T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/376 Esas - 2024/213
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/376
KARAR NO : 2024/213
HAKİM : ...
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ....
DAVALI : 2- ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 07/10/2023
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 07/10/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı ve "... ...", "...", "... ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı .... (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan davalı şirket başvurusunun ....'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, bu itirazın ve kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak .... (...) tarafından reddedildiğini, ancak bu red kararının yerinde olmadığını, davacı şirketin perakende satış yapan, Türkiye’nin en yaygın zincir market şirketi olduğunu, 2008 yılında ... markasıyla ilk marketini açan davacı şirketin 2021 yılı sonu itibariyle 11.000’in üzerinde mağazası ile perakende sektörünün öncü şirketleri arasında olduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın davacı markasının devamı gibi algılanmakta olup seri marka izlenimi verdiğini, markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden dağıtım kanalları benzerliğinin davalı Kurum tarafından dikkate alınmadığını ve SMK 6/3, 6/5, 6/6 maddeleri şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, ... ...'in ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili dilekçe ve beyanında özetle: Davacı yan tarafından sunulan tescilli markalar ile davalı şirket markası arasında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığının ilk bakışta anlaşıldığını, bununla beraber bahsi geçen markaların logo ve tasarım olarak da oldukça farklı görünüme sahip olduğunu,“...” ibareli davacı markaları ile davaya konu “...” ibaresinin karıştırılması mümkün olmadığını, "..." kelimesinin, günlük hayatta birçok insanın kullandığı bir ibare olup, ...'nca “Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü; havali, mahal, civar.” olarak tanımlandığını, kelimenin gündelik dile yerleşmiş, ayırt ediciliği son derece zayıf bir ibare olduğunu, aynı mal veya hizmetler kategorisinde olduğunun kabulünde dahi markaların birbirinden tamamen farklı olduğunu, bundan dolayı da davalı şirkete ait markanın ortalama bir tüketici tarafından davacı yana ait markaların seri markası olarak algılanmayacağını, ... kararının yerinde ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 09/08/2023 tarihinde tebliğ olduğu, 07/10/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının kabulü için yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir..." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve Yargıtay kararları bulunmaktadır. Örneğin, .... y 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve ... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
.... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"..."
(...)
35. Sınıf (dava konusu edilen).
Davacı Mesnet Markaları
"... ...", "...", "...
....
29. sınıf.
Bilirkişi heyetinden alınan 02/04/2024 havale tarihli raporda özetle;
"Taraf markalarının bir bütün halinde bıraktığı izlenimin benzer olduğu ve ilgili tüketici yönünden uyuşmazlık konusu 35. Sınıfın “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Kuru bakliyat mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden SMK 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
Davacının, dava konusu marka başvurusundan önce dava konusu marka üzerinde uyuşmazlık konusu emtia üzerinde hak elde ettiğini ispat edecek nitelikte dosya kapsamında herhangi bir belge, delil bulunmadığı anlaşıldığından; SMK 6/3 Maddesinde anılan şartların oluşmadığı,
Uyuşmazlık açısından SMK 6/5 ve 6/6 Maddelerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, Dosya içeriğinde davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut bilgiye rastlanmamış, mevcut bilgiler ışığında bu yönde kanaat oluşmamakla birlikte takdirin Sayın Mahkemede olduğu," ifade edilmiştir.
