T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/299 Esas - 2024/162
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/299
KARAR NO : 2024/162
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2024
TALEP:
Davacı vekili 14/06/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin muhtelif sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira davacının davalı firma gibi ... finansman yöntemini kullanarak gerçek ve tüzel kişilerin belirli gruplar oluşturmak suretiyle bir araya getirilmesini ve bu sayede konut, çatılı işyeri ve taşıt edindirme işlemlerinin yürütüldüğü ... finansman sektöründe halihazırda 100'ü aşkın şubesi ve 1200'e yakın çalışanıyla faaliyet gösteren ... lisansına sahip bir ... finansman şirketi olduğunu, davalı firmanın davacı ile aynı sektörde aynı usul ve esaslarla faaliyet gösterdiğini, hal bu iken dava konusu edilen... sayılı "...” ibareli markanın 35, 36 ve 37.sınıflara giren hizmetlerde tescili için davalı firmanın dosyaladığı başvuruya davacının önceki tarihlerde tescil ettirdiği markalarına ve gerçek hak sahipliği iddialarına dayalı olarak yaptığı itirazların davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, ayrıca davalı markasının tescilinin TTK kapsamında haksız rekabet olarak da nitelendirilebileceğini, dava konusu edilen markanın davacının tescilli ve tanımış markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve... başvuru numaralı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Taraf markalarında ortak olan “... ...” kelime öbeğinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen marka ile davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, davacının SMK’nın m. 6/3 hükmü kapsamında davaya konu markanın eskiye dayalı kullanımını markaya itiraz sürecinde ispatlayamadığını, davacının davalının kötü niyetli olduğunu da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalının 30 yılı aşkın süreden beri elbirliği sistemi ile organizasyon hizmeti sunarak taşınır/taşınmaz sahibi olmak isteyen kişilere faizsiz finansal destek sunan bir firma olduğunu, söz konusu sistemin katılım bankacılığından farklı olduğunu, dava konusu edilen markada geçen sloganın tüketicileri yanıltmasının veya haksız rekabet oluşturmasının söz konusu olmadığını, kaldı ki dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin davalının hizmetlerinin kalitesini vurgulamak amacıyla reklam mahiyetinde kullandığını, reklamlarda abartılı ifadelerin veya görüntülerin kullanılmasının reklamların gereği olduğunu, reklamın abartılı olmasının, onun peşinen aldatıcı olduğu veya haksız rekabet oluşturduğu yönünde algılanmasına yol açamayacağını, bu ibarenin alıcıların olağan satın alma davranışına da bir etkisi olamayacağını, bu ibarenin tüketici nezdinde yalnızca slogan olarak algılanacağının kabulünün gerektiğini, ayrıca dava konusu edilen markanın hitap ettiği ... sektörünün tüketicilerinin bilinçli tüketici sınıfında değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığını ve davacının tekeline verilecek ibareler olmadığını, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların benzemediğini ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmekte ve davacı iddialarının aksine dürüstlük kuralına riayet etmekte olduğunu, dolayısıyla davacının kötü niyete dayalı itirazlarının da mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 14/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 14/06/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun yayınına yapılan itirazın incelenmesi sonucunda, markalar kavramsal, işitsel ve görsel olarak ihtiva ettikleri unsurların tamamı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı " ..." ibareli markaların iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağı, ... markalarının ün ve itibarından haksız kazanç elde etme ya da bunlara zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
İtirazda ileri sürülen kötü niyet iddiasının ise yeterli bilgi ve delille ispatlanmadığı tespit edildiğinden bu yöndeki iddialar da haklı bulunmamış ve itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"..."
(...)
35, 36, 37. sınıf.
Davacı Markaları
" ..."
(....)
09, 16, 19, 35, 36, 37, 41, 42. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 07/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,
2) Dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük, orta ve yüksek olabileceği,
4) Yukarıda (1) nolu bentte yer alan sebepten dolayı, (2) ve (3) nolu bentlerdeki tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5) Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
7) Dava konusu edilen 07.04.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
8) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ..." ibareli ve... başvuru numaralı davalı başvurusunun 35, 36, 37'inci sınıflardaki:
"35: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (….)1 mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.
