T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/248 Esas - 2024/165
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/248
KARAR NO : 2024/165
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 15/05/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2024
TALEP:
Davacı vekili 15/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığını, müvekkilinin "..." alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleşirdiğini, müvekkilinin ... ibaresinin şirketin çatı markası olduğunu, tüketicinin “... ...” markası ile “...” ibareleri arasında bağlantı kuracaklarını, dava konusu markanın müvekkilinin seri bir markası zannetmesi, markanın müvekkiline ait olduğunu zannetmesi ve markayı müvekkilinin yarattığı marka ailesine eklenmiş yeni bir marka olarak algılamasının mümkün olduğunu, başvurunun 36. Sınıfta yer alan hizmetler için yapıldığını, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan hizmetler ile iltibas yaratacağını, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, markanın tesadüfen seçilmediğini, müvekkili markasının ününden faydalanmak istediğini, kötü niyetli olduğunu, başvurunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununa uygun faaliyet göstermekte olan bir finansman şirketi olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, ’...’’ modelini "..." şekli ile Türkiye’ye getiren öncü bir şirket olduğunu, Türkiye’de gerek faaliyetleri gerekse de yapmış olduğu aktif reklam kampanyaları ve ilgi çekici bir ödeme modeli ile gerekli tanınırlığa ulaştığını, tüketicilerin finansal tüketici olduğunu, oldukça dikkatli ve özenli kimselerden oluştuğunu, "..." ... markasının, müvekkil şirketin tescilli “...” markasının seri markası niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde, davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirket ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 14/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 15/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar dairesi başkanlığı kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK7nın 6/1, 6/5 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen gösterilen markayı bütüncü algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalara olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihe yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükümüne amirdir. Somut olay açısında, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaate oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR:
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet benzerliği/ayniyeti/ilişkisinin yanı sıra, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Başvuru Markası Davacı Markaları
"..." "...",
"..."
(...) (..., ...)
36. sınıf 09, 35, 36. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 04/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"• Davalı başvuru markası ile davacıya ait aralarında hizmet benzerliği bulunan ... tescil numaralı markası arasında bütüncül değerlendirme sonucunda marka ve işaretler arasında çekişme konusu 36. sınıf hizmetler yönünden karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunmadığı,
• Davacının perakendecilik sınıfında heyetimizce “...” markasının belli bir bilinirlik sahibi olduğu yorumunda bulunulsa dahi taraf markaları taraf marka işaretleri arasında karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunmadığı ve davacı markasını sulandırılması için gerekli şartların sağlanmadığı ancak bu hususun nihai anlamda hukuki bir tespitin varlığını gerektirdiğinden tanınmışlık iddiasının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
• Davalının ... sayılı ... ibareli başvuru markası bakımından ... ve ... tescil numaralı markalarından kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı " ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 36'ıncı sınıflardaki:
"36.Sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markasının ise ... sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 09, 35, 36. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda redde mesnet olarak ileri sürülen davacı markası ile davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu “... … ...” ibareli markalarından 6 tanesi 11.11.2022 tarihli bir tanesi ise 20.01.2023 tarihli olup başvuru markasından sonraki tarihlidir, bu sebeple hükümsüzlük talebi yönünden işbu markalar dikkate alınmamıştır. Davalı taraf başvuru markaları kapsamında yer alan 36. Sınıftaki “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri”nin aynı/aynı tür olduğu görülmüştür.
B. Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; taraf markalarının görsel olarak değerlendirildiğinde davalı markası konuşma baloncu şeklinde olup yeşil alt zemin üzerine karakteristik “...” harfi ile hemen altında yine büyük punto ile “...” ibaresinin yerleştirildiği, işbu ibarenin altında ise lacivert renk ve çok daha küçük punto ile slogan niteliğinde “...” ibaresinin konumlandırıldığı görülmüştür.
Bu kapsamda taraf markaları görsel olarak değerlendirildiğinde davalı markası "... ..." (konuşma baloncuğu şeklinde) olup yeşil alt zemin üzerine karakteristik “...” harfi ile hemen altında yine büyük punto ile “...” ibaresinin yerleştirildiği, işbu ibarenin altında ise lacivert renk ve çok daha küçük punto ile slogan niteliğinde “...” ibaresinin konumlandırıldığı görülmüştür.