.... 'nün Ayrık Görüşü:
"“...”, “...” Kavramlarının Gıda Tüketicisi Bakışıyla Değerlendirmesi “Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü; havali, mahal, civar.” ve “1. Sıfat Belli bir ... ile ilgili; yerel, mahallî, lokal. 2. sıfat Belli bir yöreye özgü; domestik” olarak tanımlanan ... ve ... kavramına bağlı olarak ... ürünler, ilgili tüketicilerin zihninde değişik bölgelerimizde üretilen ve üretildiği yöreye has tat, aroma ve bileşim gibi özelliklere sahip olan ürünler olarak algılanmakta ve gün geçtikçe ... ürünlere olan ilgi artmaktadır. Ülkemizin ... gıda çeşitliliği ve üretimi açısından da zengin bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir. Avrupa Komisyonunun bir raporunda yer alan ve 16 Batı Avrupa ülkesinde yaptırdığı araştırmanın çıktıları, tüketicilerin %56’sı için ürünün yöresellik özelliğinin bir kalite garanti unsuru olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Ülkemizde yapılan bir araştırma da, ... ürün imajının “Markalama” ve “Ürün Özellikleri” boyutunun ... gıda ürünlerinin satın alınması ve daha fazla bir fiyat ödeme eğilimi üzerinde farklı düzeylerde ancak anlamlı pozitif bir etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, araştırmacılar tarafından dünya pazarlarında ... ve geleneklerin artan önemine vurgu yapmakta, .../bölgesel ürün ve markaların kaybolmasından çok, yeniden doğup yapılanacaklarını ifade etmektedir. Dolayısıyla, ... ürün imajı; tüketicilerin belirli bir yörenin ürünlerine atfettiği itibar, tutum ve kalıpları içeren bir kavramdır. İlaveten, endüstriyel ürünlere karşı medyada görüşlerine başvurulan tıp alanında uzman bazı medyatik kişilerin yorumları ve değerlendirmelerinden etkilenen tüketici zihninde oluşan olumsuz izlenimlerin etkisiyle yerel ürünlere olan tüketici ilgisi her geçen gün daha da artmaktadır. Tüm bunlara bağlı olarak, gıda piyasa aktörleri de kendi ürünlerini, satış hizmeti verdikleri işyerlerinin unvanında/markasında/reklamlarında “...”, “...” ibarelerini daha fazla kullanma eğilime itilebilmektedir. Diğer taraftan yapılan araştırmaların; “tutumlar ile gerçek satınalma davranışları arasında zaman darlığı, fiyat gibi durumsal faktörlere; isteği davranışa dönüştürmede yaşanan zorluklar gibi davranışsal faktörlere; tecrübelere dayanan ve iletişim değişkenlerine bağlı tutumsal faktörlere dayalı olarak farklılıkların oluşabileceğini” göstermiş olduğu da akılda tutulmalıdır.
Sonuç olarak “...”, “...” kavramlarının markada tek bir gerçek/tüzel kişiye bağlanmasından bahsedilemeyeceği, bu ibarelerin genel kullanıma açık ibareler olarak değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, marka hukuku anlamında, işaret zayıf da olsa, işaret karşılaştırmasında bütünsel olarak işaretlerin birbirine yaklaşma yada uzaklaşmasında zayıf işaret olarak değerlendirilen “...”, “...” ibarelerinin ayırt edici olmasını sağlayan diğer unsurların bütüne etkisinin dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.
Eldeki vakada da davalı markası ile davacı markalarının unsurları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıda alt alta yazılışlarından izlenebileceği üzere markaların asli unsurlarının birbirine yakın olduğu, Yöremden yöremizden gelen lezzetler + ... ... (+...) Herkesin kullanımına açık olması gerektiği düşünülen “...” sözcüğünden esinlenilerek oluşturulan başvuru asli unsurunun davacı yan markalarından yeterince uzaklaşamamış olduğu değerlendirmesinin yapılabileceği, ilgili tüketicilerin belli bir kısmının işaretleri ilişkilendirme ihtimalinin göz ardı edilemeyeceği değerlendirilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, 35'inci sınıftaki:
"35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...+...", "...", "...+..." esas unsurlu ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamındaki 29. Sınıfta "Kuru Bakliyat" malının yer aldığı anlaşılmıştır.
