T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/131 Esas - 2024/227
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/131 Esas
KARAR NO : 2024/227
HAKİM :....
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 07/04/2022
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
DAVA:
Davacı vekili talep dilekçesinde özetle: Müvekkili firmanın 15 senedir ülkemizde bebek sektöründe bilinen bir şirket olduğunu ve ... markasının sahibi bulunduğunu, tüketicilere yönelik şikayet sitesi olan davalı firmanın yaptığı ihlallerle müvekkili firmaya zarar verdiğini, müvekkili firma ile davalı firma arasında ... tarafından yapılan arabuluculuk müzakereleri sonucunda 29/06/2021 tarihinde ... dosya nolu, ... başvuru nolu arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalandığını, tutanağa göre; "herhangi bir mağduriyet doğmaması için 26/06/2021 tarihinden itibaren.... ... Bilişim A.Ş., ... Hiz. Ltd. Şti. (... markası sahibi) ile ilgili hiçbir yeni şikayet yazısına veya yeni bir yoruma internet sitesinde yer vermeyecektir" şeklindeki hükümle anlaşma sağlandığını ve dezenformasyonun önlenmesinin hedeflendiğini, ancak karşı tarafın bu anlaşmaya uymadığını, birkaç defa anlaşmayı ihlal ettiğini ve en nihayetinde bu ihlallerden birisi olarak 8 Ocak 2022 tarihli olanın .... e-tespiti ile somutlaştırıldığını, bu e-tespitte "..." isimli bir firmanın, müvekkili firma aleyhine yazı yazdığının tespitinin yapıldığını, davalı firmanın da bunu yayınladığını, ihlalin ... e-tespiti ile 10/01/2022 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye no ile tutanak haline getirildiğini, müvekkilinin markasını ve ticari itibarının, 100 adetin üzerindeki diğer bayilerin, bayi adayları ve müşterilerinin nezdinde yerle bir olduğunu ve olmaya devam ettiğini, ticari geleceklerinin de tehlikeye düştüğünü, maddi zararın boyutu ve etkisinin çok büyük olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı firmanın ... markasıyla yürüttüğü ticari faaliyetler kapsamında, hem mağdur ettikleri müşterilerin hem de yaşatılan mağduriyetlerin ifade edildiği platformun sesini kısmaya çabaladığını, bu yargı sürecinde .... yaptıkları şikayet üzerine başlatılan ... numaralı soruşturma .... karar numarasıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile neticelendiğini, davacı firmanın kötü niyetli olarak internetten tespit ettiği şirket çalışanlarının tümünün ismini vermiş ve şirket yetkilisi hakkında yürütülmesi gereken soruşturmanın ismi geçen tüm şirket çalışanları için yürütüldüğünü, bu kapsamda tüm şirket çalışanlarının ifadeye çağırıldığını ve şirket çalışanlarının lekelenmeme ve suçsuz yere yargılanma haklarının ihlal edildiğini, davacı firmanın bu teşebbüslerden netice elde edemediğini, davacının kendi kendine şikayet yazıp bu şikayetleri çözmüş gibi gösterdiğinin kanıtlandığını, müvekkili firmanın, davacı firmanın gerek usulsüz işlemleri ile gerekse yargı tacizleri ile baş edemeyince davacı firma ile arabuluculuk görüşmesi için masaya oturmak zorunda kaldıklarını, müvekkili firma ile davacı firmanın arabuluculuk anlaşma tutanağı imzaladığını, davacı tarafın dava dilekçesinde her ne kadar anlaşma tutanağında yer alan hükümlerin yalnızca bir kısmını kesip dilekçelerine eklemişlerse de tutanağın devamında yer alan başka hükümlerin de olduğunu, yapılan anlaşmada her iki tarafa da yükümlülük getirdiğini, davacı firmanın anlaşma tutanağında belirttiği "bayileriyle olan sorunlarını