T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/292 Esas - 2024/128
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/292
KARAR NO : 2024/128
HAKİM : ..
KATİP :...
DAVACI : ...
: Av. ...
DAVALI : ...
: Av. ....
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 09/06/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
TALEP:
Davacı vekili 09/06/2023 tarihli dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin .... numaraları ile Türkiye’de ve yine pek çok ülkede tescilli “...” ibareli markalarının mevcut olduğunu, ... markalı gübre solüsyonlarını Türkiye pazarına sunan, diğer bir ifadeyle, kimyasal gübre solüsyonları ile Türkiye’yi ilk defa tanıştıran firmanın müvekkili olduğunu, ... markasının kimyasal kısaltma olduğu ve hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesi ile 2 ayrı firma tarafından ayrı ayrı tarihte ve ayrı ayrı mahkemelerde açılan davalar neticesinde müvekkiline ait ... ibaresinin, marka olma niteliği taşıdığı ve hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığı yönünde ... incelemesinden de geçen iki ayrı mahkeme kararının mevcut olduğunu, ..... Sayılı kararı ile ..... Sayılı kararlarının müvekkili lehine sonuçlandığını, ..... Sayılı ilamının .... sayılı ilamı ile de onandığını, davalının müvekkiline ait ... markalarının aynısını ve/veya iltibas yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "...." internet alan adında satışa arz ettiğini, davalı tarafa noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, davalının cevabi yazı ile "..." markası için kimyevi gübre tescil belgesi sahibi olduklarını, 4 yıldır ürünün satışını yaptıklarını ve markaların benzer olmadığını belirtip, ancak iyi niyet göstererek "..." ibaresinde değişiklik yapacaklarını bildirdiklerini, davalı yanın ayrıca ... numara ile bu defa ... ibaresinin adlarına tescili ile marka başvurusu yaptığını, müvekkili tarafından davalı yana tekrardan noter ihtarnamesi gönderildiğini, sektörde kimyasal gübre solüsyonları emtiasında en bilinen ve ısrarla aranılan markanın "..." markası olduğunu, "..." ibaresinin önüne ""..." ibaresi eklenmiş ise de "..." ibaresinin söz konusu ürünler özelinde sektöründe bilinen ve tanınan bir marka olması ve davalının marka kullanımında "..." ibaresini ayrı ve baskın renkle kullanması karşısında ürünün satışını ve tüketiciler nezdinde tercih edilmesini sağlayan ibarenin yine ... olacağını, davalı tarafın davacı müvekkilinin markasından haberdar olarak böyle bir marka seçmesinin ve kullanmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek; davalının "...” markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında ve yerlerde kullanmasının, bu isimle ürün imal edip, satışa arz etmesinin, ürün tanıtımı yapmasının haksız olduğunun hükmen tesbitine, haksız rekabetin men’ine, marka hakkına tecavüzün tespitine, ref ve men'ine, ürün örnekleri ve tanıtım fotoğraflarını kaldırılmasına, satışın önlenmesine ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile "..." şeklindeki ihtilaflı işareti ihtiva eden .... alınmış .... iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkilinin ... ibaresinin üretimi için ... ’nden “tescil belgesi” aldığını, 4 yıldan uzun bir süredir tescilli olarak üretim yaptığını, bu sürede davacı yanın herhangi bir hak iddiasının olmadığını, davacı tarafından müvekkiline ihtarname gönderildikten sonra müvekkilinin iyiniyetli olarak markasını "..." olarak marka başvurusuna konu ettiğini, müvekkili kullanımlarının davacı taraf markaları ile benzer dahi olmadığını, davacı yanın müvekkilinin ... sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Davanın, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemi ve ihlal iddiasına konu emtiaların toplatılması, imha edilmesi, davalının internet sitesinden ürün örnekleri ve fotoğrafların kaldırılması, internet satışının önlenmesi, kimyevi gübre tescil belgesi iptali istemlerine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın davacının .... sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin men'i ve ref'i koşulları ile manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler
MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
SMK'nın 29. maddesinde önce 7. maddeye gönderme yapılarak, belirtilen maddede sayılan hallerin birer tecavüz olduğu belirtilmekte, devamında ise kısmen tekrar yoluyla marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. SMK'nın 7/2(a) maddesinde "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması" hali düzenlenirken 29/1(b) maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek durumu düzenlenmiştir.
