T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/514 Esas - 2024/187
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/514
KARAR NO : 2024/187
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1-...
VEKİLİ : Av. ...
Av. ...
: 2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 28/08/2019
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 28.08.2019 tarihli dava dilekçesinde ve beyanlarında özetle: Müvekkilinin “...” oteller zincirinin ve “...” markalarının sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli olan ... sayılı ve “...” ibaresini tek başına veya esas unsur olarak içeren markalar bulunduğunu, müvekkilinin “...” markası altında sunduğu özellikli hizmetlerin ülkemizde ve dünyada milyonlarca kişinin üyesi olduğu .... gibi sosyal medyada ve ülkemizin önde gelen dergi ve gazetelerinde haber konusu edildiğini, davalıların müvekkiline ait tescilli ve özellikle "geçici konaklama hizmetleri ve yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" sektöründe tanınmış ... markasını işlettikleri otel ve restoranda kullandıklarını, ayrıca bu ibareyi taşıyan alan adlarının da olduğunu, ancak davalıların müvekkili adına tescilli ... markasına tecavüz suretiyle konaklama, organizasyon, tatil turları vb. hizmetlere ilişkin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduklarını, oda satışı için çeşitli tur ve tatil şirketleri ile anlaştıklarını, müvekkilinin marka değeri üzerinden haksız kazanç elde ettiklerini, Google arama motorunda ... ibaresi için ... kullanımı suretiyle de haksız eylemlerine devam ettiklerini, davalılara yönelik olarak 09.10.2018 tarihinde ihtarname keşide ederek “...” ibaresine/markasına ilişkin kullanımların durdurulmasının ihtar edildiğini, buna rağmen davalılar tarafından ihlal teşkil eden kullanımlara devam edildiğini, davalıların marka hukukuna aykırı kullanımlarının Ticaret Kanunu uyarınca da haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketlerin ticaret unvanlarından ... ibaresinin terkininin gerektiğini ileri sürerek, davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı eylemlerinin men ve ref’ine, markalara tecavüz teşkil eden tanıtım vasıtası dahil olmak üzere müvekkilinin tescilli markasını içeren her türlü ürüne el konulmasına, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesine veya bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, tecavüz yönünde verilecek mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, Türkiye’de tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. ve ...’dan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ... San. Tic. A.Ş. ve ... A.Ş.’nin ticaret unvanlarındaki ... ibaresinin silinmesine ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkili ... Tur. Otel. A.Ş. hakkında konkordato davası ve iflas davası açıldığını bu davaların .... E. sayılı davaları ile görüldüğünü, bu davaların bekletici mesele yapılmasını, huzurdaki davanın müvekkili şirketlerin oteli bulunmadığından ve ticari faaliyeti kalmadığından konusuz kaldığını, otelin başka bir şirketçe işletildiğini, müvekkilinin ... A.Ş.’den kiraladığını ancak yürütemediği için ... A.Ş. tarafından başka bir şirkete kiralandığını, müvekkilinin hiçbir faaliyeti olmadığı için davanın haksız olduğunu, davacıya herhangi bir zarar verilmediğini, müvekkili şahsın .... numaralı başvurularının reddedildiğini, davacının bazı başvurularının baştan itibaren geçerli olmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, faiz ve faiz başlangıç taleplerinin de fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Davanın, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 06/10/2020 tarih ve .... . sayılı kararla ÖZETLE; "Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde, davalının Marka ihlali eyleminde kusurlu olduğunun tespit edildiği; davacı tarafından sunulan emsal lisans sözleşmelerinin bu davada yapılacak tazminat hesabında dikkate alınmasının mümkün olduğu, ancak sözleşmenin imza tarihi ile davalının eylemi nedeniyle gönderilen ihtarname tarihine kadar TL deki değer kaybının yasal faiz oranı ile uyarlanması gerektiği, Böylece tazminata esas olacak ana paraya ulaşıldığı ve ana paranın 331.466.96 TL olduğu, ihtarname tarihi 09.10.2018 tarihinden itibaren, dava tarihi olan 28.08.2019 tarihine kadar ... kısa vadeli avans işlemlerine uygulanan avans faiz oranına göre hesaplanarak; toplam 331.466,96 TL anapara + 57.198.48 TL işlenmiş faiz = 388.665.44 TL. talep edilebileceği ancak taleple bağlı kalınarak şimdilik talep edilen 10.000 TL maddi tazminata hükmetmek gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
SMK hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebilir. Marka sahibinin ticari kişisel varlığında meydana gelen bu olumsuz sonuçların giderilebilmesi için kanun koyucu, SMK'nın 149/1-ç maddesiyle marka hakkına tecavüz vuku bulduğunda manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır. Tarafların ekonomik durumları, ihlal olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevi tazminat miktarının 20.000,00TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eylemlerinin davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine, davalı tarafın kullandığı "..." ibareli her türlü ürün ve tanıtım vasıtası üzerindeki ibarelerin silinmesine, bu mümkün olmadığı takdirde bu ürünlere el konulup imha edilmesine, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinden 10.000, 00TL tazminatın 09/10/2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat yönünden takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.10.2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalıların ticaret ünvanlarında yer alan “...” ibaresinin silinmesine ve terkin edilmesine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı davalılardan tahsip edilmek üzere ilan edilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verilmiştir.