37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 09, 16, 19, 35, 36, 37, 41, 42. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davacının muhtelif markaları, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, 35, 36 ve 37. Sınıflardaki tüm hizmetlerin birebir aynıları yönünden tescillidir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Bu genel ilkeler çerçevesinde somut olayda; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 35, 36 ve 37. sınıflara giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/ özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grupların profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman bir ön araştırma ile hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediği, bununla birlikte bu araştırmayı çoğu zaman bireysel bir şekilde yaptığından, her ne kadar bilinç/dikkat/bilgi ve özen düzeyi nispeten daha yüksek olacak ise de bu durumun ilgili tüketicinin hiçbir koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonucu beraberinde getirmeyeceği, özellikle internet üzerinden tüketicinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda tercihlerini somutlaştırmak yönünde gerçekleştirdiği eylemlerinde, bilinç düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun birbirine benzer işaretler ile karşı karşıya kaldığında yanılma ihtimalinin süregeleceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalar, “...” kelimesini başkaca kelime unsurları ile birleşik olarak veya birer isim tamlaması içerisinde ve renk ilâ şekil unsurlarıyla birlikte ihtiva eden karma markalardır. Davacının markalarında kullanılmış olan şekil unsurlarının ve/veya kompozisyonların işaretlere kattığı markasal hüviyette ayırt ediciliğin, işaretlerde geçen ve tek başına markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan “...” ibaresinden daha düşük seviyede kaldığı söylenememektedir. Her ne kadar, basit şekil unsuru yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ise de davacının karma markalarında kullanılmış olan şekil unsurlarının ve dahi tüm markalarında mevcut olan ve işaretleri kelime markası hüviyetinden uzaklaştıran kompozisyonların “basit” olduğunun ve işaretlerde geri planda kaldığının ve markaların genel görünümü itibariyle “...” kelimesinin veya “...” kelime öbeğinin tek başına ön plana çıktığının kabulü mümkün görülmemiştir.
Dava konusu edilen marka ise, renk ve şekil unsurlarından yoksun sırf kelime markasıdır; işarette aynı yazım karakterinde, aynı puntolarda siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” kelime öbeği tek unsur olarak kullanılmıştır ve yazım özellikleri itibariyle, aynı karakterlerde/aynı puntolarla yazılmış olmaları nedeniyle bu kelime öbeğinde geçen kelimelerden hiçbiri, görsel açıdan tek başına ön planda algılanmamaktadır. Bunlara göre; davacının markalarında kullanılmış olan kompozisyonların katkısıyla, işaretlerin bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimlerin, tümüne hakim olan görünüşlerin ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajların, davacının markalarının görünümlerini, davalının sırf kelime markası olan markasından yeterli derecede farklılaştığı ve davalının markasında kullanılmış olan kelimelerin bütünleşik olarak algılandığı değerlendirilmiştir. Sonuçta, taraf markalarında ortak olarak “...” ve dahi “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; taraf markalarında ortak olan “...” ve dahi “...” ibarelerinin, aslında yerleşik/bilinen bir anlamı olan, taraflarca yaratılmamış, ülkemizde sıklıkla kullanılan bir ... terimi olduğu da tespit edilebilmektedir. Zira; 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3/1-l maddesi hükmünde de tanımlandığı üzere, ... finansman faaliyeti; bir sözleşme kapsamında önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre ... edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimi olarak tanımlanmış bir ... sistemidir, yani finansal bir terimdir. Bu şekilde, yerleşik anlamı ve yaygın kullanımı haiz kelime öbeklerinin/terimlerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin zayıf olduğu, böyle ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve ... Kararları’nda yerleşmiş bir görüş bulunmaktadır. Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem ... tarafından kabul edilmektedir. Zira; tanımlayıcılığı veya bilgilendirme işlevi güçlü olan ibarelerin marka olarak kullanımla ayırt edicilik kazanmaları mümkündür. Öte yandan, herkesin çok sık kullanımına açık ibarelerde bu dönüşüme izin verilmemiştir. Davacının markalarında geçen “...” veya benzer şekilde türetilmiş kelime öbeklerinin, böyle dönüşümü hak ettiğinin kabul edilebilmesi için, ülkedeki alıcı/tüketici çevresinin çok büyük bir kısmının bu kelime öbeklerinin markasal hüviyette kullanılmış halini davacının işletmesi ile bağlantı içinde algılaması gerekir. Bunun için aranacak ölçünün, hiçbir şekilde bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken belirlenen ölçüden daha hafif olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü; herkesin kullanımına açık olan terimlerin, yani markasal hüviyette herkes tarafından tercih edilebilecek kelime öbeklerinin bir kişinin tekeline bırakılması, bir markanın tanınmış sayılmasının sonuçlarından daha önemlidir. Dosya kapsamına göre; “...” ve türevi kelimesi öbekleri itibariyle bu tür bir bağımsızlaşmanın sağlandığından bahsedilmesi olanaksızdır.