makul bir süre içerisinde çözeceğine" olan inancı ile anlaşmayı kabul ettiğini, ancak hiçbir şekilde hakkında yazılan hukuka uygun şikayetleri ilelebet yayınlamayacağına dair bir taahhüt altına girmediğini, fakat davacı tarafın bu hükmü de kötüye kullandığını ve bayileriyle yaşadığı sorunların çözümüne yönelik en ufak bir adım atmadığını, noterlikte e-tespit yaptırdıkları şikayetin kendileri tarafından sahte oluşturulup oluşturulmadığı bilinmemekle birlikte, bu ihtimalin göz ardı edilemeyeceğini, davacı firmanın e-tespite konu şikayetin kaldırılmasına yönelik tek bir talebi ve itirazı olmadığını, 5651 sayılı yasada "yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek zorunda olmadığı, hukuka aykırı faaliyetin mevcut olup olmadığının araştırma yükümlü bulunmadığı, konusu suç teşkil eden içeriği haberdar edildikten itibaren 24 saat içerisinde yayından çıkarmakla yükümlü oluduğu" açıkça belirtildiğini, davacı firmanın bu anlamda uyarma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun yerine bir arabuluculuk görüşmesi talep ederek daha önce yapılan arabuluculuk anlaşması tutanağına aykırı davranıldığını göstermeye çabaladığını, 21 Şubat 2022 tarihinde anlaşamama şeklinde karara bağlanan tutanağın imzalandığı aynı gün şikayetçi de şikayetini çözüldüğü gerekçesiyle kaldırdığını, bir anlamda yazılan şikayetin, davacı firma için görevini tamamladığından artık davacı firma için yayında kalmasının bir faydasının da kalmadığını, davacının kötü niyetli bunca hareketinden sonra söz konusu şikayetin aynı gün şikayetçi tarafından kaldırılmasını iyi niyetle izah etmenin mümkün olmadığını, davacı firma hakkında her ne kadar arabuluculuk anlaşma tutanağından sonra yazılmış 41 şikayetten yayında olan bulunmamakta ise de davacı firma hakkında bugüne kadar toplam 370 adet şikayet yazıldığının tespit edildiğini, bu şikayetlerden yüzlercesi olup, hiç birinin yayına alınmadığını, bu kadar tüketicinin sırf davacı firmayı karalamak kastıyla sahte şikayet yazması ihtimalinin hayatın olağın akışına aykırı olduğunu, davacı firmanın yegane amacının yaşattığı mağduriyetlerin diğer tüketiciler tarafından görülmesine engel olma çabasından başka bir şey olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Davanın, marka hakkındaki ilamın ihlali niteliğindeki haksız eylemden kaynaklanan, akde aykırılık iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı eylemlerinin, marka hakkına tecavüz ile akde aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve maddi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce deliller toplanmış, taraflarca sunulan belgeler ile toplanan deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan asıl ve ek raporlar dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilip değerlendirme yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler
MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
Mahkememizce; davalı tarafından iddia edilen kendi internet sitelerindeki şikayetlerin, davacı tarafın kendi markalarına yönelik olarak sahte olarak yazılıp yazılmadığı hususunda inceleme yapılmak üzere, bilişim uzmanı bilirkişiden alınan 05/12/2022 havale tarihli raporda özetle; "08.01.2022 tarihli ... isimli kullanıcı tarafından oluşturulan şikayetin "... ismi ile davalı sistemine kayıtlı kişilik tarafından oluşturulduğu, şikayet yazdığı cihazın IP bilgisinin ... olduğu, bu IP adresinin ... bölgesine tahsisli bir IP olduğu net olarak