Bu kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Dairesi'nce 02/12/2022 tarih ve .... Sayılı ortadan kaldırma ilamında ÖZETLE;
"Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı tarafça davalı Şirketlerin unvanlarından "..." ibaresinin terkini talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesince de bu talebin kabulüne karar verilmiş ise de unvan terkini talebi yönünden hiçbir gerekçeye yer verilmediği gibi davalı Şirketlerin ticaret sicil kayıtları dahi dosyaya kazandırılmamıştır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunlu olup, unvan terkini talebi yönünden ilk derece mahkemesi kararı gerekçeden yoksundur. Bu haliyle anılan yönden usulüne uygun ve denetime elverişli bir kararın varlığından söz edilemez.
Öte taraftan, davacı tarafça maddi ve manevi tazminatın yalnızca davalılar ... ile ... Turizm Otelcilik AŞ'den müteselsilen tahsili istenilmiş olmasına rağmen mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 26/1. maddesine aykırı şekilde talep aşılarak hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın tüm davalılardan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Kabule göre de; davacı tarafça 6769 sayılı SMK'nın 151-2/c maddesi uyarınca emsal lisans bedeline göre maddi tazminat talep edilmiş, mahkemece ise davacı tarafça sunulan emsal lisans sözleşmesinin imza tarihi ile davalının eylemi nedeniyle gönderilen ihtarname tarihi arasındaki TL değer kaybının yasal faiz uyarlanmak sonucu bulunan miktara, ihtar tarihinden dava tarihine kadar avans faizi işletilmiş ve bu şekilde maddi tazminat miktarı belirlenmiş olup, bu şekilde bir hesaplama yöntemi doğru değildir. Oysa, öncelikle davalının tecavüzün hangi tarihleri kapsadığının tespit edilmesi, bu dönem için uygulanabilecek bir emsal lisans sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, emsal lisans sözleşmesinin tespiti halinde süre ve içerik yönünden somut olaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, şayet uygun bir emsal lisans sözleşmesi bulunamaması halinde ise uzman bilirkişilerden bu değerin tespitinin istenilmesi, tüm bu incelemelere rağmen davacının zararının tespit edilememesi halinde ise TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçelerle maddi tazminat talebi konusunda karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, ... HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
" şeklindeki karar ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
YENİ DEĞERLENDİRME, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Mahkememizce deliller toplanmış, eksiklikler giderilmiş, taraflarca sunulan belgeler ile toplanan deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 05/04/2023 tarihli rapor ile alınan önceki raporlardaki tespitler dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Öncelikle; davalılardan ... A.Ş.'nin iflas ettiği ve iflasın açıldığı bildirildiğinden, mahkememizce 08/06/2023 tarihli "3. celse 1 nolu ara karar" ile İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 194. maddesi uyarınca, ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonraya kadar davanın durmasına karar verilmiştir.
23/11/2023 tarihli 5. celsede alınan ara karar uyarınca, ... müzekkere yazılarak, ikinci alacaklılar toplanmasını yapılıp yapılmadığı ve diğer hususlar sorulmuş, ... cevabi yazısında müflis şirketin tasfiye işlemlerine basit tasfiye olarak devam edildiğinden ikinci alacaklılar toplantısının yapılmayacağını bildirmiştir. Bunun üzerine, İİK'nın 194. maddesi gereğince; 29/02/2024 tarihli celsede dava dilekçesi ve tensip zaptının ... İflas dosyasına tebliği ile yargılamaya bu davalı nazarında da devam edilerek, davanın kaldığı yerden devamına karar verilmiştir. Nitekim benzer durumun söz konusu olduğu, ... sayılı ilamında da aynı usulî yolun izlendiği görülmüştür. Değinilen iflas dosyasına tebligat işlemi mahkememizce yapılmış ve davalı müflis şirket iflas dairesi vekili tarafından 30/04/2024 tarihli dilekçe sunulmuştur.
