T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO: 2022/376 Esas
KARAR NO: 2023/483
HAKİM : ... ...
KATİP: ... ...
...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/05/2022
KARAR TARİHİ: 16/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili 31/05/2022 tarihli dilekçesinde özetle, müvekkili alacağının tahsili amacıyla ... E. sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlunun 05/10/2021 tarihinde borca itirazı üzerine takibimiz durduğunu davalı borçlu ödeme emrine davacı müvekkili uhdesinde herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle tamamen haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğni şöyle ki; davalı borçlu ile müvekkili şirketi arasında 01.01.2021-15.09.2021 tarih aralıklı düzenlenen cari hesap ekstresi ile de görüleceği üzeri müvekkili ile davalının ticari iş ilişkisi mevcut olup müvekkilinin hesap dönemi sonu bakiye alacağı 30.186,72 TL olduğunu bu husus müvekkilinin faturaları,ticari defter kayıtları incelendiğinde de açıkça görüleceğini ancak davalı dönem sonunda müvekkiline ödeme yapmaktan kaçındığını bu sebeple... Esas sayılı dosya ile tarafımızca takip başlatıldığını ancak davalı yine ödeme yapmaktan kaçınarak borca ve ferilerine itiraz ettiğini ve başlatmış olduğunu takibi durdurduğunu davalı-borçlu ödeme emrine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu borçlu tarafından dosyaya sunulan itiraz dilekçesi müvekkiline tebliğ edilmediğini ve itirazın haricen öğrenildiğini hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan ve kötü niyetli yapılan itirazın iptali için işbu davayı açma zarureti hâsıl olduğunu davalı tarafça... E. sayılı dosyasına itiraz edilmiş olması davalının kötü niyetli hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, davalı borçlu tarafca yapılan itiraz üzerine dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olduğunu dilekçesi ekinde de sunduğu üzere bir anlaşma sağlanamadığını davalı tarafça ... 17.İcra Müdürlüğü’nün 2021/12499 E. sayılı dosyasına itiraz edilmiş olması davalının kötü niyetli hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu davalı borçlunun itirazı kötü niyetli ve haksız bir itiraz olup, müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.02.2004 tarih, 2004/6-67 E. Ve 2004/64 K. Sayılı ilamında; “…İİK’un 68.maddesinin son fıkrasında düzenlenen icra inkar tazminatının yasaya konuluş amacı; borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemektir. İcra İflas Yasası’nın sözü ve amacı birlikte değerlendirildiğinde, itirazın kaldırılması isteminin kabulü halinde alacaklı lehine….icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır...” şeklinde belirtilmiştir. .Bununla beraber davanın kabulü halinde müvekkilinin hak etmiş olduğu alacağın tazmini konusunda ileride telafisi güç sonuçlar doğmaması adına davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul sorgusu yapılmasını, davalı adına menkul ve gayrimenkul olması halinde söz konusu malvarlığı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep ettiğini tüm bu açıklanan sebeplerle müvekkilinin alacağının tahsili ve itirazla duran icra takibinin devamına karar verilmesi için sayın mahkememize başvurmak zaruretinin doğduğunu, yukarıda izah edilen sebeplere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı- borçlunun haksız itirazlarının reddi ile takibin devamına, %20’den az olmamak şartıyla icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 05/07/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkili şirketi aleyhine açılan itirazın iptali davası haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, şöyle ki; müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, takibe ve itirazın iptali davasına konu faturalarda yer alan mallara ilişkin müvekkili şirketi ile davacı taraf arasında mal alımına ve satımına ilişkin bir sözleşme de mevcut olmadığını, takibe dayanak faturalara ilişkin müvekkili şirket ile davacı yan arasında kurulmuş herhangi bir sözleşme mevcut olmadığı gibi müvekkili şirketin anılan mallara ilişkin bir talebi olmamış ve takibe dayanak faturalarda belirtilen mallar müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacı yan takibe dayanak faturalar ile haksız ve kötü niyetli olarak menfaat elde etmeye çalışmakta olup haksız olarak ikame edilen davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacı yan gerek takip dosyasına gerekse de itirazın iptali davasına ilişkin mahkememiz dosyasına herhangi bir belge ibraz etmediğini müvekkili şirket ile davacı yan arasında faturaya konu ürünlere ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi faturaya konu mallar müvekkili şirketlere teslim edilmediğini, davalı müvekkili şirketçe faturaya itiraz edilmemiş olması, sözleşmenin varlığını göstermediğini, TTK. m. 21/2 hükmündeki karine de faturaya yazılması olağan olan içerik bakımından olduğunu şu halde; süresi içinde faturaya itiraz edilmemekle birlikte, uyuşmazlık söz konusu ise, sözleşmenin varlığını ve kural