Davacının redde mesnet "... ... ..." markasının ise çapraz şekilde duran cüzdan biçimindeki uruncu zemin üzerine lila renkle “...” ibaresi ile hemen altında daha büyük ve baskın olacak şekilde sarı renkle yazılı “...” ibaresinin yer aldığı, cüzdan figürünün sağ alt köşesinde “...” ibaresinin konumlandırıldığı ve cüzdan figürü ile ibarelerin etrafında sarı renkli bozuk para şekillerinin yerleştirildiği görülmüştür. Hal böyleyken taraf markalarının birinin turuncu diğerinin yeşil renkle oluşturulmuş olması, her iki markanın ... unsurlarının farklı olması, başvuru markasında baskın ve dikkat çekici unsurun “...” figürü ile “...” ibaresi olduğu, davacı markasında ise “...” ibaresi daha büyük punto ile yazılmakla birlikte baskın unsurun “...” ibaresi olduğu, işbu ibarenin davalı başvurusunda slogan niteliğinde ve çok silik olarak yer aldığı tespit edildiğinden taraf markalarını görsel olarak benzemediği kanaatine varılmıştır
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; davalı markası "..." şeklinde telaffuz edilirken davacı markası “...” şeklinde telaffuz edilecektir. Bu kapsamda her iki taraf markasının başlangıç sesi farklı olmakla birlikte salt "..." ibaresinden kaynaklı düşük düzeyde benzerli bulunmaktadır.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; salt “...” ibarelerinin ortaklığından kaynaklı düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markalarında geçen "..." ibaresinin ortak olmasının taraf markalarını benzer görmeye yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalının başvurusunda markanın alt tarafına yerleştirilmiş “...” ibaresi markada çok daha küçük puntolarla bulunmakta olup, slogan niteliği taşımaktadır. Ayrıca "... şeklindeki" sloganın markada ayırt ediciliğin,in düşük olduğu, böyle zayıf ve ayırt ediciliği düşük işareti/sloganı marka olarak seçenlerin, aynı işaretin başkaları tarafından yapılacak küçük değişiklik/ilâvelerle kullanılmasına katlanmaları gerektiği durumunun somut olayla örtüştüğüne kanaat getirilmiştir.
Bu sebeple ilgili tüketicilerin yüksek özen ve dikkat seviyesine sahip oldukları da göz önünde bulundurularak taraf markalarının farklı ..., renk ve kelime gruplarından oluşması, görsellerinin, kompozisyonlarının tamamen birbirinden farklı olması neticesinde davalıya ait marka başvurusu ile davacının mesnet markası arasında karıştırılma dahil ilişkilendirme ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Davacının sunmuş olduğu deliller incelendiğinde ... nezdinde ... numarası ile “...” ibareli tanınmış markasına dayandığı, bunun haricinde marka işlem dosasında yayına itiraz formu içerisinde ve dava dilekçesi içerisinde bir kısım haber ve buna benzer görsele yer verildiği görülmüştür. “...” markasının “perakendecilik hizmetleri yönünden” tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, dava konusu olan ibarenin "..." ibaresi olmayıp, "..." ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, davacının bir bütün olarak “...” ibareli markasının taraf markaları arasında işaret benzerliği olmadığı değerlendirildiğinden, davalının 36. sınıfta tescilli olan markasının davacı markasının tanınmışlığından faydalanma için kanunda belirtilen gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3. DAVALININ MÜKTESEP HAK SAVUNMASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME
Müktesep hak uygulamasında, önceki tarihli markasının devamı olarak bir marka başvurusu yapan marka sahibi, bazı hallerde yapılan itiraza karşı itiraz sahibinin markasından önceki tarihli markasının varlığını müktesep hak savunması olarak ileri sürebilmekte, bu halde yapmış olduğu yeni marka başvurusunun tescili engellenememektedir. Yani müktesep hak ilkesi gereğince, bazı istisnai durum ve koşullarda bir işletmeye ait önceki marka, bu işletmenin daha sonraki marka başvuruları için kazanılmış hak teşkil etmektedir (...).
Müktesep hak kavramının kanunda tanımı bulunmamakta olup, konu süreç içerisinde ... kararları ile birlikte şekillenmiştir. Yargıtayın istikrarlı uygulaması sonucunda içtihat olarak yerleşen ilkeleri kapsamında müktesep hakkın uygulama alanı bulması için;
a. Kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsuru muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekir (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır).
b. Markaların kapsadıkları mal/hizmet sınıflarının aynı olması,
c. Markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanım ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması,
ilkelerinin kümülatif olarak sağlanması gerekir.
Somut dava bakımından; davalının dayandığı ... tescil numaralı ve “...” markasını 03.08.2021 koruma tarihli olmak üzere 36 numaralı sınıfta 29.03.2022 tarihinde tescil ettirdiği, yine ... tescil numaralı ile “....” markasını 30.07.2021 koruma tarihli olmak üzere 36 numaralı sınıfta 04.04.2022 tarihinde tescil ettirdiğini ve kazanılmış hakkı olduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır. Davalının müktesep hakka konu ettiği markaların başvurularının 2021 yılında yapıldığı, tescillerinin 2022 yılında gerçekleştiği ve henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığı ve dolayısıyla kazanılmış hak savunmasının dinlenemeyeceği değerlendirilmiştir.
4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.