Dosya kapsamında, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları bağlı bulundukları ticaret sicil müdürlüklerinden celp edilerek, dosyaya kazandırılmıştır.
Dosya kapsamında; davacının davasını ... sayılı markalarına dayandırdığı anlaşılmıştır ve ticaret unvanından terkin talebi bulunmaktadır. Belirtilen markalar 43. Sınıfta tescillidir.
Marka Hakkına Tecavüz İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. maddesinde hükme bağlanmıştır.
SMK’nın 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Yine “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7’nci maddenin 2. fıkrasında ise marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aynı şekilde 7. maddenin 3. fıkrasında aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
SMK’nın yürürlük tarihi itibariyle 7/3-a maddesine göre; “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.
Ancak sorun markanın veya benzerinin ticaret unvanında yer almasının mutlaka marka hakkı ihlali sayılıp sayılmayacağıdır. Bu hususta ... sayılı emsal oluşturabilecek kararında;
“Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar davalının markasal kullanımı bulunmasa da 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a ve 7/3-e maddeleri uyarınca tek başına davacı adına tescilli markanın benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirmesinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve reddine karar verilmiş ise de, SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile .... sayılı ... uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, hatalı gerekçe ile tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabul edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.”denilerek tescilli bir markanın benzerinin tek başına ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanılmasının marka tecavüzüne yol açmadığı vurgulanmıştır.
Dolayısıyla kullanımın mal veya hizmetleri ayırt etme amacına yönelik olmaması, markasal değil ticaret sicilinde olduğu gibi birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, o marka ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile hedef tüketici kitlesi arasında bir link kurulmaması ve markanın fonksiyonlarından birine zarar verilmemesi halinde marka ihlali söz konusu olmayabilir. (....)
İşaretlerin benzerliği yönünden yapılan değerlendirme: Davacının dayanak markalarını asli unsuru şüphesiz ... ibaresidir. Davalı kullanımları (aşağıda irdelenecek) ve ticaret unvanlarının da asli unsurunun "..." ibaresi olduğu anlaşılmıştır (davalıların ticaret unvanlarında "t" harfinin bulunmaması önem teşkil etmemektedir). Dolayısıyla, davacının tescilli markaları ile birebir aynîyet içeren davalı şirketler ticaret unvanları ve kullanımlardaki ibarelerin benzer olduğu ve iltibas oluşacağı kanaatine varılmakla, davacının marka hakkının ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya kazandırılan davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden; davalılardan ... San. Tic. A.Ş.’nin ticaret siciline tescilinin 16.10.2017, davalılardan ... A.Ş.’nin ticaret siciline tescilinin ise 31.10.2016 olduğu gözlemlenmiştir. Davalı şirketlerin ticaret unvanlarının tescilinden sonra koruma altına alınmış olan ... tescil numaralı davacı markasının ticaret unvanı terkini bakımından dikkate alınabilmesi mümkün olmayacaktır. Çünkü marka koruması sonraki işaretler ile ilgili olarak mümkün olup, tescille elde edilen korumadan önceki işaretler için herhangi bir hak doğurmayacaktır.
Bu kapsamda davacının ticaret unvanı terkini bakımından dikkate alınabilecek markaları olan ... tescil numaralı markalarının kapsamında bulunan 43. sınıftaki “Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.” üzerindeki hak sahipliği dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Davacının, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarından önceki tarihli olan markalarının kapsamında yer alan “geçici konaklama hizmetleri” otelcilik hizmetlerine karşılık gelmektedir. Davalılardan ... .. A.Ş.'nin amaç ve konusunun kapsamında, turizm ve inşaat yer almaktadır. Çekişme konusu ile ilgili olan turizm kapsamındaki faaliyetler belirtilmiştir.
