T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/488 Esas - 2024/325
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/488 Esas
KARAR NO : 2024/325
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili ; taraflar arasında yapılan satış sözleşmesi uyarınca, satışa konu el dedektörlerinin davalı şirkete teslim edildiğini, buna ilişkin taraflarca ıslak imza ile imzalanan 08/11/2019 günlü faturanın mevcut olduğunu, faturada da davalı şirket yetkilisinin "teslim aldım" ibaresi bulunduğunu, bedelin ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına ve davalı aleyhine %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret mahkemesi olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilen dedektörlerin önemli bir kısmının hasarlı olarak müvekkiline teslim edildiğini ve müvekkil şirket tarafından dedektörlerin hasarlı olmaları nedeniyle kullanılamadığını, bu sebeple davacı tarafla iletişime geçildiğini, davacı şirketin de, iade faturası ile taraflarına iade yapılabileceğini belirttiğini, fakat müvekkil şirketin ürünleri adrese kargolayacağı sırada şirketin kapatıldığı bilgisinin verildiğini, davacı şirketin ayıplı ürün teslimi gerçekleştirerek sözleşmede yer alan borcunu gereği gibi yerine getirmediğini, , uzunca bir süre donta takip başlattığını savunarak davanın önce usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava itirazın iptali davası olup, davadaki uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan satım sözleşmesine istinaden davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği ve mal teslimi yapıldığı halde bakiye fatura bedelin ödenmediği iddiasıyla faturaya dayalı yapılan takibe davalının vaki itirazının iptali ve ayrıca teslim edilen malların ayıplı olup olmadığının belirlenmesi konularına ilişkin olduğu anlaşıldı.
Davalı vekilinin icra dairesinin ve mahkememizİn yetkisine yönelik itirazının, sözleşme ilişkisinin inkar edilmemesi ve yapılan ödeme de nazara alınarak, TBK nun 89. Maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, mahkememizin ve icra dairesinin yetkili olduğunun tespitine karar verilmiş ev dava dosyasının esasının incelenmesine geçilmiştir.
Taraf delilleri toplandıktan sonra davacı defterlerinin incelenmesini konu alan ve mahkememizce belirlenen bilirkişi tarafından hazırlanan 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda ve davalı defterlerinin incelenmesini konu alan 24/08/2023 tarihli talimat bilirkişi raporlarında özetle; tarafların 2019 yılında Ticari Defterlerinin Noter Tasdikli, açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yapılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulmuş olduğu, defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacının Ticari defter ve kayıtlarında 50. 358,00 TL Davalıdan Alacaklı olduğu, Davalıya ait Bilirkişi incelemesinde davalının 50.358,00 TL Davacıya Borçlu olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının uyumlu olduğu, mütalaa olunmuştur.
Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde satım konusu malın ayıplı olduğunu ayıp nedeniyle davacının takip ve dava konusu alacağı talep edemeyeceğini savunmuştur.
Eldeki davada davalının ayıba ilişkin savunmasının değerlendirilmesi de gereklidir.
Bu doğrultuda; Öncelikle “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunmas gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., ... 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenleme “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaat etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
6098 s.TBK m. 227'de alıcının ayıp durumunda alıcının hakları sıralanmıştır. Buna göre, “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Eldeki dava, ticari satım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Ticari satımda davacı/satıcının ticari ilişkinin varlığını ve malın teslimini, davalı/alıcının borcu ödediğini ispat etmesi gerekir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesinde malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (2) gün içinde, açıkça belli değil ise alıcı malın teslim aldıktan sonra (8) gün içinde incelemek veya incelettirip mal ayıplı çıkar ise bu süre içinde ayıbı ihbar etmelidir. İhbar ise 6102 sayılı TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılmalıdır.
Olağan muayene ile tespit edilemeyen gizli ayıp bulunduğu hallerde de, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesine göre; (1) alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2)Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Ticari satımlarda TTK 23 madde atfıyla TBK 223 maddesi uygulanacaktır. TBK 225 maddesine göre ağır kusurlu satıcı satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu da ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır.
Dosyada bulunan delil ve yazışmalar dikkate alındığında davalının davacıya ayıp ihbarında bulunduğu ve davacının ayıptan haberdar olduğu tespit edilmiştir
Davalının ayıba yönelik savunmasının değerlendirilmesi için; dava dosyası bir makine müh. Bilirkişiye tevdi edilmiş ve el dedektörlerinin ayıplı olup olmadığı, bu ayıbın açık ayıp veya gizli ayıp olup olmadığı hususunda değerledirme yapılarak TBK 227. M hükmü de irdelenerek hüküm ve denetime elverişli rapor tanzimi istenmiştir.
Makine Mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 23/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu ürünlerin dışarıdan görülmeyen ancak çalışması durumunda tespit edilebilen ve kendisinden beklenen faydayı sağlamayan ürün olarak değerlendirildiği, ürünlerin ayıplı olduğu, kullanımla açığa çıkan bu ayıbın gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, Davaya konu ürünlerin kutu içerisinde olmamasının yanında bel kemerine takılabilen askı kılıfı, şarj edilen 9 voltluk bir pil ve şarj cihazının olmamasından dolayı da ayıplı olduğu ve bunun açık ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamında alınan mali müşavir bilirkişi raporlarında davalının davacıya borçlu olduğuna yönelik tespitler yapılmışsa da makine mühendisinden alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki belirlemelere göre taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu el dedektörlerinin ayıplı olduğu anlaşılmış, davalının davacıya usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunduğu da gözetilmiş ve netice de satıma konu malların ayıplı olması sebebiyle davacının davalıdan takip ve davaya konu bedeli isteyemeyeceği sonucuna varılarak; neticede davanın reddine ve davacının takip yapmakta kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere;
Davanın REDDİNE,
Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine
3-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin alınan 1.013,96 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 586,36 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde YATIRANA İADESİNE,
6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
7-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.560-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; taraf vekillerine yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2024