T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/228 Esas - 2024/179
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/228
KARAR NO : 2024/179
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Maddi - Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/05/2023
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 09/06/2023 tarihli dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkilinin yurt içinde ve yurt dışında savunma sanayii sektöründe tanındığını, “...” sözcüğünü ticaret unvanı olarak kullandığını, ... markasının .... numaralar ile müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiçbir iş ve/veya sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmamasına rağmen, davalı tarafça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak “...” unvanı ile çok benzer olan “... ...” unvanının kullanıldığının tespit edildiğini ve bu sebeple .... Noterliği vasıtasıyla ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ... tesisinde halen “... ...” unvanının davalı tarafça kullanıldığını, müvekkilinin ticaret unvanının ve markasının kullanıldığının ispatı niteliğindeki tabelaların, HMK md. 403 kapsamında .... D. İş sayılı dosyası üzerinden tespit edildiğini, davalı yanın müvekkiline ait tanınmış marka olan “...” ticaret unvanının kullanımının tüketiciyi ve üçüncü kişileri aldatır nitelik taşıdığı kadar ticari ahlaka da uymadığını, davalı yanın müvekkili şirketin ticari itibarı ve tanınmışlığından faydalanmak amacı ile müvekkilinin ticaret unvanı ve markası olan ... sözcüğünü kullanarak piyasada tanınmış ve saygın bir konumda olan müvekkili şirket ile ilgisi olduğu izlenimi uyandırdığını, davalı kullanımlarının haksız rekabet ve müvekkilinin marka hakkına tecavüz mahiyetinde olduğunu ileri sürerek; “...” sözcüğünün davalıya ait tabela, görsel ve basılı medyada ve tespiti yapılamayan her türlü mecradan silinmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve marka hakkına tecavüzün kaldırılmasına, ... sözcüğünün her türlü kullanımına son verilmesine, davalının iş yerinde mevcut tüm tabelaların toplatılmasına, davalı aleyhinde tespit tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 5.000,00 TL manevi tazminata ve diğer giderlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili dilekçe ve beyanında özetle: Davacı şirketin ticari unvanının kullanıldığı ve haksız yararlanma sağlandığı iddia edilen müvekkiline ait ... İşletmesinin ... merkez yerleşkesi içerisinde bulunduğunu, müvekkilinin işletmesinin olduğu yeri davacı şirket olan ...’tan kiraladığını ve yerleşke içerisinde önce “...” olarak faaliyet göstermeye başladığını, sonrasında ... firmasının bayiilik şartlarının her geçen gün ağırlaşması sonucunda 20.09.2022 tarihinde ... firması ile anlaşmasını sonlandırdığını ve “... ...” olarak hizmet vermeye başladığını bu durumu davacı ... yönetimine duyuru olarak bildirildiğini, ancak yönetim ve yetkililer tarafından herhangi bir olumsuz dönüş olmadığını, müvekkilinin, davacı şirkete ait yerleşke içerisinde davacıdan kiraladığı ve faaliyet gösterdiği işletmesinde sadece yer bildirme amaçlı ... adının tabelada yazılı olmasının davacının ticari unvanını kullanma anlamına gelmediğini, yer bildirme amaçlı kullanımının markasal bir kullanım sayılamayacağını, müvekkilinin davacı yanın faaliyet gösterdiği havacılık ve savunma sanayii alanlarında da faaliyeti olmadığından davacı şirket ile müvekkiline ait işletme arasında herhangi bir iltibas ya da haksız rekabet yaratacak bir durumdan bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Davanın, marka hakkına tecavüzün ref'i, men'i ve manevi tazminat istemlerine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının .... sayılı marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce dosyaya kazandırılan 13/02/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:
"...Yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde; davalının faaliyet konusu ile ... sayılı ibareli davacı markasının kapsadığı hizmetlerin 37. Sınıf itibariyle AYNI/AYNI TÜR VE BENZER olduğu; davalının fiili (tescilsiz marka) kullanımının, davacının tescilli markası karşısında iltibas ve haksız yararlanma ihtimali yarattığı, bu durumun 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 hükümleri kapsamında davacının MARKA HAKLARINI İHLAL EDER mahiyette olduğu yönündeki görüşlerimizi Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla arz ederiz...." şeklinde ifade edilmiştir.
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. maddesinde hükme bağlanmıştır.
SMK’nın 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Yine “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7’nci maddenin 2. fıkrasında ise marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesi şu şekildedir:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
Madde 7- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
“Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
Belirtilen hükümden anlaşılacağı üzere; marka hakkının ihlal edildiğinin kabulü için 29. madde delaletiyle 7/2-b bendinde tanımlanan kullanım şeklinin gerçekleşmesi gereklidir. Yani, tecavüzün varlığına hükmedebilmek için; davacının tescilli markası ile davalının ticaret unvanının ve fiilen kullandığı “tescilsiz” işaretin benzer olması, ayrıca bunların ilişkin oldukları emtia veya hizmetlerin de aynı veya benzer olması ve bu durumun iltibasa yol açması gerekmektedir. Aksi durumda davalı ticaret unvanı ve eylemli markasal kullanımı bakımından tecavüz söz konusu olmayacaktır. Huzurdaki uyuşmazlık bu kapsamda aşağıda ele alınmıştır.