Dolayısıyla, davacının dayanak yaptığı markalarının emtia sınıfları ile davalıların faaliyet konularının kapsamında yer alan hizmetlerin karşılaştırılmasının yapılması gerekmektedir. Hizmet karşılaştırılması yapılırken; davalı şirketlerin ticaret unvanlarının tescilinden sonra koruma altına alınmış olan ... tescil numaralı davacı markası dikkate alınmamış, ... tescil numaralı markalar dikkate alınmıştır. Söz konusu markaların kapsamında 43. sınıftaki “Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.” bulunmaktadır.
Davacının tescilli markaları kapsamındaki hizmetler ile davalı şirketlerin ticari faaliyetlerine ilişkin tescil kayıtlarındaki “amaç ve konu”nun karşılaştırılması neticesinde;
... San Tic A.Ş.'nin faaliyetleri arasında yer alan “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü, kamping, dinlenme evleri, gazino, restaurant, otopark, su sporları tesisleri, aquapark, plaj, bar lokanta, kafeterya, büfe, spor tesisileri, yat, liman, havaalanı, dağ evleri ve üniteleri, termal istasyonları, konaklama, dinlenme, gezme eğlenme yerleri yapmak, yapmaktırmak, kurmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek ve satın almak ” faaliyetlerinin davacının ... tescil numaralı markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı, benzer veya ilişkilendirilebilecek olduğu;
... A.Ş.'nin faaliyetleri arasında yer alan “otel, motel, kamping, pansiyon, tatil köyü , dinlenme evleri, termal istasyonu, plaj, pastane, lokanta, kafeterya, çay bahçesi kıraathaneler, nargile salonları gibi konaklama, dinlenme , gezme, eğlenme, yiyecek ve içecek yerleri, komple turistik tesisler, yüzme havuzu, hamam, sauna, turistik alanlar, otoparklar, su sporları, kış sporları, doğa sporları, dağ turizmi,kaplıca turizmi , açık ve kapalı spor salonları, gece klübü, dağ, deniz ve diğer su spor ve eğlenceleri, rafting, su kayağı, yüzme ve bu alandaki diğer dağ ve su sporlarına yönelik faaliyetler ve bu faaliyetler için gerekli tesisi ve işletmleri kiralayabilir, kiraya verebilir, devir alabilir, devir edebilir, inşaa edebilir satın alabilir, satabilir işletebilir. ” hizmetlerinin davacının .... tescil numaralı markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı, benzer veya ilişkilendirilebilecek olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketlerin faaliyet alanlarına bakıldığında, yukarıda ifade edilen hizmet süreçlerinin “işletilmesi, kiralanması, devir alınması, satın alınmasının” gerçekleştirip, bilfiil bu süreçlerin işletilmesinin yer aldığı görülmektedir. Belirtilen faaliyetlerin yakınlığı nedeniyle davalı şirketlerin yukarıda belirtilen faaliyetleri ile sınırlı olacak şekilde, davacının .... tescil numaralı markalarının bağlantılı olduğu izleniminin doğabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda işaret edilen ... kararı ışığında, davalıların fiili kullanımı bulunup bulunmadığı hususu, ticaret unvanından terkin talebi bakımından önem arz etmektedir. Bu kapsamda,
Davalı şirketlerin kullanımları ile ilgili olarak: davacının davalı kullanımlarının gerçekleştiği alanlarla ilgili olarak belirttiği;
.... adreslerinin indirilmesi ile; kullanımda olmadığı / kaldırılmış olduğu / başka bir adrese taşınmış olabileceği gibi açıklamalarla karşılaşıldığı,
.... adresinde "..." görseli yer almaktadır. Davacının çeşitli tatil / tur programlarında da dava konusu yapılan kullanımlarla ilgili olarak dayanak gösterilen linkler olan ... adresleri incelendiğinde ulaşılamadığı yönünde açıklamalarla karşılaşıldığı yine rapor kapsamında bildirilmiştir. .... adresinde çeşitli otellere ilişkin öneriler yer almakla birlikte uyuşmazlık konusu ... ibarelerine rastlanmadığı,
.... adresinde yapılan incelemede ise "... aileler için mükemmel, .... " biçimindeki tespit ile kullanımda yer alan adresin davacının dava dilekçesinde ve ihtarnamede gösterdiği adres olduğu, otel adının uyuşmazlık konusunun dışında ... ibaresinin içerdiği dosya kapsamında alınan 13/02/2020 havale tarihli raporda bildirilmiştir.