anlaşılmıştır. Davacı şirket merkezinin ... olması sebebi ile bu mesajın davacı tarafından yazılmış olması ihtimalinin çok düşük olduğu, Dosya muhteviyatından ilgili şikayeti yazan kişiliğin davacının bayilik vermiş olduğu bir satıcı olduğu, davacının kendisi tarafından yazılmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafın, davalı uhdesinde marka için yapılan şikayet ve başvuruları karşılamak veya değerlendirmek üzere "..." mahlası ile kayıtlı ve .... eposta adresi ile doğrulanmış olan kullanıcısı olduğu, eposta domaininindan bu epostanın davacı uhdesindeki bir hesap olduğu anlaşılmıştır. Bu marka yöneticisi kullanıcı markasına ilişkin davalı uhdesindeki internet sistesi olan ... isimli siteye marka yetkilisi olarak giriş yaptığında dair kayıtların davalı bilişim sisteminde log kaydı(iz kaydı) olduğu, bu kayıtlarda çoğunlukla ... Ip leri ile giriş yapmış olduğu net olarak anlaşılmıştır. Dosya muhteviyatında bulunan ve fake(sahte) olduğu iddia edilen hesapların log kaydı incelendiğinde; bir çok kullanıcının ... Ip leri ile giriş yapmış olduğu net olarak anlaşılmıştır. Bu kullanıcıların davacı firma lehine yorum ve geri bildirim yapmış oldukları gözlemlenmiştir. Bu kullanıcıların davacı firma yetkilisi "..." ile aynı IP ile davalı sistemine bağlanmış olmaları aynı ev, aynı iş yeri gibi bir ortamdan sisteme bağlandıkları, şikayet & geri bildirim mesajları yazdıkları net anlaşılmıştır. Davacı yetkisi ile bu şikayet ve olumlu geri bildirim yapan kişilerin kişilerin aynı IP üzerinden bağlanmış olmaları hayatın olağan akışına uygun olmadığı, normal olmadığı davacı firma ile ilgili/ilişikli veya çalışan kişi ya da kişiler olduğu" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 28/04/2023 havale tarihli raporda özetle; "Davacı tarafından incelemeye sunulan 2017-2018-2019-2020-2021-2022 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı sitede “...” markasının yayınlanma şekli ve amacı değerlendirildiğinde, SMK kapsamında sayılan marka hakkına tecavüz fillerinden olmadığı, bunun yanında (Mahkemenizce marka hakkına tecavüz olduğu yönünde kanaat getirilmesi halinde) 08.01.2022 ile 21.02.2022 tarihleri arasında geçen 45 günlük sürede, davacının elde edebileceği muhtemel gelir 2022 ocak ayında 1.357,04 TL.ve 2022 şubat ayında 1.345,55 TL olmak üzere toplam 2.702,59 TL olduğu, dosya muhteviyatı değerlendirildiğinde, Davacı tarafından sunulan bayilik iptallerine ilişkin deliller ile dava konusu yazı arasında illiyet bağı kurulması hukuki takdire gireceğinden, ilgili alana girilmekten tarafımızca imtina edildiğini, detayına yukarıda(5.b başlığında) verildiği üzere, davalının eylemininTTK uyarınca haksız rekabet teşkil etmediği" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bilindiği üzere, "..." sitesi muhteviyatı itibari ile birçok firma ve marka ile ilgili olumlu ve olumsuz tepkilerin dile getirildiği bir web sitesidir. Bu nedenle söz konusu platformda, Türkiye’de bir çok marka ile ilgili hem tanıtıcı bilgiler verilmektedir, hem de markanın ürünleri ile ilgili şikayetleri bulunan kullanıcıların şikayetleri yer almaktadır. Site kapsamında a’dan z’ye tüm markalar anahtar kelime olarak gözükmektedir. Ancak; ... sitesinin amacı dikkate alındığında bunun son derece normal olduğu da ortadadır. Bir ürün ile ilgili bir şikâyet yazılmak istenildiğinde doğal olarak marka belirtilmesi gerekmektedir. Her markaya ait şikâyetlerin düzen içinde gösterilebilmesi adına