T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/285 Esas - 2024/159
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/285
KARAR NO : 2024/159
HAKİM : ....
KATİP :....
DAVACI : ...
: Av. ....
DAVALILAR : 1- ....
: Av. ....
: 2- ...
: Av. ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/06/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2024
TALEP:
Davacı vekili 06/06/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin .... sayılı "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira müvekkili şirket markaları ile başvuru markası arasında çok ciddi düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, somut uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirildiğinde, müvekkilleri şirket markaları ile davalının dava konusu markasının hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel açıdan benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarındaki "...." harfinin esasen "...." olarak okunduğunu, müvekkilleri markalarının esasen tüketiciler tarafından "..." olarak telaffuz edildiğini, bir markanın telaffuz biçiminin de ilgili markadan ayrı ve bağımsız olarak addedilemeyeceğini, bahse konu markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin "..." ve "..." ibareleri arasında yapılması gerektiğini, mal ve hizmetler arasında çok ciddi bir benzerliğin söz konusu olduğunu, markaların ortalama tüketici tarafından ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, davalının başvurusunun, müvekkilleri şirket markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın bilinirliğinden haksız yararlanmasına, marka itibarına zarar vermesine neden olduğunu ve müvekkilleri şirket markalarının ayırt edici karakterini zedelediğini, davalının marka başvurusunun dürüstlük kuralına, basiretli tacir ilkesine ve haksız rekabet kurallarına aykırı olup kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar veirlmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle: Her iki markanın anlam, görsel ve telaffuz bakımından farklılık arz ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, markaların piyasada hitap ettiği tüketici profili ve sektörel açıdan karıştırılma ve bundan mütevellit davacının zarar görme olasılığının bulunmadığını, markanın korunması ile isim tekeli arasındaki ince çizginin korunması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 10/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 06/06/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, "..." markasının tanınmışlığı ve kötü niyet gerekçeleriyle başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" kenar başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir.
6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır.
Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve çekişme konusu malların niteliği de göz önüne alındığında, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunmamasının yanı sıra, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları da yeterli delillerle ispatlanamadığından bu kapsamdaki itirazlar da haklı görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yayına itirazın reddine yönelik ... verilen karar isabetli görülmüş ve itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası Davacı Markaları
"..." "...."
(...) (....)
05. sınıf. 05. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 12/02/2024 havale tarihli raporda özetle;
"I-) Davaya konu ... sayılı markanın dava konusu edilen 05. sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.” emtiasının, davacının itirazına mesnet yukarıda listelenen markasında yer alan mallar ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu,
II-) Davaya konu ... sayılı davalı markası ile davacı şirket markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin oluşmadığı,
III-) Davacı yan markalarının, 6769 s. SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı,
IV-) Dosya kapsamında kötü niyet iddiasına dayanak bilgi ve belgeye rastlanmadığı,
V-) Heyetin yukarıda belirtilen inceleme yöntemleri, bilimsel ve teknik dayanakları kapsamında, varılan sonucu ile AYNI nitelikte olan dava konusu ...’nun 31.03.2023 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 05'inci sınıftaki:
"05: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ... sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği ve "tıbbi müstahzarlar" emtiasında tescilli oldukları anlaşılmıştır.
Davacı yanın, tescilli “tıbbi müstahzar” mallarının kapsamına bakılacak olursa; alınan bilirkişi raporunda, tıbbi müstahzar(lar) terimi, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununda tanımlandığı, buna göre; “Madde 1 - Kodekste muharrer şekil ve formül haricinde ve fenni kaidelere muvafık muayyen ve sabit bir şekilde yapılacak amilinin ismiyle veya hususi bir nam altında ticarete çıkarılan tababette müstamel her nevi basit ve mürekkep devai tertiplere ispençiyari ve tıbbi müstahzarlar ismi verilir.” hükmü getirildiği, kısacası, kendine özgü standartta veriye, veri tabanı içerisinde kullanıma hazır hale getirilmiş ve hazırlanmış, reçeteli veya reçetesiz ilaca verilen isim olduğu ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere, davacı yanın tescilli olduğu sınıf çok sınırlı bir kapsam içerisindedir. Bu noktada, hangi malların “tıbbi müstahzarlar” içinde sayılması gerektiği yönünde yaptığı tespitte; ... Dairesi’nin 24.05.2022 tarih, .... . sayılı ilamı incelemede esas alınmıştır. Karara göre; “….Mahkemece, bozma ilamına uyularak ... mal ve hizmetleri listesinin 5.1. sınıfındaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler" yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de davacı markasının tıbbi müstehzar malları için tescilli olduğu, dosyada bulunan 09/01/2017 tarihli, aralarında eczacı ve doktorun da bulunduğu heyetten alınan bilirkişi raporunda "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimaysal elementler," malları yanında, "Tıbbi veterinerlik amaçlı olan ya da olmayan diyet maddeleri, besin takviyeleri, zayıflatıcı ürünler, tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler, (aletler/cihazlar hariç) emtiaları" mallarının da tıbbi müstehzar olduğu kabul edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince bu mallar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken sadece 5.1. sınıf mallar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir...” ifadelerine yer verilmiştir.