Mahkememizce dosyaya kazandırılan 15/01/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:
"...- Davalı tarafın ... sitesi üzerinde gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerine konu ettiği gübre ürününü “... ...” markası altında satışa konu ettiği, bu anlamda davalı faaliyetine konu bu ürünün, davacı adına tescilli markalardan ... sayılı “...” markası kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür olduğu,
- Davalı yanın markasal kullanımlarına konu “... ...” markasında, davacı adına tescilli “...” ibaresini kullanımının, davacı tarafça dosyaya sunulmuş çok sayıdaki emsal yargı kararlarının varlığı da gözetildiğinde, olağan şartlarda davacı adına tescilli markalardan doğan hakları ihlal ettiği ve aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet vereceği,
- Bununla birlikte ... ibaresinin davalı taraf ürünlerindeki kullanım biçiminin dürüstçe kullanım kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin nihai anlamdaki hukuki yorum ve takdirinin Sayın Mahkemece yapılması gerektiği..." şeklinde ifade edilmiştir.
Dosya kapsamında öncelikli olarak tespiti gereken husus, davacı yanca sunulan delillerin incelenerek, davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen kullanımların, davacının tescilli markaları kapsamında kalıp kalmadığıdır. Bu durumun tespiti sonrasında ise markaları oluşturan ibarelerin esas unsurları arasındaki benzerliğin, ilgili tüketici kitlesi algısında iltibasa sebebiyet verebilecek veyahut taraf markaları arasında en azından iktisadi veya idari bir bağ kurulmasına yeter neden olacak düzeyde olup olmadığı hususu uyuşmazlığın çözümü açısından elzemdir.
Bu bakımdan somut uyuşmazlık kapsamında; davalı yanın ".... web sitesi üzerinden satışa arz eylemi gerçekleştirdiği, ürün görselinin üzerinde (beyaz plastik bidon) "... ..." şeklinde markasal kullanım olduğu, ilgili ürünün davalı web sitesinde “sıvı gübreler” kategorisinde yer alan ürünlerden biri olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte halen aktif olarak satışa sunulduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalı faaliyetlerinin, davacı adına tescilli markalardan .... sayılı markası kapsamında kalan “... içeren gübre solüsyonları” emtiaları ile birebir örtüştüğü görülmüştür.
Bununla birlikte davalı taraf kullanımlarına konu ürün ambalajında “...” ve “...” ibarelerinin yer aldığı, ambalaj üzerindeki kullanımda “...” kelimesinin yeşil renkte, “...” harf diziliminin ise turuncu/sarı bir fon üzerinde siyah renkte harflerle yazılarak konumlandırıldığı, bu şekilde “...” ve “...” ibarelerinin her ikisinin de bağımsız algılar yaratacak görsellerle tüketiciye sunulduğu, her iki ibareden oluşan markanın hemen altında ise “...” ibaresine daha küçük harf karakterleri ile yer verildiği görülmüştür.
Davacının tescilli markasının ise tek unsuru “...” ibaresi olup başkaca bir ek unsur ihtiva etmemektedir. Bu bağlamda taraf markaları kıyaslandıklarında, davacı yan adına tescilli markanın kendisinin, davalı yanın fiili kullanımlarında da aynen yer aldığı anlaşılmıştır
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, uyuşmazlık temelinin “gübre” ürünlerine ilişkin olduğu, söz konusu ürünlerin ortalama bir tüketicinin günlük hayatta ihtiyaç duyduğu temel tüketim ürünleri arasında olmadığı, aksine hususiyetle tarım ve bahçecilik faaliyetlerinde kullanılan gübre ürünlerinin ilgili tüketicisinin de bu alanla profesyonel olarak ilgilenen ya da hobi olarak bu işle uğraşan tüketiciler olacağı, bu kimselerin ise ilgili ürünler, ürünlerin özellikleri, kullanılan terimler ve kimyasal açıklamalara nispeten aşina olacağı değerlendirilmiştir. Bu anlamda ilgili tüketici kitlesinin standart ortalama tüketici olarak belirlenmesi mümkün olmayıp dikkat, özen ve bilgi düzeyi nispeten yüksek tüketiciler olacakları değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın, önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı kabul edilmektedir.