her bir markaya ait özel şikâyet sayfası oluşturulması işin ayrı bir doğal yönüdür. Diğer bir ifadeyle; davalı tarafın sitesi, tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platformdur. Söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesi zorunluluk arz etmekte olup, söz konusu markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesi ve kullanıcıların düşüncelerini ifade etmesi mümkün değildir. Bu kapsamda marka hakkının ihlali söz konusu değildir. Zira; marka hakkı ihlalinden söz edilmesi için aranan “ticari etki yaratma” koşulu, platformda olumlu ya da olumsuz görüşlerin bildiriminin/paylaşılmasının gerçekleşmesi (deneyim aktarımı) nedeniyle ticari etki oluşturacak kullanımlar olarak değerlendirilememektedir. Kaldı ki; belirtilen deneyim aktarımı da davalı tarafından değil üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Davalı, bu süreçte üçüncü kişilerin paylaştıkları bilgiler ile ilgili olarak platformu sağlayan ve yöneten (yer sağlayıcı) durumunda olup, her türlü paylaşımın ilgililerine aktarılması, ilgililerin üçüncü kişilerin şikâyetinden haberdar edilmesi de platformun işleyişine ilişkin önemli aşamalardandır. Dolayısıyla; davalının sitesinde davacı marka kullanımının SMK madde 7/3 kapsamında dürüst bir kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Öte yandan; şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkı, Anayasal haklardandır. TMK ile korunan kişilik hakkına saldırı olmaksızın, bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği dikkate alındığında, davalı tarafça ... sitesinde tüketicilerce bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmadığı gibi, anayasal bir hakkın kullanılması sınırını aşmayan şikayetlerin siteden kaldırılmasına karar verilmesi de doğru olmayacaktır. Nitekim; .... sayılı 10.09.2018 tarihli emsal kararına göre de; davalının ... adlı internet sitesinin yer sağlayıcı olduğu, yer sağlayıcılarının internet sitesinde yayınlanan içeriği kontrol etme veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüklerinin bulunmadığı, ancak davalının 5651 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca yer sağladığı hukuka aykırı içeriği hakkında haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlü olduğu, fakat dava konusu internet sitesindeki içeriklerde tüketicilerin almış oldukları hizmetler ile ilgili karşılaştıkları olumsuzlukları ve sorunları belirttikleri, bu durumun ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve TTK uyarınca kötüleme yoluyla haksız rekabet teşkil etmeyeceği ve ayrıca dava konusu içeriklerin gerçeği yansıtmadığının da davacı tarafça kanıtlanamadığı gözetildiğinde, somut olayda davalının dava konusu edilen yayınlarının/fiillerinin, davacının marka haklarını ihlal etmediği ve davacı ile haksız rekabet yaratmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı, davasını akde aykırılığa dayandırmıştır. Davacının iddiasına göre; taraflar arasında ... tarafından yapılan arabuluculuk müzakereleri sonucunda 29/06/2021 tarihinde arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalanmış ve anlaşmaya göre 26/06/2021 tarihinden itibaren ... A.Ş., ... Hiz. Ltd.Şti ile ilgili şikayet yayınlamayacaktır. Daha sonra 08/01/2022 tarihinde ... URL linkli adreste "..." isimli bir firmanın müvekkili aleyhine yazılar yazdığını ve bunun yayınlandığını ve böylelikle davalının anlaşmayı ihlal ettiğini belirtmiştir. Davalı taraf sözleşmeyi inkar etmemiştir.
