T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/289 Esas - 2024/337
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/289 Esas
KARAR NO : 2024/337
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/10/2023
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM:
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesi ile : 08/05/2022 tarihinde; Doğan ATAY’ın sevk ve idaresindeki ancak ...'a ait ... plakalı araç ile İstanbul'dan İzmir istikametine seyir halindeyken gebze otoyolunda sol şeritte yolun ortasında başka bir araçtan fırlayan lastik ön kısımdan aracın altına girerek iş bu kaza meydana geldiğini, İş bu kaza sebebi ile ... plakalı araç hasar gördüğünü, Kaza sonrasında sürücü karakola müracaat ederek ifade vermiş ve olay yerinde yapılan incelemede kazanın söz konusu yerde meydana geldiği yetkililerce de teyit edildiğini, otoyol sorumluluk sahası içerisinde gerekli tedbirleri almayan, saatlerce söz konusu parçayı bulunduğu yerden kaldırmayarak hizmetin gecikmesine ve trafik güvenliğinin zafiyete uğramasına sebebiyet veren davalı idarenin oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu yadsınamaz bir gerçek olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile değer kaybı bedeli olarak (6100 sayılı H.M.K 107 gereği belirsiz alacak davasıdır.) şimdilik 500,00-TL'nin, araç mahrumiyet tazminatı olarak şimdilik 500,00-TL'nin, davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazmini; Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına" karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesi ile : Ankara Tüketici Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu, ,araç sürücüsü tarafından belirtilen hususlara özen gösterilmemesi nedeniyle yaşanan kazalara ilişkin olarak müvekkil şirketin kusurunun varlığından bahsedilebilmesi mümkün olmadığını, Müvekkil Şirket tarafından, Uygulama Sözleşmesi çerçevesinde üstlenilen yükümlülüklere uygun olarak otoyolda düzenli olarak devriye turu atıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemidir.
Davacının tacir olmadığı açık olup bu konuda ayrıca bir tacir araştırması yapılmasına ihtiyaç duyulmamıştır.
Dava dilekçesi ekinde bulunan delillerin incelenmesinde; davacıya ait ... plakalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, göreve ilişkin dava şartı yönünden öncelikle Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK m. 5/1. fıkra hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir.
Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Doktrindeki yerleşik uygulama bu yöndedir.
A- Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
B- Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK 4/1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı m. TTK 19/2 fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
C- Taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari dava kabul edilen davalar kanunda açıkça düzenlenmiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Öte yandan;
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda davacının aracı ile davalının işlettiği ücretli otoyolu kullanması nedeniyle taraflar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre de, görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.
Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115).
Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, dava dilekçesindeki anlatımlar ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının aracının kullanım şeklinin de hususi olduğu nazara alınarak, davacının 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadığı, bilakis davacının tüketici olduğu ve taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmış ve davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davaya bakmaya Ankara Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren tarafların 2 hafta içerisinde müracaatı halinde dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilmesine,
4- Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. md.gereğince bir karar verilmesine,
Dair, dosya üzerinden, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/05/2024