T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/703 Esas - 2024/596
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/703 Esas
KARAR NO : 2024/596
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2022
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA VE İSTEK :
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalının gazetede yazdığı gazete yazılarında,.... .... ... ... ... ... ihalesinde ortak olduklarını …bunun Kolin hakkındaki yolsuzluk suçlamalarıyla bir ilgisi olduğunu ifade ettiğini, aynı yazılarda geçen iddialarını bir TV kanalında da tekrar edilerek yayıldığını, davalının sözkonusu yazıları sebebiyle; konunun siyasi konuşmalarda da yer aldığını, siyasi kurum ve kişiler inmüvekkilinin de içinde bulunduğu bir rüşvet iddiası olarak konuyu kamuoyunun gündemine getirdiklerini, ayrıca, davalının iddialarının basında haber veya köşe yazılarında alıntı olarak da yer aldığını, davacı şirket tarafından açıklanan yazılar üzerine; davalının çalıştığı Cumhuriyet Gazetesi’ne konuyla ilgili bir açıklama gönderildiğini ve konuyla ilgili gerçek durum ve bilgilerin bu açıklamada ifade edildiğini, davalının yazılarındaki gerçeğe aykırı ve yanıltıcı beyanlarının TTK’nın 54 ve 55 inci maddelerinde düzenlenen haksız rekabet fiili niteliğinde olduğunu, dava konusu ihalenin 30 Ocak 2017 tarihinde yapılmasından sonra ...şirketinin ihaleye katılarak, en uygun teklifi verdiğini ve TCDD ile ...arasında sözleşme imzalandığını, sözkonusu ihalenin konusu işin İslam Kalkınma Bankası Kredisi ile gerçekleştirildiğini, ihale sürecinin de İslam Kalkınma Bankası denetim ve gözetiminde yapıldığını, dolayısıyla, ihalenin hukuka uygun ve rekabet şartları sağlanarak yapılıp yapılmadığı hususunun sadece ihaleyi yapan idare tarafından değil, İslam Kalkınma Bankası tarafından da denetlendiğini, ...ile TCDD arasında sözleşme akdedildikten sonra 01.08.2018 tarihinde müvekkil şirket ile ...arasında, “PROJE SÖZLEŞMESİ” başlıklı alt yüklenicilik sözleşmesinin akdedildiğini, işbu sözleşmenin esası ve konusunun esas itibariyle ...tarafından talep edilen ve bedeli karşılıklı görüşmeler ve serbest iradeyle belirlenen, alt yüklenicilik olduğunu, davacı şirket sıradan bir alt yüklenicilik sözleşmesi akdedildiğini, işin bedelini ihaleden önce verdiğini ve uzun görüşmelerden sonra, işin konusu ve bedeli hususunda ...ile mutabakat sağlandığını, dava konusu yazılarda sözleşmenin uygulanması aşamasında, müvekkil şirket bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bir kısım yükümlülüklerin ifası için Siemens’in yapması gereken işlemlerin yapılmaması nedeni ile müvekkili şirket tarafından ...şirkeine karşı dava açıldığını, müvekkiline bahsettikleri ilişkide alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında fatura konusu hak ediş alacağı olarak ödenen bedellerin bir kısmının kamu görevlilerine bir kısmının da müvekkiline ödenmiş rüşvet gibi ifade edildiğini, davalının hiçbir bilgi ve belgeye dayanmaksızın bir gizli ihbarcının bildirdiğini ifade ederek kamuoyuna gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgilendirme yaptığını, davalının dava konusu yazılarında TTK 54 ve 55.m. Kapsamında müvekkili şirket aleyhine haksız rekabet fiillerini kasıtla işlediğini beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere TTK m. 56 gereğince 1.000.000,00-TL (bir milyon TL) manevi tazminatın davalıdan tahsiline, haksız rekabetin men'ine ve dava konusu yazılar ile sözkonusu yazılara atıf yapılan yazıların ve haberlerin internet ortamından kaldırılmasına; TTK 59.m. gereğince kararın ilan edilmesine; yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA :
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının üç farklı yayın nedeni ile tek bir manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, her bir yayının içeriğinin birbirinden farklı olduğundan, her birinin ayrı bir haksız fiil iddiasına konu olabileceğini, davacı yanın hangi yayında yer alan hangi ibareler için ne miktarda tazminat talep ettiğini açıklamasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili gazetecinin güvenilir kaynağa dayalı olarak haber yapması durumunda yapılan yayının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin yazılarının ...AG uyum düzenleme departmanının raporuna dayalı olduğunu, davacı Kolin firmasının adının, cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak açıkladıkları ...AG Uyum Düzenleme Departmanı Soruşturma Raporunda adının geçmesi nedeniyle dava konusu haberlere konu olduğunu, dava konusu haberlerin yayımlanmasında üstün kamu yararının mevcut olduğunu, sözkonusu yazı ve yayımların bütünüyle halkın devlet yönetimine ilişkin olayları öğrenmeye yönelik üstün çıkarının tesisine yönelik olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
- İstanbul Anadolu 16.İş Mahkemesi'nin 2021/677 Esas sayılı dosyası örneği
- ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/463 Esas sayılı dosyası örneği
-Bilirkişi raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı tarafından yazılan gazete yazıları ve yapılan yayınlar nedeni ile haksız rekabet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyamızda taraf delilleri toplanmış, dava konusu haksız rekabet iddiası iddiası yönünden uzman bilirkişi raporu alınmıştır.
