T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/277 Esas - 2024/145
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/277 Esas
KARAR NO : 2024/145
HAKİM : ......
KATİP :...
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : AV. ....
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/05/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/06/2024
TALEP:
Davacı vekili 31/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı ve "... " ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira müvekkilinin 18.11.2016 tarihinde kurulmuş ... ... Şirketi’ni devraldığını, bu şekilde anılan firma adına kayıtlı markaların da müvekkili şirkete geçtiğini, müvekkilinin “...” kelimesini içerir çok sayıda tescilli markası olduğunu, davalı başvurusunun müvekkili tescilli markaların kapsadığı sınıflarla aynı olduğunu ve aynı mal/hizmetlerde kullanılacağını, müvekkili markalarının esas unsuru ile dava konusu markanın esas unsurunun aynı olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının asli unsurunu taşıyan markaları ile işbu dava konusu “...” markasının, aynı sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsar bir biçimde tescil edilmek istenmekte ve aynı tüketici kitlesine yöneldiğini ileri sürerek, ... sayılı ... kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, “...” ibaresi içerir şekilde önceki tarihli markalarının mevcut olduğunu, verilen kararın isabetli olduğunu, taraf markaları arasındaki değerlendirmenin bütüncül yapılması gerektiğini, müvekkilinin müktesep hakkı olduğunu, davacı yanın ise dayanak markalarını kullanmadığını, davacı yanın kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddeye göre davalının önceye dayalı kullanım iddiasının, davacı markaları açısından alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 31/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 31/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz ve ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı , "... ....." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve diğer fikri haklar gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi ..... ibareli markaların benzer oldukları görüşüne varılmakla birlikte, başvuruda tescili istenen mallar ile itiraza gerekçe markalarda tescilli olan bir kısım malların farklı olduğu tespit edilmiş ve başvuru sahibi adına önceden kayıtlı ... sayılı "..." ibareli ve başvuruda kalan mallar için tescilli markanın varlığı da dikkate alındığında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddelerine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itirazlar haklı görülmemiştir.
KARAR:
1- ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın reddedilmesine,
2- ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın reddedilmesine, oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için mal/hizmet benzerliği/ayniyetinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve ... . sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"..."
(...)
30. Sınıf.
Davacı Markaları
"... ... "
(....)
30 / 35. Sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 05/02/2024 havale tarihli raporda özetle;
"Dava konusu marka kapsamında 30. Sınıfta yer alan malların tamamının, davacı yan ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı tür 35.05 alt grubunda bu malların satışına özgülenmiş hizmetler ile benzer olarak görülmesi gerektiği, ayrıntıları rapor içerisinde izah olunduğu üzere taraf markaları arasında karıştırılabilecek düzeyde benzerlik ilişkisinin bulunduğu, ayrıntıları rapor içerisinde izah olunduğu üzere davalı yanın ... sayılı markasından kaynaklı müktesep hak kriterinden yararlanmasının, “markanın çekişmesiz şekilde kullanılması” kriteri ispatlanamadığından mümkün olamayacağı," ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30'uncu sınıflardaki:
"30: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "..., ....., "ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 30, 35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu meyanda yapılan incelemede; davacı yanın bir kısım dayanak markası kapsamında uyuşmazlık konusu 30. Sınıf mallar doğrudan yer almakta olup 30. Sınıf emtiaları içerir davacı markaları yönünden taraf markalarının kapsamlarının birebir aynı oldukları anlaşılmıştır.
B) Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Bu genel ilkeler çerçevesinde taraf markaları incelendiklerinde dava konusu başvurunun ... kelimesinden oluşan bir sözcük markası olduğu, anılan kelimenin Türkçe bir anlama sahip olmadığı, İngilizce'de ise “yuvarlak, genellikle uzun saplı ve kapaklı, ocak üstünde bir şeyler pişirmek için kullanılan metal bir kap; fırında yemek pişirmek için kullanılan kapaksız metal bir kap” (. ) gibi anlamlara geldiği, bu anlamıyla yeme içme ürünlerini doğrudan tanımladığından bahsedilemeyecek, ayırt edici vasfı bulunan, “...” şeklinde yazıldığı gibi tek hecede telaffuz edilen bir kelime olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı yanın ise münhasıran ... esas unsurunu içerir markasının bulunduğu gibi ayrıca,.... gibi “...” kelimesini “....” gibi ek unsurlarla birlikte içeren ve fakat “...” kelimesinin varlığının geri planda kalmadığı (özellikle “... , ...” markalarında) şekilde markalarının ve ayrıca yine,.... olark, siyah bir fon içerisinde “...” kelimesinin beyaz ve fonda yer alan sair tüm unsurlardan daha ön planda olacak şekilde ön plana çıkartılmış bir biçimde kullanıldığı markalarının bulunduğu görülmüştür. Davacı yanın ... şeklindeki markasının ise “...” kelime kökünü içermekle birlikte bütün olarak yaratım ve anlamı olmayan bir kelime olduğu görülmektedir. Davacı yana ait markaların tamamında “...” kelimesinin esas unsur ya da unsurlardan biri olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda tespiti gereken husus, birebir aynı esas unsurlara haiz markalar ile aynı ya da yüksek düzeyde benzer emtialarda karşı karşıya kalması muhtemel tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkma riski bulunup bulunmayacağıdır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus ilgili tüketicinin algısı olup tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesi hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği düşünülmektedir. Kaldı ki dava konusu markada “...” kelimesi dışında hiçbir ek unsur taşımadığı bir durumda, tüketicinin bu markayı, daha önceden bildiği, deneyimlediği varsayılan davacı yanın “...” ibaresi içerir markalarının yeni bir versiyonu, davacı yanın “...” işletme adı altında (35. Sınıf hizmetleri içerir markaları yönünden) satışa sunduğu ürünler olarak yorumlaması son derece yüksek bir ihtimaldir.
Sonuç olarak dava konusu başvuru kapsamındaki 30. Sınıf malların tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalardaki aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı tür olduğu, böyle bir durumda, karşılaştırılan işaretlerin birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olmalarının gerektiği, halbuki uyuşmazlıkta karşılaştırılan işaretlerin bu kriteri sağlamaktan oldukça uzak ve benzerlik düzeyleri son derece yüksek olduğu, tüketicilerin aynı türdeki gıda ürünlerinde bu markalar ile karşılaştıklarında, markaları birbirleri ile ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olacağı, bu durumun ise tüketicinin iki marka arasında iktisadi ya da idari bir bağlantı olduğu yanılgısına kapılmasına neden olabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul orandaki ortalama tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, somut olayda da bu koşullarının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerekeceği kanaatine varılmıştır.
2. DAVALININ MÜKTESEP HAK SAVUNMASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME
Dosya kapsamında yapılan incelemede ... karar gerekçesinde davalı adına ... sayısı ile 22.05.2014 tarihinde başvuru konusu edilmiş, 26.04.2016 tarihinde tescil işlemleri tamamlanmış, marka örneği ... şeklinde olan ve tescil kapsamında “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, ekmekler, tatlılar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububat (tahıl) ve mamülleri.” malları yer alan markasının müktesep hakka esas teşkil edeceği belirtilerek, taraf markalarının bu emtialar ile sınırlı olarak iltibas riski taşımayacakları kanaatlerine varıldığı görülmüştür.
Gerçekten de anılan markanın esas unsurunun, dava konusu başvuru ile aynı olduğu, başvuruda kalan 30. Sınıf emtiaların, işbu marka kapsamındaki emtialar ile aynı tür olduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 06.05.2021 tarihi itibariyle önceki markanın tescili üzerinden 5 yıldan biraz uzun bir süre geçtiği kriterleri somut olayda sağlanmış olunmakla birlikte müktesep hakka gerekçe bu markanın kullanılıp kullanılmadığı hususunda Kurum tarafından bir inceleme yapılmaksızın karar verildiği görülmüştür. Dolayısıyla davalı yanın önceki markasının kullanım ile de taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığı kriterinin işlem dosyasında incelenmediği, bu hususta davalı tarafça da ne işlem dosyasına ne de dava dosyasına bir delil sunulmadığı, gelinen nokta itibariyle “markanın çekişmesiz şekilde kullanılması” suretiyle de taraflar arasında ihtilaf konusu olmaktan çıktığı somut olarak ortaya konulmadığından davalı yanın müktesep hak karinesinden yararlanmasının da mümkün olamayacağı değerlendirilmiştir.
3. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu markalar benzer bulunduğundan, SMK 25/1 yollaması ile SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış, dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-.... sayılı kararının iptaline,
3-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 6.105,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .. aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/03/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 220,00 -TL
Bilirkişi Ücreti 5.500,00 -TL
Toplam 6.105,40 -TL