T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/507
KARAR NO : 2024/192
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
Av. ... -...
DAVALILAR : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ... ....
: 2- ... -... ...
: Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 10/12/2022
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2024
TALEP:
Davacı vekili 10/12/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... (...) nezdinde ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... resmi markalar bülteninde yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı " ..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı .... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacı şirketin tescil ettiği ticaret unvanının "..." unsurunu hem işletme adı hem de marka olarak kullanmak suretiyle markasal kullanıma başladığını ve yıllar boyunca da kesintisiz olarak kullandığını, davacı markası ve muteriz markaları arasında iltibas yaratacak şekilde bir benzerlik taşımadıklarını, ... sözcüğünün hizmet sektöründe zayıf bir marka olduğunu ileri sürerek, .... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı ve ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 12/10/2022 olduğu, 10/12/2022 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Yapılan incelemede işbu başvuru ile .... sayılı " ..." ibareli markanın asli/bağımsız ayırt edici unsur olarak "..." ibaresine haiz oldukları, markalarda yer alan diğer unsurların bu benzerliği bertaraf etmek için yeterli olmadığı görüşüne varılmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile ret gerekçesi markanın 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen hizmetler bakımından aynı / aynı tür hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile ret gerekçesi marka arasında, 6. Madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür.
Ret kararına konu başvurunun kullanımı, önceki tarihlerde tescil edilmiş markalarla karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmadığından ve Kurum incelemede markaların koruma kapsamını dikkate almak zorunda olduğundan, başvuru sahibinin kullanım gerekçeli itirazları da haklı bulunmamıştır.
Kurumun diğer markalar hakkında önceden verdiği kararlar, işbu başvurunun incelenmesi için emsal teşkil etmeyeceğinden ve Kurum her vakayı kendi özgün koşulları çerçevesinde değerlendirmek zorunda olduğundan, başvuru sahibinin Kurumun önceki kararlarına dayalı itirazı da haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması, yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Başvuru Markası Davalı Mesnet Markası
".... " " ..."
(...) (...)
36. Sınıflar 36. sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 15/05/2023 havale tarihli raporda özetle;
"• Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 36. Sınıftaki hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki başvuru tarihli marka kapsamında yer alan hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer/ilişkilendirilebilir oldukları,
• Dava konusu ... markası ile davalıya ait redde mesnet marka arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerliğinin bulunduğu, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin itirazlarını karşılar nitelikte 31/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;
"...Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; kök rapora karşı davacı tarafça sunulan itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar, kök raporda ulaşılan görüş ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte olmadığı, kök raporda sunulan görüş ve kanaatlerimizin aynen geçerli olduğu, yönündeki görüş ve kanaatimizi Sayın Mahkemenin takdirlerine saygılarımızla arz ederiz...." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "...." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 36. sınıftaki:
"36: ..." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalı markalarının ise ... sayılı markaların koruma kapsamında 36. sınıftaki "36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu gözlenmektedir.
Bu doğrultuda, dava konusu markanın kapsamında yer alan 36. sınıftaki hizmetlerin tamamının, davalının önceki tarihli ve tescilli markası kapsamında birebir yer aldığı ve iltibas değerlendirmesi bakımından mal/hizmet ayniyeti/benzerliği şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
....Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının “....” markasının, beyaz zemin üzerinde tamamı büyük lacivert renkte harflerle yazıldığı, bu ibarelerden “... ibaresinin daha büyük ve kalın puntoyla yazılarak vurgulandığı ve ön plana çıkarıldığı, işbu ibarenin hemen alt kısmında “...” ibaresinin çok daha küçük puntoyla ve geri planda olacak şekilde yazıldığı, ayrıca markanın üst kısmında stilize şekilde logo haline dönüştürülmüş “...” harflerinden oluşan şekil unsurunun yer aldığı görülmektedir. İşbu markada yer alan “...” ibarelerinin, marka kapsamında yer alan hizmet sınıfı bakımından ayırt edici niteliği olmayan, tali/jenerik ibareler olduğu, “Türkiye” ibaresinin ise yer adı olması ve ticaret hayatında yaygın kullanım alanına sahip olması, kendisinden önce/sonra gelen ayırt edici unsurlar ile birlikte kullanımlarında, sonraki kelimenin sahip olduğu anlamı değiştirmeye etki eden bir mevcudiyeti bulunmadığı, markada ön plana çıkan ibarenin “...” kelimesi olduğu, gerek yazım gerek konumlandırma itibariyle vurgu ve ilk algının bu ibare üzerinde olacağı, dolayısıyla markanın esas unsurunun “...” ibaresi olacağı değerlendirilmiştir.
