T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/359 Esas - 2024/189
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/359
KARAR NO : 2024/189
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1-...
VEKİLİ : Av. ....
: 2- ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/09/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 27/09/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin .... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (... tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira dava konusu başvurunun müvekkiline ait “...” markasını aynen içerdiğini, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tüketici nezdinde “çikolata” ibaresini çağrıştırdığını, bu markanın müvekkili tarafından üretilen ve satışa sunulan çikolatalı içecekler üzerinde kullanılan bir marka olduğuna dair yanlış bir algı oluşacağını, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresini dünyada yiyecek içecek sektöründe ilk kullanan, markalaştıran ve tanınmış hale getiren ilk şirketin müvekkili olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirket markaları ile aynı sınıflarda tescil edilmek istendiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız fayda sağladığını, müvekkilinin itibarına zarar vererek markalarını sulandırdığını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun tescili halinde müvekkilinin ticaret unvanından ve “...." ve türevi alan adlarından doğan haklarının zedelenmesi tehlikesi oluşacağını ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirkete, usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 01/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 27/09/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun , ... sayılı "....", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede, çekişme konusu "..." ve "..." ibarelerinin ortak olarak "..." ibaresini içerdikleri görülmekle beraber gerek ayırt edicilik gerekse konum olarak başvurudaki ... ibaresinin diğer ibarelerle birlikte herhangi birisi diğerine göre ön plana çıkartılmamış olması dikkate alındığında; ihtilaf konusu markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Eskiye dayalı kullanım ve fikri haklar gerekçeli iddialar yeterli bilgi, belge ile desteklenmediğinden yerinde bulunmamıştır.
Başvurunun ihtiva ettiği tüm unsurlarla birlikte "...'' ibareli markadan farklılaşmış olduğu, bu kapsamda somut olay bakımından Md. 6/4 iddiasının yerinde bulunmadığı, Md. 6/5'te belirtilen sonuçların ise ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından tanınmışlık gerekçeli itiraz da reddedilmiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. .... 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Yukarıda sayılan nedenlerle itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"..."
(...)
30, 35, 43. sınıflar.
Davacı Markaları
"... ."
(....)
03, 05, 07, 09, 11, 14, 16, 18, 20, 21, 25, 28, 29, 30, 32, 33, 35, 36, 38, 40, 41, 42, 43, 44. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/04/2024 havale tarihli raporda özetle;
"1. Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu,
2. Davacıya ait “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, buna karşın;
3. Davacıya ait “...” ibareli marka ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu,
4. Davacı markasının tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, dava konusu markanın davacının tanınmış “...” ibareli markası ile benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi risklerinin bulunmadığı,
5. Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı,
6.Dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı/alan adı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı," ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30, 35, 43'üncü sınıflardaki:
"30. Sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez
35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "... "...", "...", "...", "...", "... ...", "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 03, 05, 07, 09, 11, 14, 16, 18, 20, 21, 25, 28, 29, 30, 32, 33, 35, 36, 38, 40, 41, 42, 43, 44. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davacıya ait 36. Sınıfta başvuruya konu edilen ... marka, geçersiz olduğundan değerlendirmeye alınmamıştır. Dava konusu marka kapsamında 30, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetler bulunmaktadır. Davacıya ait markalar ise hali hazırda 30, 35 ve 43. Sınıf mal ve hizmetleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın tamamı, hali hazırda davacıya ait markalar kapsamında yer almaktadır. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu marka başvurusu, kelime ve şekil unsurlarının birleşiminden oluşan karma nitelikte bir markadır. Dava konusu markanın kelime unsurunu, “...” ibaresi oluşturmaktadır. Kelime unsurunun altında ise bir köpek şekline yer verilmiş, kelime ve şekil unsurlarının tamamı, siyah kare bir arka plan üzerine yerleştirilmiştir. “...” ibaresinin tamamı büyük harflerle ve beyan renk ile yazılmış, şekil unsurunun üstünde yarım çember şekli verilmiştir. Dava konusu markada yer alan şekil unsuru da en az kelime unsuru kadar ön plandadır. “...” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp, “...” ibaresi İspanyolca’da “erkek çocuk” anlamına gelmektedir. “...” ibaresi ise, İngilizce “dolar, para” anlamında kullanılan bir kelimedir. “...” ve “...” kelimelerinin birleştirilmesi ile ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. Dava konusu markanın esas unsurunu, bir bütün olarak “...” ibaresi oluşturmakta olup, bu ibare “..." olarak telaffuz edilmektedir.
Davacıya ait markalar ise genel olarak “...” ibaresinden oluşmakta ya da bu ibareyi esas unsur olarak içermektedir. Davacıya ait bir kısım markada “...” tali unsuru ya da “şekil” unsuru kullanılmıştır. Davacının markalarında yer alan “şekil” unsuru bir daire içerisine basitçe çizilmiş bir siren şeklidir. Sirenler, Yunan mitolojisinde Sirenum scopuli denen bir adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır. Davacı markalarında yer alan şekil unsuru bir kısım markada yeşil-beyaz renk kombinasyonu ile çizilmişken, bir kısım markada siyah-beyazdır. Davacının şekil+kelime unsurundan oluşan markalarında, “şekil” unsuru, kelime unsuru kadar ön plandadır. Nitekim “...” ibaresi de, şekil unsurunun içine yerleştirilmiştir.
Davacının, itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterdiği markalara ek olarak, dava aşamasında “... ” markalarını da gerekçe olarak göstermişse de, bu markaların da esas unsuru “...” ibaresidir. Zira markalar kapsamında yer alan “...” ibareleri, kahve çeşidini veya kahvenin hazırlanış biçimini bildiren ibareler olup, marka vasıfları bulunmamaktadır.