Dosya kapsamında öncelikli olarak tespiti gereken husus, davacı yanca sunulan delillerin incelenerek, davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen kullanımların, davacının tescilli markaları kapsamında kalıp kalmadığıdır. Bu durumun tespiti sonrasında ise markaları oluşturan ibarelerin esas unsurları arasındaki benzerliğin, ilgili tüketici kitlesi algısında iltibasa sebebiyet verebilecek veyahut taraf markaları arasında en azından iktisadi veya idari bir bağ kurulmasına yeter neden olacak düzeyde olup olmadığı hususu uyuşmazlığın çözümü açısından elzemdir.
Bu kapsamda; davacının ... sayılı "..." ibareli markası 12, 37 ve 42. Sınıflarda tescilidir. Davacının ... sayılı "..." ibareli markası ise 07, 09, 12, 13, 16, 25, 28, 35, 37, 38, 39, 42. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için tescillidir.
.... D. İş. Sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundan ve tarafların beyanlarından anlaşıldığı üzere, davalı yan “...” işi ile iştigal etmektedir. Davalının, ... dükkanının tabelasında ... ibaresine yer verilmesi şeklinde markasal kullanımı mevcuttur.
Somut uyuşmazlıkta, davalının “...” hizmetlerinin, 37. Sınıftaki “Temizlik hizmetleri” kapsamında yer aldığı ve söz konusu hizmetlerin ayrıca 37. Sınıftaki “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)” ile aynı yerlerde yan yan sunulan, tamamlayıcı ihtiyaçları gideren ve aynı tüketici kesimine hitap eden benzer/ilişkili hizmetlerden olduğu değerlendirilmiştir. Bu kapsamda; davalının faaliyet konusu ve fiili kullanımı ile davacıya ait ... sayılı markasının 37. Sınıfta tescili kapsamında yer alan hizmetlerle aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili hizmetlerdir. Dolayısıyla somut olayda mal/hizmet benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Davacı markası ile davalının tabelasında kullandığı işaret arasında iltibas bulunup bulunulmadığının tespitinde, Yargıtay’ın genel görüşü çerçevesinde, davaya konu olan mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici grubunun bilgi ve dikkat seviyesinin nazara alınması gerekmektedir. Buna göre davalının faaliyet konusunun “... hizmetleri” olduğu hususu ve hedef kitlenin özellikleri iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda hedef tüketici kitlesinin, çekişme konusu “...” hizmetlerinin, otomobil sahibi tüm yetişkinler tarafından ihtiyaç duyulan ve yararlanılan yaygın hizmetlerden olduğu, dolayısıyla bu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama tüketicilerden oluştuğu değerlendirilmiştir.
Bu bakımdan somut uyuşmazlık kapsamında; davalının "... ..." ibareli ve "..." ibareli kullanımının, tanımlayıcı ibarenin haklı kullanımı mahiyetinde değil, bizzat ... ibaresini ön plana çıkartan bir markasal kullanım mahiyetinde olduğu değerlendirilmiştir. Zira ... ibaresi “... A.Ş.”nin kısaltması olarak yaratılmış bir marka olup, davacı şirkete ait yerleşkenin adı coğrafi bir kaynaktan gelmemekte, aksine davacının yarattığı markanın o yerleşke ile özdeşleşmiş olmasından dolayı, ilgili yerleşke bu isimle bilinmektedir. İlgili yerleşkenin ... olarak anılması, ibarenin yaratılmış bir marka olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Bu nedenle “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı gibi değerlendirilmek suretiyle, o yerleşkede iş yeri sahibi olan herkesin kullanımına açık bir işaret olduğu kabul edilemez. Bu kapsamda, davacının ... ibareli markası, çekişme konusu “... hizmetleri” bakımından ayırt ediciliği haiz bir marka olup; davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği sektörde marka işareti olarak başkaca teşebbüslerce yaygın kullanıma konu işaretlerden değildir. Kelimenin aynı zamanda davacıya ait yerleşkenin adı olarak da kullanılması ise, markayı zayıf işaret haline getirmez, aksine maruf bir ibare olduğunu tevsik eder. Dolayısıyla somut olayda iltibas değerlendirmesi yapılırken markanın ayırt ediciliği dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalar uyarınca somut olayda davalının ve fiili kullanımının, kendi hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayacak şekilde tescilsiz marka kullanımı niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir. Davacının markasını oluşturan ... ibaresi, davalının tabelasında tanıtıcı işaret olarak aynen yer almaktadır.
