T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/250 Esas - 2024/144
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/250
KARAR NO : 2024/144
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ...
Av. ....
DAVALILAR : 1- ....
Av. ...
: 2- ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 15/05/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
TALEP:
Davacı vekili 15/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin; ... iptal bakımından itiraza mesnet ... sayılı "..." ibareli marka bakımından ve hükümsüzlük iddiasına mesnet olarak .... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ..... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, müvekkilinin “...” markasının tanınmış marka olarak kabul edildiğini ve tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile benzer olduğunu, “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkil firmanın “....” ibareli olan seri markaların devamı algısı yaratacağını, ...’ın müvekkili markalarını korur nitelikte verdiği çok sayıda kararın bulunduğunu, itiraza konu markanın yine müvekkilinin "..." ibareli alan adıyla da benzerlik gösterdiğini, "..." ve ... ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkiline ait alan adının da esas unsuru olduğunu, müvekkilinin bu bağlamda SMK m. 6/6 uyarınca bir üstün hakkının bulunduğunu, müvekkilinin markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve diğer bilgi-belgelerin kendisine tebliğine rağmen, davalı şahıs tarafından dosya kapsamında cevap dilekçesi sunulmamış, yargılamaya katılım sağlanmamıştır.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık ve SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 16/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 15/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markayı bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
...
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
SMK 6/1 maddesi anlamında;
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için mal/hizmet benzerliğinin/ayniyetinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve ..... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “Pussycat London” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (.....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası
"...+..."
(...)
25. Sınıf.
Davacı Markaları
"..."
(...) (... kararının iptali talepli dava açısından mesnet)
25. sınıf
"... , ...", "...."
(....) (Hükümsüzlük talepli dava açısından mesnet)
.... Sınıflar
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 06/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"- Dava konusu başvuru kapsamındaki 25. Sınıf malların tamamının, davacı yana ait önceki tarihli marka kapsamındaki emtialar ile aynı olduğu,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, dava konusu markanın bütünsel algısının, davacı yana ait “...” esas unsurlu seri markalardan farklı olduğu,
- SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
- SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
- SMK m. 6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
- Davacı yanca dosya kapsamına emsal mahiyette sunulan yargı kararlarına konu markalar, bu markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin mahiyeti ve bu markalara yönelik ilgili kararlarda varılan nihai kanaatlerin takdirinin ve işbu uyuşmazlık açısından güçlü bir delil vasfı taşıyıp taşımadıkları değerlendirmesinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 25'inci sınıflardaki:
"25.sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış içdış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak ... sayılı ve "..." ibareli davacı markasının kapsamında, davalı başvurusunda 25. Sınıfta bulunan malların birebir yer aldığı gözlenmektedir.
Hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında ... sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 25.sınıf malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markası kapsamında da birebir yer almakta olup, anılan emtialar yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğu kanaatine varılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 25.sınıftaki giyim – moda ürün/aksesuarları günlük hayatta sıklıkla satın alınan, özel bir tüketici grubuna hitap etmeyen, hemen her kesimden tüketicinin faydalanabildiği, kolaylıkla erişilen, kurumsal nitelikte mağazalar aracılığıyla satılabildiği gibi butik mağazalar yoluyla da tüketiciye sunumu yaygın ve yerleşik olan, bu nedenlerle tüketicilerin ürün satın alımları esnasında yüksek bir dikkat seviyesi ile hareket etmeksizin tercihlerini somutlaştırdığı mallar olduğu, iltibas değerlendirmesinde de makul düzeydeki zeka, dikkat ve algı seviyesine haiz tüketicilerin ilgili tüketiciler olarak görülebileceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; "..." ibaresi davacının markalarının esaslı unsurudur. Kimi markalarında farklı faktörler “...”nun geri planda kalmasına neden olsa da genel olarak markalardaki diğer görsel unsurlar tek başına ayırt ediciliği tesis edecek önemde değildir. Görsel unsurların yanında ... markasına .... gibi çeşitli tali unsurlar da eklenmiştir. Başvuru da “...” ve “...” kelimelerinden oluşmaktadır. Benzerlikler ve farklılıklar bir bütün halinde değerlendirildiğinde markalar arasındaki görsel benzerliğin ortalama olduğu kanaatine varılmış, davalı markasındaki ... unsurunun benzerliği bertaraf etmediği değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; önceki markalar ... köküne tips, lifestyle, cooks gibi unsurların eklenmesiyle oluşturulmuş başvuruya esas marka ise “...” ile “...” ibarelerinden oluşmuştur. Dolayısıyla başvuru ve önceki markalar benzer kelime yapısına sahiptir. Bu nedenle markalar arasındaki işitsel benzerlik bulunmaktadır.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; "..." kelimesi büyük manasına gelmektedir ve önceki markalarda da sonraki başvuruda da bu manasını korumaktadır. "..." dilimizde de kullanılan bir kelime olduğundan en azından müşterilerin bir kısmı tarafından “büyük” manasıyla algılanacaktır. Davalı markası ise "..." ibaresinden oluşmakla, "büyük ..." gibi bir anlamının oluşacağı ve markaların kavramsal olarak farklılaşacağı anlaşılmıştır.