Davacının “...” ibaresi haricinde, tüm markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmamakta olup, “...” ve “...” ibarelerinden oluşmaktadır. “...” ibaresi, İngilizce “yıldız” anlamına gelen bir kelimedir. “...” ibaresi, davacının hem ticaret unvanının esas unsuru hem de tanınmış markası olup, ayırt edici niteliği yüksek bir ibaredir. Her ne kadar “...” ibaresi, basit bir İngilizce kelime olup, ayırt edici niteliği düşük ise de, davacının tanınmış “...” ibareli markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu söylenemez. Tüketici nezdinde, davacının tanınmış marka algısı, bir bütün olarak “...” ibaresidir. “...” ibaresi, “sı-tar-baks" şeklinde telaffuz edilmektedir.
Davacıya ait bir adet marka ise, salt “...” ibaresinden oluşmaktadır. 30, 35 ve 43. Sınıflarda tescilli “...” markası kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamış, marka, kelime markası olarak oluşturulmuştur.
Dava konusu “...” ibareli marka ile davacının “...” ibareli markaları, ortak olarak “...” ibaresini içermekte olup, bu durumun markaları düşük düzeyde benzer kıldığı değerlendirilmiştir.
Öte yandan, dava konusu marka ile davacının ... sayılı “...” ibareli markası ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu marka başvurusu, davacıya ait söz konusu markayı, aynen içermektedir. Davacının önceki tarihli “...” ibareli markasını bilen tüketicinin, dava konusu markayı gördüğünde, önceki tarihli markanın bir çeşidi olduğu izlenimine kapılması muhtemeldir. Zira dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, “...” şeklinde okunmakta ve ürünün “çikolatalı” olduğu algısı yaratmaktadır. Her ne kadar “...” ibaresi, “çikolata”nın kısaltması olmasa da, piyasada çok sayıda “....” ibaresini barındıran kullanım mevcuttur. ... ... nezdinde sorgulandığında da çok sayıda “.../...” ibaresini içeren marka başvurusu/tescili bulunmaktadır. Dolayısıyla, davacıya ait “...” ibareli markanın, dava konusu markada aynen kullanılmış olması, markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kılmış, davacının diğer markaları ile de "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı benzerlik oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile (... “...” ibareli) marka ile benzer olduğu ve iltibas oluşabileceği kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCAYAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Davacı taraf, tanınmışlığı ispata yönelik olarak dava aşamasında aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur:
•Davacı şirketi ile ilgili İngilizce bilgi içeren belgeler,,
•Davacı şirketin marka tescillerini gösterir WIPO sayfasından alınmış liste,
•.... . sayılı gerekçeli karar,
•Emsal ... kararları,
•Davacı şirket ürünlerinin yer aldığı dizi, film vb. örnekler,
•Davacı şirket hakkında yayınlanan makale,
•Google arama motoru üzerinde “...” markası ile yapılan sorgu sonucu,
•Davacı şirketin sosyal medya hesaplarında yer alan takipçi sayılarını gösterir görseller,
•Davacı şirketin internet sayfasından alınan görseller,
•.... sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu,
•.... sayılı gerekçeli karar.
Somut uyuşmazlık bakımından, dosyaya sunulan belgeler gözetildiğinde ve genel tecrübe dahilinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” – “kahve ürünleri – kahve faaliyetleri” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmuştur.
Ancak, bilindiği üzere SMK 6/5'in uygulanabilmesi için tanınmışlık tek başına yeterli değildir. Davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği durumlarının oluşması gerekir. Bu kapsamda, somut dosyada bu kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3.SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Markanın tescil öncesinde kullanılması yoluyla ilgili piyasada bilinir hale getirilmesi durumunda, söz konusu marka üzerinde tescil öncesinde hak sahipliği ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda tescil öncesinde işaret üzerinde markasal kullanım yoluyla elde edilen bir hak söz konusudur. Kişiye gerçek hak sahibi sıfatı atfedilmektedir. Diğer bir ifadeyle marka üzerindeki hakkın kazanılması ve korunması açısından önceliğin tescilden önce elde edilmesi de mümkündür. Buna göre bir işareti seçip, kendine mal eden ve markasal kullanım yoluyla ilgili ürün pazarında bilinir hale getiren kişi gerçek hak sahibi konumuna gelmektedir. Gerçek hak sahipliği tespit edilirken işaretin ilgili ürünlerde ilk defa kim tarafından kullanıldığına veya tescil edildiğine bakılmaktadır. Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir.
Davacı tarafın dosyaya sunduğu belgelerin incelenmesi neticesinde davacının, "...” markasını “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” – “kahve ürünleri – kahve faaliyetleri” sektöründe kullandığı tespit edilmiştir. Bu mal ve hizmet, davacının tescilli markaları kapsamında bulunan faaliyet konusudur. Davacının kullanımına konu markalar, tescilli markalar ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanım söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. SMK 6/6 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir.
Bu kapsamda yapılan incelemede davalıya ait marka başvurusunun davacının "... " şeklindeki ticaret unvanı ve alan adlarını birebir içermemesi sebebiyle, SMK 6/6 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
6. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 25 yollaması ile SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu anlaşılmış, ancak dava konusu edilen marka henüz tescilli olmadığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-... ...'nun ... sayılı kararının iptaline,
3-... sayılı markanın henüz tescilli olmadığı anlaşıldığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 269,85TL harcın düşümü ile 157,75TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 8.693,10TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davacı ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı taraf vekillerinin yüzüne karşı davalı şirketin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 578,10.-TL
Posta Masrafı 615,00.-TL
Bilirkişi Ücreti 7.500,00.-TL
Toplam 8.693,10.-TL