T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/265 Esas - 2024/124
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/265 Esas
KARAR NO : 2024/124
HAKİM :....
KATİP :...
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ....
Av. ....
DAVALILAR : 1-....
2- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/05/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024
TALEP:
Davacı vekili 25/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin .... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... numaralı marka başvurusunun 30. sınıfta yer alan “...” emtiaları için tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edildiği halde davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 6/5'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/5 maddesine göre de markalarının tanınmışlığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 30/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 25/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli ret kararına karşı yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır.
Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
...
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Dava konusu markalar arasında emtia aynılığı/benzerliğinin yanın sıra marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"... ...+..."
(....)
29, 30, 31. sınıflar (dava konusu edilen sınıf 30. sınıftır).
Davacı Markaları
"...", "...."
(....)
30. sınıf (dava konusu edilen sınıfın sadece 30. sınıf olması hususu dikkate alınarak, belirtilen sınıf dikkate alınmıştır.)
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/11/2023 havale tarihli raporda özetle;
"Dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen 30. Sınıf malların tamamının, davacı yan ait önceki tarihli markalar kapsamında da yer aldığı, benzer görülen emtialar açısından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, ayrıntıları rapor kapsamında açıklandığı üzere, ortak unsurun markalardaki kullanım biçimleri ve nihai algıya olan etkilerinin tamamen farklı oluşu, markaların bütünsel mizanpajlarının birbirlerinden somut olarak uzaklaşmış olması karşısında, tüketicinin tarafları arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimali yaşamasına yol açacak bir benzerliğin somut olayda mevcut olmadığı, Davacı yanın markalarının tanınırlığı hususunda ve SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riski bulunduğu konusunda bir kanaate varılamadığı," ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30'uncu sınıftaki
"30.sınıf: ..." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...", "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 30. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve davaya konu edilen 30. sınıf malların tamamı, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan aynı mahiyetteki emtialar ile birebir aynı tür olup ayrıntılı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları değerlendirmesi yapılması mümkündür.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan gıda ürünlerinin hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler olup gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip herhangi bir kimse olduğu kabul edilmektedir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu başvurunun "..." şeklinde ... ve sözcük unsurlarından oluşan karma yapılı bir marka olduğu, markanın kırmızı renkte yatay bir dikdörtgen ve hemen altında yeşil renkte yarım bir daireden oluşan fonların birleşimi üzerine yine elips yapılı ve kenarları sarı konturlu, iç kısmı siyah dolgulu ve buğday filizi motifleri ile kurgulanmış bir şeklin yer aldığı, şeklin tam orta kısmında ve kenarlardan taşacak şekilde büyük beyaz harflerle, markanın doğrudan esas ve ilk algılanan unsuru olarak konumlandırılmış “...” kelimesinin yer aldığı, bu kelimenin Türkçe olmayan ve fakat dilbilgisi kuralları çerçevesinde “...” şeklinde telaffuz edilecek bir kelime olduğu, bu kelimenin altında Arap harfleri ile yazılmış bir başka ibarenin daha yer aldığı, “...” kelimesinin hemen yan kısmında ise kırmızı renkli fon üzerine kalacak şekilde ve marka görselindeki bütüne hakim diğer tüm unsurlardan çok daha küçük ve tamamen geri planda kalacak nitelikte “...” ibarelerine yer verildiği görülmektedir. Markanın tüketici tarafından ilk gözleminde algılanacak tek markasal unsurun “...” kelimesi olduğu
Değerlendirilmiştir. Markada tali nitelikte kullanılan “...” kelimesinin doğrudan sözlük anlamı bulunmamakla bu ibarenin İngilizce'de “...” -çok önemli kişi- anlamında kullanılan bir kısaltma olduğu, ülkemizde de bu anlamıyla günlük dilde kullanımının bulunduğu, ancak uyuşmazlık konusu emtialarda anılan ibarenin bu anlamının esasen doğrudan bir karşılığının olmadığı, bununla birlikte “...” ibaresinin kalite bildirme amaçlı tali kullanımlara konu ediminin bilindiği değerlendirilmiştir.