....nin 02/06/2022 tarih ve ..... sayılı ilamında "Davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "... ..." ibaresidir. Bu durumda, .... Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve .... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir." şeklinde;
Yine ....nin10/03/2022 tarih ve .... sayılı ilamında " Davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu işaret ise “... ...” ibaresidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir (....). Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi..." şeklinde;
.... 15/12/2022 tarih ve .... sayılı ilamında "Davalı şirkete ait dava konusu markadaki “... ...+...” ibaresinde öne çıkan unsurun “...” ibaresi olması sebebiyle anılan markadaki esas unsur “...” ibaresi olup markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde oldukları görülmektedir. Buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “... ...+...” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu açıktır." şeklinde karar verilmiştir.
Dolayısıyla eldeki davaya emsal olabilecek yüksek yargı kararları ışığında; davacı markaları ile davalı şirkete ait dava konusu markanın aynı mal veya hizmetlerde kullanılması durumunda o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir.
2. SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK m.6/3 gereği, tescilsiz bir markanın, işaretin, ticaret unvanının eskiye dayalı kullanımı yoluyla bu marka, işaret, unvan üzerinde hak sahibi olan kimsenin bu markayı tescil ettirenin, tescil başvurusunu engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğü için talepte bulunma yetkisi mevcuttur.
Davacı yanın, işlem ve dava dosyası kapsamına sunduğu deliller davacıya yanın “...” esas unsurlu muhtelif markalarının kullanımlarına yönelik deliller olup ağırlıklı olarak da gıda ürünlerinin satış ve pazarlamasına yönelik oldukları, bununla birlikte davacı yanın kullanımlarının tescilli markaları kapsamındaki kullanımlar olduğu, tescilsiz kullanıma yönelik bir delil mevcut olmadığı anlaşılmakla 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise "..." ibareli davacı marketlerinin büyük şehirlerde özellikle lüks kabul edilen, örneğin .... gibi merkezlerde yoğun olarak şubeleştiği bilinmektedir. Gıda satışının lüks segmentinde marka belli bir bilinirlik kazanmış olmakla birlikte genel gıda satışında müşterilerin önemli bir kısmı tarafından bilindiği yönünde kanaate varılmamıştır.
Öte yandan, bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı değerlendirilmiştir.
4. SMK 6/6 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Belirtilen maddeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, fotoğrafı, telif hakkı, alan adı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Davacı vekili tarafından müvekkilinin alan adına dayalı olarak SMK 6/6 maddesi kapsamında koruma talep edilmiştir. Alan adları, adın tahsisi ile edinilmiş mülkiyet hakları arasında yer almakla birlikte burada önem teşkil eden husus, alan adının kendisini oluşturan ibare ve itiraza konu marka arasındaki benzerlik ilişkisi ve ayrıca yine alan adı içeriği ve itiraza konu marka kapsamındaki mal/hizmet sınıfları arasındaki ilişkinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı yanın "..." alan adına dayalı olarak üstün bir hakkının mevcut olduğu yönünde iddiaları bulunduğu görülmüştür. "..." alan adı, .... kayıtlarının sorgulanması neticesinde bilirkişi heyetince, davacı ... Tic. A.Ş. adına 21.12.2000 tarihinde tescil edildiği tespiti yapılmıştır. Söz konusu internet alanının incelenmesi neticesinde, ana sayfada “... ...” ibaresinin yer aldığı, söz konusu internet sitesinde birçok malın
... satış hizmetinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın ilgili web sitesi üzerinden bir e-ticaret platformu olarak çok sayıda ürün satışı gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Görüntülerin incelenmesi neticesinde, davacının ... uzantılı internet sitesinde, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının gıda ürünleri, kozmetik ürünleri, bebek ürünleri, elektrikli ev aletleri, telefon ve aksesuarları, çiçek-bahçe ürünleri, giyim ürünleri, temizlik ürünleri, mutfak eşya gereçleri, pil, kırtasiye ürünleri, kitap, dergi, gazete, kamp ürünleri, piknik ürünleri, ev tekstili ürünleri, dekorasyon ürünleri, evcil hayvan ürünleri, mum, karton bardak, karton tabak, peçete, süs eşyaları, oyunlar, oyuncakların ... satış hizmetleri için
faaliyet gösterdiği görülebilmektedir. Bununla birlikte dosya kapsamında, dava konusu markalar her ne kadar benzer değerlendirilmiş ise de alan adlarının niteliği ve tüketicinin bir alan adına erişim sağlarkenki yaklaşım ve davranış biçimi gözetildiğinde, davalının “...” ibareli markası "..." alan adı içerisinde de geçmediğinden salt alan adından kaynaklı bir ilişkinin, dava konusu marka ile kurulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiş, dosya kapsamında SMK 6/6 şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.
5. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
6.HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu markalar benzer bulunduğundan, SMK 25/1 yollaması ile SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının da oluştuğu kanaatine varılmış, ancak dava konusu ... sayılı marka henüz tescilli olmadığından "hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; .... 08.06.216 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, rapor aksi yönde, davalının dava konusu marka başvurusu ile itiraza ve hükümsüzlüğe benzer markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, emtiaların ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği koşullarının oluştuğu göz önüne alındığında, markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının tüm emtialar yönünden somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-.... sayılı kararının iptaline,
3-Dava konusu ... sayılı markanın henüz tescilli olmadığı anlaşıldığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 179,90TL harcın düşümü ile 247,70TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 6.523,90TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, Davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/03/2024
Katip ....
e-imzalıdır.
Hakim ....
e-imzalıdır.
Davacı Masraf Dökümü:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 638,50.-TL
Bilirkişi Ücreti 5.500,00.-TL
Toplam 6.523,90.-TL