T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/384 Esas - 2024/246
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/384
KARAR NO : 2024/246
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2023
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
TALEP:
Davacı vekili 12/10/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Davalı şirketin ... başvuru numaralı tasarım başvurusu gerçekleştirdiğini, tasarım başvurusunun 09.08.2022 tarihli ... sayılı ... ’nde yayımlandığını, müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde davalı şirket tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığı, müvekkil şirket adına tescilli patent, tanınmış markalar ve tasarımlar ile iltibas yarattığı ve ayırt edici özelliklerden yoksun şekilde yenilik unsuru barındırmadığı, işbu sebeple de fikri mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle işbu tasarım tescil başvurusunda yer alan ... numaralı tasarımlara itiraz edildiğini, ... tarafından ... sayılı karar ile ... sıra numaralı tasarım ile itiraza gerekçe gösterdikleri tescilli markalar genel izlenim itibariyle farklı görüldüğünden itirazın reddine karar verildiğini, müvekkilin birçok tescilli markası bulunduğunu ve ... ibareli markası ... no. ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, yanı sıra ... ibareli tasarım tescillerinin de bulunduğunu, davaya konu endüstriyel tasarımın 6769 sayılı SMK’nın 55. ve 56. madde hükümlerine göre yenilik ve ayırt edici özelliklerini haiz olmadığını, tasarım başvurusunun, uzun zamandır müvekkil adına tescilli olan seri markaları haiz tanınmış “...” markasının aynen içermekte olduğunu ve müvekkil markası tasarım görselinde esas unsur olarak ön planda kullanıldığını; başvurunun kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek, ... sayılı ... kararının iptalini ve ... sayılı 2 sıra numara ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden tasarımın tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve tasarımlar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın üzerinde hak iddiasında bulunduğu “...” kelimesinin “...” anlamı ile dilimize yerleşmiş, herkesçe kullanılabilen ve ayırt edicilik vasfı düşük bir ibare olduğunu; bir kek türü/cins adı olan “...” kelimesinin ürünü tanımlamak için başkaları tarafından da kullanılabileceğinin, bir tanımlama sözcüğünü marka/tasarım adı olarak kullanan davacı tarafın buna tahammül etmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinden özetle: Davacının dilekçesindeki yenilik ve ayırt edicilikle ilgili iddialarının SMK hükümlerine aykırı olduğunu, davacının karıştırılma ihtimali ve tanınmışlığa dayalı marka hakkına tecavüz istemlerinin hukuken temelsiz olduğunu, müvekkilinin ... sayılı tasarım başvurusunda bulunmasının davacının marka hakkını ihlal etmediğini, müvekkilinin ... sayılı tasarımının, davacının fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içermediğini; müvekkilinin gıda ambalajı ürünü tasarımında ... ibaresinin yer almasının davacı tarafından yasaklanabilecek bir olgu olmadığını, müvekkilinin tasarımının yenilik ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını gösterir herhangi bir kanıt da sunulamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; davalı başvurusu olan ... sayılı tasarım hakkındaki ... sayılı ... kararının iptali ve tasarımın hükümsüzlüğü istemlerinden ibarettir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'dan celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin, ... başvuru sayılı tasarımın SMK 64/6(d) maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı iddiası ile SMK 67/2 iddiası yönünden, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği ve dava konusu tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... karar tebliğ tarihinin 22/08/2023 olduğu, 12/10/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... sayılı kararında; "
... sıra numaralı tasarımın, itiraza gerekçe gösterilen muterize ait tescilli markalar ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımına dayanılarak reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Akabinde Kurul; ... sıra numaralı tasarımın tesciline marka hakkı ihlali iddiasıyla yapılan itirazı incelemiştir. Söz konusu gerekçenin irdelenmesi neticesinde; itiraz konusu ... sıra numaralı tasarımın görsel anlatımında “...” ibaresinin yer aldığı ancak, tasarımda yer alan ... ibaresinin markasal şekilde kullanılmadığı ve bu ibarenin marka algısı yaratmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan itiraza konu tasarımda yer alan ... ibaresini gören kullanıcıların bu ibareyi ambalaj içindeki ürünün niteliğini belirten/tanımlayan bir adlandırma olarak algılayacağı da değerlendirilmiştir. Bu nedenle muteriz vekilinin beyanının aksine itiraz sahibi adına muhtelif sayılarla tescilli olan ... vd. markaları ile başvuru arasında bağlantı kurulmayacağı düşünülmüş ve açıklanan gerekçelerle “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” gerekçesi de kabul edilmemiştir.
