T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/441 Esas
KARAR NO : 2024/146
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -....
Av. ... -...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,
Men'i ile Ticaret Unvanın Silinmesi
DAVA TARİHİ : 09/11/2020
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2024
TALEP:
Davacı vekili 09/11/2020 harç tarihli dava dilekçesi ve beyanları özetle: Müvekkili şirketin ... ibareli ve ... sayılı markasının 05.09.2000 tarihinden itibaren 09, 19, 37. Sınıflarda tescilli olduğunu ve ...’de ve dünyada inşaat sektöründe faaliyet gösteren en önemli şirketlerden olduğunu, davalının eylemlerinin müvekkili şirketin markasına tecavüz niteliğinde olduğu gibi aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin ...’ne kayıtlı ve kuruluşunun 10.04.2019 tarih ve ..... Gazetesi’nde ilân olunduğunu, müvekkili şirketin ana faaliyet alanı ve faaliyet gösterdiği diğer tescilli marka sınıflarının bulunduğu sektörler ile davalı şirketin faaliyet alanının aynı kapsamda olduğunu, söz konusu durumun açıkça iltibas tehlikesi yaratacağını, davacı şirketin 1993 yılından beri ... ibaresini ticaret unvanında da kullanmakta olduğunu, söz konusu durumun tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin davalı şirket unvanından çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile davalının ticaret ünvanından ... ibaresinin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, 556 sayılı KHK madde 12 gereğince markaya konu işaretlerin ticari ve sınai alanlarda dürüstçe kullanılmasının hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edildiğini, davalı şirketin yetkilileri ... ve ... olduğunu, şirketin gayri resmi ortağının ise diğer kardeş ... olduğunu; üç kardeşin isimlerinin baş harflerini kullanarak ... ismini bulduğunu ve firmaya bu ismi bu nedenle verdiklerini, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini ...’ta sürdürmekte olduğunu, şirket logosu dahil hiçbir şekilde davacı şirketi anımsatacak, taklit edecek hiçbir eylemde bulunmadığını, müvekkili şirketin ticaret unvanının başında zaten ... ibaresinin yer aldığını, müvekkili şirketin bu ticari unvanı kullanmasının hukuka uygun dürüst kullanım olarak kabul edilmesi gerektiğini, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
.... KARARI
Mahkememizin 27/05/2020 tarih ve .... sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı, .... Dairesi'nin 06/11/2023 tarih ve .... sayılı kararıyla ÖZETLE:
"...
...'nun .... sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, .... sayılı .... İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, mahkemece, gerekçeli kararda; Markaya tecavüz iddiası yönünden yapılan değerlendirme" kısmında; "Davalı ticaret unvanının “... ... Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti.” ibarelerinden oluşurken davacı adına tescilli markaların asli ayırt edici unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu dikkate alındığında, davacı markası ile davalı ticaret unvanı arasında asli ve kılavuz unsurları itibariyle karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunduğu düşünülmektedir. ... Dolayısıyla, davacı markası ile davalı ticaret unvanı arasında iltibas ihtimalinin yüksek olduğu, dava konusu ticaret unvanının kılavuz unsurundan “...” ibaresinin çıkartılmasıyla davacı markasıyla dava konusu ticaret unvanı arasındaki iltibas ihtimalinin ortadan kalkacağı kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde değerlendirme yapıldıktan sonra, "...davalı şirketin anılan ticaret unvanını tescil ettirmesi nedeni ile davacı şirketin ticaret unvanına ve markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği" belirtilmiş, sonrasında ise, "Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde, dava konusu ticaret unvanı ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu; haksız rekabet koşullarının oluşmadığı; davalı şirketin ... esas unsurlu ... ... Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti. ticaret unvanını tescil ettirmesi nedeni ile davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleşmediği; davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılarak iltibasın önleneceği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin çıkartılmasına, davalı şirketin ticaret sicil kaydından bu ibarenin silinmesine, fazlaya dair istemlerin reddine," karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlık, HMK'nın 140. maddesi uyarınca yapılan incelemede, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile davalının ticaret ünvanından ... ibaresinin silinmesi olarak belirlenmiş olup, az önce ayrıntısına yer verildiği üzere, mahkemece, "davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin çıkartılmasına, davalı şirketin ticaret sicil kaydından bu ibarenin silinmesine, fazlaya dair istemlerin reddine," karar verilmesine rağmen reddedilen fazlaya dair kısım için olumlu yönde değerlendirmede bulunulduğu görülmekte olup gerekçe kısmı ile hüküm kısmında bu yöne ilişkin çelişki bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
...
Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR:
Dava; marka hakkına tecavüz, iltibas ve haksız rekabet iddiasına dayalı; tespit, ticaret unvanından terkin istemi ve haksız rekabetin men'i istemlerinden ibarettir. Dava konusu uyuşmazlığın, davalı yanın ticaret unvanının, davacının “...” ibareli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği ve davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında bilirkişi heyetinden alınan 19/04/2021 tarihli raporda özetle:
"Yukarıda ayrıntılı olarak incelendiği ve değerlendirildiği üzere;
1. Dava konusu ticaret unvanı ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu;
2. Haksız rekabet koşullarının oluşmadığı;
3. Davalı şirketin ... esas unsurlu ... ... Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti.ticaret unvanını
tescil ettirmesi nedeni ile davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz koşullarının somut olayda
gerçekleştiği;
4. Davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılarak iltibasın önleneceği;
kanaatinde olduğumuzu Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile bildiririz." şeklinde ifade edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Mahkememizce deliller toplanmış, taraflarca sunulan belgeler ile toplanan deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan rapor dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmemiştir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı şirketin 05/09/2000 başvuru tarihli, ... sayılı ve “... ... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti." ibareli tescilli markasının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın söz konusu markasının 14/02/2002 tarihinde 09, 19, 37. sınıflar bakımından; 37. Sınıfta "İnşaat hizmetleri: Konut, köprü, fabrika inşaatı hizmetleri, inşaat iskelesi kurma hizmetleri,iskele, dalgakıran inşaatı hizmetleri, ambar, depo inşaat ve tamiri hizmetleri, sualtı inşaatı hizmetleri, liman inşaatı hizmetleri, asfaltlama hizmetleri, kuyu açma hizmetleri, duvar örme (duvarcılık) hizmetleri, binaların yenilenmesi hizmetleri, binaların nemden korunması hizmetleri, binaların izolasyonunun sağlanması hizmetleri, binaların sızdırmazlığının sağlanması hizmetleri, bina yıkım hizmetleri, binaların iç ve dış cephelerinin boyanması hizmetleri, sıvacılık hizmetleri, çatıcılık hizmetleri, sualtı onarım hizmetleri, yol döşeme hizmetleri, fuar pavyonlarının ve standlarının kurulması hizmetleri, inşaat kontrol hizmetleri, inşaat hakkında bilgilendirme hizmetleri, tamirat hakkında bilgilendirme hizmetleri...
" bakımından tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirketin markasal kullanımlarının "..." şeklinde olduğu, davacı şirketin ... olarak faaliyet yürüttüğü, işbu şirketin kuruluşunun 1993 yılına dayandığı (ticaret sicil kaydından anlaşılmakla) anlaşılmıştır.
Davalı şirketin ise 02/04/2019 tarihinde "... ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti." ticaret unvanı ile kurulduğu görülmüştür. Şirketin amaç ve konusunun İnşaat başlığı altında “a- Her türlü inşaat taahhüt işleri; konut işyeri, ticarethane inşaatları, prefabrike inşaat ve meskenler yapmak, yaptırmak ve bunları satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak bunlar üzerinde veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak. b- Yurt içinde ve yurt dışında her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, iş hanları, fabrikalar, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisleri tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek. c- ... sınırları içinde veya yabancı ülkelerde, resmi ve özel kurum ve kuruluşları tarafından kapalı zarf açık arttırma, eksiltme, teklif alma ve pazarlık usulü ile ihaleye çıkarılacak her türlü küçük ve büyük yapıların her türlü inşaat işlerini anahtar teslimi taahhüt etmek. d-... Cumhuriyeti devleti bakanlıklarının ve bakanlığa bağlı resmi kuruluşların, kamu iktisadi teşebbüsleri, iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, kamu bütçeli idareler, belediyeler, yapı kooperatifleri, özel sektör kuruluşları tarafından yurt içinde ve yurt dışında ihaleye çıkarılan inşaat, elektriktesisat, yol, su, kanalizasyon, doğalgaz, alt yapı,üst yapı, dekorasyon, restorasyon işlerinin yeniden veya onarımı ihalelerine katılmak, teklif vermek ihale şirkette kalırsa ihale sözleşmesi gereği işi yapmak ve teslim etmek. e-Her türlü dekorasyon işleri, tamirat ve boya işleri yapmak. Dekorasyonla ilgili spor salonlarının saha çizimi, boya, parke ve cam cila duvar kağıdı, halıfleks asma tavan kartonpiyer, fayans-kalebodur, su ve elektrik tesisatı, çatı tadilat işleri, havuz inşaatı ve arıtma işlemleri yapmak. f-Her türlü bina, büro, tesis ve yapıları ile peyzaj mimarisi ve çevre düzenlemesi alanında mimarlık, mühendislik, teknik müşavirlik hizmetleri olarak plan, proje, danışmanlık, etüd, araştırma, tasarım, fizibiliteler yapmak, bununla ilgili hizmet grupları oluşturmak ve işletmek. g-Islah-imar planlarının yapımı ve uygulama işlemlerinin yapımı ile konusuyla ilgili her türlü dengeleme, hesaplama, yazım ve çizim işlerinin yapımı.” olduğu, ayrıca Madencilik, Hayvancılık, Otomotiv şeklinde ayrıntısı ticaret sicilinde belirtilen faaliyet alanlarının olduğu görülmüştür. Dolayısıyla, davacı markasının kapsamındaki 37. sınıfta yukarıda belirtilen hizmetlerin, dava konusu davalının ticaret unvanının faaliyet alanında olduğu tespit edilmiştir.