olarak, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü, diğer bir menfaatin sağlandığını ispat yükü, bu hususları iddia eden konumundaki faturayı düzenleyip gönderen taraf üzerinde olduğunu, ... K. Sayılı ilamında: "mahkemece, benimsenip hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı taşıyanın taşıma işini gereği gibi yapmadığının tespitine rağmen, davalı taşıyanın yukarıda yazılı faturayı ticari defterlerine kaydetmesi ve TTK’nın 23. madde hükmünce 8 günlük sürede itiraz etmemesi ve dolayısıyla fatura münderecatının aynen kesinleştiği sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verildiğini, oysa, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımazdığını uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekdiğini ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamayacağını, faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil ettiğini, bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklı olduğunu, bu durumda mahkemenizce yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, taraflar arasındaki temel ilişki olan taşıma ilişkisinde davacının edimini yerine getirip getirmediği hususunda ispat yükünün davacı da olduğu gözetilmek, davacıya ispat olanağı sağlanmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.." hükmü ve yerleşik içtihatları gereğince süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde olduğunu, bu sebeple davacı yan faturaya konu mallara ilişkin sözleşmenin varlığı ve faturaya konu malların müvekkili şirketlere teslim edildiğini ispatla mükellefi olup gerek takip dosyasına gerekse de itirazın iptali davasına sözleşmeye veya mal teslimine dair herhangi bir belge sunulmadığını gelinen aşama itibariyle davacı yanın sunacağı muhtemel belgelere muvafakati olmadığını belirterek davanın reddini talep ettiğini ,davacı yanın takibe dayanak faturalarını ve faturalarda belirtilen malların teslim edildiği hususunu kabul etmemekle birlikte VUK.’a göre fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar VUK. 231/5 gereğince hiç düzenlenmemiş sayılır. Yargıtay HGK., 13.10.2004 Tarih, 2004/ 19-456 E., 2004/531 K. Sayılı ilamında: “…Somut uyuşmazlıkta vergiyi doğuran olay, taraflar arasındaki taşınmaz satımıdır. Bu satımın yapılmasıyla birlikte, devlet Katma Değer Vergisi alma hakkına sahip, satıcı da bunu ödemekle yükümlü olmuştur. Taraflar, sözleşme aşamasında, satış bedeline bu verginin de dahil olup olmadığına dair bir kararlaştırmada bulunmamışlar; davacı satıcı, Katma Değer Vergisi’ni satış bedelinden ayrı olarak gösterip, davalı alıcının bilgisine ve onayına sunmamış, satış işlemi geçerli şekilde yapılıp, satış bedelini aldıktan ve böylece davalı ile aralarındaki hukuki ilişki sona erdikten yaklaşık altı ay sonra, Katma Değer Vergisi içeren bir fatura düzenleyip davalıya tebliğ etmiş, ödeme isteminde bulunmuştur. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bu istemin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ( uyuşmazlığa konu Katma Değer Vergisi’ni içeren faturanın düzenlendiği 18.6.1999 tarihinde yürürlükte bulunan 4.12.1985 gün ve 3239 sayılı Kanun ile değişik) 231/5. maddesi; faturanın, malın tesliminden itibaren en çok on gün içinde düzenlenmesi gerektiği; bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükmünü taşımaktadır. Somut olayda, davacının tapudaki satış işlemi üzerinden yaklaşık altı ay geçtikten sonra düzenlediği 18.6.1999 günlü faturanın, bu hüküm anlamında hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiği de açıktır.” (Kazancı İBB.; MOROĞLU/KENDİGELEN, s. 59). Yargıtay . 15. HD., 09.12.2015 Tarih, 2015/4557 E., 2015/6289 K. Sayılı ilamında; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK 21/1. maddedeki Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir düzenlemesi de faturanın mal ve hizmet teslimi üzerine düzenleneceğini ortaya koymaktadır. Faturaya ilişkin bu hükümler gözetildiğinde ayıptan doğan zararların giderilme bedeline ilişkin kesilen yansıtma faturası davalıya bizzat yapılmış bir teslim ve işgörme olgusunu ispatlamadığından ayıptan doğan zararlara ilişkin fatura kesilmesi ve davacı defterlerine kayıtlı olması ayıptan doğan zararın varlığını ve miktarını kanıtlamaz." hükümleri ile VUK 231/5 maddesi uyarınca malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı vurgulandığı, bu sebeplerle faturaya ilişkin sözleşmenin bulunmadığı, faturaya konu malların müvekkili şirkete teslim edilmediği itirazlarını tekrarla bir an için malın teslim edilmiş olduğunun kabulü halinde bile faturanın yasal süre içerisinde düzenlenmediğinde bahisle düzenlenmemiş sayılması gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve mahkemenin resen nazara alacağı nedenlerle haksız ,mesnetsiz ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddi gerekmektedir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, "Davacının davalı aleyhine cari hesaba dayalı alacağı olduğu iddiasına dayalı ... ... Esas sayılı dosyasının davalı tarafça yapılan itirazın iptali " istemine ilişkindir.
