine ilişkindir. Marka ihtilaflarında, ... kararları, işlem dosyasına sunulan sav ve savunmalar ile deliller çerçevesinde yapılan incelemeler sonucunda verilen kararlar olduğundan salt bu kararın iptali istemiyle açıldığı görülen davalarda, ... karar gerekçesi ötesinde bir inceleme yapılması mümkün olmayacaktır. Somut uyuşmazlıkta da ... kararı ile dava konusu marka başvurusunun reddi yönündeki gerekçenin temeli SMK m. 6/9’a dayanmakta olduğundan, mahkememizce salt bu hususta bir inceleme yapılacak olup, davalı tarafın işlem dosyasında ileri sürdüğü sair itirazlar ile ilgili bir değerlendirme yapılmayacaktır.
SMK m. 6/9 düzenlemesi uyarınca “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir.
Doktrinde kabul gören görüşe göre tescilin kötü niyetli olduğu hususu iddia edence ispatlanması gereken bir durum olup bu hususun değerlendirilmesinde önceki markanın özgünlüğü, tanınmışlığı, markanın mizanpajını oluşturan unsurlar, önceki markanın uzun süreli kullanımının veya tescilinin mevcut olup olmadığı gibi unsurlar birbirlerinden bağımsız olarak kötü niyetli tescil edildiği iddia olunan
işaretin hangi niyetle tescil başvurusuna konu edildiğinin belirlenmesinde önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte sözgelimi tanınmışlık tek başına kötü niyetin tespiti için yeter bir kriter olmadığı gibi tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma sağlama amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesi de kötüniyetin varlığı için bir delalettir. Dolayısıyla bu gibi hallerde sözcük unsurunun yanı sıra, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurların da kopyalanıp kopyalanmadığının tespiti yerinde olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta ... karar gerekçesi “başvuru sahibi ile muterizin daha önce iş ilişkilerinin bulunduğu, başvuru sahibinin ... sayılı "..." ibareli muterizin ad soyadından oluşan markayı tescil aldığı, "..." markasının muteriz tarafından halihazırda kullanıldığı, başvuru sahibi adına yapılmış diğer başvurular incelendiğinde muterizin ad soyadı da dahil olmak üzere kullandığı markaları içeren sistematik başvuru yapıldığının anlaşılması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sözkonusu başvurunun itiraz gerekçesi markadan haberdar olmaksızın tesadüfen yapmış olmasının beklenebilir olmadığı, aksi yönde bir kabulün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği; başvuru sahibinin basiretli bir tacir olarak sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü varken başkası tarafından kullanıldığını bildiği bir işaretin çok yüksek düzeyde benzeri bir işareti, itiraz sahibinin faaliyet alanı ile ilintili mal ve hizmetleri de kapsayacak şekilde ve herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği” şeklindedir.
Kurum nezdinde davalı yanın itirazlarını somutlaştırmak adına sunduğu deliller incelendiğinde, itiraz dilekçesi içerisinde davalı yanın halihazırda "...." hesap adı ile kullandığı, daha evvel “...” adını kullandığı anlaşılan instagram hesabına dayandığı, ilgili hesap incelendiğinde en eskisi 12.02.2018 tarihli olan ve “...” şeklinde markasal kullanımlar içerir çok sayıda, düzenli olarak ve ciddi bir yoğunlukta paylaşımlar yapıldığı, paylaşım içeriklerinin yapay organ (penis) üretimi ve satışı hizmetlerine yönelik olduğunun görülebildiği, davalının dayanak yaptığı .... linkindeki kanalının inceleme tarihi itibariyle kapatılmış olduğu ve geçmiş bilgilerine erişilemediği bilirkişilerce tespit edilmiştir. Davalı yanca işlem dosyasına sunulan ekran görüntüsünde 4 yıl öncesine uzanan paylaşımların mevcut olduğu, paylaşım içerikleri gözlenebilir olmamakla birlikte “...” markasını taşıyan ürünlerin tanıtımına yönelik olduğunun anlaşılabilir olduğu, yine “...” tarafından düzenlendiği görülen 19.04.2021 ve 23.05.2021 tarihli irsaliyeli fatura örneklerinin işlem dosyasında bulunduğu, davalı yanın ayrıca davacı ile olan fotoğraflarını, davacının doktor olarak çalıştığı hastane bilgilerini içerir görüntüleri, davacı taraf ile ... gsm numarası üzerinden yapıldığını belirttiği whatsapp yazışmalarından örneklere yer verdiği, davalı tarafça ayrıca, davacı yanın işbu dava konusu marka haricinde ayrıca ... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda da bulunduğu gibi yine kendisinin web sitesinde kullandığını belirttiği bir sloganın ... sayısı ile "Değişim ...'de Başlar" şeklinde başvuru konusu edildiğini gösterir ... kayıtlarına yer verdiği görülmektedir. Bahsi geçen her iki başvurunun da dava konusu ... sayılı başvurudan daha önceki tarihli oldukları görülmektedir. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ışığında, davacı ile davalı taraf arasında işbu uyuşmazlıklar evvelinde ticari bir iş ilişkisinin mevcut olduğu hususunun tarafların karşılıklı beyanlarından anlaşılabilir olduğu, davalı yanın “...” markası ile özellikle Instagram hesabı üzerinden gerçekleştirdiği paylaşımların 2018 yılına dek uzandığı, davalının web sitesi ve Youtube kanalının kapatılmış olunması nedeniyle incelemeye tabi tutulamadığı, ancak Instagram hesabındaki paylaşımların davalının özellikle yapay organ (penis) alanındaki ticari faaliyetlerini ortaya koymaya elverişli olduğu, dolayısıyla davalı yanın “...” markası üzerinde ticari bir kimlik oluşturacak düzeyde yoğun, süreklilik arz eden kullanımlarda bulunduğu ve davalının sağlık sektöründe çalışıp çalışmıyor olmasının bu noktada bir önem arz etmediği değerlendirilmiştir. Zira, sağlık sektöründe faaliyet gösteren herkesin doktor olması beklenemez.
Davacı yanın, davalı ile birlikte eş zamanlı veyahut davalıdan bağımsız olarak bu ibare üzerinde münhasır hak sahipliğini ortaya koyar somut delilleri ne işlem ne de dava dosyasına sunmadığı, taraflar arasındaki sair yargılamaların “...” markası üzerindeki hak sahipliğinin tespitine yönelik olmadığı görülmüştür. Bu halde dosyada mevcut deliller ışığında nihai anlamda “...” markası üzerinde davalının evvelden gelen markasal kullanımlarının mevcut olduğu, bu kullanımlardan davacı yanın da taraflar arasındaki ticari ilişkiden ötürü haberdar olduğunun karineten kabul edilmesi gerekeceği, nitekim davacının, dava konusu başvurudan daha evvel de davalı yanın adından oluşan ... sayılı "..." ibareli bir markayı da tescil ettirmiş olduğu, dolayısıyla davacının hem davalının doğrudan adını marka olarak tescil ettirerek tekeline aldığı hem de “...” şeklinde davalı tarafça tescilsiz marka olarak kullanıldığı değerlendirilen (aksi yönde bir hak sahipliğinin davacı tarafça ortaya konulamadığı) bir işareti tescil ettirdiği, davacının anılan markayı tescil başvurusu esnasında davalı tarafça yürütülen ticari faaliyetlerde kullanılan bir marka olduğunu bilebilecek kişi konumunda olduğu ve buna rağmen, söz konusu markayı, davalı tarafın da temel faaliyet konusunu kapsayan mal ve hizmet sınıflarını da içerecek şekilde başvuru konusu ettiği, davacının ... Bölgesi’nde yaşıyor olmasının dava konusu ibare üzerinde bir hak elde etmesini sağlamayacağı, bu şekildeki bir tescilin, tescilsiz kullanılan işaret üzerindeki hak sahibinin markasını tescil ettirmesini engelleyecek bir sonuç ortaya koyacağı değerlendirilmiştir.
...'nun 16.07.2008 tarih .... sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hali, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görülmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup, olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan ... ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.
Eldeki davada, yukarıda da işaret edildiği gibi taraflar arasında önceye dayalı iş ilişkisinin olduğu sabittir. Davacı tarafın tescil ettirmek istediği "..." ibareli marka ise "..." ibaresi her ne kadar bölge adı olsa da, davalının adı olup, söz konusu markaya çok benzer marka olan "... ..." markası evvelce davalı tarafından tescil ettirilmiş durumdadır. Davacının, davalı markasını ve faaliyetlerini bilmiyor olması hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Nitekim, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesi; "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü haizdir. Yukarıda detaylı olarak gerekçelendirildiği gibi, mahkememizde davacının dava konusu marka tescilinde iyi niyetli olmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın düşümü ile 157,75 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.