Marka Hakkına Tecavüz İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. maddesinde hükme bağlanmıştır.
SMK’nın 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Yine “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7’nci maddenin 2. fıkrasında ise marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aynı şekilde 7. maddenin 3. fıkrasında aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
SMK’nın yürürlük tarihi itibariyle 7/3-a maddesine göre; “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.
Ancak sorun markanın veya benzerinin ticaret unvanında yer almasının mutlaka marka hakkı ihlali sayılıp sayılmayacağıdır. Bu hususta .... sayılı emsal oluşturabilecek kararında;
“Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar davalının markasal kullanımı bulunmasa da 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a ve 7/3-e maddeleri uyarınca tek başına davacı adına tescilli markanın benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirmesinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve reddine karar verilmiş ise de, SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile .... sayılı .... uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, hatalı gerekçe ile tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabul edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.”denilerek tescilli bir markanın benzerinin tek başına ticaret unvanının esas unsuru olarak bulunmasının marka tecavüzüne yol açmadığı vurgulanmıştır.
Dolayısıyla; kullanımın mal veya hizmetleri ayırt etme amacına yönelik olmaması, markasal değil ticaret sicilinde olduğu gibi birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, o marka ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile hedef tüketici kitlesi arasında bir link kurulmaması ve markanın fonksiyonlarından birine zarar verilmemesi halinde marka ihlali söz konusu olmayabilir. (....)
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Davacının .... sayılı “... ... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ” markasının 37. Sınıf “İnşaat hizmetleri ... ” emtiaları bakımından tescilli olduğu, davalı şirketin faaliyet alanının, ticaret sicil kayıtlarından görüldüğü üzere, “:- Her türlü inşaat taahhüt işleri;...” olduğu görülmüştür. Dolayısıyla davalı şirketin faaliyet konusunu, davacının markasının kapsamındaki emtialar oluşturmaktadır.
SMK’nın 6/1 maddesi emtiaların aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulunu getirmiştir. Bu hüküm karşılaştırılan markaların/işaretlerin yalnızca “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olmasını aramamış, markaların/işaretlerin “benzer” olması da yeterli görülmüştür.
Dava konusu 37. Sınıf emtialarına ilişkin tüketici kitlesinin orta düzeydeki tüketici kitlesinden daha yüksek özellikte bilinçli tüketici kitlesi olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce, markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken markaların tüketici nezdinde sahip olduğu ayırt edici ve dominant unsurlarına bağlı olarak sahip olduğu genel etkinin temel alınması gerekmekle; davacının "... ... +..." ibareli tescilli markasının bulunduğu, davalının ticaret unvanının ".... San. ve Tic. Ltd. Şti." şeklinde olduğu ve ticaret unvanının çekirdek unsurunun “...” ibaresi olduğu, "..." ibaresinin ülkemizde il adı olması nedeniyle ayırt edici sayılamayacağı, ticaret unvanının üzerinde durulan esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı şirketin “...” esas unsurlu markası ile davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresi karşılaştırıldığında, ibarelerin aynı olduğu ve böylelikle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamında davalı şirketin, davacının “....” markası ile aynı olan “...” ibaresini ticaret unvanının esas unsuru olarak 02/04/2019 tarihinde tescil ettirdiği anlaşılmış ve davalının bu tarihten ve davacının marka tescilinden önce bu ibare üzerinde hak sahipliği bulunmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin ... ibaresinin şirket ortaklarının/kardeşlerin baş harfinden oluştuğu iddiasının tescilli markanın varlığı bakımından somut uyuşmazlıkta dikkate alınmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiş ise de; yukarıda işaret edilen .... kararı ışığında, ticaret unvanının markasal kullanımı ispat edilememiş olduğundan, marka hakkını ihlal yönünden ticaret unvanını terkin koşullarının sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak açıklanan gerekçelerle marka hakkının ihlali söylenebileceğinden, tespit talebi bakımından, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
2. Haksız Rekabet İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 50. maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. maddesi ile ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin, bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir.