Bunun üzerine dosya kapsamında bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan 23/03/2020 tarihli raporda, dava dilekçesinde delil olarak sunulan tüm linkler geriye dönük incelenmiş ve:
“...” isimli web sitesinin inceleme anı itibariyle yayında olmadığı; ... kayıtlarında söz konusu sitenin herhangi bir sahibi bulunmadığı; söz konusu sitenin 02.06.2018-08.05.2019 tarihleri arası 16 tane arşiv kaydı bulunduğu ve hepsinde “... ...” ifadelerinin bulunduğu,
“...” isimli ... sayfası ile birlikte dava dilekçesinde belirtilen “....” ve inceleme esnasında tespit edilen “...” ... hesaplarının inceleme anı itibari ile yayında olmadığı; söz konusu hesaplara ait herhangi bir içerik tespiti yapılamadığı ve bu hesaplarla ilgili herhangi bir arşiv kaydının bulunmadığı; ancak, başkalarına ait ... hesaplarında .... ... hesabının 09.06.2018 ve 05.07.2018 tarihlerinde etiketlendiği; dolayısıyla bu tarihlerde .... hesabının kullanımda olduğu; başkalarına ait ... hesaplarında .... hesabının 09.05.2015 ve 14.05.2017 tarihlerinde etiketlendiği; dolayısıyla bu tarihlerde .... hesabının yayında olduğu; söz konusu hesapların açma ve kapatma tarihlerinin tespit edilemediği,
"....” isimli ... hesabının inceleme anı itibariyle yayında olmadığı; söz konusu hesabın daha önce açıldığını ve sonradan kapatıldığını; ancak, açma ve kapatma tarihlerinin tespit edilemediği,
“...." isimli ... hesabının inceleme anı itibari ile yayında olmadığı (kapatma tarihi tespit edilemedi); ancak söz konusu hesabın daha önce açılmış olduğu (açılma tarihi tespit edilemedi) ve 28.08.2018 tarihinde paylaşımda bulunmuş olduğu; “... ” ... hesabının 01.11.2014 tarihinde “....” ... hesabında “....” linkini ve “...” ifadesi içeren logo paylaştığı; dolayısıyla 01.11.2014 yılında söz konusu ... hesabının yayında olduğu,
“...” isimli web sitesinde herhangi bir sonuç çıkmadığı; söz konusu site ile ilgili arşiv kaydı incelemesinde 12.03.2018 ve 12.05.2018 tarihli 2 kayda ulaşıldığı; söz konusu kayıtlarda “... ” oteli ile ilgili bilgiler yer aldığı,
tespitleri yapılmıştır.
Dolayısıyla belirtilen hususların, fiili kullanım olarak değerlendirilebileceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmuştur. Bu kapsamda da davalı şirketlerin, “...” ibaresini ön plana çıkararak davacı ile aynı faaliyet alanında markasal kullandığı, basiretli tacir gibi davranması beklenen davalı şirketlerin, davacı şirketten ve iştigal alanından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı ve davacının ... nezdinde tescilli markalarını, davalı şirketin unvan tescilinden önce aynı faaliyet alanında kullanarak hak sahibi olduğu bir bütün olarak dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, davalı şirketlerin ticaret unvanında “...” ibaresinin kullanımının davacının marka hakkını ihlal teşkil ettiği ve ticaret unvanından terkin koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
2. Haksız Rekabet İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 50. maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. maddesi ile ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin, bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir.
Aynı şekilde TTK'nın 55/4. Maddede “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar olarak haksız rekabet teşkil eden fiiller arasında sayılmıştır.
TTK’nın yukarıda belirtilen maddeleri de dikkate alındığında önceki tarihli ticaret unvanının kılavuz unsurunun aynısı veya benzerinin daha sonraki bir ticaret unvanında kullanılması neticesinde unvanlar arasında benzerlik ve iltibas riski doğacağından bu husus haksız rekabet sayılacak olup, sonraki tarihli ticaret unvanının terkin edilme şartları sağlanmış olacaktır.
...’nun 18.01.2022 tarih ... sayılı emsal kararında
“Diğer yandan yukarıda da belirtildiği üzere davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “....” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi unvanların ayırt ediciliğini sağlayan kılavuz sözcüktür. Tarafların faaliyet alanları aynı olduğundan ve ticaret unvanlarının çekirdek kısımları bu faaliyet alanlarını belirttiğinden tarafların unvanlarının çekirdek kısımlarının iltibas değerlendirmesinde bir etkisi bulunmayacaktır. Dolayısıyla davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi nedeniyle unvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimali de söz konusudur.” denilerek davalının ticaret unvanının terkin edilebileceği belirtilmiştir.