Emtia benzerliği değerlendirmesi neticesinde; davacı markalarının kapsamında 29. Sınıfta yer alan Kuru Bakliyat emtiası ile davalı marka başvurusu kapsamında 35. Sınıfta yer alan Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Kuru bakliyat mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” perakendecilik hizmetlerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olması, aynı tüketici kitlesine hitap etmesi nedeniyle benzer oldukları değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; taraf markalarında, ortak olarak ... kelimesi bulunmaktadır. Dava konusu marka başvurusunda yeşil renkte küçük harfler ve büyük puntolarla “yöremden” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde yeşil renkte yaprak görseli, altında ise küçük harf ve küçük puntolarla “yörenizden gelen lezzetler” ibaresi yer almaktadır. Davacıya ait ... sayılı marka ise içinde “...” kelimesi yer alan yarım daire altında dikdörtgen bir şekilden oluşmakta olup, markaya yeşil renk ve tonları hakimdir. 2007 43162 sayılı davacı markası ise kırmızı renkte elips şekli içinde ... kelimesi ve altında buğday başağı şekli yer almaktadır. ... sayılı marka ise büyük harflerle tek başına ... şeklindedir. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde; markanın konumlandırılışı, markalardaki renk, ... unsurları dikkate alındığında; taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinden kaynaklı görsel benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; davacı markaları "yö-rem-ce" şeklinde telaffuz edilmekte iken, davalı markasının "...." olarak telaffuz edildiği ve ortak ... ibaresi nedeniyle markaların işitsel olarak benzerlik taşıdığı anlaşılmıştır.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya ... markalarının tekabül ettikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Taraf markalarında ortak olarak yer alan ... kelimesi dilimizde “Belli bir coğrafi bölgede yer alan, karakteristik özellikleriyle çevreden ayrılan bir yer, sınırlı bölüm, civar, mahal.” anlamına gelmektedir. Taraf markalarında ortak ibare olan ... kelimesi dikkate alındığında; markalar arasında kavramsal benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Davalı taraf ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu savunmuş ise de; uyuşmazlık konusu gıda emtialarını kapsayan 35. Sınıf perakendecilik hizmetleri açısından ... ibaresinin doğrudan ilgili hizmeti tanımlayıcı ya da niteleyen bir ibare olmadığı ve bu açıdan zayıf marka olarak nitelenemeyeceği; bu noktada uyuşmazlık konusu hizmetlerden benzer oldukarı değerlendirilen 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Kuru bakliyat mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından ilgili tüketici kitlesi değerlendirildiğinde, dava konusu markada uyuşmazlık konusu perakendecilik hizmetlerinin ortalama dikkate seviyesine sahip tüketicilere hitap ettiği, söz konusu ürünlere yönelik perakendecilik hizmetlerinin sıklıkla satın alınan ve ilgili tüketiciler tarafından satın alınırken detaylı araştırma yapılmadan nispeten daha hızlı satın alınan ürünlerden olduğu, taraf markalarının bir bütün halinde bıraktığı izlenimin benzer olduğu ve ilgili tüketici yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
2. SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Davacı şirket önceye dayalı hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da davacının, dava konusu marka başvurusundan önce dava konusu marka üzerinde uyuşmazlık konusu emtia üzerinde hak elde ettiğini ispat edecek nitelikte dosya kapsamında herhangi bir belge, delil bulunmadığı anlaşıldığından; SMK 6/3 maddesinde anılan şartların oluşmadığı değerlendirilmiştir.
3. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. SMK 6/6 MADDESİNE HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/6 maddesi “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, tasarım tescili ve coğrafi işaret gibi sına hak sahiplerinin de bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescil taleplerine itirazda bulunarak tescili engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı her ne kadar SMK 6/6 Maddesi kapsamında itiraz etmişse de; bu maddeye dayanan korunması gereken hakkının ne olduğunu (fotoğraf, ticaret unvanı, telif hakkı vb..) açıklamadığı gibi, bu iddiasına ilişkin dosyaya bilgi ve belge sunmadığı anlaşıldığından; dava konusu marka başvurusuna SMK 6/6 Maddesi kapsamında yapılan itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
5. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendiriliş olup; yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-... ...'in ... sayılı kararının 35. Sınıfın (müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "kurubakliyat" malların bir araya getirilmesi hizmetleri "belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağzaları, elektronik ortamlar, katolog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir") hizmetleri yönünden iptaline,
3-Fazlaya dair istemlerin reddine,
4-Alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 269,85TL harcın düşümü ile 157,75TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına
5-Kabul edilen kısım yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen kısım yönünden davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 8.228,10TL yargılama giderinden payına düşen 4.114,05 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip ....
e-imzalıdır.
Hakim ....
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 578,10.-TL
Posta Masrafı 150,00.-TL
Bilirkişi Masrafı 7.500,00.-TL
Toplam 8.228,10.-TL