Diğer taraftan her somut olayın kendi koşulları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği biçimindeki genel ilke uyarınca; huzurdaki başvurudan farklı tasarım örneğini haiz marka ve tasarımlar hakkında verilen kararlar da işbu ihtilaf için emsal oluşturur nitelikte bulunmamış ve açıklanan gerekçelerle itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR:
İtirazın reddine ve ... sıra numaralı tasarımın tescilinin devamına, oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Dosya kapsamında uzman heyetten alınan 27/03/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle:
"... a- Davacıya ait tasarım görselleri ve davalı tasarımı arasında yapılan karşılaştırmada, şekil, renk, biçim, desen farklılıklarının açıkça görüldüğü; bu nedenle de bilgilenmiş kullanıcı gözüyle yapılacak incelemede tasarımların yenilik ve ayırt edicilik bakımından benzerlik taşımadığı ve davalı tasarımının hükümsüzlüğüne ilişkin şartların gerçekleşmediği;
b- Resen yapılan yenilik araştırmasında tespit edilen ürünlerin görsel özelliklerinin farklı olduğu ve birbirlerine kıyasla yeni olmadıkları iddiasına dayanak teşkil edecek bir görsel bulunamadığı;
c- Dava dosyasında yapılan incelemede, davalı başvurusunun kötüniyetle yapıldığını gösteren herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı; ancak kötüniyet konusunda nihai takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu;
d- Davacıya ait tescilli markalara nazaran, tasarım üzerinde “...” ifadesinin kullanımının belirgin farklılık taşıdığı ve bu nedenle de bu kullanımın marka ile halk nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, tüketici gözünde tasarım üzerinde yer alan tek başına ... ifadesinin markasal bir kullanım olarak değerlendirilmeyeceği ve ürün, mal ve hizmetlerin işletmesel kökenlerinin aynı olduğu doğrultusunda bir izlenim uyandırmayacağı;" şeklinde görüş bildirilmiştir.
SMK’ya göre “Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür” (SMK md. 55/1). Maddede bahsi geçen görünüm sadece gözle görülüp fark edilen görünüm olmayıp, insanın beş duyusu ile algılayıp farkına varabileceği ve maddede “her türlü bütün” olarak tanımlanan görsellerdir.
Yine aynı Kanunun 56/1 maddesi gereğince, bir tasarımın tescil edilebilmesi için “yenilik” ve “ayırt edici nitelik” kriterlerini taşıması gerekmektedir. “Yenilik” kriteri madde 56/4’de “Bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir” şeklinde tanımlanmıştır.
“Ayırt edici nitelik” kriteri ise madde 56/5’de “Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; başvuru veya rüçhan tarihinden önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir” şeklinde tanımlanmıştır.