Davalının redde mesnet gösterilen markası incelendiğinde ise, beyaz zemin üzerinde tamamının büyük ve pembe renkte harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin üst kısmında ise stilize şekilde yazılmış “...” harfi logosunun yer aldığı görülmektedir. Markada yer alan tek ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen hususlardan anlaşıldığı üzere; taraf markalarının esas unsurları “...” ibaresidir ve redde gerekçe önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak dava konusu markada yer almaktadır ve bu nedenle işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı ve redde konu davacı markası, redde mesnet gösterilen davalı markasının bir serisi, devamı ya da versiyonu olarak düşünülmesinin kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmiştir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Dava konusu markaların kapsamında yer alan 36.03 alt grubunun alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapılma ihtiyacı duyulan hizmetler olması nedeniyle tüketici kitlesinin niteliğinin nispeten daha dikkatli ve seçici olacağı değerlendirilmiştir. Ancak, yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü, esas unsurları birebir aynı olan markalarla karşı karşıya kalan tüketici kitlesinin söz konusu hizmetler yönünden ortalamanın üstü bir tüketici olduğu kabul edilse dahi bu durum söz konusu tüketici kitlesinin mutlak surette markalar arasındaki her ayrıntıyı fark edebilecekleri ve hiçbir koşulda markalar arasında iltibas yaşamayacakları anlamına da gelmemektedir. Ortalama tüketici kitlesinin yüksek dikkat seviyesine sahip olmasının, karıştırılma tehlikesinin ortadan kalkması için yeterli olmadığı, markalar arasındaki esas unsurlarının ayniyeti nedeniyle bu kesimin dahi karıştırma tehlikesine maruz kalabileceği kanaatine varılmıştır.
Bu genel tespitler ve somut olay bazında yukarıda ifade edilen değerlendirme neticesinde; taraf markalarının bütünsel anlamda yarattıkları nihai algılarda aralarında karışıklığa neden olacak düzeyde benzerlik taşıdıkları, “...” ibaresinin her bir markadaki ortak ve münhasıran esas unsur olarak kullanılan kelime olduğu, markalardaki ek sözcük ve şekil unsurlarının bu algıyı ortadan kaldırmadığı, davacı markası, itiraza mesnet gösterilen davalı markalarının bir serisi, devamı ya da versiyonu olarak düşünülmesi kuvvetle muhtemeldir. Her ne kadar ilgili tüketici kitlesinin niteliği ortalama tüketicinin daha üstünde olsa dahi, makul ölçüde dikkatli, her iki markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmetlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki ürün ve hizmet tercihinde bulunan tüketicinin, markaları her zaman yan yana görme fırsatı olmayacağından işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/3 KAPSAMINDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Her ne kadar davacı şirketin 01/09/2016 tarihinde ... olarak tescil ettiği ticaret unvanının "..." unsurunu hem işletme adı hem de marka olarak kullanmak suretiyle bu tarihten itibaren kesintisiz olarak markasal kullanıma başladığı ve davacı şirketin "..." ibaresi bakımından, Gayrimenkul Komisyonculuğu, Müşavirliği ve İdaresi Hizmetleri alt sınıfında öncelikli ve üstün hak sahibi olduğu iddiasına yönelik kullanım belgeleri dosyaya sunulmuş ise de, davaya konu başvurunun kullanımının, önceki tarihlerde tescil edilmiş markalarla SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmadığından, işbu kullanım belgeleri bakımından değerlendirme yapılmamıştır.
Dosya kapsamında davalı şirket vekili tarafından 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesi doğrultusunda davayı kabul beyanı bulunmaktadır. Ancak dava, davacı başvurusuna ilişkin olarak SMK 6. madde kapsamında alınan bir ... kararının iptali isteminden ibaret olup, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunup, davalı Kurum açısından kabul beyanı bulunmadığından ve kabul de bölünemeyeceğinden, HMK 308 vd maddeleri doğrultusunda kabul beyanı dikkate alınmamıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Her iki davalı yönünden davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile 346,90 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.