Ancak bu noktada ortak unsurun ayırt edici niteliğinin de tartışılması gerektiği açıktır. “...” ibaresi, İngilizce kökenli bir kısaltma olup, “... ...” şeklinde kullanılan bir kimyasal solüsyonun adı olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Yine bilirkişi raporunda; ibaredeki “K” harfi, kimya dilinde “...” elementinin ... olan “...” sözcüğünün kısaltmasını temsil etmekte iken, “T” harfi “...” kelimesinin, “S” harfi ise “...” elementinin ... olan “...” sözcüğünün kısaltması olup “...”ın oldukça yaygın olarak kullanılan bir asit türü olduğu tespit olunmuştur. Görüldüğü üzere “...” şeklinde yaratılan bu kısaltma, ... sözcüğünün birebir karşılığı olarak meydana getirilmiş bir kısaltma olup aslen sıvı gübrelerin etken maddelerini gösteren bir ibaredir. Nitekim bizzat davacı yan markası kapsamındaki emtialar dahi “... içeren gübre solüsyonları.” şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca aynı sektörde benzer şekilde “....” gibi pek çok ibarenin de gübre türleri için, gübrelerin içeriklerinde yer alan elementlerin baş harflerinden yaratılarak ürünler üzerindeki “tanımlayıcı unsur” olarak kullanımlarının mevcut olduğu görülmektedir.
Bu doğrultuda sektöre yönelik teknik bakış açısıyla yapılan değerlendirme de göz önüne alındığında; “...” ibaresinin yukarıda izah olunan kavramsal karşılığı nedeniyle, ayırt edici niteliği bulunan ek bir unsurun yanında ve ürün içeriğine yönelik bilgi verme amaçlı kullanımı halinde, salt “...” ibaresindeki ortaklığın karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı hususu eldeki uyuşmazlığın özünü teşkil etmektedir. Ancak davacı yanın dosya kapsamına sunduğu çok sayıda ve emsal nitelikteki yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve yine ... kararlarında, “...” İbaresinin “ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kabul edilebilme olasılığı” bulunduğu da belirtilmekle birlikte anılan ibarenin davacı yan adına uzun yıllardır tescilli olduğu ve yine uzun süreli kullanım ile ayırt edici hale geldiğinin kabulü gerekeceği ve yalnızca ambalaj üzerinde, markasal olmayan tarzda, tüketicilere doğrudan bilgi verici bir metin içinde kullanımının hukuka uygun bir kullanım olarak mümkün olabileceği, sair kullanım biçimlerinin ise iltibas ihtimalini doğurabileceği şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. Nitekim .... 'nin ..... sayılı ilâmda:
"... Dava konusu ''...'' ibaresinin ... kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının kabulü gerekmektedir. Tüketici gözünde ... ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen ... ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası yönünden davacı markası ile iltibas oluşturduğunun kabulü gerekirken mahkemece iltibas oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulduğu anlaşılmıştır.
Yine ....'nin ..... sayılı ilâmında:
"... Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının "... ..." ibaresinin gübre emtiası üzerindeki kullanımının, davacının ... sayılı “...” ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, içinde ziraat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, "..." ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı adı olmadığının açıklandığı, ... denetiminden geçen başka dava dosyalarında da söz konusu ibarenin tanımlayıcı olmadığının kabul edildiği (..... ve .... . sayılı ilamları), dolayısıyla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça söz konusu ürünün beş yıldır üretilmediği ve satılmadığı, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunulmuş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin atfıyla somut olaya uygulanması gereken 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, davalının web sitesindeki kullanımının markaya tecavüz oluşturduğu, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunmasına da itibar edilemeyeceği, dolayısıyla bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, ürünün satışı yapılmasa dahi markaya tecavüz ve haksız rekabetin varlığı halinde, hak sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulünün gerektiği (..... sayılı ilamı), Mahkemece tespit edilen maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkaniyete uygun bulunduğu, takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun görüldüğü, somut olayda objektif dava birleşmesinin olduğu ve bu itibarla üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklindeki .... kararının onandığı anlaşılmıştır.
