T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/257 Esas - 2024/51
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/257 Esas
KARAR NO : 2024/51
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 22/05/2023
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024
TALEP:
Davacı vekili 22/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin ... sayılı "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebine ilişkin nihai olarak .... (...) tarafından ret kararı verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira davacının yıllardır reçetesiz satılan ürünler konusunda ... faaliyeti yürüten ve bu konuda piyasada tanınmış ve yer etmiş bir firma olarak, 05. sınıfa giren emtialar yönünden ... sayı ile tescilli "... ..." markasının da sahibi olduğunu, dava konusu karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, davacının markasına ciddi yatırımlar yaparak markasının toplum nezdinde tanınmasını ve bilinirliğini sağlamış olduğunu, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacaklarını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabulünün gerektiğini, her ne kadar ... ... taraf markalarda ortak olarak yer alan "...-" ön ekinin α-... aminoasiti için kullanılan bir ibare olduğu ve memeli hayvanlarda temel amino asitlerden biri olarak kabul edilen argininin "-..." etken maddesi içeren ilaçlar bakımından yaygın biçimde ön ek olarak kullanılan ayırt edici niteliği görece düşük bir ibare olduğunu belirtmişse de taraf markalarının hitap ettiği alıcı grubunun ortalama eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alındığında taraf markaları arasındaki benzerliğin sadece etken madde isminden türetilmiş olmaktan kaynaklanmadığının kabul edilmesi gerektiğini, zaten davacının ürünlerinin ilaç olmadığını ve eczanelerde satılmadığını, ayrıca da davacının markasına uzun yıllara sarih kullanım sonucu belirli bir ayırt edicilik katmış olduğunu, davalı tarafın davacının yıllarca “...” çatısı altında kendi markasını tanıtmak amacıyla yaptığı çalışmaların piyasada sağladığı konum, güven ve tanınmışlığından haksız olarak faydalanmaya çalışmakta olduğunu, nitekim davalının "... ...”, “... ...”, “... ...” ibareli marka başvurularının incelenmesinin halen devam ettiğini ileri sürerek, ...'in ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "... ..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi, tensip zaptı ve yargılamanın aşamalarında diğer tebligatlar usulüne uygun olarak tebliğ edilip davadan haberdar edildiği halde; davalı taraf yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermemiş ve delil de sunmamıştır.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 29/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 22/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Sayılan gerekçelerle, .... verilmiş bulunan ret kararı ve gerekçeleri haklı bulunmamış, itirazın kabulüne ve 6769 s. SMK'nın 6 ıncı maddesi uyarınca başvurunun mal/hizmet listesinden çıkartılan tüm malların başvuru sahibine iadesine karar verilmiştir.
KARAR
İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası
"... ..."
(...)
05. sınıf.
Davacı Markası
"... "
(...)
05. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 16/10/2023 havale tarihli raporda özetle;
"Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markasının kapsamına giren emtialar ile dava konusu edilen markasın kapsamına giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, 1 ve 3 nolu bentlerde yer alan sebeplerden dolayı, 2 nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu edilen 28.03.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, 4 nolu bentteki değerlendirme ile uyumlu olduğu, davacının hükümsüzlük talebinin, 4 nolu bentteki değerlendirme ile uyumlu olmadığı" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni bir heyetten rapor veya aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 05.nci sınıftaki:
"İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markasının ise ... sayılı "... ..." ibaresinden meydana geldiği kapsamında 05.inci sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Davalının markasının kapsamında yer alan emtiaların tamamının, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markasının kapsamında birebir yer aldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla; dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların tamamı yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu görülmüştür.