Ayırt edici niteliğe ilişkin olarak değinilmesi gereken bir diğer husus, “bilgilenmiş kullanıcı” kavramıdır. Bilgilenmiş kullanıcı; tasarımı kullanarak bilgi sahibi olmuş, tasarımı tanıyan, deneyim sahibi kullanıcı olarak tanımlanmaktadır. Bilgilenmiş kullanıcı olarak tespit edilen kişilerin kesinlikle birer uzman olmadıkları, aksine daha önce ilgili tasarımla karşılaşmış olağan bir kullanıcı olması gerekmektedir. Gerçekten de bilgilenmiş kullanıcı, söz konusu ürünün doğası, görünümü ve teknik olarak sahip olduğu zorunlu özellikleri hakkında bilgi sahibi olan ve başka bir deyişle ürün hakkında uzman kadar olmasa da temel düzeyde bilgi sahibi olan kişidir. Bu bağlamda bilgilenmiş kullanıcının her somut olay için ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir. Bilgilenmiş kullanıcılar birer uzman olmayacakları için tasarımın detaylarındaki küçük farklılıklara dikkat etmeyecek ancak alım tercihlerini etkileyecek hususlarda yapılan değişiklikleri fark edebilecek kişilerdir. Somut olay için heyetimiz hipotetik bilgilenmiş kullanıcıyı emtianın geniş kitleler tarafından bilinebileceği varsayımından hareketle market alışverişlerinde kek, çikolata gibi ürünleri satın alan veyahut başka sebeplerle piyasayı takip etmiş, deneyimli bir tüketici veya satış elemanı olarak belirlemiştir. Bu kişi uzman değildir, ihtiyacı doğrultusunda farklı seçenekleri gözeten ve tercihte bulunacak birisidir.
Yine aynı Kanunun 56/6 maddesinde “Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.” ifadesi geçmektedir. “Seçenek özgürlüğü” ibaresiyle kastedilen, tasarımcının tasarımına ayırt edici nitelik kazandırabilmesi için bir serbest hareket alanının bulunmasıdır. Bunun değerlendirilmesi nesnel olup, kişiden kişiye değişmez. Bir tasarım ne kadar seçenek özgürlüğü taşıyorsa, o kadar hukuki korumayı hak eder. Bir başka ifadeyle seçenek özgürlüğü, tasarımın uygulandığı ürünün işlevini yerine getirebilmesi için zorunlu olan tasarım unsurları dışında tasarım unsurlarının bulunması demektir. Seçenek özgürlüğü yoksa tasarımın korunması zaten mümkün değildir ki bu husus 6769 sayılı Kanunun 58/4-b-c maddelerinde, teknik fonksiyonunun gerçekleştirilmesi için zorunlu unsurların koruma kapsamı dışında kalması olarak açıkça ifade edilmektedir.
Huzurdaki davada, davacının ...-2 no’lu tasarım tescilinin hükümsüzlüğünü istediği ve hükümsüzlük gerekçesi olarak dava konusu tasarım başvurusunun yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine haiz olmaması (SMK m.67/2-b ile SMK m.77/1-a), bir fikri mülkiyet hakkının izinsiz kullanımı (SMK m.67/2-e ile SMK m.77/1-a) ve başvurunun kötüniyetli olması (SMK m.67/2-d ile SMK m. 77/1-a) hukuki sebeplerine dayandırdıkları anlaşılmaktadır.
Bu incelemeye geçmeden önce, tasarım hakkına konu ürün olan, gıda ambalaj tasarımları bakımından tasarımcının seçenek özgürlüğünün de değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan inceleme neticesinde, benzer başlıktaki ambalaj örnekleri incelendiğinde malzeme, üst yüzey işlemleri, desen gibi değişkenleri, ürün formları ve detayları tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiştir.
6769 sayılı SMK m. 77/1-a, “…başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse” bu hususun, hükümsüzlük talebine dayanak oluşturabileceğini ifade etmektedir. Buna karşılık kötüniyetli başvuru hâli ile bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımının iki ayrı hükümsüzlük nedeni olarak değerlendirilmesi uygun düşmektedir. Zira kısmi hükümsüzlüğe, bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı hâlinde izin veren SMK m. 77/2’nin de kötüniyetli başvurudan söz etmemiş olması, kanun koyucunun bu iki hükümsüzlük nedenini birbirinden ayrı değerlendirdiğini göstermektedir. Aşağıda öncelikle kötüniyetli başvuru daha sonra da tescilli markaların tasarım üzerinde kullanılıp kullanılmadığı hususu incelenecektir.