Aynı şekilde TTK'nın 55/4. Maddede “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar olarak haksız rekabet teşkil eden fiiller arasında sayılmıştır.
TTK’nın yukarıda belirtilen maddeleri de dikkate alındığında önceki tarihli ticaret unvanının kılavuz unsurunun aynısı veya benzerinin daha sonraki bir ticaret unvanında kullanılması neticesinde unvanlar arasında benzerlik ve iltibas riski doğacağından bu husus haksız rekabet sayılacak olup, sonraki tarihli ticaret unvanının terkin edilme şartları sağlanmış olacaktır.
...’nun 18.01.2022 tarih ... . sayılı emsal kararında
“Diğer yandan yukarıda da belirtildiği üzere davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi unvanların ayırt ediciliğini sağlayan kılavuz sözcüktür. Tarafların faaliyet alanları aynı olduğundan ve ticaret unvanlarının çekirdek kısımları bu faaliyet alanlarını belirttiğinden tarafların unvanlarının çekirdek kısımlarının iltibas değerlendirmesinde bir etkisi bulunmayacaktır. Dolayısıyla davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi nedeniyle unvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimali de söz konusudur.” denilerek davalının ticaret unvanının terkin edilebileceği belirtilmiştir.
Somut olayımızda, davacının delil dilekçesinin ekinde yer alan davacı şirket kayıtları incelendiğinde, 26 Ocak 1993 tarih ve 3207 sayılı ... Gazetesi’nin sunulduğu görülmüştür. Söz konusu sicil gazetesinde davacı şirketin ilk olarak "... İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti." olarak 21 Ocak 1993 tarihinde tescil edildiği; şirketin amaç ve konusunun "... hizmetleri" ile ilgili konularda faaliyette bulunmakta olduğu; 02 Temmuz 2020 tarih ve 10110 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre şirketin unvanının "... İnşaat San. ve Tic. A.Ş." olduğu görülmüştür.
Somut olayda, davacının ...’de ticaret siciline usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş bir ticaret unvanı bulunmaktadır. Bu nedenle davacı şirketin TTK 52. madde hükmünden yararlanması mümkündür. Yine davacının, 55/4. madde uyarınca korunması da mümkündür. Zira davalı tarafın basiretli bir tacir olarak başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaması gerekmektedir. Somut olayımızda davalı tarafın ticaret unvanının, davacı tarafın tescilli “... ...” markasından sonra tescil edildiği ve ticaret unvanının karıştırılmaya neden olacak kadar benzer olduğu değerlendirilmiş ve TTK 50, 52 ve 55/4 maddeleri uyarınca ticaret unvanından terkin koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından, davalının ticaret unvanının davacı şirketin faaliyetleri ve işleri ile karıştırılmaya neden olduğu, en azından tarafların aynı kökenden geldiği, aynı işletmenin devamı olduğu hususunda karıştırılma ihtimalinin doğabileceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresinin davacının markası ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğu, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu dikkate alındığında, mahkememizce davalının "..." ibaresini kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini şartının, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak oluştuğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak; davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret sicil kaydından ... ibaresinin çıkartılmasına, davalının ticaret sicil kaydından bu ibarenin silinmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, ve haksız rekabetin men'ine,
3-Davalının ticaret sicil kaydından ... ibaresinin çıkartılmasına, davalının ticaret sicil kaydından bu ibarenin silinmesine,
4-Kararın masrafı davalıya ait olmak üzere ulusal çapta yayın yapan bir gazetede bir defa ilanına,
5-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 7,80 TL harcın düşümü ile 419,80 TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından aşağıda dökümü yapılan 2.581,50 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/03/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 116,60-TL
Posta Masrafı 143,50-TL
Bilirkişi Masrafı 2.100,00-TL
İstinaf Kar. Harcı 59,30-TL
İstinaf Baş. Harcı 162,10-TL
Toplam 2.581,50-TL