Somut olayda dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mal ve hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, dava konusu markadaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." mal/hizmetleri benzer kabul edilmiştir.
Heyet tarafından, bu kapsamda bebek mamasının da, özel nitelikli gıda ürünleri içerisinde olmaları, üretiminin Türk Gıda Kodeksi Bebek Formülleri ve Devam Formülleri Tebliğinde belirtilen belli yöntem ve izne bağlandığı, bebeklerin gelişimi için takviye özelliğinde oldukları kabul edilmekle, davacı yan markası ile benzer nitelikte olduğu kabul etmiş, mahkememizde de aynı yönde kanaat oluşmuştur. Diğer taraftan, genel olarak kişisel bakım /hijyen ürünleri, koku gidericiler, böcek / tarım ilaçları, dezenfektanlar ile davacı yan markasında tescilli bulunan mallar ise benzer görülmemiştir.
Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen 05. sınıftaki bir kısım malları açısından sağlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Dava konusu benzer mallar açısından bu malların alıcılarının, ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek derecede bilince/ dikkate/ özene ve gözlem seviyesine sahip tüketiciler olduğu kabul edilmiştir. Uygulamada da; “5. sınıfın 1. alt grubunda yer alan mallar genel olarak farmasötik ürünler olup, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra doktor tarafından reçetelenir ve eczacılar tarafından da yazılan reçetedeki teşhise göre hastaya verilir. Dolayısıyla, .... 'nin yerleşik uygulaması gereği bu ürünlerin ortalama tüketicileri, doktorlar ve eczacılar olduklarından iltibas değerlendirmesinde, bu tüketicilerin bilinç düzeyleri gözetilmelidir. Diğer taraftan 5/2-7. sınıf ürünlerin alıcıları da belli uzmanlık seviyesine sahip, bilinç düzeyi yüksek tüketicilerdir.” tespitleri yer almaktadır (.... Dairesinin 29.09.2022 tarih, ... sayılı ilamı).
Bu kapsamda çekişme konusu olan, davalı şahsın tesciline konu edilen mallarının büyük bir kısmının, son tüketiciye sadece hazır ambalajlı, kutu içinde sunulan ürünler olduğu, etiketlenmesinin, sunumlarının, reklâmlarının sıkı kurallara tabi olduğu, bir kısmının reçeteye tabii olduğu fakat genel olarak kalan malların satışının reçeteye tabii olmadığı, eczanelerde satılma zarureti bulunmadığı, ilgili tüketicinin her yerden kendi iradesi ile temin edip kullanabildiği, doktorlar tarafından önerilmesinde ve/veya doktorlar tarafından reçete edilmesinde sınırlama olmayan mallar olduğu, diğer taraftan, her halükarda, gündelik ihtiyaçlarının dışında daha ziyade, özel ihtiyaçlar nedeniyle kullanabilecek malları içerdiği, bu kapsamında tespit edilen ilgili tüketici kitlesinin, ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek derecede bir bilince / dikkate / özene ve gözlem seviyesine sahip tüketiciler olduğu (05.01. alt sınıf açısından ortalama tüketicilerin doktorlar ve eczacılar oldukları), söz konusu tüketicilerin, bu ürünleri satın alma kararını verdiği süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış / kullanışsız / hatalı ürün alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermekte olduğu kabul edilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markalarına bakıldığında, davaya konu markada kelime unsuru ile kelime unsuru içerisinde figüratif öğelerin yer aldığı, davacı yan markalarının ise kelime markası olduğu, taraf markalarında tescile konu edilen ibarelerin, “...”, “....” ibarelerinden oluştuğu, markaların anlamlarına bakıldığında, davaya konu markanın İngilizce "havacılık terimi" olduğu, "..." ibarelerinin kısaltması olarak kullanıldığı, havacılıkta çok kısa pistlerde kalkış ve iniş yapabilen uçakları belirtmek için kullanıldığı, davacı yanın markaları incelendiğinde, belli başlı diller içerisinde anlamının bulunmadığı, özellikle “....” ibarelerinin ilaçlar üzerinde kullanıldığı, “...” etken maddesinden türetildiği, bu hali taraf markalarının anlamlarının