.... D. İş. sayılı dosyası kapsamında davalıya ait iş yerinde 01.0.2023 tarihinde keşif yapılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen 13.02.2023 tarihli raporda; keşif günü tespiti istenilen dava konusu ... Mahallesinde ...-... A.Ş. tarafından kiraya verilen ... tesisinin ön cephesinde yapıştırılmış 2 adet ... ... ibarelerinin bulunduğu tabelanın yapıştırılmış olduğu belirtilerek, rapora fotoğrafın da eklendiği görülmüştür. Ayrıca belirtilen raporda; "Dosyada bulunan fotoğraflarda gösterilen; ... ve yapılan işler ile fiyatların bulunduğu tabelaların ise sökülmüş olduğu tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Görsel olarak taraf markalarının benzer olup olmadığının değerlendirilmesinde, davalının ... ... ibareli ve ... ibareli şeklindeki fiili kullanımı ile "..." ibareli davacı markası arasında ... sözcüğünün görsel etkisinden kaynaklı görsel benzerlik bulunmaktadır.
İşitsel benzerlik değerlendirmesinde; davacı markasının dilbilgisi kurallarına uygun olarak hecelerine ayrıldığında “...” şeklinde telaffuz edildiği, davalının kullandığı tescilsiz işaret ise “...” şeklinde okunduğu, ortak ... kelimesinin kulakta ve zihinde bıraktığı etki sebebiyle, markaların işitsel açıdan benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Kavramsal benzerlik değerlendirmede; davacı markasının “... A.Ş.” anlamına gelen yaratılmış ... kısaltma kelimesinden oluştuğu, davalının fiili kullanımı ... ... şeklinde olduğu, davalı kullanımında ... ibaresinin aynen ve anlam kaybına uğramadan yer aldığı, ve bu kapsamda markalar anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; davalının fiili kullanımı ile davacının ... ibareli markasının 6769 sayılı SMK kapsamında benzer olduğu; davalının faaliyet konusunun, davacı markasının kapsadığı 37. Sınıftaki hizmetler ile aynı/aynı tür ve benzer olması nedeniyle iltibas ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı yan davacı ile aralarında kira ilişkisi bulunduğunu iddia etmiş olsa da; kira sözleşmesi, davalıya marka kullanımına ilişkin bir hak bahşetmeyeceğinden ve davacının markasal kullanıma müsaade ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belge (lisans sözleşmesi vb.) bulunmadığından, davalının işbu savunmasına itibar edilememiştir. Yine, davalı yan bir duyuru ile davacıya 2022 yılında marka kullanımını bildirdiğini ileri sürmekle birlikte, söz konusu duyurunun davacıya ulaştığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun’un, “sessiz kalma yoluyla hak kaybı”nı düzenleyen 25/6 maddesi “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmünü içermektedir. Bir an için davalının iddia ettiği gibi 2022 yılında bir duyuru ile davacıya marka kullanımını bildirdiği kabul edilse dahi, davalının mezkur kullanımına davacının 5 yıl boyunca sessiz kaldığından bahsedilemez. Dolayısıyla somut olayda davacının sessiz kalma yoluyla ortaya koyduğu zımni rızası da söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle; davalının "... ..." ibareli ve "..." ibareli fiili (tescilsiz marka) kullanımının, 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 hükümleri kapsamında, davacının ... sayılı ve "..." ibareli marka haklarını ihlal ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DAVALI EYLEMLERİNİN HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDİP ETMEDİĞİ HUSUSUNUN İNCELENMESİ
Marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem biçimleri, aynı zamanda haksız rekabet eylemlerinin de özel bir biçimidir. Dolayısıyla marka hakkına tecavüz iddiaları açısından yukarıda yer verilen değerlendirmelerin tamamı, haksız rekabet düzenlemeleri açısından da geçerli olacak olup “...” ibaresinin, davalı tarafça gerçekleştirilen kullanım biçiminin “dürüstçe bir kullanım olmadığı”na dair değerlendirme, “...” ibaresinin, davacı ile özdeşleşmiş bir marka olarak kabulü ve davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımların ise ticari dürüstlük kuralı kapsamında görülmesi mümkün olmayan izinsiz kullanımlar olarak değerlendirilmiş olup, aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet verebileceği kanaatine varılmıştır. Ancak, dava dilekçesinin "netice-i talep" kısmında haksız rekabete ilişkin talep bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu ibarenin davalı yanca "markasal kullanım" şeklinde kullanılması, davacı ile aynı coğrafi alanda faaliyette bulunan davalının, davalının basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen markasal kullanımın devam etmesi, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 5.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüzün durdurulmasına ve kaldırılmasına,
3-... sözcüğünün davalı tarafından kullanımına son verilmesine, davalıya ait tabela, görsel ve her türlü mecradan ... ibaresinin silinmesine, davalıya ait tabeladan silinme mümkün değil ise TOPLATILMASINA,
4-5.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca marka hakkına tecavüz yönünden 25.500,00 TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden AAÜT uyarınca 5.000,00 TL, olmak üzere toplam 30.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 7.263,11-TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40-TL
Posta Masrafı 549,00- TL
Bilirkişi masrafı 3.300,00- TL
.... D.iş masrafı 2.330,90-TL
.... .Noterliğinin masrafı 697,81-TL
Toplam 7.263,11- TL