a – Tasarım Başvurusunun Kötüniyetle Yapılması
Tasarımlar bakımından kötüniyetli başvuru hallerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda genel geçer bir kural bulunmamaktadır. Buna karşılık “tasarım hakkının verdiği hak ve yetkiler dışında bu hakların başka amaçlarla kullanılması, başkasının tasarımından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme yapmaya, ticarete engel olmaya veya şantaja yönelik tasarımların tescil başvuruları kötüniyetli olarak değerlendirilebilir. Benzer şekilde koruma süresi biten bir esere veya yenilememe nedeniyle sona eren bir markaya ilişkin olarak tasarım başvurusu yapmak veya marka başvurusu reddedilen başvuru sahibinin başvurusunu tasarım başvurusuna dönüştürmesi gibi hâller, kötüniyetli tasarım başvurusu olarak değerlendirilebilecektir. Yanı sıra tanınmış bir markanın tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıyan tasarım başvuruları başta olmak üzere, bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içeren tasarım başvurularının da doğası itibarıyla kötüniyetli olarak değerlendirilebilmesi mümkündür.
Yukarıda da belirtildiği üzere, kötüniyetli başvuru hallerinin değerlendirilmesi bakımından somut olayda tasarım hakkının verdiği hak ve yetkiler dışında bu hakların başka amaçlarla kullanılması, başkasının tasarımından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme yapmaya, ticarete engel olmaya veya şantaja yönelik bir başvuru veya koruma süresi biten bir esere veya yenilememe nedeniyle sona eren bir markaya ilişkin olarak tasarım başvurusu yapmak veya marka başvurusu reddedilen başvuru sahibinin başvurusunu tasarım başvurusuna dönüştürmesi gibi hâller bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı özellikle ... numaralı tanınmış markasının tasarım üzerinde kullanıldığını ve bu nedenle de kötüniyetli bir başvuru olduğunu ifade etmiş bulunsa da, aşağıda markanın tasarım üzerinde kullanılıp kullanılmadığı ayrıca inceleme konusu yapılacaktır. Bir an için markanın kullanıldığı kabul edilse bile, tek başına markanın kullanımı kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemez. Yanı sıra tanınmış bir markanın tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıması gerekmektedir. Oysaki somut olayda, bir markanın tanınmışlığından haksız yararlanma amacını gösteren herhangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında yer almamaktadır.
b- Tasarımın Bir Fikri Mülkiyet Hakkının Yetkisiz Kullanımını İçermesi
SMK’nın tasarım hakkına ilişkin düzenlemelerine mehaz teşkil eden Tasarım Tüzüğü m. 25/1-e’de, SMK m. 77/1-a’da yer alan hükümsüzlük nedenine yer verilmiştir. Ancak bu madde sadece tasarımda bir ayırt edici işaretin yetkisiz kullanılmasını bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlemiştir. Tasarım Tüzüğü ayırt edici bir işaretin tasarımda kullanılmasına ilişkin hükümsüzlük nedeni bakımından birtakım şartların bir arada bulunması aranmaktadır. Buna göre, ayırt edici işaretin Topluluk veya ulusal mevzuat tarafından korunup korunmadığı, korumanın tasarım başvurusundan önce başlayıp başlamadığı, ayırt edici işaretin tasarımda kullanılıp kullanılmadığı ve ayırt edici işaretin sahibinin işaretin kullanımını yasaklama hakkına sahip olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu araştırma konusu yapılacak şartlardan, davacıya ait markaların bulunduğu, bu markaların ... nezdinde tescilli olduğu, tescilin davalı tasarım başvurusundan önce olduğu ve davacının ayırt edici işaretin kullanılmasını yasaklama hakkına sahip olduğu tespit edilmiştir. Somut olay bakımından ise, ayırt edici işaretin tasarımda kullanılıp kullanılmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira, somut olayda davacının iddiası, kendi markasının tescilli tasarım üzerinde kullanılması nedeniyle hükümsüzlüğünün gerektiği yönündedir. Bu nedenle davacıya ait tescilli markaların, tasarım üzerinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekmektedir. Buna karşılık davacının sunduğu markaların çoğunun ..., ... ... ve/veya şekil unsurları içerdiği tespit edildiğinden davalıya ait "... ... paketi" görselli tasarım ile karşılaştırılabilir olmadığı, zira davacının tasarımının davalıya ait marka öğelerinden sadece “...” ifadesiyle benzerlik/karıştırılma ihtimali doğabileceği değerlendirilmiştir.