Dosyamıza sunulan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu gazete yazılarında haksız rekabette bulunması gereken haksız fiil unsurunun bulunmadığı, söz konusu yazıların yayınlandığı tarihlerde haber alma ve basın özgürülüğü üstün kamu yararı hukuka uygunluk nedeni bakımından dava dışı bir şirketin iç soruşturmasına dayanması nedeni ile o anda aranması gereken görünürde gerçeğin mevcut olması nedenleri ile haksız rekabetin varlığı ve davacı tarafın uğradığı bir zarar tespit edilemediği mütalaa edilmiştir.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK.nun 24/1 md.sine göre hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. BK.nun 58.md.sine göre de kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilir.
6098 sayılı TBK'nın 57/1 maddesine göre; gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması yada dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı halinde zararın giderilmesini isteyebilir. Buna göre haksız rekabet tazminat talep edilebilmesinin şartı, gerçek olmayan haberin yayılmasından dolayı müşterilerin azalması yada onları kaybetme tehlikesinin bulunmasıdır. Davacı yan tarafından açılan işbu davada dava konusu yazı ve yayınlar nedeni ile davacının müşterilerinin azaldığı yada onları kaybetme tehlikesinin bulunduğuna dair somut herhangi bir delil ve belge dosyamıza sunulmamıştır. Bu nedenle de , haksız rekabet tazminatının talep koşulları oluşmamıştır.
Dosyamızda davacı yan, tüzel kişi tacir olarak kişisel itibarının korunması meşru amacı ile eldeki davayı açmıştır. Açılan davanın kanuni dayanağının ise; Türk Medeni Kanunu 24. maddesi ve Türk Borçlar Kanunu 58. maddesi ile TTK 54-60 maddeleri olduğu tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; Anayasal güvence altında olan basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. Maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı, toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durumda halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olmasıyla olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır, bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinde farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Ne varki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınların da Anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümüyle TMK.nun 24 ve 25. md.lerinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırı da bulunulmaması da yasal bir zorunluluktur.
Öte yandan, basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevi yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken öz ve biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Bu bağlamda, haber veya yayının yapıldığı anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Nitekim, kamuoyunu ilgilendiren ve güncel olan iddiaların sorgulanması, araştırılması ve kamuoyuna aktarılması gazetecilik mesleği ve basın özgürlüğünün kaçınılmaz bir gereğidir. Sözkonusu görevi ifa ederken gazeteciler ve diğer basın mensupları yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde hareket ederek yayın ve haber yapmaları durumunda kendilerine kusur iddiasına dayalı olarak tazmin sorumluluğu yüklenemez. Aksi yönde bir yorum ve kabulün ise; modern demokrasilerde olmazsa olmaz bir ilke olan basın özgürlüğü ilkesinin fiilen ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağından, hukukun genel ilkeleri ve bu ilkeler ile uyumlu evrensel demokratik değerler çerçevesinde kabulü olanaklı değildir. Dava konusu olayda davalının dava konusu haber ve yazıları, dava dışı ...AG firmasının Uyum düzenleme departmanının raporundaki tespitlere dayalı olup görünürdeki gerçeğe uygun niteliktedir. Yine, dava konusu yayın ve haberlerde yer alan ifadeler ve yorumlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kamuoyunu bilgilendirmek ve aydınlatmak amacı ile öz ve biçim arasındaki denge de korunarak sözkonusu soruşturma raporuna dayanılarak olayın haberleştirildiği anlaşılmaktadır. Davalı gazetecinin görünürdeki gerçeğin ötesine geçerek her olayda maddi gerçeğe birebir ve tamamen uygun haber yapmasının beklenilmesi, gazetecilik mesleğinin ifasını ve basın özgürlüğünün gerçekleştirilmesini fiilen imkansız kılar. Dosyamızda davacı yan, davasını TTK 55-60.maddeleri arasındaki düzenlemelerde yer alan haksız rekabet olgusuna dayalı olarak açmış olup TTK 56/1-d.m. gereğince lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için 6098 sayılı TBK'nın 58.maddesindeki koşulların gerçekleştiğinin kanıtlanması zorunludur. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; yerleşik içtihatlarda kabul edilen ilkelere uygun olduğu anlaşılan dava konusu yayın ve haberlerde hukuka aykırılık ve kusur unsuru mevcut olmadığından, davacı tüzel kişiliğin kişilik haklarının ve ticari itibarının zedelendiğinin kabulü hukuken olanaklı değildir.
Kaldı ki; somut olayda haksız rekabet iddiası da sabit olmadığından, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi için yasal koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle; davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm oluşturmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 427,60-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 17.077,50-TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.649,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince maktu 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE,
6-6325 sayılı yasanın 11 ve 13 m.delaletiyle 18/a maddeleri gereğince maktu 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
11/09/2024