Somut olayımızda davacının Türkiye’de ticaret siciline usulüne uygun bir şekilde 24/01/2012 tarihinden beri tescil edilmiş bir ticaret unvanı bulunmaktadır. Bu nedenle davacı şirketin TTK 52. madde hükmünden yararlanması mümkündür. Ancak davacının 55/4. madde uyarınca korunması da mümkündür. Zira davalı şirketlerin basiretli bir tacir olarak başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaması gerekmektedir. Somut olayımızda davalı şirketlerin ticaret unvanının, davacı tarafın tescilli “...” markasından sonra tescil edildiği ve ticaret unvanının karıştırılmaya neden olacak kadar benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamından, davalı şirketlerin ticaret unvanının, davacı şirketin faaliyetleri ve işleri ile karıştırılmaya neden olduğu, en azından tarafların aynı kökenden geldiği, aynı işletmenin devamı olduğu hususunda karıştırılma ihtimalinin doğabileceği değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla davalı şirketlerin ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresinin davacının markaları ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğu, davalıların belirtilen ibareyi markasal olarak ticari faaliyetlerinde kullandığı, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu dikkate alındığında, mahkememizce davalı şirketlerin “...” ibaresini ticaret unvanında kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalıların ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini şartının, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak da oluştuğu anlaşılmıştır.
TAZMİNAT HESABI BAKIMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
Yukarıda belirtilen ... kararında işaret edilen çerçevede yapılan değerlendirmeler:
1.Davalının tecavüzünün hangi tarihleri kapsadığının tespit edilmesi: Dosyada yer alan 19.03.2020 tarihli rapora göre (bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan) "..." isimli web sitesi 27.01.2015 de oluşturulmuştur ve 10.11.2018 tarihine kadar kayıtlar vardır.
"..." web sitesi 02.12.2018 de oluşturulmuştur ve site yayında değildir, arşiv kaydı yoktur.
"..." isimli web sayfasının yayında olmadığı ancak başkalarına ait ... hesaplarından 09.06.2018 ve 05.07.2018 tarihlerinde etiketleme yapıldığı,
"...." isimli web sayfasının yayında olmadığı ancak başkalarına ait ... hesaplarından 09.05.2015 ve 14.05.2017 tarihinde etiketleme yapıldığı, bu tarihlerde hesapların yayında olduğu,
"...." sayfasından ... ifadesini içeren logo paylaşıldığı dolayısıyla 01.11.2014 tarihinde ... hesabının yayında olduğu,
... ve ... arama motorundaki sonuçlara göre "..." sitesinde rezervasyon sayfasının 11.02.2020 tarihine ait bir kopya olduğu, bu tarihte "..." ifadesini içeren logoların bulunduğu, tespit edilmiştir.
Bu bilgilere göre tecavüzün ilk olarak 01.11.2014 tarihinde başladığı en son 11.02.2020 tarihine kadar 5 yıl 3 ay 10 gün devam ettiği anlaşılmıştır. Ancak dava tarihi 28.08.2019 dur. Hesaplama dava tarihine kadar yapılmalıdır. Dava tarihine kadar hesaplama yapıldığında süre 4 yıl 9 ay 27 gündür(1761 GÜN).
2.Belirlenen dönem için uygulanabilecek bir emsal lisans sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, emsal lisans sözleşmesinin tespiti halinde süre ve içerik yönünden somut olaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi
Davacının sunduğu lisans sözleşmelerinden ilki 21.01.2013 ikincisi ise 22.01.2015 tarihlidir. Bu sözleşmelerdeki toplam bedel KDV hariç 219.000 TL dir. Sözleşmeler tecavüz dönemine ve tecavüzden önceki döneme denk gelmekte olup, noter onaylıdır. Bu nedenle davada kullanılabilecek niteliktedir. Ayrıca davacının sunduğu lisans sözleşmesi doğrudan davanın dayanağı olan ... markası ve 43. Sınıftaki geçici konaklama hizmetleri ile ilgilidir. Sözleşme marka sahibi otel işletmesi ile lisans alan otel işletmesi arasında yapılmıştır. Lisans Alan bu sözleşme ile ... markasını otel işletmesinde kullanım hakkı kazanmıştır. 20.11.2017 tarihinde lisans alan, bu markayı devralmıştır. Lisans sözleşmesi 21.01.2013-20.11.2017 arasında 4 yıl 9 ay 30 gün devam etmiştir. Bu yüzden süre ve içerik yönünden somut olaya uygun bir sözleşme olduğuna kanaat getirilmiş ve emsal olarak alınması uygun görülmüştür. ... kayıtlarında da belirtilen lisans sözleşmesi bulunmaktadır. İstinaf mahkemesi emsal sözleşme bedelinin dava tarihine uyarlamak için yasal faiz uygulanması yönteminin doğru bir yöntem olmadığını belirtmiştir. Ülkemizdeki enflasyonist ortam nedeniyle eski tarihli lisans sözleşmelerindeki bedelin tecavüz tarihine göre yasal faiz işletilerek uyarlanması en hakkaniyetli yöntem olarak düşünülmüş ve dava tarihine göre güncel lisans değeri bulunmuştur.
Tecavüz tarihleri: 01.11.2014-28.08.2019– 4 yıl 9 ay 27 gündür=1761 GÜN.
Emsal lisansın geçerli olduğu tarih: 21.01.2013-.20.11.2017 – 4 yıl 9 ay 30 gün = 1764 GÜN
219.000 TL(EMSAL LİSANS BEDELİ) / 1764 GÜN(LİSANS) = 124,15 TL (1 GÜNLÜK LİSANS BEDELİ) 124,15 TL (GÜNLÜK LİSANA BEDELİ) X 1761 GÜN(TECAVÜZ) = 218.627,55 TL (TECAVÜZ EMSAL LİSANS)
Yukarıda lisans gün sayısı bulunup, lisans bedeline bölünerek günlük lisans bedeli bulunmuştur. Ardından tecavüz gün sayısı ile günlük lisans bedeli çarpılarak tecavüz emsal lisans bedeli bulunmuştur. Bu hesaplamaya göre tecavüz emsal lisans bedeli 218.627,55 TL dir.
Tüm dosya kapsamından; yukarıda açıklanan gerekçelerle davalılar eylemlerinin (davalı gerçek kişinin şirketleri temsile yetkili kişi olduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığından) marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmış olmakla, davalı tarafların eylemlerinin davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine, davalı tarafın kullandığı her türlü ürün ve tanıtım vasıtası üzerindeki "..." ibaresinin silinmesine, bu mümkün olmadığı takdirde bu ürünlere el konulup imha edilmesine, davalı şirketlerin ticaret ünvanlarında yer alan “...” ibaresinin silinmesine ve terkin edilmesine, taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Manevi tazminat yönünden tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 50.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür.
Tazminat talepleri bakımından, taleple bağı kalınarak ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil kararı verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine olacak şekilde, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davalı tarafların eylemlerinin davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, TECAVÜZÜN MEN'İNE, REF'İNE,
3-Davalı tarafın kullandığı her türlü ürün ve tanıtım vasıtası üzerindeki "..." ibaresinin silinmesine, bu mümkün olmadığı takdirde bu ürünlere el konulup imha edilmesine,
4- Maddi tazminat talebine ilişkin olarak 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Manevi tazminat yönünden takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı şirketlerin ticaret ünvanlarında yer alan “...” ibaresinin silinmesine ve terkin edilmesine,
7-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı davalılardan tahsil edilmek üzere ilan edilmesine,
8-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
9-Alınması gereken 4.098,60 TL harçtan peşin alınan 1.878,53TL, peşin harcın mahsubu ile 2.220,07 TL karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 25.500,00 TL, kabul edilen maddi tazminat yönünden 10.000,00TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden AAÜT uyarınca 25.500,00 TL, olmak üzere toplam 61.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca reddedilen kısım yönünden 25.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
12-Kabul oranının takdiren davacı lehine 80/100 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 6.713,58 TL yargılama giderinden payına düşen 5.370,86 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
13-Kabul oranının takdiren davalılar lehine 20/100 olarak belirlenmesine, davalı ... San. Tic. A.Ş. tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 117,96 TL yargılama giderinden payına düşen 23,59 TL’nin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına,
13-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ....
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü: Davalı ... Grup İnş... A.Ş. Masraf Dökümü:
İlk Masraf 1929,33-TL İstinaf Masrafı: 117,96 TL
Posta Masrafı 384,25- TL
Bilirkişi Masrafı 4.400,00- TL
Toplam 6.713,58- TL