KARŞILAŞTIRMALAR:
Tasarımlar karşılaştırılırken tüm benzerlik ve farklılıkların saptanması önem arz eder. Değerlendirme ise tasarımın bilgilenmiş kullanıcı gözündeki genel izlenimi açısından yapılır. Genel izlenimi doktrinde "..." olarak tanımlanan doğrultuda ele almak doğru bir yaklaşım olacaktır ki buna göre “Bütün kendisini oluşturan parçaların bir araya gelmesinden farklı bir şeydir.” [...] Unutulmamalıdır ki; tasarımın, öncekilerden tamamen farklı olmasını beklemek yerinde bir davranış değildir. Başka bir deyişle, tasarımın tüm özelliklerinin öncekilerden farklı olması gerekmez. Bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle farklı olduğu değerlendirilen sonraki tasarım ayırt edici sayılır ve yenilik kriterini de sağlıyorsa tescili mümkündür.
Taraf tasarım görselleri karşılaştırılan tasarım ve markaların her ikisinin de “...” unsurunu içerdiği tespit edilmiştir. Buna karşılık ..., yabancı dilde bir tür “kek” anlamına geldiğinden düşük ayırt edicilikte olduğu değerlendirilmektedir.
Görsel incelemede, tasarımın sarı üzerine beyaz yazı ile "... ..." ifadelerini taşıdığı, yanı sıra paket içinde bulunan ürünün görsellerinin de eklendiği, buna karşılık davacıya ait markalarda tek başına beyaz zemin üzerine siyah/gri harfler ile .... kelimelerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle iki kullanımın birbirinden görsel açıdan farklılık arz ettiği kanaati oluşmuştur.
Fonetik incelemede, davalıya ait tasarım üzerinde yer alan “... ...” ifadesinin bir arada ele alacağı, buna karşılık davacı markalarında bir kek türünün belirtildiği ve bu ifadenin tek başına kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenler de iki kullanım fonetik açıdan da benzer olarak değerlendirilmemiştir.
Anlam bakımından davalıya ait tasarım üzerinde yer alan “... ...” ifadesinin tüketici nezdinde ürün içinde çıtır bir kek sunulduğu yönünde değerlendirileceği, davacı markalarında ise ... sunumu yapıldığı anlaşılacağı ve bu nedenle de iki kullanım anlamsal olarak da farklı olduğu kanaati oluşmuştur.
Netice itibariyle davalıya ait tasarım üzerindeki görsel unsurların, ... markasının kullanımını içerdiği ve ... kelimesinin altına eklenen “...”, “...” ifadelerinin davacıya ait ..., ... ve ... unsurlu markalarına nazaran belirgin farklılık taşıdığı ve bu nedenle de bu kullanımın marka ile halk nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, tüketici gözünde tasarım üzerinde yer alan ... ifadesinin markasal bir kullanım olarak değerlendirilmeyeceği ve ürün, mal ve hizmetlerin işletmesel kökenlerinin aynı olduğu doğrultusunda bir izlenim uyandırmayacağı kanaati doğmuştur.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, ... sayılı ... ... kararının iptali ve hükümsüzlük için gerekli koşulların oluşmadığı kanaati varılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile bakiye 89,95 TL karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip ....
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.