Talep, cevap, ... Esas sayılı icra takip dosyası, tarafların ticari defterler, cari hesap, Vergi Dairesi, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin yazı cevapları, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen mali müşavir Şeref Akbal'ın bila tarihli raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Mali müşavir Şeref Akbal'ın bila tarihli raporunda özetle;Davalı ticari defterlerini incelenmesi için mahkemeye ibraz etmediği yer bildirmediği bundan dolayı ticari defterleri incelemediğini davacı 2021 Yılı ticari defterleri Açılış ve Kapanış beratlarını yasal süresi içerisinde gelir idaresi başkanlığına bildirdiği takdiri yüce mahkememize ait olmak üzere kendisi lehine delil teşkil ettiği HMK 222 davacının ticari defter kayıtlarında 2020 yılından 2021 yılına alacak devri 76.157,14 TL iken ... ... icra dosyasında 77.414,22 TL olduğu (76.157,14-77.414,22)=1.257,08 TL fark olduğu farkın nedeni 2020 yılından 2021 Yılına devir eden alacak tutarından kaynaklandığı, davacının 2021 yılı ticari defter kayıtları ve 01.01.2021-15.09.2021 tarihleri arası muavin kayıtları sabit olmak üzere: davacı E-defter tuttuğu ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu kendi içerisinde birbirini doğruladığı 2020 Yılından 2021 Yılına 76.157,14 TL davacının alacağı devir ettiği 2021 Yılında 10.771.90 TL bedelli davalıya mal satışı olduğu toplam (76.157,14+10.771,90)=86.929,64 TL bedelli mal satışına karşılık davalının 58.000,00 TL ödemesi olduğu (86.929,64-58.000,00)=28.929,64 TL davalıdan alacaklı göründüğü... icra dosyayı takip tutarı 30.186,72 TL olduğu ticari defter kayıtları ile takip tutarı birbirini doğrulmadığı 2021 yılı ticari defter ile takip tutarı arasında (30.186,72-28.929,64)=1.257,08 TL fark olduğu farkın nedeni 2020 yılından 2021 yılına Devir Eden Cari Hesaptan Doğan Alacağından Kaynaklandığı anlaşıldığı takdiri yüce mahmemeye ait olmak üzere ... 17. İcra Dairesi 2021/12499Takip konusu 30.186,72 TL kısmın 28.929,64 TL kısmını talep edebileceği, yönünde görüş ve kanaat belirtmiştir.
Yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan bilirkişi raporu gözetildiğinde, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden yapılan takibe davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 28.929,64 -TL asıl alacak yönünden takip talebindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Hükmolunan alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 5.785,92 -TL icra-inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Reddedilen alacak tutarı olan 1.257,08 TL’nin 20'si üzerinden hesaplanan 251,41 -TL tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4- Alınması gerekli 1.976,18 TL harçtan peşin alınan 388,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.587,35 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 80,70 TL Başvurma harcı, 388,83 TL Peşin harç, 11,50 TL Vekalet harcı,
Dosya masrafı ve tebligat giderleri 373,75, TL, bilirkişi ücreti 1.200,00 TL, olmak üzere toplam 1.573,75 TL'nin kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.414,01 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre 1186,02 TL'sinin davacıdan 133, 98 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 1.257,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2023
Katip ...
✎ e-imzalıdır
Hakim ...
✎ e-imzalıdır