Sonuçta; taraf markalarında “...” veya buna yakın benzer, bu terimden türetilmiş kelime öbekleri ortak olarak kullanılmış ise de, markalarda mevcut olan diğer kelimelerin kendi içlerinde bütünleşik olarak oluşturdukları anlamlı öbeklerin, markaların genel görünümlerinin ve tali unsurlarının markaları yeterli bir derecede farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü değerlendirilmiştir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılık, duysal/fonetik açıdan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalarda “...” kelimesi dışında farklı kelimelerin de kullanılmış olması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları yeterince farklılaştırmaktadır. Kavramsal açıdan da; davalının markasında geçen anlamlı sloganın ve davacının markalarında geçen diğer kelimelerin herkes tarafından aynı şekilde algılanan/algılanabilecek, birbirleriyle alakası olmayan anlamları itibariyle, işaretlerin tüketici zihninde uyandırdıkları ilk algının da farklı olduğu değerlendirilmiştir. Bütün bunlara göre; somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan, bilhassa da genel görünümleri itibariyle yeterli derecede farklılaşmış oldukları değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığından, somut olayda emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/3 kapsamında hak elde etme, ancak marka üzerinde başvuruya konu mallarla/hizmetlerle ilgili olarak Türkiye'de kesintisiz ve süreklilik arz eder biçimde, ticari etki oluşturacak şekilde ve yeterli düzeyde kullanımla ortaya çıkar. Hak elde etmek için bu kullanımın üç açıdan değerlendirilmesi gerekir:
- Kullanımın niteliği- Markanın temel işlevine uygun kullanım
- Kullanım alanı- Yurtiçinde kullanım
- Kullanımın yoğunluğu
İşaret ile mal arasında fiziksel bağlantı kurulamadığı durumlarda, işaretin kullanıldığı mal ya da hizmetle bağlantı kurulabilecek şekilde kataloglarda, reklamlarda ve işletme evraklarında kullanım da yeterli kabul edilir. Hak elde etmek için kullanımın mutlaka Türkiye'de olması gerekir.
Hak elde etmek için ise önemli olan diğer kıstas kullanımın yoğunluğudur. Kullanım yoğunluğunun yeterli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir:
- İşaretin üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin türü
- Satış miktarı
- İşaretin markanın temel işlevine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı
- İlgili mal veya hizmetler bakımından pazar payı yaratılıp yaratılmadığı
- Hitap ettiği müşteri çevresi.
Yukarıda sunulan ve değerlendirilen deliller dikkate alındığında dava konusu edilen “...” şeklindeki bütünleşik kelime öbeğinin, kendisi tarafından uzun yıllardır yaygın olarak kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının kapsamına giren emtialarda tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
3. SMK 6/6 MADDESİNE HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/6 maddesi “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, tasarım tescili ve coğrafi işaret gibi sına hak sahiplerinin de bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescil taleplerine itirazda bulunarak tescili engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda herşeyden önce, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsurunun “...” ibaresi olduğu ve bu ibarenin dava konusu edilen “...” ibareli markada davacının ticaret unvanının tamamının geçmediği görülmektedir. Dolayısıyla; somut olayda davacının ticaret unvanına dayalı hak iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
4.KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/3, 6/6, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde.... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ....
e-imzalıdır.