Davacı vekilince dayanılan, davalı tarafça inkâr edilmeyen ve dosya kapsamında sunulan Hukuki (Ticari) Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi, Dosya Numarası:..., Başvuru Dosya Numarası: ... sayılı belgenin incelenmesinden; "... ... Ltd.Şti ile ... A.Ş. Arasında, "herhangi bir mağduriyet doğmaması için 26/06/2021 tarihinden itibaren ... ... Ltd.Şti (... marka sahibi) bayileriyle olan sorunlarını tamamen çözdüğünü noterlik veyahut resmi kep e-posta aracılığıyla ... A.Ş.'ye yazılı olarak bildirdiği ve onay verdiği güne kadar; ... A.Ş., ... Mağ.Ltd.Şti ile ilgili hiçbir yeni şikayet yazısına veya yeni bir yoruma internet sitesinde yer vermeyecektir. ..." düzenlemesini haiz olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce; davalının, internet sitesindeki şikayetleri davacının kendisinin yaptırdığı ve sonrasında da şikayetler çözümlenmiş gibi teşekkür mesajlarını yine kendilerinin yaptırdığı savunmasına yönelik olarak yapılan bilirkişi incelemesinde; yukarıda da değinildiği gibi "08.01.2022 tarihli ... isimli kullanıcı tarafından oluşturulan şikayetin "... ismi ile davalı sistemine kayıtlı kişilik tarafından oluşturulduğu, şikayet yazdığı cihazın IP bilgisinin ... olduğu, bu .... adresinin ... bölgesine tahsisli bir IP olduğu net olarak anlaşılmıştır. Davacı şirket merkezinin ... olması sebebi ile bu mesajın davacı tarafından yazılmış olması ihtimalinin çok düşük olduğu, Dosya muhteviyatından ilgili şikayeti yazan kişiliğin davacının bayilik vermiş olduğu bir satıcı olduğu, davacının kendisi tarafından yazılmadığı değerlendirilmiştir.... " değerlendirmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Dolayısıyla; taraflar arasındaki anlaşmaya göre 26/06/2021 tarihinden itibaren, davacı tarafın bayileriyle olan sorunlarını çözdüğünü ve bu durumu noter yahut resmi kep aracılığıyla kendilerine bildirene kadar yeni bir şikayet yazısına ve yoruma yer vermeyeceğini taahhüt eden davalının, 08/01/2022 tarihli (yukarıda rapor kapsamında tespiti yapılan yoruma) yer verdiği, bu yorumun davacı tarafça yapılmadığının tespitinin yapıldığı, 09/01/2022 tarihinde yorumun yayınlandığı ve 21/02/2022 tarihine kadar 44 gün yayında kaldığı dosya kapsamında alınan raporlarla sabit hale gelmekle, davalının bu eyleminin akde aykırılık teşkili ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan 28/04/2023 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 08/01/2022 tarihli ile 20/02/2022 tarihi arasında geçen 45 günlük sürede davacının elde edebileceği muhtemel gelir toplam 2.702,59 TL olarak bildirilmekle (her ne kadar marka hakkına tecavüz iddiasının mahkememizce kabulü durumunda yapılan hesaplama ise de; ticari defterler incelenip hesaplanan muhtemel gelir olduğundan, akde aykırılık için de dikkate alınabileceğine kanaat getirilmiştir), söz konusu tutarın akde aykırılık eylemi için de dikkate alınabileceği, belirlenen bedel 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi hükmü uyarınca da uygun bulunmakla, tüm dosya kapsamında göre, davanın 2.702,59 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş (Dava dilekçesinde faize yönelik talep bulunmamaktadır, her ne kadar e-tespit gideri talep edilmiş ise de anılan masraf belgelendirilmemiştir.) ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE ve 2.702,59 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 290,32 TL harcın düşümü ile 137,28 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Kabul edilen kısım yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen kısım yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine,
5-Kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 5.991,77 TL yargılama giderinden payına düşen 2.995,88 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davalı vekilinin yüzüne karşı kabul ve reddedilen kısım yönünden istinaf sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olarak davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda karar verildi. 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim . ....
e-imzalı
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 382,52-TL
Posta Masrafı 609,25-TL
Bilirkişi Masrafı 5.000,00-TL
Toplam 5.991,77-TL