Bu çerçevede somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; uyuşmazlık konusu davalı kullanımlarının, “...” ibaresinin de en az “...” sözcüğü kadar ön planda olacak şekilde ambalaj üzerinde konumlandırıldığı, her ne kadar “...” ibaresinin altında “...” ibarelerine de yer verilerek bahsi geçen iki ibare birbiri ile ilişkilendirilmiş ise de “...” ibaresinin belirgin ve markasal nitelik arz edecek şekilde kullanımının amaçlanmış olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu noktada davalı tarafın “...” ibaresini kullanım amacının salt ürünün cinsini ifade eden nitelikte olmadığı ve bütünsel algıya etki eden iki unsurdan biri olarak ve tüketici algısında da markasal bir etki doğuracak şekilde kullanıma konu edildiği değerlendirilmiştir. Nitekim eldeki davada yine dikkate alınması gereken, ..... sayılı ilâmında: “Dava konusu ''...'' ibaresinin ... kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının kabulü gerektiği, tüketici gözünde ... ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen ... ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen kullanımları markaya tecavüz ve haksız rekabet niteliği taşımakta olup, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.05.2019 tarih ve .... sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalı yanca gerçekleştirilen fiili kullanımlar ile davacı yan markası arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerliğin davacı yanca emsal olarak sunulmuş yargı kararları da göz önüne alındığında mevcut olduğu, üstelik davalı internet sitesinde satışı yapıldığı görülen gübre ürününün, ... sayılı davacı markasının kapsamında da yer aldığı tereddütsüz olup, davalı yanın bu şekildeki kullanımlarının davacı yanın tescilli markalarından doğan hakları ihlal ettiği değerlendirmiştir. Hâl böyle olunca da; taraflar arasında uzunca zamandır çok sayıda dava bulunup, davalının davacı markasını bilmemesinin hayatın olağana akışına aykırı olduğu, yukarıda bahsedilen yüksek yargı kararlarına rağmen davalı yanın markasal kullanım bütünü içerisindeki “...” ibaresinin kullanım biçim ve amacının "dürüstçe bir kullanım" çerçevesinde olmadığı değerlendirilmiştir.
DAVALI EYLEMLERİNİN HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDİP ETMEDİĞİ HUSUSUNUN İNCELENMESİ
Marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem biçimleri, aynı zamanda haksız rekabet eylemlerinin de özel bir biçimidir. Dolayısıyla marka hakkına tecavüz iddiaları açısından yukarıda yer verilen değerlendirmelerin tamamı, haksız rekabet düzenlemeleri açısından da geçerli olacak olup “...” ibaresinin, davalı tarafça gerçekleştirilen kullanım biçiminin “dürüstçe bir kullanım olmadığı”na dair değerlendirme, dosya kapsamındaki emsal nitelikteki mahkeme kararlarının dikkate alınarak “...” ibaresinin, davacı ile özdeşleşmiş bir marka olarak kabulü ve davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımların ise ticari dürüstlük kuralı kapsamında görülmesi mümkün olmayan izinsiz kullanımlar olarak değerlendirilmiş olup, aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet verebileceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacı vekilinin ...'ndan verilmiş "kimyevi gübre tescil belgesinin iptali" yönündeki talebi, belirtilen belgenin ilgili ... tarafından verilmiş bir belge olduğu anlaşılmakla, idari belgenin iptali konusunda mahkememiz görevli olmadığından, fazlaya ilişkin talep kapsamında değerlendirilerek reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında uzunca süredir "..." ibaresinden kaynaklı çok sayıda uyuşmazlık bulunup, bu konuda verilmiş yüksek yargı kararlarının mevcudiyeti, dava konusu ibarenin davalı yanca "markasal kullanım" şeklinde kullanılması, davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunan davalının davacı markasını bilmemesinin abesle iştigal olacağı, davacının basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen markasal kullanımın devam etmesi, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 30.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine olacak şekilde, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın Kısmen Kabulüne,
2-Davalının "..." markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında, e-ticaret sitelerinde vb. yerlerde kullanmasının, bu isimle ürün imal edip, satışa arz etmesinin, ürün tanıtımı yapmasının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve rekabet haksız oluşturduğunun TESPİTİNE, bu eylemlerin ÖNLENMESİNE ve KALDIRILMASINA
3- Davalının, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan ve üzerinde "..." ibaresi bulunan tanıtma vasıtalarının, ürün ambalajlarının, levha, afiş, CD ve benzeri emtiaların TOPLATILMASINA, üzerindeki ... ibareli markaların SİLİNMESİNE, bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde söz konusu ürünlerin İMHASINA,
4- Davalının web sayfalarından, e-ticaret sitelerinden ve başkaca ürünlerinin tanıtımlarının yapıldığı internet sitelerinden davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemi oluşturan üzerinde "..." ibaresi bulunan ürün örnekleri ile tanıtım fotolarının kaldırılmasına, ... ibareli ürünlerin internet satışı dahil olmak üzere her nevi satışının önlenmesine,
5-30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
7-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 179,90 TL harçtan düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 25.500,00 TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden AAÜT uyarınca 25.500,00 TL, olmak üzere toplam 51.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca reddedilen kısım yönünden 25.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Kabul oranının takdiren davacı lehine 92/100 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 6.329,08 TL yargılama giderinden payına düşen 5.822,75 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 717,83-TL
Posta Masrafı 111,25- TL
Bilirkişi Masrafı 5.500,00- TL
Toplam 6.329,08- TL