Davacı firma adına tescilli redde gerekçe markalar incelendiğinde ise markaların genelinde “...” ibaresinin münhasır esas unsur olarak ya doğrudan sözcük markası şeklinde görsel unsurlar taşımaksızın ya da bir ambalaj üzerindeki uygulamasını tasvirlemek suretiyle koruma altına alındığının görülebileceği, başka bir ifadeyle “...” ibaresinin davacı markalarında doğrudan markasal bir algı yaratır şekilde konumlandırıldığı, yine davalı yanın "..." şeklinde “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden, tali nitelikte ek unsurlar taşıyan markalarının da bulunduğu görülmüştür. Böylelikle, davalı yanın markalarının esas unsurunun "..." kelimesi olduğu değerlendirilmiştir.
Bu tespitler çerçevesinde taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle, aralarında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisi içerisinde olup olmadıklarının tespiti gerekmektedir.
Kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur.
Dava konusu "..." markasında yukarıda da ifade edildiği üzere markasal unsurlar itibariyle tüketicinin algısına hitap eden tek unsur “...” sözcüğüdür. Marka bütününde “...” ibaresinin tamamen tali nitelikte kalacak ve görsel anlamda dahi bütüne etkisi neredeyse bulunmayacak nitelikte kalacak şekilde konumlandırıldığı görülebilmektedir. Belirtilen şekilde konumlandırılmış “...” ibaresinin, ortalama bir tüketici tarafından bu mahiyetteki kullanımını fark edilse dahi, bu farkındalık anılan ibareye markasal bir vasıf yüklenmesi şeklinde sonuç doğurmayacak, tam tersi ürün içeriğinin daha nitelikli, daha kaliteli olduğu şeklinde, ticaret hayatındaki benzeri kullanımlar (deluxe, spesiyal, özel, gold vs) gibi algılanması sonucunu doğuracaktır. Her ne kadar “...” kelimesinin özellikle hizmet sektöründe, sahip olduğu anlamından ötürü kaliteli/üstün nitelikli hizmeti ifade eder mahiyetteki kullanımının yaygın olduğundan bahsedilmesi mümkün ise de anılan ibarenin gıda ürünlerini tanımlamada esasen doğrudan bir algısı bulunmamakta ise de somut olaydaki gibi bir kullanımda, tüketicinin bu ibareye yükleyeceği münhasır anlam, “...” kelimesinin sosyal ve ticari hayattaki kullanım türevleri ile örtüşen nitelikteki anlamı ile sınırlı olacaktır. Oysa ki davacı markalarının tamamında “...” kelimesi doğrudan markasal nitelik arz edecek şekilde kullanılmış olup tüketicinin bu ibareye atfedeceği değer de bu doğrultuda olacaktır. Dolayısıyla “...” kelimesinin dava konusu markadaki kullanımı ile davacı markalarındaki kullanımının, ortalama zekadaki bir tüketici algısında aynı sonucu meydana getirmeyeceği düşünülmektedir.
Zira karıştırılma ihtimali incelenirken, markaların görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin tamamı gözetilerek bütünsel anlamda bıraktığı nihai intiba üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekmekte salt markaların ortak harf dizilimleri taşıyor olmaları nedeniyle işaretlerin her durumda benzer görülmeleri doğru ve isabetli bir değerlendirme biçimi olmayacaktır.
Öte yandan, ... ibaresinin mal veya hizmetin kalitesine vurgu yapar nitelikteki özelliği dikkate alınarak, tek bir kişinin tekeline verilmemesi gerektiği, ticari hayatta herkesin kullanımına açık ve ayırt ediciliği düşük nitelikte bir markasal ibare olduğu kanaatine mahkememizce ulaşılmıştır.
Neticeten, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında özellikle kavramsal açıdan sahip oldukları farklılıkların, bütüne olan etkisi itibariyle, tüketicinin, işaretler arasında yanılgı yaşayabileceği mahiyette bir benzer algı ediniminin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim ortalama tüketiciler, "aceleci bir geri zekalı" değil (....), aksine "makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli tüketiciler" olduklarından, bu bağlamda her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin ortalama tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu, her ne kadar markalar kapsamındaki emtialar ortalama düzeyde tüketicilere hitap eden emtialar ise de dava konusu markanın bütünsel mizanpajında, markaların yine karıştırılmayacağı, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 MADDESİ KAPSAMINDA YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3.HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 ve 6/5 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ....
e-imzalı