yakın olduğunun söylenemeyeceği, fonetik olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın yazıldığı gibi okunmasının muhtemel olduğu, buna göre okunuşunun “...” şeklinde olacağı, davacı yan markalarının ise, genel olarak ... (yabancı) kökene sahip olmaları nedeni ile yabancı dilde, özellikle de İngilizce okunacakları, İngilizcede de “c” ile başlayan harflerin iki ayrı şekilde okundukları, «....» harfi, ünsüz bir harften ve ... gibi ünlü harflerden önce gelirse «...» gibi okunduğu, ... harflerinden önce gelirse «....» gibi okunduğu (örneğin; ... gibi, aynı husus ilaç markalarında da sıklıkla görülmektedir), kaldı ki etken maddeleri ile ilişkisi de dikkate alındığında, davacı yan markalarının “...” şeklinde okunacakları, sesçil açıdan davacı yan markaları ile davaya konu markaların okunuşlarının birbirlerine yakın oldukları;
Görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın siyah zemin üzerine, beyaz tonlarda, kendine özgü yazı karakteri ve figüratif özellikler ile “...” ibaresini içerdiği, davacı yan markalarının kelime markaları olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda “....” ibarelerinden oluştuğu bir bütün olarak, anlamsal, görsel ve fonetik olarak yapılan inceleme sonucunda, davaya konu markanın, davacı yan markaları ile aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunun söylenemeyeceği, benzer olup olmadığı açısından yapılan tespitte ise her ne kadar sesçil açıdan bir benzerlik bulunuyor olsa da, markalarda yer alan ibarelerin birbirlerinden farklı olduğu, ortak olarak tespit edilen sınıfların “tıbbi müstahzar” olduğu, nihai kullanıcının / tüketicinin reçetesiz olsa dahi o ürünü doğrudan raftan almasının söz konusu olamadığı, nihai kullanıcının eczanede satılan ürünler açısından sözel veya reçetede yazılı olarak talebini eczacıya ve/veya eczane teknisyenine (eski adıyla eczane kalfasına) iletmesi gerektiği, bu hususun da, karşılaştırılan markalarda sesçil benzerlik olup olmaması değil, markalarda yer alan ibareler arasındaki bir benzerlik olup olmamasını ön plana çıkardığı, somut olay açısından da “...” ....” ibareleri arasında görsel açıdan bu yönde bir benzerliğin bulunmadığı, ülkemizde 26/5/1928 tarihli .... ile reçetesiz ilaç satışının yasak olduğu, Türkiye'de reçeteli satılan ilaçlar listesi sürekli güncellenerek ... sitesinde yayınlandığı, listeden de görüldüğü üzere, “...” markasının kullanıldığı ilaçların, antidepresan etkili reçeteli satılan ilaçlar olduğu, her ne kadar birçok ilaç eczanelerden reçetesiz alınabilir ise de davacı yanın markalarında kullanmış olduğu ilaçların depresyon tedavisinde kullanıldığı, bu ilaçların kullanımının çok daha sıkı denetime tabi olduğu, kontrole tabi kullanım kısıdı olan ilaçlar olduğu, beyaz reçete olmadan dahi eczaneden son kullanıcının alamadığı, dava konusu ilaç markasının etken maddeye yakın bir türetme olduğu, tespit edilen tüketici grubu itibari ile genel eğitim ve yabancı dil bilgisi düzeyinin de dikkate alınması gerektiği, sonuç olarak, nihai tüketicinin bu ürünleri marketten kendi bilgi ve bilinç düzeyiyle satın alamadığı, eczacı gibi bilgi ve bilinç seviyesi yüksek, uzman gözetiminde ürüne ulaşabildiği, bu sebeple hitap ettiği tüketici kesiminin, yüksek düzeyde bir teknik bilgisi ve uzmanlığı olan eczacılar tarafından yönlendirildiği de dikkate alındığında sıradan tüketici grubu olarak değerlendirilmeyeceği, nihai olarak davaya konu “...” markası ile davacı yanın itiraz ve davasına mesnet “...” markalarının benzer ve karıştırılma ihtimali olmadığı, taraf markalarındaki benzerliğin bütüne olan etkileri dikkate alındığında, ilk bakışta iltibasa meydan verecek bir benzerlikteki kullanımın bulunmadığı, taraf markalarının bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları değerlendirilmiştir.
2. SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9'a bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.