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Somut olayda dava konusu edilen emtialardan “ilaçlar” açısından, hitap ettikleri tüketici/alıcı/kullanıcı kitlesinin bilinç/bilgi/dikkat/özen seviyelerinin yüksek olduğu söylenebilecek ise de doktorların ve eczacıların bilinç/dikkat/özen derecesinin yüksek olması, birbirlerine son derece benzer iki ibarenin ilaçlar üzerinde marka olarak kullanılması durumunda karıştırılma ihtimalinin olmayacağı sonucunu otomatikman vermeyecektir. Zira; davaya konu markaların üzerinde kullanıldığı/kullanılacağı tüm emtialar, her hal ve şartta reçeteli ürünler olmayıp süpermarket ve internet dahil pek çok mecradan satışı gerçekleştirilen gıda takviyesi mahiyetinde ürün grubunu da içermektedir. Ayrıca; 05. sınıfa giren bu emtiaların bütünsel olarak değil, tek tek ele alınması yöntemiyle, hitap ettikleri tüketici kesiminin bilinç/dikkat/özen seviyesinin tek bir tüketici kitlesi grubu olarak tespiti mümkün olmamaktadır. Örneğin; "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler." emtiaları bakımından; yüksektir denilebilecek ise de reçete ile satılması durumunda bile, ilacın eczaneden temini sürecinde eczane teknikeri, depo sipariş elemanı, depo reyon elemanları da devrede olabilmektedir, ki bunların bilinç/dikkat/özen seviyeleri, doktorlar ve eczacılar kadar yüksek olmayabilir. Diğer taraftan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." emtiaları açısından ortalamanın sadece biraz üstündedir. Bu emtialara ulaşmak kolay olduğundan (internette bile satılmaktadırlar) fiyatları görece yüksek olmakla birlikte, bilinç/dikkat/özen seviyesi düşmektedir, ancak yine de “insan sağlığı” ile ilişkileri olduğundan tüketicilerin daha seçici ve dikkatli davranmaları beklenebilir. Görüldüğü üzere dava konusu edilen 05. sınıfa ait emtialar bakımından tek tüketici kitlesi belirlemesi yapılamamıştır.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık; taraf markalarında geçen kelime öbeklerinin ilk kelimeleri olan “...” ve “...” ibarelerindeki, yedi harften altısının, dizinleri de aynı olacak biçimde ortaklığından hareketle, taraf markaların benzediğinin söylenip söylenemeyeceği hususunda toplanmaktadır. Zira; her iki kelime de, “...” olarak bilinen ve “proteinlerin yapısını oluşturan ve doğada bulunan 20 amino asitten bir tanesi” anlamını haiz, protein sentezi ve hücre büyümesinde işe yarayan/kullanılan ve vücuda takviye edilen ilaç etken maddesinden türetilmiş kelimelerdir; nitekim piyasada bulunan ve bu etken maddeyi ihtiva eden ilaç/gıda takviyelerinin markalarında “...-” ön takısının yaygın olarak kullanıldığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, içinde eczacılık fakültesi ana bilim dalı öğretim üyesinin de bulunduğu heyetçe rapor edilmiştir. Bilindiği üzere; ilaç markaları yönünden markasal ayırt edicilik; ürünün etken maddesine, jenerik adına, tedavisi amaçlanan hastalığa ve diğer karakteristik özelliklerine yakınlaştığı sürece zayıflar, uzaklaştıkça artar. Zira; üreticiler ilaç markalarını yaratırken ilacın etken madde ismine, etkili olduğu hastalık ismine veya halihazırda piyasada var olan markalara benzetme eğilimindedirler. .... (....) isimleri ... tarafından kabul edilen, ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağlayan isimlerdir. Bu isimler uluslararası düzeyde kabul edilmiş olup, kamu malı niteliğindedirler ve bu yüzden hiç kimsenin mülkiyetine geçemezler. ... tarafından yapılan düzenlemenin yerel mevzuatımızdaki karşılığı ise ...’nın “Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği”dir. Anılan düzenlemenin 4. maddesinde bu isimlerin marka olarak kullanılamayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla; davacının markasında geçen ve etken/takviye maddenin adı olan “...” ibaresi ile dava konusu edilen markada kullanılmış olan “...” ibaresindeki harf ve harf dizini ortaklığından hareketle, taraf markalarının benzer olduğunun söylenmesi mümkün görülememektedir. Böyle, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve Yargıtay Kararları’nda yerleşmiş bir görüş de bulunmaktadır (Örn; .... .’nin 05.03.2007 tarihli .... sayılı kararı).
Neticeten; taraf markalarında harf ve dizinleri büyük ölçüde ortak “...” ve “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, karşılaştırılan markaları görsel açıdan benzer kılmaya yetmediği, işaretlerde geçen “... ” kelime öbeklerinin, yani markaların esas/tek unsurlarının bütünsel algıları ve ihtiva ettikleri diğer kelime/rakam unsurlarının işaretleri yeterli derecede farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, yukarıda yer verdiğimiz yerleşik içtihatta da bahsi geçen “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü görülmüştür. Görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılık, duysal/fonetik açıdan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalar birbirinden tamamen farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, markalarda ortak harf dizinleri olan “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyeti, markaları duysal açıdan yaklaştırmaya yetmemektedir. Markaların bütün olarak okunuşları esnasında kulakta bıraktıkları tını, fonetik algı birbirinden farklıdır. Kavramsal açıdan da; dava konusu edilen markanın bütünsel açıdan tüketici zihninde yarattığı algının da davacının markasından yeterince farklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı