T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇLİ KARAR
ESAS NO : 2021/648 Esas
KARAR NO : 2024/651
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2014
KARAR TARİHİ : 25/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA VE İSTEK :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraf arasında yapılan sözleşme ile müvekkili ile davalı şirketin üzerinde 30 yıl süreyle ve bağımsız ve sürekli nitelikte olacak şekilde üst hakkı bulunduğu .... .... .... inşaatının yükleniciliğini müvekkilinin üstlendiğini ve yer teslimi yapılan alanda anılan sözleşme doğrultusunda imalata başlandığını, 25/07/2017 tarihinde yapılan 1.koordinasyon toplantısında davalı işveren tarafından müvekkili yükleniciye projede değişiklik yapılacağı ancak temel kazısı ve hafriyata devem edilmesinin bildirildiğini, müvekkilinin temel kazısı ve hafriyatı sürdürdüğü halde proje teslimi gecikince 27/12/2012 tarihli yazı ile davalıdan projelerin teslim edilmesinin istendiğini, yüklenici adına şantiye şefi, davalı ... sahibi ve yapı denetim kuruluşu yetkilisi tarafından düzenlenen ve ilgili idare yetkilisi tarafından onaylanan 10/12/2012 tarihli tespit tutanağı ile 10/12/2012 tarihi itibariyle %15 gerçekleşme oranı belirlenmiş ve buna göre düzenlenen 1 nolu hak ediş evrakının 27/12/2012 tarihli yazı ekinde işverene gönderildiğini, davalının 05/03/2013 günlü cevabında ödemeyi yapmayı kabul etmediğini bildirmesi üzerine .... .... .... kayıtlı taşınmaz ile davalının taşınır malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacakları, vasıtaları üzerine alacaklarını karşılayacak şekilde ihtiyati haciz konulmasına, bu talebin uygun bulunmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbir şartları başlıklı 389.md.koşulları oluşmuş bulunduğundan aynı taşınmaz ile davalının taşınır malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacakları, vasıtaları üzerine alacakları karşılayacak şekildi ihtiyati tedbir konulmasına, tapu kaydına şerh verilmesine, hak edişe bağlanıp kesinleşmiş muaccel toplam alacakta şimdilik 2.000.000,00 TL, menfi zarardan şimdilik 50.000,00 TL, müspet zarardan şimdilik 150.000,00 TL olmak üzere toplam 2.200.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 25/04/2013 tarihi itibariyle ticari temerrüt faizi, delil tespiti ve ihtarname giderleri dahil yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen işyerinin.... .... .... bulunan arsa olduğunu, davacı firmanın teminat mektubu vermesi gerektiğini ancak davacının bu edimini yerine getirmediğini, tacirler ve tacir sayılan kişiler arasındaki ilişkinin kanunla düzenlendiğini, bu meblağdaki bir inşaat işinde sözleşme şartlarının zimnen değiştiği ve teminat mektubu talebinden vazgeçildiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, teminat mektubu sunmamış olan davacının hiçbir sözleşme ve yasal sorumluluklarının bulunmadığını, yapılan iş AVM inşaat işi olduğu için kesinleşmiş hak edişlerden bahsedilemeyeceğini, davacının sözleşme, hakediş ve ödeme şartlarının hiçbirine uymadığını, ilk hak edişin iş başlangıcından itibaren 3 ay sonra yapılacak ve hak edişler her ay onay almak üzere proje kontrollük firmasına imalatlara ait metraj, ataşman ve yeşil defter ile birlikte verileceğini, proje kontrollük firması gerekli gördüğü düzenlemeleri yaparak, hak edişi en geç 5 iş günü içinde kontrol edilerek, yanlışlık ve eksikler yoksa imzalayacak, yüklenici tarafından yapılan işlerin bedeli kesin ödeme niteliğinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak kaydı ile yüklenicinin hak edişlerinin kesinleşmesi ve kesinleşen hak ediş miktarı kadar düzenlendiği faturaya istinaden ödeneceğini, davacının hak ediş bedelinden fazla miktarda tanzim ve teslim ettiği faturalar hakkında işveren itiraz etmese de TTK.23.maddesinin uygulanamayacağını, hakediş raporlarının tutarlarının üçüncü kişilere işveren izni olmadan temlik ve ciro etmesi de sözleşme hükümlerinin ihlali olduğunu, müvekkili tarafından haklı sebeple sözleşmenin feshedildiğini, yapılan işin her zaman belirlenebilir nitelikte olduğunu, dava konusu inşaatın fesih tarihi itibari ile oranın %15 olmadığını, inşaat seviyesinin oranı içinde imalat kalemleri ile hiçbir ilgisi olmayan kalemlerin bulunduğunu, davacı tarafından yapılan imalatın H.... .... .... D.iş sayılı ile tespit edildiğini, müvekkili firmanın borçlu olmadığı gibi alacaklı durumunda olduğunu, sözleşme bedelinin tamamı üzerinden yapılan işin değerlendirilmesinin hatalı sonuç vereceğini, davacının sözleşmeye uygun şekilde bilgi vermeden şantiyede fiili bir çalışmayı bıraktığı için su ve elektriğin şantiyeden kesildiğini, davacının edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, yapılacak AVM'nin kiracılarına karşı müvekkilinin mahcup duruma düştüğünü ve aynı zamanda taahhütlerini yerine getiremedikleri için kiracılara tazminat ödemek durumunda kaldıklarını, davacının defalarca sözlü ve yazılı olarak ikaz edilmesine rağmen imalat yapılmadığı gibi 19/10/2012 tarihinde imalatın durduğunu, personelin 15/10/2012 tarihinde işten çıkartılarak personel sözleşmelerinin fesh edildiğini, şantiye alanında gerekli önlemler alınmadığı için hafriyat alanının su ile dolduğunu, davacının personellerin maaşlarını, SGK primleri, muhtasar vergilerinin ödemediğini, davacı tarafından bahaneler ileri sürülerek işin yapılmadığını ve müvekkilinin manevi zarara uğratıldığını, müvekkilinin büyük itibar kaybettiğini, inşaatın uzun süre durmasından dolayı AVM hakkında dedikoduların ortaya çıktığını ve AVM daha açılmadan sorunlu olarak adlandırıldığını, bu sebepten 1.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu davacının edimlerini zamanında yerine getirmemesinden dolayı kira geliri kaybı ayıplı işlerden dolayı zararın bulunduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 26.886.567,00 TL alacaklarının fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasında tanzim edilen eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıya ait taşınmaz üzerinde eserin inşası yapılır iken sözleşmenin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği iddiası ile hakediş alacağı, menfi ve müspet zararların tahsili talebinden ibarettir.
... ... ... D.iş dosyası celp edilmiş yapılan incelemede, tespit isteyenin ... ... .... ... Merkezi Kiralama İnşaat Taah. İç ve Dış Tic. LTD. ŞTİ. olduğu, mahallinde yapılan keşif sonucu inş mühendisi tarafından tanzim edilen rapora göre tespite konu ... .... .... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dökülen toprak miktarının 25.057,93 metreküp olduğu, metreküpü 5 TL den kazınıp taşınma maliyetinin 125.289,65 TL olduğunu, temel kazısında biriken 15.475,36 metreküp suyun boşaltma maliyetinin 10.000,00 TL olduğunu, zemin etüdü maliyetinin 20.000,00 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
... ... ... Şirketi olduğu AVM inşaatının yapılan incelemesinde yapılan işlerin toplam bedelinin 5.925.145,80 TL olup yapılan işlerin toplam oranının %15 seviyesinde olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraf delilleri toplandıktan sonra oluşturulan bilirkişi heyetine rapor aldırılmış bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında davalıya ait alışveriş merkezinin inşaası konusunda 27/06/2012 tarihli eser sözleşmesi imzalandığını, davacının yüklenici olduğunu, 86.285.450 TL götürü bedel ile yapımının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 21. Maddesine göre davacı yüklenicinin sözleşmenin imza tarihinden itibaren iş bedelinin %10'u oranında teminat mektubu vereceğinin kararlaştırıldığını, ancak bu mektubun sunulmadığını, sözleşmenin 4. Maddesi gereğince uygulama projelerinin davalı iş sahibi tarafından düzenlenerek yükleniciye tesliminin gerektiğini, davacının davalıya hitaben düzenlediği 27/12/2012 ve 25/02/2013 tarihli ihtarnamelere göre projelerin sunulmadığını, bu durumun işin yapımına başlanmasına engel teşkil ettiği belirtilerek işin yapımına başlanabilmesi için projelerin sunulması gerektiğinin ihtar edildiğini, sözleşmenin 17. Maddesi gereğince proje takvimindeki gecikmelerin başlı başına süre uzatım sebebi olmayacağı belirtilmiş ise de uygulama projeleri işin neye göre yapılacağını belirleyeceğinden sunulmaması işin yapımına başlanmasını mümkün kılmadığını, bu nedenle davalı yüklenicinin kusurlu olduğunu, davacının da teminat mektubu sunmaması nedeniyle kusurunun bulunduğunu, bu nedenle sözleşmenin ortak kusur neticesinde feshedildiğini, feshedilen sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalat bedelini ve sözleşmenin ifa edileceği kanaati ile yaptığı masrafları talep etme imkanının mevcut olduğunu, tespit bilirkişi raporuna göre davacının gerçekleştirdiği işin toplam işe oranının %5.12 olup buna göre davacının imalat bedeli ve menfi zarar adı altında talep edebileceği tutarın 4.418.762,78 TL olduğunu, bu bedelden kazı artığı harfiyatın taşınma bedeli olan 125.289,65 TL indirildiğinde davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden talep edebileceği alacak miktarının 4.293.473,13 TL olduğunu belirtmişlerdir.
İtiraz üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış ek raporda özetle kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir husus olmadığını belirtmişlerdir.
Tarafların itirazları üzerine oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında 27/06/2012 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalanmış olup davacının yüklenici, davalının iş sahibi olduğunu, davacı yüklenicinin sözleşme uyarınca vermesi gereken teminat mektubunu vermemesi ayrıca 15/11/2012 tarihinden sonra iş yerinde personel bulundurmaması ve çalışma yapmaması nedeniyle işverenin fesih hakkının doğduğunu, davalı tarafın ise uygulama projelerini zamanında vermemesi nedeniyle kusurlu bulunduğunu, bu nedenle sözleşmenin feshinde tarafların birlikte kusurlu olduklarını, davacı ... Şirketinin yüklendiği işlerin denetimini yapmakta olan ... ... ... LTD. ŞTİ'nin düzenlemiş olduğu 10/12/2012 tarihli yıl sonu tespit tutanağına göre yapılmış olan işin toplam iş içindeki oranının %15 olup bunun %5 inin imalat %10 unun ise proje inceleme bedeli olduğunu, dolayısıyla yüklenicinin yaptığı iş miktarının %5 civarında olduğunu, işin feshinden sonra işveren H. Kılıç şirketi ile yeni yüklenici ... ... ... şirketinin imzaladığı sözleşme sonrası önceki seviye tespit tutanağından 1 yıl sonra 31/12/2013 tarihinde düzenlenmiş olan yıl sonu seviye tespit tutanağında ise o tarihe kadar dava konusu inşaatta yapılmış olan iş miktarının %10.5 olarak gösterildiğini, bu miktarın %10'unun proje inceleme bedeli olup imalat miktarlarının ise %0,5 olarak belirtildiğini, davacının yaptırdığı tespitte davacının yaptığı iş bedeli KDV dahil 5.925.145,80 TL olarak hesaplandığını, 1 nolu hakedişin ise 5.968.753,32 TL olduğunu, daha önce mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetinin tanzim ettiği raporda ise davacının yaptığı iş bedelinin 4.418.762,78 TL olup bundan kazı artığının nakliye bedeli olan 125.289,65 TL indirildiğinde davacı alacağının 4.293.473,13 TL olduğunun belirtmişlerdir.
Raporda devamla tespit raporları yerinde bizzat incelemelere dayanması nedeniyle heyetlerince dikkate alındığını, daha önceki heyet tarafından düzenlenen raporlardaki görüş ve değerlendirmelerin tespit raporları ile birlikte ele alındığında sözleşme şartları ve işin geldiği aşama ile uyumlu olduğunu, işin bırakılmasından sonra zemine su dolmasının işin feshinde davalı iş verenin kusuru olması nedeniyle yüklenicinin ekibini çekmiş olması ve doğal şartlar altında oluşan bir zarar olduğundan bunun yükleniciye yüklenmesinin doğru olmadığını, ayrıca bilirkişi tespit raporunda %25 oranında yapılmış olduğu ifade edilen zemin ıslah bedelinin ve imalatın tamamlanmamış olması ve hafriyat alanının su ile dolu olması nedeniyle bedelinin ödenemeyeceği görüşüne vardıkları, sözleşmenin feshinin tarafların ortak kusurundan kaynaklandığı için davacının müsbet zarar talep etme hakkının bulunmadığını, ayrıca davacı yüklenicinin o tarihte başka işi olup olmadığı, ya da başka iş alma imkanı var iken bundan kaçınıp kaçınmadığı gibi hususların da bilinmemesi nedeniyle yoksun kalınan zararın hesaplanmasının mümkün olmadığını, davacının en fazla kaçırılan fırsatları talep edebileceğini, ancak dosya kapsamında da bunu ispatlayamadığını, davacının fesih tarihine kadar yaptığı iş bedelinin KDV dahil 5.066.298,29 TL olduğunu belirtmişlerdir.
İtiraz üzerine bilirkişilerden ek rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti ek raporu özetle, dosyadaki mevcut bilgi belgeler ve tespit raporlarına göre davacının talep edebileceği hak ediş alacağının KDV dahil 5.066.298,29 TL olduğunu, davalının alacak talebine ilişkin ileri sürüldüğü kira alacağı iddiasını somut deliller ile ispatlayamadığını, feshin haklı veya haksız fesih olduğu hususunun mahkemenin takdir yetkisinde olduğunu, davacının yoksun kalınan kar talebinde bulunması için aranan şartlarının oluşmadığını, davalının davacı yüklenicinin sözleşme konusu işi teslim etmemesi nedeniyle maruz kaldığını iddia ettiği kira parası konusunda sözleşmede bir yükün bulunmadığını, ayrıca sözleşmenin feshi koşulları oluşmasına rağmen sözleşmeyi feshetmeyip kendi zararının artmasına yol açan davalının artık böyle bir talepte bulunamayacağını belirtmişlerdir.
Her iki bilirkişi heyeti raporu ve ek raporları birbiriyle uyumlu olup tespit raporları ve dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu teknik verilere dayalı denetime açık ve yeterli görüldüğünden davacı tarafın yeni bilirkişi incelemesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekiline bedel arttırım ve ıslah talebi için kesin süre verilmesine rağmen ıslah talebinde bulunmamıştır.
Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın kısmen kabulüne taleple bağlı kalınarak 2.000.000,00 TL hak ediş alacağının dava tarihi olan 11/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının diğer kalemlere yönelik taleplerinin reddine 11/03/2020 tarih, 2014/1018 Esas, 2020/230K. sayılı kararı ile karar verilmiş ise de; Mahkememiz kararı istinafen ... ... ... Başkanlığı'nın 19/10/2021 tarih,... ... ... sayılı ilamı ile kaldırılmakla; dava dosyası Mahkememiz yeni esasına kayden yargılamaya devam olunmuştur.
İstinaf ilamı gereğince yargılamanın 23/02/2022 tarihli celse ara karar gereğince davalı vekiline istinaf ilamının 5 nolu bendinde bahse konu dosyamıza sunduğu talep dilekçesinin davalının vekilliğinden çekilme dilekçesi niteliğinde olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere ihtaratlı davetiye tebliğ edilerek 2 hafta kesin süre verilmiş, davalı vekili tarafından dosyamıza beyanda bulunulmamıştır.
Yargılama sürecinde davalı vekili dosyamıza 30/11/2022 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesin sunmakla ve ayrıca müvekkili Şirketin yetkili temsilcisi Hayri Kılıç'ın vefat etmiş olması nedeni ile vekalet ilişkisi ve buna bağlı olarak vekillik görevi sona erdiğinden, kendisinin UYAP ortamından vekillik kaydı silinmiştir.
İstinaf kaldırma ilamı sonrasında dosyamız konusunda uzman farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek asıl ve ek raporlar temin edilmiştir.
Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti asıl raporunda özetle; davacının şantiyede imalatları durduğu ve 15 Kasım 2012 tarihinden sonra personel
bulundurmadığı ve ihtarlara rağmen herhangi bir çalışma yapmamasından dolayı işverenin
fesih maddesini uygulamasına meydan verdiği. Davacı tarafın sözleşmenin 3. Maddesinde
tarif edilen teminat mektubunu yükleniciye sunmaması nedeniyle kusurlu olduğu,
davalının tarafın da, teminat mektubu sunulmamasına rağmen talep etmediği
sözleşme dâhilinde projeleri zamanında teslim edemediği, ayrıca sözleşmenin 20.maddesi
uyarınca sözleşmeden itibaren 6 ay içerisinde yüklenicinin yaptığı hafriyat, nakliye v.b. bir
kısım imalat bedeli karşılığı olan ve yüklenici tarafından sunulan 1 nolu hakedişin incelenip
kontrol edilerek ödemesini sağlamadığı için kusurlu olduğu,
dosya muhtevasında yer alan belgeler ihtarnameler ve düzenlenen bilirkişi raporları
birlikte değerlendirildiğinde, 27.06.2012 Tarihli Sözleşmenin feshinde tarafların ortak
kusurlu olduğu,
davacı yüklenicinin; fesih tarihine kadar yapmış olduğu imalatları ve yaptığı
diğer masrafların bedelinin KDV Hariç 4.293.473,13-TL, KDV dahil 5.066.298,29-TL
olduğu,
fesihte tarafların ortak kusurlu olmaları halinde haksız fesih hali söz konusu olmayacağından; bu halde sözleşme taraflarının kâr kaybı ve dönme cezasını istemelerinin
mümkün olamayacağı, Mahkeme tarafından taraflar arasındaki inşaat yapım sözleşmesinin davalı
tarafından tek taraflı olarak ve haksız fesh edildiği kanaatine varılması durumunda ise; davacının hesaplanan kâr mahrumiyeti bedelinin KDV hariç 5.903.422,33-TL ile KDV Dahil olmak üzere toplam 6.966.038,35-TL
olacağı mütalaa edilmiştir .
Bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, dosya kapsamına sunulan bilirkişi heyeti son raporu ile önceki bilirkişi heyeti raporları ve istinaf ilamı ile davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz gerekçeleri birlikte dikkate alınarak davacı vekilinin ek rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın 28/02/2024 tarihli celsesinde ihtaratlı ara karar ile davacı vekiline bedel artırım dilekçesini sunmak üzere kesin süre verilmiş ise de; davacı vekili süresinde ara karar gereği yerine getirilmediği gibi bu konuda ek süre talebi de ara kararda verilen kesin sürenin niteliği ve amaca uygun olup talebin hukuki dayanaktan olduğu gözetilerek Mahkememiz'ce yerinde görülmemiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında tanzim edilen eser sözleşmesi uyarınca davalı şirkete ait taşınmaz üzerinde AVM inşaatı yapım işinin davacı tarafından üstlenildiği, ancak davacı yüklenicinin edimini ifa etmesine rağmen davalı işverenin edimini yerine getirmediği iddiasıyla sözleşmenin feshedilerek hak ediş bedelleri ile müsbet ve menfi zararların tahsili talebi ile derdest davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinin feshinde tarafların kusur durumu ile buna bağlı olarak mevcut ise; dava konusu talep kalemlerinin talep edilebilirliği noktalarında toplanmaktadır.
Konu ile ilgili olarak dava konusu eser sözleşmesinin " İşyeri'nin Teslimi" başlıklı 3.maddesinde ise;..."İŞVEREN" "SÖZLEŞME" nin imzasını ve "YÜKLENİCİ" nin "Sözleşme" hükümleri doğrultusunda vermesi gereken, ve gayri kabili rücu edilebilir, süresiz, kati teminat mektubu olarak "Işveren"e teslimini müteakip 3 (üç) iş günü içinde "Yüklenici" nin İş Programı gereğince "işe başlayabilmesi için müşterek bir zabıtla, "İŞYERİ'ni 'YÜKLENİCİ" ye teslim edecektir...",
"Projeler" başlıklı 4.maddesinde ise aynen; "...Uygulama projeleri, "Proje Müellifi" tarafından “İşveren” ve “İşveren Temsilcisi” talebi doğrultusunda geliştirilecek ve “Yüklenlci"ye iş'in ifası sürecinde Proje takvimine uygun olarak teslim edilecektir." düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
Dosyamızda yapılan yargılama ve taraflar arasında tanzim edilen eser sözleşmesi ile keşide edilen ihtarnameler,Hatay 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/16 D.İş sayılı delil tespiti dosyası ile Mahkememizce istinaf ilamı öncesinde ve sonrasında alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında tanzim edilen eser sözleşmesine istinaden davalı işverene ait taşınmaz üzerinde sözleşmede belirtilen niteliklerde AVM inşaatı yapım işinin davacı yüklenici tarafından üstlenildiği, sözleşmenin karşılıklı olarak edimler içeren ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğu, davacının sözleşmenin 3.m. Kapsamında sözleşme bedelinin %10'u oranında kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubunu vermesi gerektiği, davalı tarafın da uygulama projelerini düzenleyip davacıya teslim etmesinin gerekmesine rağmen davalı işverene karşı sözkonusu teminat mektubunu teslim ettiğine ilişkin delil sunamadığı, yine aynı sözleşmenin 4/son maddesi gereğince davalı işverenin de davacı yüklenicinin işi ifa edebilmesi için tanzimi gereken Uygulama projelerini işin ifası sürecinde Proje takvimine uygun olarak kendisine teslim ettiğini ve sözkonusu karşı edimini ifa ettiğini iddia ve usulen kanıtlayamadığı, bu durumda tarafların sözleşmenin davacı yüklenici tarafından tek taraflı olarak feshinde ortak kusurlu olarak kabul edilmeleri ve dava konusu taleplerinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu bağlamda, hemen belirtmek gerekir ki; Fesihte tarafların ortak kusurlu olmaları halinde haksız fesih hali söz konusu
olmayacağından; bu halde sözleşme taraflarının kâr kaybı ve dönme cezasını talep etmelerinin hukuki dayanaktan yoksun olup bu konudaki taleplerinin reddi gerekmektedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 15.01.2020 tarih, 2019/1848 Esas, 2020/77 Karar)
Bu nedenle, davacının dava konusu müspet zarar niteliğindeki kar yoksunluğu talep kalemine yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine, davacı yan tarafından sözleşmenin feshi nedeni ile talep edilen dava konusu menfi zarar iddiası yönünden de dosya kapsamına göre davacının fesih tarihi itibariyle başkaca işinin mevcut olduğu, ya da başka iş alma imkanı var iken sözleşmenin haksız yere feshi nedeni ile kaçırdığıa yönelik iddiasını kanıtlar nitelikte delil sunamadığı anlaşılmakla; talep koşulları oluşmayan ve haklılığı kanıtlanamayan menfi zarar isteminin de reddi gerekmiştir.
Öte yandan, davalı taraf cevap dilekçesinde sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiğini iddia etmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu oldukları, sözleşmenin kusurlu olarak feshi nedeniyle feshedilen sözleşmeye dayalı olarak müsbet zarar mahiyetindeki yoksun kalınan kira bedeli talep edilemeyeceği, bu nedenle davalının bu bedellerin mahsubu talebinin yerinde olmadığı, diğer eksik işler ile hafriyat taşıma bedelinin ise davacı hak edişinden mahsubu gerektiğinden açıklanan şekilde davacı lehine hüküm altına alınacak dava konusu hak ediş alacağından Mahkememiz'ce mahsup edilmiştir.
Bu itibarla, dosyamıza sunulan bilirkişi raporları dikkate alındığında; davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilen ancak tarafların ortak kusurları sonucunda feshedildiği sabit olan dava konusu sözleşme uyarınca fesih tarihine kadar davacı yüklenicinin gerçekleştirmiş olduğu imalat bedellerini talep etme hakkının bulunduğu, sözkonusu imalatların toplam bedeli olarak bilirkişi raporlarında tespit edilen toplam hal ediş bedeli olan 4.418.762,78-TL'den inşaat aşamasında kazı artığı malzemenin inşaat yerinde belediyenin ön gördüğü alana taşınması gerekirken davacı yüklenici tarafından gideri karşılanarak taşınmaması nedeniyle taşıma bedeli olan 125.289,65-TLnin tenzili sonucunda bulunan 4.293.473,13 TL hak ediş bedelini davacı yüklenicinin davalı işverenden talep etme hakkının bulunduğu, sözkonusu miktarın ise; KDV dahil olarak toplam 5.066.298,29-TL olduğu, davacının dava konusu hak ediş alacağına karşılık olarak KDV dahil olarak toplam 5.066.298,29-TL'yi davalıdan talep etme hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacının dava konusu talebi 2.000.000,00-TL hak ediş alacağına yönelik olmakla; HMK 26.m. gereğince bu taleple bağlı kalınarak davacı daha önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden bu miktardaki hak ediş alacağının dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı hak ediş alacağı ile birlikte müsbet ve menfi zarar kalemlerinden de talepte bulunmuş ise de sözleşmenin kusuru ile feshedilmiş olması halinde müsbet zarar talep edilemeyeceği, ayrıca davacının o tarihte işinin olduğu, ya da başka iş alma imkanı var iken kaçırdığı, hususunu ispatlayamadığından menfi zarar talebinin yerinde olmadığı, bu nedenle bu kalemlere yönelik taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiğini iddia etmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu oldukları, sözleşmenin kusurlu olarak feshi nedeniyle feshedilen sözleşmeye dayalı olarak müsbet zarar mahiyetindeki yoksun kalınan kira bedeli talep edilemeyeceği, bu nedenle davalının bu bedellerin mahsubu talebinin yerinde olmadığı, diğer eksik işler ile hafriyat taşıma bedelinin ise davacı hak edişinden mahsubu gerektiğinden mahsup edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; (talep ile bağlı kalınarak) dava konusu 2.000.000,00-TL hak ediş alacağının dava tarihi olan 17/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer talep kalemlerine yönelik taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı nispi 136.620,00-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 37.570,50-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 99.049,50-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından karşılanan 25,20 TL başvurma harcı ile 37.570,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 37.595,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 280,000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan ve aşağıda dökümü gösterilen bozma sonrası toplam 15.337,75-TL yargılama giderinin HMK 326/2.m. gereğince red-kabuloranı (0,90) oranı gözetilerek 13.803,97-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip 252983
¸e-imzalıdır
YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ:
1-Posta gideri (Bozma sonrası) : 337,75-TL
2-Bilirkişi ücreti (Bozma sonrası): 15.000,00-TL TOPLAM : 15.337,75-TL